|


SİTE İÇİ KATEGORİLER
Yasal Uyarı:
Bu sitede bulunan konular ve etkinlikler kişisel görüşlerimizdir yüzde yüz doğruluk garantisi verilmez.Yorum farklılıkları olabilir.Bu noktada çıkabilecek sorunlarda sitemiz sorumlu değildir.Sitemizde etkinlik dışı alıntı resim ve konu bölümleri mevcuttur kaynak gösterimi ile ilgili gözden kaçan yada yazılmayan sayfalar için uyarı yapmanızı rica ederiz gerekli düzeltmeler hemen yapılacaktır. Sitemizdeki etkinlik konularının HER HAKKI SAKLIDIR kaynak gösterilerek kullanılması serbest kaynak gösterilmeden ve direk site sayfasının kopyalanarak yayınlanması yasaktır.DİKKAT:Bilgileri bilgisayarınıza indirmek için dosya menüsünden farklı kaydet yaparak kayıt türü metin dosyasını seçerek bilgileri bilgisayarınıza indirebilirsiniz.
ANA SAYFA
7/11/2009 - DÜNYADA GÖRÜLEN BİTKİ ÖRTÜLERİ VE ÖZELLİKLERİ
DÜNYAYI KAPLAYAN ÖRTÜ: BİTKİLER  Dünya Bitki Örtüsü Haritası Dünya üzerindeki iklim tiplerine bağlı olarak bitki örtüsü ekvatordan kutuplara doğru: 1. Geniş yapraklı ormanlar 2. Savanlar 3. Kaktüs 4. Bozkır 5. Maki 6. Orman-çayır 7. İğne yapraklı ormanlar 8. Tayga ormanları 9. Tundra şeklinde sıralanır.  v Her bitkinin kendine has bir iklim özelliği vardır. Başka bir ifadeyle benzer iklim şartlarında benzer bitki türleri görülür.(kutup iklimi hariç) v Farklı bölgedeki iklimin benzerliği tabii bitki örtüsünün benzerliğini kanıtlar. v Yer şekillerinin kısa mesafeler dâhilinde değişmesi bitki örtülerinin de kısa mesafeler dâhilinde değişmesini sağlar. v Bitki örtüleri yeryüzüne dağılışlarında aralıksız kuşaklar oluşturmazlar. v Enlem farkı arttıkça ve farklı enlemlerden oluştukça bitki örtüsü de çeşitlenir. v Bitki örtüsü iklimin bir nedeni değil iklimin bir sonucudur. Yeryüzünde Bitki Örtüsünün Dağılışını Etkileyen Faktörler 1-İklimin Etkisi a)Yağış Faktörü: Yağış bir yerdeki bitki yoğunluğunu yani bitkilerin ot, çalı veya ağaç olmasını ve bunların miktarının az ya da çok olmasını belirler. Her bitkinin istediği su miktarı farklıdır. Yağışlı bölgelerde gür bitki toplulukları görülürken kurak bölgelerde bitki örtüsü seyrekleşir, çöllerde kurakçıl ve seyrek bazı otlara ve çalılara rastlanır. b)Sıcaklık faktörü: Bitkilerin gelişebilmesi için belli bir sıcaklığın olması gerekir. Sıcaklık bir yerdeki bitki türlerini belirler örneğin ağaçların iğne yada geniş yapraklı olmasını belirler. Sıcak orta kuşakta her tür bitki yetişme alanı bulabilirken soğuk kutup bölgelerinde ve yükseklerde düşük sıcaklık şartları nedeniyle bir çok bitkiye rastlanmaz. 2-Yer Şekillerinin Etkisi Dağ sıraları ve dağların uzanışı bitki örtüsünün yayılışını etkiler. Kıyıya paralel uzanan dağlar deniz etkisini iç kesimlere sokmadığı için iç kesimler bitki bakımından fakirleşirken, dağların denize bakan yamaçları daha zengin bitki örtüsüne sahip olur. Yükseklere çıkıldıkça sıcaklıklar azaldığı için bitki örtüsü türü ve yoğunluğu azalır. Belli bir yükseltiden sonra artık bitki yetişmez. Eğimli yamaçlarda gür bitki örtüsü görülür çünkü düz alanlar insanlar tarafından işgal edilmiştir. Bakı bitki örtüsünün yayılışında en önemli faktörlerden birisidir. Güneşe dönük yamaçlar uygun sıcaklık şartları sayesinde hem bitki türü hem de bitki yoğunluğu bakımından daha zengindir. 3-Toprak Faktörü Bitkiler kökleriyle toprakta tutunur ve gıdalarını topraktan alırlar. Bu nedenle yeterli kalınlıkta toprak örtüsü olmayan yerlerde bitkilerde yaşayamaz. Toprağın yapısı; Toprağın yapısı, üzerinde yetişen bitki türünü belirleyebilir. Toprağın dokusu; Toprağın sık ya da gevşek oluşu bitki oluşumunu etkiler 4-Biyotik Faktörler Tarih boyunca insanlar yaşam faaliyetleri nedeniyle çevrelerindeki bitki örtüsünü sürekli değiştirmişlerdir. İnsanların bitki örtüsü üzerindeki etkileri daha çok olumsuz olmuştur. İnsanlar, çeşitli açılardan bitki örtüsü üzerinde etkili olmuştur. Olumsuz etkiler Savaşlar, Tarım alanı açma, Yakacak ihtiyacı, Orman yangınları, Hayvan otlatma, Yol yapımı, Orman alanlarını imara açma, Sanayileşme Olumlu Etkiler Bitki türlerinin yayılması, Bitki türlerinin korunması, Bitki türlerinin geliştirilmesi, Çeşitli hayvan türleri bitkilerin farklı yörelere taşınması sayesinde bitki yayılışına etkide bulunur. Bitkilerin tozlaşmasına katkıları vardır (Meyve bahçelerinde arı bulundurulması) BİTKİ TOPLULUKLARININ COĞRAFİ DAĞILIŞI Ekvatoral yağmur ormanları Amazon Havzası, Senegal’den Gine körfezine kadar olan saha Kongo Havzası, Güneydoğu Asya adaları Muson Ormanları Güneydoğu ve Doğu Asya’da Hindistan, Japonya, Tayland, Vietnam,Endonezya, Doğu Çin, Kore, Avustralya’nın kuzeybatısı, Filipinler, Güneydoğu Afrika Orta Kuşağın Karışık Ormanları Batı Rüzgarları sebebiyle Ilıman Kuşak karalarının batısında görülür (Batı ve K.Batı Avrupa, Amerika’nın batısı). Yurdumuzda ise Karadeniz kıyılarında etkilidir Tayga Ormanları Deniz etkisinden uzak kara içlerinde ve ılıman kuşak karalarının doğu kıyılarında (soğuk su akıntısından dolayı) görülür. Orta ve doğu Avrupa Asya’nın kuzeyi(Sibirya) Kanada ve ABD nin kuzeyinde görülür. Maki Akdeniz’e kıyısı olan ülkeler (Libya, Mısır ve Lübnan hariç. Buralarda görülmeme sebebi yer şekillerinin engebesiz olmasıdır.), Avustralya’nın güneybatısı, G. Afrika Cumhuriyetinde Kap bölgesi, Şili’nin orta kesimleri Kuzey Amerika’da Kaliforniya çevresinde etkilidir. En geniş anlamıyla 30-40 derece enlemleri arasında kıtaların özellikle batı kıyıları

Savan Güney ve Orta Afrika, Sudan,Güney Amerika‘da Brezilya’daVenezüella, Kolombiya, Peru ve Bolivya’da etkilidir. Ekvatoral iklim ile çöl iklimi arasında (10-20° kuzey ve güney enlemleri arasında görülü Bozkır(Step) Sıcak ve ılıman kuşak kara içlerinde görülür. Yurdumuzda İç Anadolu Bölgesinde ve Ergene Bölümünde görülen karasal iklim buna örnektir.
Çayır
Batı Rüzgarları sebebiyle Ilıman Kuşak karalarının batısında görülür (Batı ve K.Batı Avrupa, Amerika’nın batısı). Alpin çayırlar dağların yüksek kesimlerinde görülür Tundra Sibirya, İskandinavya Yarımadasının kuzeyinde, Kanada’nın kuzeyinde, Grönland adasının kıyı kesimleri.Yaklaşık olarak 70-80 enlemleri çevresinde görülür.Güney yarımküredeki etki alanı KYK dekine oranla çok azdır bunun nedeni GYK de okyanusların geniş alan kaplamasıdır. Çöl Bitkileri Kızılkum (Özbekistan), Karakum (Türkmenistan), Gobi (Moğolistan), Taklamakan (Çin) , Arizona (A.B.D) çölleri,Kuzey AfrikaArap yarımadasıAvustralya’nın iç kesimleri
Yeryüzünde Oluşan Bitki Formasyonları Ağaç Formasyonu Ormanların temel unsuru ağaçtır. Ağaçların oluşturduğu topluluklara orman denir. Yağış, sıcaklık ve toprak şartlarının elverişli, yetişme devresinin uzun olduğu her yerde ağaç yetişir. Yağış azlığı, şiddetli buharlaşma ağaç yetişmesine engel olur. Ormanların temel unsurudur. Başlıca Orman Türleri Yaprak biçimine göre: yayvan yapraklı ormanlar, iğne yapraklı ormanlar 1-Ekvatoral Yağmur Ormanları 2-Muson Ormanları 3-Orta Kuşağın Karışık Ormanları 4-Tayga Ormanları Çalı Formasyonu Maki, Garig ve Psödomaki Maki Karakteristik özellikleri, kışın yapraklarını dökmemeleri ve yaz kuraklığına dayanıklı olmak için yaprak, gövde ve kök sistemlerinin su kaybını önleyecek yapıda olmalarıdır. Genelde Akdeniz ikliminin hakim olduğu yerlerde ve orman tahribinin yoğun olduğu sahalarda ince gövdeli, sert, bazen kenarları dikensi, cilalı daimi yeşil yapraklı 2-3 m. boyları olan, çalı görünüşlü ya da ağaççık şeklindeki bitki toplulukları maki formasyonu olarak adlandırılır. Başlıca Maki Türleri
Filarya, Zakkum, Laden, Katırtırnağı, Ardıç Sumak, Harnup (keçi boynuzu), Sandal, Mersin, Kocayemiş, Pırnal Meşesi, Funda, Defne, Menengiç Sakız ağacı,Ilgın, Yabani zeytin,(deli, delice) Garig Garig formasyonu, Akdeniz ikliminin hakim olduğu alanlarda ancak toprak şartlarının daha elverişsiz eğimlerin daha fazla ve yağışların daha az olduğu kesimlerde ayrıca makilerin tahrip olduğu sahalarda görülür.. Bunlar son derece kurakçıl bitki topluluklarıdır. Başlıca türleri kermez meşesi, akçakesme, kekik, adaçayı,laden, katran ardıçı ve gevendir. Psödomaki(Yalancı maki-yalancı çalı) Ormanların tahrip edildiği yerlerde oluşan yalancı çalı türleridir. Kışın yapraklarını dökerler. Ot Formasyonu İklim,toprak ve yer şekilleri gibi şartların ağaç yetişmesine olanak vermediği yerlerde, belirli zamanlarda yağan yağışa veya tamamı toprağın derinliklerine sızmayan suya bağlı olarak yetişen ot cinsinden bitkilerin oluşturduğu topluluktur. Savan Savanlar uzun süre yeşil kalan , gür ve uzun boylu ot topluluklarıdır. Savan bitki örtüsü içinde yer altı sularının yüzeye çıktığı yerlerde ve akarsu boylarında ormanlar görülür. Kurak mevsimin uzun sürdüğü tropikal bölgelerde görülen, tek tük ağaçlar serpili büyük çayırlardan oluşan bitki topluluğu, Güney Afrika'da ve Doğu Afrika'da başlıca bitki topluluğu olan, boyları yer yer iki metreyi bulabilen köksaplı bitkilerden ve buğdaygillerden oluşur. Step(Bozkır) İlkbahar yağışlarıyla yeşeren, yaz başlarında kuruyan küçük boylu ot topluluğudur. Bozkır bitki örtüsü içinde geven , deve dikeni, gelincik, çoban yastığı gibi bitkiler yer almaktadır. Yağışların daha az mevsimler arasındaki sıcaklık farklarının daha fazla olduğu alanlar ot formasyonunun geliştiği sahalardır.
Steplerin bir kısmı doğal olurken bir kısmı da ormanların insanlar tarafından tahribi sonucu ortaya çıkmıştır. (Bu şekilde oluşan bozkıra Antropojen Bozkır denir)İç Anadolunun orta bölümü (Konya ve Ereğli havzaları, Tuz gölü çevreleri) asıl step sahasıdır. Step formasyonunun gelişme gösterdiği bu bölümde yağışlar 250 mm. altına düşer. Bu sahada görülen bitkiler kendilerini kurak şartlara son derece adapte etmişler ve keçe gibi tüylü dikenli, az yapraklıdırlar. Çayır Çayırlar genellikle düz ve taban suyu yüksek olan taban arazilerde teşekkül etmişlerdir. Toprak uzun süre nemli olduğundan bitki örtüleri sık ve yüksek boyludur. Sık ve yüksek boylu olan bitki örtüleri sıkı bir çim kapağı meydana getirerek toprağı sıkıca tutar. Aktif büyüme döneminde yapraklar tüm yüzeyi kapatır. Biçilerek değerlendirilen bu alanlardan elde edilen ot kış aylarında hayvanlara verilir. Alpin Çayırlar Genellikle dağların yüksek kesimlerinde orman örtüsünün üst sınırından sonra ortaya çıkan ot örtüsüdür olarak bilinir. Ülkemizde Alpin çayırlar dağların 2100 m. den sonraki kesimlerde görülmeye başlar. İlkbahar ve yaz mevsimlerinde karların erimesi ile ortaya çıkan bu çayırlar rengarenk açan çiçekleri yanında yer yer de 1 m.'yi bulan uzun boyları ile dikkat çekerler. Tundra Yosun ,ot ve cılız çalılıklardan oluşan bitki örtüsüdür. Tundra, kutba en yakın bitki örtüsüdür. Kuzey ülkelerinde rastlanan, yapısına likenlerin de katıldığı bodur ot toplulukları. Tundralar yılın dörtte üçünden uzun bir süre karlarla örtülü kalır. Bunun için kutup bölgesi dışında yetişen bazı ağaçlara burada ancak bodur çalılar halinde rastlanır. Kutup söğüdü ve bodur huş bunlara misal verilebilir. Hakim bitki topluluklarını karayosunları ve likenler (Ren geyiği likenleri vs.) meydana getirir.
|
|
Yorum (26) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
13/9/2009 - İÇ KUVVETLER OROJENEZ,EPİROJENEZ
YERŞEKİLLERİNİN OLUŞUMU Yer şekilleri iç ve dış kuvvetlerin ortak etkisiyle meydana gelmişlerdir. İç kuvvetler yeryüzü şekillerini oluştururken yapıcıdırlar, dış kuvvetler ise bu şekilleri ortadan kaldırmaya çalışan yıkıcı kuvvetlerdir. İÇ KUVVETLER Enerjisini yerin derinliklerinden alan (magmadan) ve yeryüzünün şekillenmesine olumlu yönde etkiye sahip olan kuvvetlerdir. İç kuvvetlerin oluşturduğu hareketlerin bütününe tektonik hareketler denir. 1. Orojenez 2. Epirojenez 3. Seizma(Depremler) 4. Volkanizma
DAĞ OLUŞUMU (OROJENEZ) HAREKETLERİ: a) Kıvrım Dağlar (Genç Dağlar) Dış kuvvetler yeryüzünü aşındırır. Aşındırılan parçalar denizlerde ve deniz kıyılarında birikir. Bu birikim alanlarına jeosenklinal alan denir. Binlerce metre kalınlıktaki bu tortul tabakalar yerkabuğu hareketleri ile yan basınca uğrar ve kıvrılarak su yüzeyine çıkar. Bu kıvrımların yüksek kısımlarına yani sıradağlara “Antiklinal”, çanak şeklindeki çukur yerlere ise “Senklinal” denir.
I. Jeolojik Zamanda oluşanlara Eski Kıvrımlar, III. Jeolojik Zamanda oluşanlara ise Genç Kıvrımlar denir.  Ülkemizde Yıldız Dağları, K. Anadolu Dağları, Karasu–Aras Dağları ve Toroslar ile Ergene Havzası, İç Anadolu Düzlükleri kıvrılma sonucunda meydana gelmiştir. Dünya'mız oluşumundan beri üç büyük orojenez, yani dağ oluşumuna sahne olmuştur.  I. Jeolojik Zamanda Kaledoniyen dağ oluşumu sırasında İskoçya ve Norveç'teki dağlar, 1. Jeolojik Zamanın sonlarına doğru gerçekleşen dağ oluşum sürecinde Appalaşlar, Urallar ve Orta Ren Dağları, III. Jeolojik Zamandaki son dağ oluşumunda ise Alpler, Andlar, Kayalık Dağları ve Himalayalar ortaya çıkmıştır. b)Kırılma İle Dağ Oluşumu Eski kara parçaları ve eski kıtalar yan basınçlar etkisiyle kırılmayacak şekilde sertse bunlar kırılır. Bu kırık hattına fay denir. İki fay arasında oluşan yükseltilere Horst, çukurlara ise Graben denir.  Ülkemizde Biga, Kaz, Mandra, Yunt, Menteşe, Aydın, Bozdağlar, birer Horst, Menderes Ovaları, Gediz Ovası, Bakırçay ve Hatay çukurluğu birer Grabendir.
 Kırık hatları yeryüzünün zayıf yerleri olduğu için deprem, volkanizma ve kaplıcalar bu fay hatları boyunca uzanırlar. Dünyanın en uzun grabeni Hatay’dan başlayarak güneye doğru Suriye, Lut Gölü, Kızıldeniz’den geçen D. Afrika’ya kadar uzanan çöküntü alanıdır.Dünya üzerindeki başlıca kıvrım dağları III. Zamanda oluşmuş Alp-Himalaya kıvrımları ile Amerika kıtasının batısındaki Kayalık ve And dağlarıdır. 
Dünyada kıvrım dağ sıraları Türkiye’deki dağların büyük bir kısmı III. zamanda Alp-Himalaya kıvrımları ile oluşmuştur. Bunlar kuzeyde Kuzey Anadolu Dağları ve güneyde Toros Dağlarıdır. Kısacası Orojenez sonucunda; Kıvrım dağları, Horst-Grabenler ve fay hatları oluşmuştur.
KITA OLUŞUMU (EPİROJENEZ) HAREKETLERİ Geniş yerkabuğu parçalarının yükselmesi ya da çökmesi şeklindeki yer hareketine epirojenez denir.
 Bu hareketler sonucunda kara ve deniz dağılışında büyük ölçüde değişebilir.Alçak alanları deniz basar. Deniz ilerlemesi :Transgresyon veya deniz dipleri yükselerek kara haline geçer.

Deniz gerilemesi:Regrasyon
 Epirojenez de tabakaların durumu bozulmaz.Uzak sahalarda yükselmeler,alçalmalar olur.Epirojenez yerkabuğunun yaylanması olarak ta adlandırılır.Epirojenik hareketler yerkabuğunun izostatik dengesinin bozulması ile meydana gelir.
İzostatik denge: Katı haldeki yer kabuğunun sıvı haldeki Manto üzerinde batmadan kalabilmesine denir. İzostatik Dengeyi Bozan Faktörler: 1. Karalarda aşınmanın, denizlerde birikmenin fazla olması, 2. İklim değişmeleri, 3. Dağ oluşumu hareketleri 4. Volkanizma ve Yan basınçlar Epirojenez yer yüzünü en uzun sürede şekillendiren iç kuvvettir. Epirojenez sonucunda; Epirojenez yeryüzünü en uzun zaman içinde şekillendiren kuvvettir. Ülkemizde Karadeniz ve Akdeniz Havzalarının çökmesi, Toroslar,K.Anadolu ve Batı Anadolu dağlarının yükselmesi, Ergene ve Adana havzalarının(Çukurova) tortulanma alanı haline gelerek çökmesi epirojenez sonucudur.
Türkiye 3.zaman sonu 4. zaman başında epirojenik olarak toptan yükselmiştir. Dünya üzerinde ise İskandinavya yarımadası yükselirken , Almanya ve Hollanda çökmektedir. Deniz ilerlemesinin görüldüğü yerde akarsuyun ağız kısmı deniz suları altında kalır. Akarsuyun enerji potansiyeli azalır ve biriktirme yapar. Deniz gerilesi var ise akarsuyun yatak eğimi artar ve aşındırma gücü artar.Eğer bir yerde akarsu vadisi deniz içinde de devam ediyorsa; deniz ilerlemesinden bahsedilebilir. Kıyı şekilleri yüksekte veya kara içlerinde kalmış ise deniz gerilemesi olmuştur.
Ayrıntılı notlar için TIKLAYINIZ Link 2
Deprem ve Volkanizma için TIKLAYINIZ
|
|
Yorum (53) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
11/9/2009 - YER KABUĞUNUN YAPISI,JEOLOJİK ZAMANLAR,YERKABUĞUNU OLUŞTURAN TAŞLAR
YER KABUĞUNUN YAPISI VE JEOLOJİK ZAMANLAR, YERKÜRE’NİN YAPISI Yeryuvarlağı, iç içe kürelerden meydana gelmiştir. Bunlara geosfer adı verilir. Geosferlerin yoğunlukları ve bileşimleri birbirinden farklıdır. A. YERKABUĞU

Litosfer ya da taşküre olarak da adlandırılır. Yerküre’nin en hafif ve en ince tabakasıdır. Yeryüzünden itibaren ortalama 33 km derinliğe kadar uzanır. Yerkabuğu, bileşimleri ve yoğunlukları birbirinden farklı iki tabakadan oluşur. 1. Granitik Kabuk (Sial) Bileşiminde silisyum ve alüminyum olduğundan bu ismi almıştır. Yoğunluğu 2,7 – 2,8 gr/cm3 tür. Katı halde bulunur. Kalınlığı okyanus tabanlarında az iken, kıta tabanlarında fazladır.
 2. Bazaltik Kabuk (Sima) Bileşiminde silisyum ve mağnezyum olduğundan bu ismi almıştır. Yoğunluğu 3 gr/cm3 dolayındadır. Sial’in tersine okyanus tabanlarında kalınlaşır, kıta tabanlarında incelir. B. MANTO Yer çekirdeğinin örtüsü durumunda olduğundan bu ad verilmiştir. Astenosfer adı da verilir. Yerküre’nin yaklaşık 33 km ile 2900 km derinlikleri arasında yer alır. Yoğunluğu yerkabuğuna oranla daha fazladır. (5 – 6 gr/cm3) Mantonun üst kısmındaki maddeler plastik özelliği gösterir. Sıvı haldeki manto malzemesine mağma denir. Mağma adı verilen akışkan manto volkan, deprem gibi olayların oluşmasına neden olan bir tabakadır. Mantonun sıcaklığı 1200 °C yi bulmaktadır. Manto, yeryuvarlağı hacminin % 80'ini kaplamaktadır. C. ÇEKİRDEK En kalın ve ağır olan katmandır. Barisfer adı da verilir. Mantonun altında başlar ve Dünya’nın merkezine kadar uzanır. Kalınlığı 3478 km dir. Yoğunluğu 10 gr/cm3 olan ve sıvı halde bulunan üst kısmına dış çekirdek denir. Bunun altında, yoğunluğu 13gr/cm3 olan ve katı halde bulunan iç çekirdek vardır. Dünya’nın merkezinde sıcaklık 4500 – 5000 °C yi bulmaktadır. JEOLOJİK ZAMANLAR 
1)İlk Zaman (prekambriyen)
İlk canlı algler oluşmuştur.
 Algler
En eski kıvrımlarla kıta çekirdekleri oluşmuştur. 2) I. Zaman (paleozoik)
Yer kabuğundaki şiddetli kırılma ve kıvrılmalarla kıta çekirdekleri büyümüştür. Sıcak ve bol yağışlı iklim döneminde gür bitki toplulukları oluşmuştur. 
Taş Kömürü Taşkömürü yatakları oluşmuştur. Hersinyan ve Kaledoniyen kıvrımları oluştu. 3) II. Zaman (Mezezoik):
Durgunluk dönemidir. Büyük oranda tortulaşma olmuştur. Alp orojenezine hazırlık dönemidir. Yerkabuğunun kırıklarla parçalanarak ayrı kıtalara bölünmeye başlamıştır.. Dinozorların bu dönemde (jura)ortaya çıkmıştır.
4) III. Zaman (Neozoik-Tersiyer)
Şiddetli yer kabuğu hareketleri olmuştur. Atlas ve Hint Okyanusları oluşmuştur.
 Petrol, linyit, tuz ve bor yatakları oluşmuştur.
 Linyit Tuz Bor Petrol Alp-Himalaya kıvrım dağları oluşmuştur. Ülkemizde Toroslar ve Karadeniz dağları...

5)IV. Zaman (Antropozoik) iki dönemden oluşur.
a)Buzul çağı : Özellikle Kuzey Yarım Kürede şiddetli soğuma görülür. Bunun etkisiyle Batı Avrupa, İskandinavya ve Kanada gibi karalar buzullar altında kalmıştır. b)Buzul çağı sonrası dönem: İstanbul –Çanakkale boğazları oluşmuştur. 
Egeid karası çökmüştür. İnsan yaratılmıştır. Not: Jeolojik devirlerle ilgili bilgiler fosillerin incelenmesiyle elde edilir. Ayrıntılı notlar için tıklayınız.
Konunun devamı taşlar ve özellikleri için tıklayınız.
|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
9/9/2009 - DÜNYADA GÖRÜLEN İKLİM ÇEŞİTLERİ
YERYÜZÜNDEKİ BAŞLICA İKLİM TİPLERİ ve TABİİ BİTKİ ÖRTÜSÜ
İKLİM TİPLERİ  Dünya'nın hemen her bölgesinin kendine özgü bir iklimi bulunmaktadır. Ancak, benzer iklim kuşaklarına sahip alanlar büyük iklim kuşakları oluştururlar. Yüzlerce km2 lik sahaları etkileyen büyük iklim gruplarına makroklima adı verilmektedir. Bununla birlikte, makro klima alanlarında bazen öyle yerler vardır ki, buralarda görülen iklim özellikleri içinde bulundukları kuşaktan tamamen farklıdır. Makro klimalar içerisinde bölgesel farklılıklar gösteren, özel koşullu küçük iklim alanlarına da mikroklima denilmektedir. İklimler sıcak, ılıman ve soğuk olmak üzere üç guruba ayrılabilir. İklimlerin sınıflandırılmasında sıcaklık, yağış miktarı, yağış rejimi ve yağış - buharlaşma ilişkisi gibi ölçütler kullanılır. Şimdi, yeryüzündeki büyük iklimleri, bu iklimlerin özelliklerini ve bu iklimlere uyum sağlamış bitki örtülerini inceleyelim.
A. SICAK İKLİMLER 1. Ekvatoral İklim
 Þ Yıllık sıcaklık ortalaması 25 °C ’nin üstündedir. Yıllık ve günlük sıcaklık farkı en az olan iklimdir (1–2 °C civarında). Bu durumun nedeni Güneş ışınlarının bütün yıl dike yakın açıyla düşmesi ve nemliliğin fazla olmasıdır. Þ Ekvator çevresinde 0˚ ve 10˚ enlemleri arasında görülür. Ekvatoral iklim, Amazon ve Kongo havzalarının büyük bir kesiminde, Gine Körfezi kıyılarına yakın bölgelerde, Endonezya ve Malezya’nın büyük bir bölümünde etkili olmaktadır. Þ Her mevsim düzenli yağış alır. Fakat en fazla yağış güneş ışınlarının Ekvatora dik geldiği tarihlerde (21 M - 23 E) görülür. Buharlaşma arttığı için. Yağışlar oluşum bakımından Konveksiyonel yağışlarına örnektir. Yıllık yağış miktarı 2000 mm‘nin üstündedir. Þ Bitki örtüsü bütün yıl yeşil kalan sık ve uzun boylu yağmur ormanlarıdır. Yağışların fazla olması ve yüksek sıcaklık kimyasal çözülmeyi artırmıştır. Topraklar fazla yıkandığı için verimi düşüktür ve kırmızı renkli Laterit topraklarıdır. 2. Tropikal İklim (Subtropikal - Savan)  Þ 10˚-30˚ kuzey ve güney enlemlerinde görülür. Tropikal iklim, Sudan, Çad, Nijerya, Mali, Moritanya, Brezilya, Venezuela, Kolombiya, Peru ve Bolivya gibi ülkelerde etkili olmaktadır. Þ Sıcaklık ortalaması bütün yıl 20 °C’nin üstündedir. Bu iklim bölgesinde güneş ışınları yılda iki kez dik açıyla düşer. Þ Güneş ışınlarının dik geldiği yaz dönemi Konveksiyonel yağışlı, kışlar kuraktır. Yıllık yağış miktarı 1000–1200 mm arasındadır. Þ Bitki örtüsü savan adı verilen otsu bitkilerden ve yer yer akasya ve baobap ağaçlarından oluşur. Savanlar uzun süre yeşil kalan, gür ve uzun boylu ot topluluklarıdır. Savan bitki örtüsü içinde yeraltı sularının yüzeye çıktığı yerlerde ve akarsu boylarında Galeri ormanları görülür.
3. Muson İklimi:
Þ Yıllık basınç farkına bağlı olarak oluşur.Güney Hindistan, Güney Çin, Güneydoğu Asya, Japonya ve Mançurya gibi bölgelerde görülür. Bu alanlar Muson rüzgârlarının etkisi altındadır. Þ Yıllık ortalama sıcaklık 15 – 20°C dir. Yıllık sıcaklık farkı 10°C civarındadır. Alçak enlemlerde sıcaklık yüksektir. Kuzeye doğru kışlar daha sert geçer. Þ Muson rüzgârlarının esme yönüne paralel olarak yazlar yağışlı kışlar kurak geçer. Yıllık yağışların % 85'i yaz aylarında düşer.Yıllık yağış miktarı ortalama 1000 -1500 mm civarındadır. Kıyı bölgeleri ve dağların denize bakan yamaçlarında yağış miktarı artar. Örneğin Hindistan’ın kuzey doğusunda yer alan Çerapunçi 12000 mm yağış ile dünyanın en fazla yağış alan yeridir. Þ Kıyı kesimlerinde kışın yaprağını döken ormanlar, kuzeye doğru ise savanlar görülür. Muson ormanlarının tipik ağacı teak ağacıdır. 4. Çöl İklimi (Sıcak ve Kurak İklim) Þ Dönenceler civarında kıta içlerinde etrafı dağlarla çevrili çukur alanlarda görülür. Afrika’da B. Sahra, Ortadoğu’da Necef, Asya’da Gobi, Taklamakan, Avustralya’da Gobbon ve Gibson, Güney Afrika’da Kalahari ve Namib, Güney Amerika’da Patagonya, Atacama ve Peru yeryüzündeki başlıca çöl alanlarıdır. Þ Gece ile gündüz arasında sıcaklık farkları çok fazladır. Günlük sıcaklık farkının 50°C yi bulduğu zamanlar olmaktadır. Çöllerdeki nem yetersizliği, günlük sıcaklık farkının büyümesine zemin hazırlamıştır. Þ Yağışlar yok denecek kadar azdır( Epizodik). Yıllık yağış miktarı genellikle 100mm’ den azdır. Þ Doğal bitki örtüsü bazı kurakçıl otlar ve kaktüs gibi bitkileridir. Bitki örtüsü çok zayıftır. Susuzluğa dayanıklı bitki türleri görülür.
B. ILIMAN İKLİMLER 1. Akdeniz İklimi
 Þ Akdeniz’e kıyısı olan ülkeler, Avustralya’nın güneybatısı, G. Afrika Cumhuriyetinde Kap bölgesi, Şili’nin orta kesimleri ve Kuzey Amerika’da Kaliforniya çevresinde etkilidir. Türkiye de genel olarak bu iklim kuşağının etkisi altındadır. Þ Yıllık ortalama 18°C’dir. En sıcak ay ortalaması 28–30°C, en soğuk ay ortalaması 8–10 °C’dir. Þ Yıllık yağış miktarı yükseltiye göre değişir. Ortalama 600–1000 mm arasındadır. Yaz ayları kurak kış ayları yağışlıdır.Yaz sıcaklığı güneş ışınlarının düşme açısına, kuraklık ise alçalıcı hava hareketlerine bağlıdır. Kıyı kesimlerde ılıman geçen kışlar iç kesimlere doğru sertleşir. Kar yağışı ve don olayı çok ender görülür. Kışın görülen yağışlar cephesel kökenlidir. Cephesel yağışlar en fazla bu ikimde görülür. Þ Karakteristik bitki örtüsü, kızılçam ormanlarının tahrip edilmesiyle ortaya çıkan makilerdir. Makiler, sürekli yeşil kalabilen, kısa boylu, sert yapraklı, kuraklığa dayanabilen, çalımsı bodur bitkilerdir. Akdeniz ikliminde yağışın az çok yeterli olduğu orta yükseklikteki yamaçlarda iğne yapraklı ağaçlardan oluşan ormanlar (Kızılçam, sarıçam, karaçam ormanları gibi) yer alır.
2. Okyanusal İklim:
 Þ Genel olarak, 30° - 60° enlemleri arasında, karaların batı kıyılarında görülür. Okyanusal iklim Batı Avrupa, Batı Kanada ve Güney Alaska kıyılarında, Güney Şili, Avustralya’nın kuzeydoğusu ve Yeni Zelanda’da etkili olmaktadır.( Türkiye’de Doğu Karadeniz Kıyıları.) Þ En sıcak ay ortalaması 24–25 °C, en soğuk ay ortalaması 5-6 °C dir. Yıllık ortalama 13–15 °C dir. Kıtaların batı kıyılarındaki sıcak su akıntıları ve nemli batı rüzgârları iklimin oluşumunda önemli rol oynarlar. Yıllık sıcaklık farkları 10–15˚ ‘yi geçmez. Her mevsim yağışlıdır. Nemlilik fazla olduğu için yıllık yağış miktarı 1500 mm civarındadır En fazla yağış Sonbaharda, en az yağış ilkbaharda görülür. Yağış oluşumu yamaç yağışı şeklindedir. Þ Bitki örtüsü kışın yaprağını döken yayvan yapraklı ormanlardır. Ormanların tahrip edildiği yerlerde çayırlar bulunur.
3. Karasal İklim:
Þ Genel olarak, 30° - 65° enlemleri arasında, karaların deniz etkisinden uzak iç kısımlarında ve kıtaların doğu kıyılarında görülmektedir. Karasal iklim, Sibirya, Kanada ve Doğu Avrupa’da geniş bir yayılış sahasına sahiptir. Þ En soğuk ay ortalaması –10 °C civarındadır. Bazı günler –40 °C ye kadar sıcaklığın düştüğü de gözlenebilmektedir. Yıllık sıcaklık ortalaması 0–10 °C dır. En sıcak ay ortalaması 20 °C civarındadır. Kışlar çok soğuk geçer ve uzun sürer. Yazlar ise sıcaktır. Yıllık sıcaklık ortalaması 0 – 10°C arasında değişir. Yıllık sıcaklık farkı 20 – 40°C dır. Kar ortalama 80–90 gün toprak üstünde kalır. Denizden uzaklaşıldıkça ve kutba doğru gidildikçe sıcaklıklar çok düşer. Dünyanın kışları en soğuk ve yıllık sıcaklık farkının en fazla olduğu bölgeleri bu iklim alanının denizlerden uzak ve daha kuzeyde olan iç kesimleri ile yüksek kesimlerdir. Þ Yıllık yağış miktarı 500 – 600 mm dolayındadır. En fazla yağış yazın, en az yağış kışın düşer. Kış yağışları daha çok kar şeklindedir. Þ Tabii bitki örtüsü iğne yapraklı ormanlardır. Yağışın azaldığı kesimlerde de bozkırlar (step) görülür. Sibirya ve Kanada da iğne yapraklı ormanlara tayga ormanları adı verilir. Kıyıya yakın olan daha ılıman kesimlerde yayvan ve iğne yapraklı ormanlar yaygındır. Kışların çok soğuk geçtiği iç ve yüksek kesimlerde soğuğa dayanıklı iğne yapraklılar geniş yer kaplar. Yüksek kesimlerde üstünde alpin kat denilen dağ çayırları yer alır.
4. Step İklimi (Yarıkurak İklim) Step iklimi, bir geçiş iklimi özelliği gösterir. Üç gruba ayrılır; a.Tropikal Step İklimi: Savan ikliminden çöl iklimine geçiş alanlarında görülür. b.Subtropikal Step İklimi:Çöl ikliminden Akdeniz iklimine geçiş alanlarında görülür. c.Orta Kuşak Step İklimi: 30° - 50° önlemlerindeki çöller etrafında ve Akdeniz ikliminden karasal iklime geçiş alanlarında görülür.
Þ Step iklimlerinde yıllık ortalama sıcaklık 10° - 12°C, sıcaklık farkı ise 15 - 30°C’dir. Yıllık yağış miktarı 300 - 500 mm’dir. Step iklimlerinde en fazla yağış ilkbaharda ve yazın düşmektedir. Tabi bitki örtüsü yağışlı mevsimde yeşeren, kurak mevsimde sararan step (bozkır)’tir. Þ İnsanlar tarafından ağaç kesilerek, yakılarak ormanların ortadan kaldırılması sonucunda oluşan bozkırlara antropojen bozkır denir. Bu tür bozkırlar, ormanların tahrip edilmesi sonucunda ortaya çıktığından yer yer orman ağacı topluluklarına rastlanır.
C. SOĞUK İKLİMLER
1. Tundra İklimi (Kutup altı İklimi)
 Þ İskandinavya Yarımadasıyla, Kanada’nın kuzeyinde, Sibirya’ da ve Grönland Adası’nın kıyı kesimlerinde görülür. Þ En sıcak ay ortalaması 10 °C yi geçmez. Kışın sıcaklık –30, -40 °C'lere kadar iner. Toprak yılın büyük bir kesiminde donmuş haldedir. Kışlar çok soğuktur. Sadece yazın sıcaklığın artması ile toprağın üst kısmındaki buzlar erir ve bataklıklar oluşur.Yıllık yağış miktarı 200–250 mm civarındadır. Þ Bitki örtüsü yosun ot ve cılız çalılıklardan oluşan Tundra bitki örtüsüdür. Düşük sıcaklıklara dayanabilen otlar çalılar ve yosunlardan oluşur.
2. Kutup İklimi
 Þ Dünyanın sürekli olarak karlar ve buzlarla kaplı olan kutup bölgelerinde görülen iklim tipidir. Kuzey Kutbu çevresinde Grönland Adası’nın iç kısımlarında ve Antarktika’da etkilidir. Þ Sıcaklık ortalaması bütün yıl boyunca 0°C nin altındadır. Sıcaklık, çoğu zaman -40°C ye, hatta daha altına iner. Þ Yıllık sıcaklık farkı 30°C dolaylarındadır. Güneşlenme süresi çok uzun olmasına rağmen sıcaklık yükselemez. Çünkü güneş ışınları yıl boyunca bu bölgelere eğik açılarla gelir. Þ Sıcaklık düşük olduğundan buharlaşma ile atmosfere karışan nem azdır. Dolayısıyla yağışlar son derece az ve her zaman kar şeklindedir. Ortalama yağış yıllık Þ 200mm civarındadır. Bu sebeple kutup iklimine soğuk çöl iklimi de denir.Zemin buzlarla kaplı olduğu için bitki örtüsü yoktur.
KONUYLA İLGİLİ NOTLARI İNDİRMEK İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNKE TIKLAYINIZ.
|
|
Yorum (189) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
3/9/2009 - LİSE 1. SINIFLAR HARİTA BİLGİSİ VE ÖLÇEKLER
HARİTA BİLGİSİ İstanbul’da okuyan bir grup üniversite öğrencisi memleketlerine gitmek istiyor. Bu öğrenciler Türkiye’nin değişik bölgelerinde ikamet etmektedir. Öğrenciler memleketlerine aynı ulaşım araçlarını kullanarak gidebilirler mi? Şüphesiz her öğrenci kendi memleketine gitmek için en uygun aracı seçecektir. Örneğin Kahramanmaraş’a gitmek isteyen bir öğrenci gemiyle doğrudan memleketine ulaşamaz. Fakat Yalova’ya gitmek isteyen bir öğrenci için en uygun ulaşım aracı feribottur. Yukarıdaki örnekte görüldüğü gibi her öğrenci amacına ulaşmak için uygun ulaşım türünü seçer. Harita çizimi yapılırken de kullanış amacına en uygun yöntem seçilir.Şimdi harita çizim yöntemlerini birlikte öğrenelim. Yeryüzünün tamamının ya da bir bölümünün kuşbakışı görünümünün, belli bir ölçeğe göre küçültülerek bir düzlem üzerine aktarılmasına Harita denir. PROJEKSİYON TİPLERİ Üzerine bir harita çizilmesi mümkün olacak şekilde paralel ve meridyen ağının perspektif esaslara uygun olarak bir kağıda çizilmesine projeksiyon denir. Projeksiyon yöntemleri, yuvarlak olan yeryüzünün tamamını veya bir görümünü en az hata ile düzlem üzerine aktarma amacıyla geliştirilmiş yöntemlerdir. Üzerinde coğrafî koordinatların belirgin olarak gösterildiği ve merkezinde bir ışık kaynağı olan bir model küre düşünelim. Işık küre üzerinde bulunan paralel ve meridyenleri yansıtır. Yansıyan paralel ve meridyen gölgeleri model küre üzerine geçirilen koni veya etrafına sarılan silindir ya da küreye teğet olarak tutulan düzlem üzerine düşer. Böylece coğrafî koordinatlar bir düzleme aktarılır. Küresel yüzeyin düzleme aktarılması sırasında ortaya çıkan bozulmalar şunlardır; 1. Açılardaki değişmeler (paralel ve meridyen ağı) 2. Alanlardaki değişmeler (yüz ölçüm) 3. Uzunluklardaki değişmeler, 4. Şekillerdeki değişmeler, 5. Yönlerdeki değişmeler, Haritalardaki hataları ortadan kaldırmak mümkün değildir. Ancak projeksiyon yöntemleri ile en aza indirilebilir. Konik Projeksiyon Kürenin çevresine koni şeklinde bir kâğıt sarılmasıyla oluşturulur.Bu yöntemle çizilmiş haritalarda şekiller bozulur ama alanlar korunur.Orta enlemler ve çevresindeki bölgelerin çiziminde kullanılır.
Düzlem Projeksiyon Bir düzlemin kutup noktasına teğet olarak geçirilmesiyle oluşturulan bu çizimde kenar uzunlukları korunur.Bu yöntem daha çok dar alanların ve büyük ölçekli haritaların çiziminde kullanılır.
 Silindirik Projeksiyon
Bir kürenin çevresine silindir şeklinde bir kâğıt sarılmasıyla oluşturulur. Ekvator’dan kutuplara gidildikçe alan bozulmaları görülür ve şekiller büyür. Bu yöntem daha çok deniz ve hava ulaşımında yararlanılan haritaların hazırlanmasında kullanılır.
HARİTALARDAKİ BOZULMALAR
Ekvator’dan kutuplara doğru gidildikçe haritalarda bozulmalar artar. Bunun nedeni kutuplara yaklaştıkça küreselliğin artmasıdır. Bozulma oranı haritası çizilen alanın büyüklüğü ile doğru orantılı olarak artar. Bunun nedeni gösterilen alanın büyümesi oranında küreselliğin belirginleşmesidir. Gerçeğe yakın haritalar ancak model küreler üzerinde gösterilir. Doğru yapıldığı takdirde küreler üzerinde, Dünya’ya ait uzaklık ve yönleri ölçülü bir şekilde gösterilir. Bununla beraber kürelerin bazı olumsuz yönleri de vardır. 1. Kürelerin bir bakışta sadece bir yüzünü görmek mümkündür. 2. Detay göstermek istenildiğinde büyük ebatta yapılması gerekir. Bu defa taşınması güçleşir. 3. Kavisli küre yüzeyi üzerinde ölçüm yapma güçtür. 4. Kürelerin maliyeti pahalıdır. Düzlem üzerindeki haritaların kürelere göre taşıma, koruma baskı yapma ve ölçme gibi kolaylıkları bulunmaktadır. HARİTA ÇİZİM YÖNTEMLERİ 1-İzohips (Eş Yükselti Eğrisi) Yöntemi Yeryüzünde deniz seviyesine göre aynı yükseltiye sahip olan noktaların birleştirilmesi ile elde edilen kapalı eğrilerle gösterilir. Bu eğrilere izohips (Eşyükselti) eğrileri denir. En sık kullanılan yöntemdir. Eğrilerin sık ya da seyrek olması yüzey şekilleri hakkında bilgi verir. Deniz seviyesine göre aynı derinlikteki noktaların birleştirilmesi ile oluşturulan eğrilere ise izobat (eş derinlik) denir. Kıyı çizgisi, izohips ile izobatların kesişme noktalarıdır. İzohips yöntemi haritalarda yer şekillerini gösterme yöntemlerinden en yaygın olanıdır.  2-Kabartma Yöntemi
Yer şekillerinin gerçeğe uygun kabartmaları yapılır ve boyanır. Bu haritalarda yatay mesafeyi gösteren ölçek yanında dikey mesafeyi gösteren ikinci ölçek vardır. Bu haritalar yer şekillerinin üç boyutlu ve gerçeğe en uygun olarak gösterilmesini sağlar. Taşınması güç ve maliyeti yüksek olduğu için çok kullanılan bir yöntem değildir. 
3-Renklendirme Yöntemi İzohips yöntemi ile çizilen haritalarda yükselti basamaklarını daha iyi gösterebilmek için, deniz seviyesinden itibaren her yükselti basamağı belli bir renk ile gösterilir. Buna göre: 1. 0 metrenin altı; Koyu yeşil 2. 0 – 200 m arası; yeşil, 3. 200 – 500 m arası; açık yeşil 4. 500 – 1000 m arası; sarı 5. 1000 – 1500 m arası; turuncu 6. 1500 – 2000 m arası; açık kahverengi, 7. 2000 m üzeri; kahverenginin koyulaşan tonlarıyla gösterilir. 8. Kahverengi üzerindeki beyaz renkler kalıcı kar ve buzulları gösterir. 9. Denizler ise derinliği arttıkça mavinin koyulaşan tonları ile gösterilir.

4-Tarama Yöntemi
Fazla kullanılmayan bir yöntemdir. Çizgiler eğime paralel olarak uzanır ve yükselti basamaklarını gösterir. Eğimin fazla olduğu yerlerde çizgiler kısa, sık ve kalın uzanır. Eğimin azaldığı yerlerde ise çizgiler ince, uzun ve seyrek uzanırlar. Tarama yöntemiyle çizilen haritalar yüzey şekilleri hakkında genel bir fikir verir.
 5-Gölgelendirme Yöntemi
Haritası çizilen arazinin sol üst köşesinden 45° eğimli bir ışık geldiği varsayılarak yüzey şekilleri gösterilir. Işık alan ve düzlük yerler aydınlık olarak gösterilir. Gölgede kalan yerler siyaha boyanır. Böylece yeryüzü şekillerinin uzanış ve biçimleri gösterilmeye çalışılır. Bu yöntemde yükselti basamakları bulunmadığından, yükseltileri tespit etmek ve profil çıkarmak olanaksızdır. Bu nedenle gölgelendirme yöntemi modern haritacılıkta yardımcı bir yöntem olarak kullanılır.

KULLANIM AMAÇLARINA GÖRE HARİTALAR:
Her haritanın hazırlanış amacı farklıdır. Değişik özellikler dikkate alınarak hazırlanan haritalar, kullanım amaçları açısından farklı isimler alır. Örneğin iklim bölgeleri haritası, toprak haritası, maden haritası, fiziki haritalar, nüfus haritası vb.

Fiziki harita siyasi harita Beşeri harita
Fiziki Haritalar:Yeryüzü şekillerinin yükselti ve eğim gibi özellikleri ve dağ,ova, plato gibi yer şekillerinin dağılışını gösteren haritalardır. Bir yerin yükseltisi ancak fiziki haritalardan bulunabilir.
İdari ve Siyasi Haritalar: Ülkelerin siyasî sınırlarını veya idari birimlerini (bölge, il, ilçe) gösteren haritalardır. Beşerî ve Ekonomik Haritalar: Nüfus miktarı, yoğunluğu ve dağılışını, göçleri, tarım ürünleri ve miktarını, sanayi, yeraltı kaynakları, turizm değerleri olan alanların dağılışını gösteren haritalardır. Özel Haritalar: Belirli bir konu için özel olarak hazırlanan ve sadece konunun uzmanları veya ilgilileri tarafından kullanılan haritalardır ve belirli bir meslek grubuna hitap eder. Jeoloji, Toprak, Ulaşım, Orman haritaları gibi. Örneğin jeoloji haritası sadece bu işle uğraşan araştırmacılar için gereklidir. HARİTALARLA YOLCULUK Bir çizimin harita olabilmesi için birtakım özelliklere sahip olması gerekir. Bu özellikleri birlikte öğrenelim. Bir çizimin harita özelliği taşıyabilmesi için şu üç temel öğenin olması gereklidir; · Kuşbakışı görünümün olması, · Bir ölçek dâhilinde küçültülmesi, · Bir düzleme aktarılması, · 1. Kuşbakışı görünümün olması: Haritası çizilecek arazinin tam tepeden görünüşü Kuşbakışı olarak adlandırılır. Eğer kuşbakışı çizim yapılmazsa, yeryüzü şekillerinin tamamı görülemez, boyutlarında, şekillerinde ve birbirlerine göre uzaklıklarında değişmeler olur. Ancak tam tepeden bakınca gerçek görünüm sağlanır. Tam tepeden olmazsa resim olur.

2. Bir ölçek dâhilinde küçültülmesi:
Çizimi yapılacak olan araziye ait gerçek uzunluklar haritaya aktarılırken belli oranlar Dâhilinde küçültülmelidir.Bu küçültme oranına Ölçek denir. Ölçeği olmayan çizimlerde yeryüzü şekilleri gerçeğe uygun olarak gösterilemez. Bu tür çizimlere kroki denir. Herhangi bir alan ya da cismin kuşbakışı görünüşünün kabataslak bir düzleme aktarılmasına Kroki denir. Krokinin haritadan farkı ölçeksiz olarak çizilmesidir.  Çanakkale çıkarma krokisi 3. Düzleme Aktarma: Dünya yuvarlak olduğu için haritalarda yeryüzü şekilleri, kara ve denizlerin dağılışı gerçeğe uygun olarak bir düzleme aktarılamaz. Haritalarda görülen gerçeğin az ya da çok benzeridir. Haritalardaki bozulmaların temel nedeni küre şeklindeki yeryüzünün bir düzleme aktarılmasından kaynaklanmaktadır.Düzleme aktarırken bozulmaları azaltmak için çeşitli projeksiyon yöntemleri kullanılır. ÖLÇEK Karadeniz’i bir A4 kâğıdı üzerinde nasıl gösterebilirsiniz? Karadeniz’i gerçek büyüklüğüyle göstermeniz mümkün olabilir mi? Aynı büyüklükte kâğıdı bulmanız mümkün olmadığı için Karadeniz’in şeklini küçültmeniz gerekir. İşte bu küçültme oranına ölçek adı verilir.
Ölçek ile paydası arasında ter orantı vardır; · Ölçeğin paydası büyüdükçe ölçek küçülür. Ölçek küçüldükçe haritanın kapladığı gerçek alan artar, ayrıntı azalır. · Ölçeğin paydası küçüldükçe ölçek büyür. Ölçek büyüdükçe haritanın kapladığı gerçek alan küçülür, ayrıntı artar. Ölçekler ikiye ayrılır;
a. Kesir Ölçek:Gerçek uzunluklar ile harita üzerindeki uzunluklar arasındaki oran kesirli rakamlarla ifade edilmişse bu tip ölçeklere Kesir Ölçek denir.
Örnek: 1: 1 000 000, 1 / 1 000 000 gibi, b. Çizik Ölçek: Harita üzerindeki uzunlukların gerçekte ne kadar olduklarının bir doğru üzerine işaretlenmesiyle oluşturulan ölçeklere Çizik Ölçek denir. Çizik Ölçeklerde sıfırın solunda kalan kısım daha küçük uzunlukları ölçmek için kullanılır. Haritalar çeşitli yollarla (film, fotokopi vs.)büyütülüp küçültülürse ölçekleri de değişir. Ancak bu haritalar üzerindeki kesir ölçek değişmez. Bundan dolayı yanlış bilgi verir. Ancak çizik ölçeğin boyutu da haritanın büyültme ve küçültme oranında değişeceğinden her zaman doğru bilgi verir. Konu ile ilgili örnek soru test çözümü için TIKLAYINIZ...
|
|
Yorum (12) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
12/3/2009 - DÜNYA ÜZERİNDE ÖNEMLİ BOĞAZ VE KANALLAR
DÜNYA ÜZERİNDE ÖNEMLİ BOĞAZLAR VE KANALLAR İSMİ | İstanbul Boğazı | Çanakkale Boğazı | Cebeli Tarık Boğazı | Bab-ül mendep boğazı | Hürmüz boğazı | Messina boğazı | Bering boğazı | Macellan Boğazı | Malakka boğazı | Sonde Boğazı | Dover Boğazı | Kiel Kanalı | Panama Kanalı | Suveyş Kanalı |
KONUMU | Karadeniz - Marmara Denizi arası | Marmara - Ege | Akdeniz – Atlas Okyanusu Arasında | Kızıl denizi Umman denizine (hint oky ) bağlar. | Basra Körf. Umman D. (hint oky) bağlar | Tren Denizi- Yunan Denizi | Bering Denizi- Kuzey Buz Denizi | Atlas Okyanusu- Büyük Okyanus | Sumatra adası ile Malakka (Endonezya-Malezya) | Sumatra adası ile Cava Adası arası(Endonezya) | Manş Denizi . İngiltere-Fransa arasındadır. | Baltık Denizini kuzey denize bağlar | Atlas Okyanusu- Büyük Okyanus | Akdeniz-kızıl deniz |

İki kara arasında kalan dar deniz. Boğazlar çeşitli genişlikte olur. İstanbul boğazı gibi dar olanları (550 - 3300 metre) olduğu gibi Bass Boğazı gibi (224 kilometre) pek geniş olanlar, vardır. Dünyanın çoğu denizlerle kaplı olduğundan türlü memleket arasındaki gidip gelmelerde su yolları önemli bir yer tuttuğundan, boğazlar da çeşitli su yollarının birleştiği işlek yerler olmuş, ticaret ve siyaset bakımından önem kazanmışlardır. Yer yüzünde birçok boğazlar vardır. İSTANBUL BOĞAZI:İstanbul Boğazı, Karadeniz ile Marmara Denizi'ni birleştiren su yoluna verilen isim. İstanbul'un Rumeli (Avrupa) ve Anadolu (Asya) yakalarını birbirinden ayırır. Uzunluğu düz olarak 30 kilometredir. Girintileri ve çıkıntıları hesaba katılınca kıyılarının uzunluğu ortaya çıkar. 
Rumeli yakasında Rumeli Feneri'nden Haliç kıyılarını dolaşarak Ahır kapı Feneri'ne kadar olan uzunluğu 55 kilometre, Anadolu yakasında Anadolu Feneri ile Kız Kulesi arasındaki uzunluğu 35 kilometre, Selimiye önündeki Kayak Burnu'na kadar olan uzunluğu 36 kilometredir. İstanbul Boğazı'nın en geniş yeri Anadolu Feneri ile Rumeli Feneri arasında 3600 metre, en dar yeri Anadolu Hisarı ile Rumeli Hisarı arasında 760 metredir. Boğazın en derin yeri Bebek ile Kandilli arasında 120 metredir.
İstanbul Boğazı'nda su yüzünde Karadeniz'den Marmara'ya, su altında Marmara'dan Karadeniz'e akıntılar vardır. Su yüzeyinde yer yer ters akıntılar da görülür. İstanbul Boğazı üzerinde 1973 yılında hizmete açılan 1073 metre boyundaki Boğaziçi Köprüsü ve 1986 yılında hizmete giren 1090 metre boyundaki Fatih Sultan Mehmet Köprüsü iki yakayı birbirine bağlamaktadır. Boğazı alttan geçecek Marmara ray projesinin 2013'te tamamlanması beklenmektedir. ÇANAKKALE BOĞAZI:Çanakkale Boğazı, 3. jeolojik zamanın sonunda meydana gelen bir çöküntü ile oluşmuştur. Uzunluğu 65km'dir. Boğazın en geniş yeri 5. 800m,en dar yeri 1250m (kilit bahir kalesi çimenlik kalesi arası)ve en derin yeri 106m'dir. Boğaz sularında ters bir akıntı vardır. Ege denizinin binde 38 oranındaki tuzlu suyu dipten Marmara'ya akarken Karadeniz'in binde 26 oranındaki tuzlu suyu üstten ters akıntıyı oluşturmaktadır. Boğazın çevresi dağ karakterinde yüksek ve kıvrımlı kütlelerle kaplıdır. İşte Boğazın dar olması, Boğaz sularında ters bir akıntı olması ve Boğazın çevresinde yer. yer kıvrımlı dağ kütlelerinin olması; Boğazın savunulmasını kolaylaştırmıştır ve geçilmesini zorlaştırmıştır. 
Kaynak: www.baktabul.com/resim-bolumu/70371-yeryuzunu...
Cihad Hareketini etkisiz hale getirerek İslam dünyasını çökertmek,Almanların 1915 baharında yapacağını hesapladıkları Büyük Taarruz için bu devletin dikkatini Çanakkale'ye çekerek Avrupa Cephesinden buraya kuvvet kaydırmalarını sağlamak ve Çanakkale ve İstanbul Boğazını geçerek zor durumda olan Rusya'ya yardım etmek amacını taşıyorlardı.
Çanakkale savaşları 3 Kasım 1914'te İngiliz ve Fransız savaş gemilerinin Ertuğrul,Seddülbahir, Kumkale ve Orhaniye tabyalarını bombalamaları ile Osmanlı Devletine resmen savaş ilan edilmeden başlamıştır. İngiltere ve Fransa'nın resmen savaş ilan etmeleri 5Kasım1914'te olmuştur. Böylece 1. Dünya savaşının en önemli ve en kanlı savaş cephesi açılmıştır.
Çanakkale cephesinin açılmasına sebep olan nedenler şunlar olmuştur: Türkiye'nin Süveyş Kanalı ve dolayısıyla Hint denizi yolu üzerindeki baskılarına son vermek,savaşa katılmakta tereddüt eden Bulgaristan'ı Almanya'ya kaptırmadan İtilaf Devletleri yanında savaşa sokmak,İstanbul'u ele geçirerek Müslüman dünyasını etki altına sokmak ve halifenin ilan ettiği Cihad Hareketini etkisiz hale getirerek İslam dünyasını çökertmek,Almanların 1915 baharında yapacağını hesapladıkları Büyük Taarruz için bu devletin dikkatini Çanakkale'ye çekerek Avrupa Cephesinden buraya kuvvet kaydırmalarını sağlamak ve Çanakkale ve İstanbul Boğazını geçerek zor durumda olan Rusya'ya yardım etmek amacını taşıyorlardı.

Kaynak:http://okulweb.meb.gov.tr/31/10/154708/canakkale.jpg
Vatanı, namusu, dini için İmparatorluğunun dört bir yanından (Trablusgarp, Cezayir, Şam, Kudüs; Üsküp, Işkodra, Selanik, Silstre)gelen kahramanlarımız Çanakkale'de göğüs, göğüse burun buruna çarpışmışlardır. Anadolu'da ortalama her üç evden biri Çanakkale savaşlarına katılmıştır.Çanakkale savaşlarından ilki olan Deniz harekatı 19 şubat 1915'te başlayıp 27 gün sürmüştür. Deniz Harekatında büyük kayıplar veren işgal kuvvetleri boğazı geçemeyeceklerini anlayarak 25 Nisan 1915'ten itibaren Gelibolu yarımadasında Kara harekatını başlatmışlardır. 260 gün süren bu saldırılarda da başarısız olmuşlar ve büyük kayıplar vererek Çanakkale'yi terk etmek zorunda kalmışlardır. Çanakkale savaşlarına İtilaf devletleri önceleri küçük çapta kuvvet göndermişler fakat bunların çok yetersiz olduğunu anlayınca bu sayı 500. 000'e kadar çıkmıştır. 400. 000bin İngiliz,79. 000 Fransız askeri bu savaşa katılmıştır. Bu savaşlarda İngilizlerin kaybı 115. 000 ölü,yaralı ve kayıp,90. 000memlektine gönderilen hasta. Fransızlar ise 47. 000 kayıp vermişlerdir. Türklerin kaybı ise;şehit,yaralı,ve hasta olmak üzere toplam olarak yaklaşık252. 300 ü bulmuştur. Gerçektende 8,5 ay süren Çanakkale Kara savaşları daracık toprak parçası üzerinde ve kötü arazi koşullarında burun buruna göğüs, göğüse çok zor koşullarda başlamış ve devam etmiştir. Bu sebeple çok kanlı ve kıyıcı sahneler yaşanmıştır. Türklerin bu kadar kayıp vermelerinin sebebi,düşman donanmasının gece gündüz hiç eksilmeyen o korkunç bombardımanının büyük rolü olmuştur. Çanakkale zaferi Türk ve dünya Tarihinde önemli sonuçlar doğurmuştur. Çanakkale de dünya imparatorluğuna soyunmuş yeryüzünü tek elden yönetmek amacıyla yola çıkmış İngiliz Krallığını büyümesi durdu. Üzerinde güneş batmayan İmparatorluğun bir süre sonra üzerindeki güneş batar hale geldi. Türklerin dünya hakimiyetinde hala varolduğunu ve büyük bir millet olduğunu dünya bir kez daha anlamıştır. En önemlisi Avrupa'nın şark meselesi projesi Çanakkale Zaferi sebebiyle yok olmuştur. CEBELİTARIK BOĞAZININ ÖZELLİKLERİ: Derin bir boğaz olan Cebelitarık'ın en sığ yeri 324 metredir. Boğazın yüzünde batıdan doğuya doğru giden kuvvetli bir akıntı vardır. Boğazın iki kıyısı da sarp ve kayalıktır. Kıyıdaki dar alçak araziler Cebelitarık Kayası ile çevrilidirler. Cebelitarık'ın iklimi Akdeniz iklimi'dir, kışlar ılıman ve yazlar sıcak geçer. 
Kaynak:cografyadunyasi.8m.net/ulkeler/ispanya.htm
En alçak noktası: Akdeniz 0 m;En yüksek noktası: Cebelitarık Kayası 426 m.'dir.Cebeli Tarik, batidaki adiyla Gibraltar; Atlas Okyanusu ve Akdenizi birlestiren 60 km uzunlugundaki bogazin, ayni zamanda Avrupa'nin en guney ucunda bulunan, Afrika' ya 44 km uzaklikta, Ispanya'ya komsu Ingiliz somurgesi kucuk ulkenin adi.

Kaynak:cografyadersanesi.blogcu.com
Cebeli Tarik, adini Endulus'un buyuk kumandani Tarik bin Ziyad'dan aliyor. Kelime anlami Tarigin dagi demek. Neden bogaz degil de dag? Bunun sebebi hikmeti de, kiyidaki sarp kayalik: "Rock of Gibraltar". Gibraltar, Endulus'un dusmesi ile birlikte 1462 de Ispanyollarin eline gecmis. Burasi simdi Ingiltere somurgesinde kucuk bir ulke. BABÜL-MENDEP BOĞAZI
 Kaynak: http://www.ansiklopedim.info/resimler/buyuk/cibu_s.jpg
Kızıldeniz'i Hint okyanusuna (Aden Körfezi) bağlayan 32 km uzunluğundaki boğaz yemen ile somali kıyıları arasındadır.Boğazın Arabistan yarımadası kıyısına düşen bölümü 1. dünya savaşına kadar Osmanlı kontrolünde idi.Stratejik önemi yüksek olan boğaz Perim adasından (Yemen) denetlenir.
HÜRMÜZ BOĞAZI :

Kaynak: www.cografyadersanesi.blogcu.com
Sıcak suları Hürmüz Boğazı kanalıyla Umman Denizi ve Hint Okyanusu'na karışır. Kuzeydoğuda Şattülarab (Ervend) ırmağı ağzından başlayan ve Güneydoğuda Hürmüz Boğazı'na kadar uzanan Basra Körfezi'nin uzunluğu yaklaşık olarak 805 km’dir. Genişliği yaklaşık 280 km. derinliği ise ortalama 40-50 m arasında değişmektedir. Derinliğin en fazla olduğu ve 100 metreye ulaştığı yer Hürmüz Boğazı'dır.1980 ile 1988 arasında süren İran-Irak Savaşı'nın odak noktasıdır. 1991 yılında Körfez Savaşı'nda temel olmuştur.
MESSİNA BOĞAZI:
 Kaynak: tr.wikipedia.org/wiki/Messina_Bo%C4%9Faz%C4%B1
Messina Boğazı Sicilya adasını İtalya'nın güneyindeki Calabria bölgesinde ayıran boğazdır. En dar noktasında genişliği 3,3 kilometredir.
 Kaynak:cografyadersanesi.blogspot.com/2008/05/dnyada...
Messina Boğazı' üzerinde bulunan önemli liman şehirleri Sicilya adasındaki Messina ve ana kıtada bulunan Reggio di Calabria'dır. BERİNG BOĞAZI: Bering Boğazı, Asya'nın en doğu noktası (169° 44' W) ile Amerika 'nın en batı noktasi (168° 05' W) arasında bir boğazdır. Günümüzde Rusya ile ABD (Alaska) arasında coğrafi bir sınır konumunda olması ile birlikte Amerika ve Asya kıtalarının birbirine en yakın olduğu yerdir.
 Kaynak:www.aksam.com.tr
Boğaz yaklasik 92 km genişliğinde, 30 - 50 m derinliğindedir ve kuzeyindeki Chukchi Denizi (Arktik Okyanusu) ile güneyindeki Bering Denizi'ni (Büyük Okyanus) birbirine bağlamaktadır. 1648 yılında Semyon Dezhnev tarafından geçildiği kabul edilmesine rağmen; ismini boğazı 1728 yılında geçen Rus asıllı Danimarkalı kaşif Vitus Bering'den almıştır.
 Kaynak:www.insaatdergisi.com/dekorasyon_sibiryaalask...
Buzul çağı sırasında boğazın bir kara köprüsü vazifesi gördüğü bilinmektedir. Bazı bilimadamları, bu çağlarda suların büyük kısmının buzula dönüşerek deniz seviyesini düşürdüğüne ve daha fazla kara parçasını göz önüne çıkardığına inanmaktayken; bazıları da boğazın tamamen donduğunu, böylelikle insanlarla hayvanların üzerinden geçmesinin mümkün olduğuna inanmaktadır.
MACELLAN BOĞAZI: Macellan Boğazı, Güney Amerika'nın en güneyinde Atlas Okyanusu'nu Büyük Okyanus'una bağlayan boğaz. Ana kıta ile Tierra del Fuego Takımadaları'nı ayırır. Bu takımadalar, Arjantin ve Şili arasında paylaşılmıştır. Macellan Boğazı'nın uzunluğu 686 km, genişliği 4 ila 37 km'dir. Boğaz, 1520 yılında Magellan tarafından keşfedildiği için bu isimle anılmaktadır. Sis ve rüzgâr sebebiyle geçilmesi zordur. Boğaz üzerindeki en büyük liman, Punta Arenas'tır. 
Kaynak: www.etutodasi.biz/showthread.php?t=17098
Macellan Boğazı, Panama Kanalı'nın inşaasından önce çok büyük öneme sahip olsa da, hâlâ birçok gemi tarafından kullanılır. Fırtınalı güney kuşağında yer alan boğaz, tehlikeli bir su yolu olarak kabul edilir. Su seviyesindeki gelgitten oluşan oluşan farklılıklar, Patagonya'da hüküm süren kuvvetli rüzgârlar, kuvvetli akıntı ve dalgalara yol açar.
MALAKKA BOĞAZI: Malakka Boğazı, Malezya Yarımadası (Batı Malezya) ve Endonezya'ya bağlı Sumatra adası arasında 805 km uzunluğunda dar bir boğazdır.

Kaynak:ejje.blogcu.com/dunya-uzerinde-onemli-bogaz-v...
Ekonomik ve stratejik açıdan bakıldığında Malakka Boğazı dünyanın en önemli deniz yollarından biri olup, Süveyş Kanalı ve Panama Kanalı´nın bir eşdeğeridir. Boğaz Hint Okyanusu ve Büyük Okyanus arasında ana denizyolu pasajını oluşturmakla, aynı anda dünyanın en kalabalık 3 ülkesi olan Hindistan, Endonezya ve Çin´i deniz yoluyla bağlılığını sağlamaktadır. Bununla kalmayıp yörenin en gelişmiş Ticaret Devlerini; Japonya, Güney Kore ve Tayvan´ı uluslararası ticarete bağlar. DOVER BOĞAZI: Büyük Britanya adasının Avrupadan ayıran dar boğaz. Uzunluğu 185, en dar yeri 31 kilometredir. Bu boğaza Fransızlar Pasde-Clais adını vermişlerdir.

Kaynak:www.baktabul.com/cografya/68559-mans-denizi.html
Boğazın doğusunda Kuzey denizi, batısında Manş denizi bulunur. Çok eskiden beri, askerî ve iktisadî bakımdan büyük değer taşıyan bir boğazdır. KİEL KANALI: Baltık Denizinde ulaşım açısından önem taşır. Kuzey Denizinde Elbe Irmağı ağzındaki Brünsbüttelkoog'dan, doğuda Baltık Denizi kıyısındaki Kiel limanında yer alan Holtenau'ya kadar 98 km uzanır. İki deniz arasındaki en güvenli, kısa ve ucuz ulaşım yoludur. Genişliği 103 m, derinliği 11 m olan kanalın üzerinde yaklaşık 42 m yükseklikte yedi köprü bulunur. Kanal, 1887-95 arasında, kuzeye gidecek savaş gemilerine kestirme bir yol sağlamak amacıyla yapıldı. Daha önce gemiler Danimarka'nın çevresini dolaşmak zorundaydı. 1907-14 arasında genişletilerek büyük savaş gemilerinin geçişine elverişli hale getirildi. O dönemde adı Kaiser-Wilhelm olan kanal, I. Dünya Savaşı öncesinde Alman hükümetine aitti. 28 Haziran 1919'da imzalanan Versailles Antlaşması ile uluslararası statü kazandı, ama yönetimi Almanlarda kaldı. Kanal trafiği, yalnızca genel polis, ulaşım, sağlık ve gümrük kurallarına uygun biçimde işleyecekti. Adolf Hitler 1936'da bu hükümleri tanımadığını ilan etti. II. Dünya Savaşı'ndan sonra kanal Schleswig-Holstein eyaletinde {Land) kaldı ve seyrüsefer özgürlüğü tanıyan Versailles Antlaşması koşulları yeniden uygulamaya kondu. PANAMA KANALI: Panama Kanalı, Orta Amerika'nın en güney ülkesi Panama topraklarında yer alır ve Atlas Okyanusu ile Büyük Okyanus'unu birbirine bağlayan su yolu.

Kaynak:necipkoni.tr.gg/-PANAMA-KANALI--k1-Orta-Ameri...
Kanalın yapımı,tarihin en büyük ve en zor mühendislik projelerinden bir olmuştur. Gemicilik üzerindeki etkileri ise, Güney Amerika kıtasının en güney ucu olan Horn Burnu'ndan dolaşma külfetini ortadan kaldırmış olması nedeniyle çok önemlidir.

Kaynak:ateius.blogspot.com/2008/07/panama-kanal-pana...
Panama'da bir kanal inşa etme fikri 1500'lü yıllara kadar giderse de, ilk ciddi çalışmalar, Fransızların öncülüğünde 1880'de başlamış fakat bir sonuç vermemiştir. İnşaat ABD tarafından tamamlanmış ve kanal 1914'te hizmete açılmıştır. 77 kilometre uzunluğundaki kanalın yapımı sırasında, sıtma ve sarı humma gibi hastalıklardan büyük toprak kaymalarına kadar her türlü güçlükle karşılaşılmış ve yaklaşık 27.500 kanal çalışanı bu süreçte can vermiştir.
Bugün New York'tan San Francisco'ya giden bir geminin, Panama kanalını kullanarak 9.500 km yol yapması, Horn Burnu'nun dolaşılmasını zorunlu kılan eski günlerdeki 22.500 km yola oranla büyük bir kolaylıktır.Açılışından 2002 yılına dek, yaklaşık 800.000 geminin geçtiği tahmin edilen Panama Kanalı'ndan her yıl 14.000'den fazla gemi geçmekte olup taşınan yük miktarı 203 milyon tonu bulmaktadır.Kanal boyunca yolculuk yaklaşık 9 saat sürmektedir. SÜVEYŞ KANALI: Süveyş Kanalı (Arapça: قناة السويس, Okunuşu: Qanā al-Suways). Akdeniz ile Kızıldeniz'i birbirine bağlayan yapay suyoludur. Sina Yarımadası'nın batısındadır. 163 kilometre uzunluğunda ve en dar yerinde 300 metre genişliğindedir. Kanal, Afrika çevresinde dolaşmaya gerek kalmadan Asya ile Avrupa arasında deniz taşımacılığı yapılmasını sağlar.  Kaynak:www.uted.org/dergi/2006/ekim/b_mesafe_suveys.gif
Dünya'nın önemli kanallarından birisi arasında yer alır.Eski gemiciler ticarette çok uzun yol ve mesafe kat ettikleri için böyle bir kanal yapma gereksiniminde bulunmuşlardır.Süveyş Kanalı'nın açılmasında Osmanlı İmparatorluğu'nun da büyük önemi vardır.Mısır topraklarında bulunan ve Akdeniz ile Kızıldeniz'i birleştiren 161 km uzunluğunda yapay suyolu. Kanalın genişliği 70-125 m arasında değişmektedir. Derinliği 11-12 m'dir. Su kesimi 10,36 m'den fazla olan gemiler kanaldan geçemez. 1951 yılında trafiği kolaylaştırmak amacıyla el-Kantara ile el-Firdan arasında 13,5 km lik bir yan geçit açılmıştır.

Kaynak:www.uted.org/dergi/2006/ekim/b_mesafe_suveys.gif
Dünyada kapakları olmayan en uzun kanaldır.Diğer kanallarla karşılaştırıldığında kaza oranı hemen hemen sıfırdır. Gece ve gündüz geçiş yapılabilir.
|
|
Yorum (35) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
6/3/2009 - COĞRAFİ KEŞİFLER SEBEBLERİ VE SONUÇLARI
COĞRAFİ KEŞiFLER SEBEP VE SONUÇLARI XV. ve XVI. yüzyıllarda Avrupalı’lar tarafından yeni ada, kıta, okyanus ve ticaret yollarının bulunmasına Coğrafi Keşifler denir.  Öncelikle merak ve keşif amaçlarıyla başlayan bu ha reketler XV. yüzyılın ikinci yarısında açık bir şekilde ekonomik gayelere yönelmiştir. Coğrafi Keşifler sonu cu Avrupa’da önemli değişiklikler meydana gelmiştir. KEŞİFLERİN NEDENLERİ 1. Doğu ülkelerinin zenginliği ve Avrupalılar’ın burala ra gitmek için yeni yollar aramaları 2. Türkler’in İpek ve Baharat yollarına hakim olmaları 3. İstanbul’un fethiyle Doğu Avrupa ticaret yollarının Türklerin kontrolüne geçmesi ve bundan dolayı da Batı Avrupa kıyısındaki ülkelerin açık denizlere çık ma ihtiyacı hissetmeleri 4. Hıristiyanlığı yayma düşüncesi 5. Avrupa’da değerli madenlerin azlığı 6. Avrupa’da bazı kralların gemicileri desteklemesi 7. Doğudan Avrupa’ya gelen malların pahalıya mal olması Nedenleri ile ilgili biraz ayrıntıya inersek: a-Ticaret yollarının Müslümanların eline geçmesi: Çin'den başlayan İpek Yolu, Hazar Denizi'nde iki kola ayrılıyor, kuzey kolu Kırım limanlarında son bulurken güney kolu Karadeniz kıyılarından İstanbul'a ulaşıyordu. Diğer önemli bir yol olan Baharat Yolu ise Hindistan'dan başlıyor ve kuzeyde Suriye limanlarında, güneyde ise İskenderiye'de son buluyordu. Özellikle denizci İtalyan devletleri bu limanlardan aldıkları malları Avrupa'ya satıyorlardı. Bu yolların tamamının Osmanlı denetimine girmesi ve bir kaç el değiştiren malların pahalıya mal olması Avrupalıları yeni yollar aramaya sevketmiştir. b. Coğrafya bilgisinin ilerlemesi: Orta Çağ'da Avrupalıların dünya hakkındaki bilgileri çok azdı. Avrupalılar, dünyayı tepsi gibi düz zannediyorlardı. Ortasında Kudüs'ün bulunduğuna inandıkları dünyanın kuzeyi buzlarla, güneyi ise kaynar sularla kaplıydı. Batıda sonsuz bir deniz, doğuda da Kaf dağları (Kafkas dağları) nın bulunduğuna ve onun ötesinde cinlerin yaşadığına inanırlardı. Özellikle Haçlı Seferleri ve daha sonraki ilişkiler ve seyyahların gezi notlarının incelenmesi sonrasında, Avrupalıların dünya hakkındaki bilgileri artmış, boş inançlar yıkılmıştır. Özellikle Venedikli seyyah Marco Polo doğu üzerine Çin'e kadar büyük bir seyehat yaptı (1271 - 1295). Bu seyehati sırasında yazdığı, doğu ülkelerinin hem zenginliklerini, hem de coğrafyasını anlattığı "Garibeler Kitabı" adlı eseri, Avrupalılar üzerinde büyük etkiler meydana getirmiştir. c. Pusulanın geliştirilmesi: İlk kez Çinliler tarafından icat edilen pusula, Haçlı Seferleri sırasında Avrupa'ya geçmiştir. Kristof Kolomb'un pusulanın sapma açısını düzeltmesiyle artık yönlerini kaybetme korkusundan kurtulan Avrupalılar, okyanuslara daha rahat ve korkusuzca açılmaya başladılar.
 d. Gemicilik sanatındaki ilerlemeler: Eskiden kullanılan kadırgaların geliştirilerek 30 metre uzunluğunda, üç direkli beş yelkenli ve okyanuslara daha dayanıklı Karavel tipi gemilerin yapılması okyanuslara açılmada insanların cesaretini artırdı. e. Efsane ve hurafelere inanmayan cesur gemicilerin yetişmesi: Orta Çağ'da Avrupalılar, Atlas okyanusunun içinde gemileri çeken çok büyük girdapların olduğu ve bu sularda dolaşan gemicilerin zenciye dönüşecekleri gibi hurafelere inanırlardı. Ancak doğu ile olan ilişkiler ve coğrafya bilgisinin ilerlemesi bu gibi inançların yıkılmasına neden olmuştur. KEŞİFLERİ KOLAYLAŞTIRAN FAKTÖRLER v Pusulanın geliştirilmesi v Gemicilik sanatının ilerlemesi v Coğrafya bilgisinin artması YAPILAN ÖNEMLİ KEŞİFLER 
ÜMİT BURNU'NUN KEŞFİ

Portekizli bir denizci olan Bartelmi Diaz, 1 487’de Av rupa için yeni bir ümit kaynağı olan “Ümit Burnu”nu keşfetti.
 1497de İtalyan asıllı Portekizli bir denizci olan Vasko dö Gama, Hindistan’a ulaşmayı başardı. Böylece Hint ticaret yolu Portekizliler’in eline geçti. AMERİKA'NIN KEŞFİ: İspanyol denizcisi Kristof Kolomb, 1492de Hindistan sandığı Amerika kıtasına ulaştı.
 Fakat buranın yeni bir kıta olduğunu, Portekizli denizci Americo Vespuç çi ispatladı ve bu kıtaya “Amerika” adı verildi. DÜNYANIN ÇEVRESİNİN DOLAŞILMASI Portekizli Macellan, Dünya’nın yuvarlaklığını ispat et mek için sürekli olarak batıya doğru hareket etti. Fili pinler’de hayatını kaybedince bu seyahati yardımcısı Del Kano 1522’de tamamladı. Böylece dünyanın yu varlaklığı ispatlanmış oldu. KEŞİFLERİN SONUÇLARI Siyasi Sonuçları v Osmanlı Devleti Hint ticaret yolunun hakimiyeti için Portekizliler ile, Akdeniz hakimiyeti için ise İspanyol lar ile mücadele etti. v Yeni ada ve kıtaların keşfi gerçekleşti. v İspanyol ve Portekizliler geniş ülkeler elde ederek ilk sömürge imparatorluklarını kurdular. Ekonomik Sonuçları v Yeni ticaret yolları bulundu, Baharat ve İpek Yolları önemini kaybetti. v Akdeniz kıyısındaki limanlar önemini kaybetti. Buna karşılık Atlas Okyanusu kıyısındaki limanlar önem kazandı. v Keşfedilen bölgelerdeki değerli eşya ve madenler Avrupa’ya taşındı. 0 zamana kadar “toprak” temel zenginlik kaynağı iken, bundan sonra “altın ve gü müş” temel zenginlik kaynağı oldu. v Burjuva sınıf ı güçlendi. Bu durum, Avrupa’nın siyasi ve sosyal yapısında değişikliklere neden oldu. v İslam ülkeleri yoksullaştı. v İpek yolu ticaretinin önemini kaybetmesi sonucunda Türkistan hanlıkları zayıfladı. Coğrafi Keşifler’in Osmanlı Devleti’ndeki Etkileri: v Avrupa’nın Osmanlı Devleti’ne bağımsızlığı azaldı. v Akdeniz limanlarının önem kaybetmesi, Osmanlı Devleti’nin ticari gelirlerini azalttı. v Osmanlı topraklarında ticaret ile uğraşan köy ve kasabalarda ekonomik durum zayıfladı. v Osmanlı Devleti, Coğrafi Keşifler’in olumsuz etkilerini önlemek için; v Süveyş Kanalı Projesi’ni gerçekleştirmek istedi. Fakat bunu ancak 1869’da gerçekleştirebildi. v Hınt Okyanusu nda Portekızlıler ıle savaştı fakat ustünlük kuramadı. v Don - Volga Kanalı Projesi’ni gerçekleştirerek ipek Yolu’nu tekrar canlandırmak istedi. Fakat bunda da başarılı olamadı. v Akdeniz limanlarını yeniden canlandırarak gümrük gelirlerini artırmak için Avrupalı devletlere kapitülasyonlar verdi. Bilimsel Sonuçlar v Yeni ırklar, kültürler, hayvanlar, bitkiler keşfedildi. v İnsanlarda merak ve araştırma isteği uyandı. v Düşünce dünyasında önemli gelişmeler meydana geldi. v Ronesans ve Reform Hareketlerı’ne zemin hazırlandı, v Avrupa’da sanattan zevk alan ve sanatçıları koruyan “Mesen” sınıfı ortaya çıktı. Dini Sonuçları v Kiliseye olan güven sarsıldı. v Hıristiyanlığa ait inançlar temelinden sarsıldı. v Avrupa’da dine dayalı dünya görüşü değişti. Coğrafi Keşifler bütün insanlığı etkilemiştir. Bu yönüyle “evrensel” bir özelliğe sahiptir. Avrupa’da daha sonra ortaya çıkacak olan gelişmelere neden olmuştur. Resim kaynaklar: Bahattin ŞAHİN hocamın sunumundan alınmıştır. Harika bir sunum. Küçülen Dünya ve Coğrafi Keşiler. Teşekkürler Bahaddin Hocam. Cografyam net.
|
|
Yorum (13) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
17/10/2008 - LİSE 2. SINIFLAR İÇİN BAŞLICA TOPRAK TİPLERİ VE ÖZELLİKLERİ
TOPRAK OLUŞUMU VE TOPRAK ÇEŞİTLERİ TOPRAK:TOPRAK OLUŞUMUNU ETKİLEYEN FAKTÖRLER KAYALARIN PARÇALANMASI Kayalar ve taşlar, dış olayların etkisi altında zamanla değişikliğe uğrayarak paslanmış, çürümüş gibi bir görünüm alır. Zamanla taşı oluşturan mineraller arasındaki bağ gevşer ve taş parçalara ayrılır, ufalanır. İşte, kayaların ve taşların uğradıkları bu değişikliklere çözülme denir. Kayaların yapısal değişikliğe uğraması iki şekilde gerçekleşir. • Fiziksel (Mekanik) Çözülme Kayaların, kimyasal yapıları değişmeden, yalnızca fiziki yapılarında görülen parçalanma, ufalanma ve ayrışma olayıdır. Fiziksel çözülme, daha çok aşırı sıcaklık farkı görülen yerlerde, kayaların gündüzleri aşırı sıcaktan genişlemesi, geceleri de aşırı soğuktan dolayı büzülmesi sonucu gerçekleşir. Fiziksel çözülme, çöl, karasal, step, tundra gibi, aşırı sıcaklık farkı görülen iklimlerin etkili olduğu yerlerde daha kolay meydana gelir.  Çöller • Kimyasal çözülme Kayaları oluşturan unsurların eriyerek, kimyasal bileşimlerinin değişmesi sonucundaki parçalanma, ufalanma ve ayrışma olayıdır. Kimyasal çözülme, daha çok, sıcaklık farkının az olduğu sıcak ve nemli iklim bölgelerinde görülür. Ekvatoral, Muson, Okyanus ve Akdeniz iklimlerinin etkili olduğu yerlerde daha kolay meydana gelir.  Yağmur ormanları TOPRAK ÇEŞİTLERİ AZONAL (TAŞINMIŞ TOPRAKLAR) Akarsular, rüzgârlar ve buzullar gibi dış kuvvetlerin, çeşitli sahalardan aşındırarak taşıdıkları materyalleri biriktirmeleriyle oluşan topraklardır. Bunlardan; - Akarsu biriktirmesiyle oluşanlara alüvyal topraklar,
- Buzul biriktirmesiyle oluşan topraklara moren topraklar,
- Rüzgâr biriktirmesiyle oluşan topraklara da lös topraklar denilmektedir.
Toprakların, eğimli sahalarda, oluştuğu ana kaya üzerinden, akarsu, rüzgâr, buzullar ve diğer dış kuvvetlerin etkisiyle taşınarak, eğimin azaldığı yerlerde birikmesiyle oluşur. Alüvyon, lös, moren, kolüvyal, litosoller ve regoseller taşınmış topraklardır. Taşınmış topraklar, organik ve mineraller bakımından zengin topraklardır.
ZONAL (YERLİ TOPRAKLARI) Kayaların, bulundukları yerlerde çözülmeleriyle oluşan topraklardır. Alüvyon: Eğimli sahalardan akarsu ve sel sularının aşındırarak taşıdığı ince malzemelerin akarsuların eğiminin ve taşıma gücünün azaldığı alanlarda birikmesiyle meydana gelirler. Mineral bakımından zengin topraklardır. Geniş tabanlı vadilerde, deltalarda ve ova tabanlarında yaygın olarak bulunurlar. Tarımsal değeri büyüktür. Yurdumuzun en verimli tarım alanları alüvyonların bulunduğu alanlardır.  ALÜVYON Devamlı olarak taşkın ve millenmeye uğrayan delta sahlarında ve taşkın ovarlarımızda bu topraklara sıkça rastlanır. Buralar Çukurova, Asi, Göksu, Köyceğiz, Büyük ve Küçük Menderes, Gediz, Bakırçay, Sakarya, Bafra, Çarşamba, delta ovaları ile Konya ovasının kenarları Muş, Erzurum, Erba ve Niksar ovalarının merkezi kesimlerinde. Alüvyal topraklar akarsular tarafından taşındıkları için ince ve mil boyutundadır. Bu topraklar dikey yönde çok fazla değişiklik gösterirken yatay yönde pek değişiklik göstermezler.
Lös: Rüzgârların taşıdıkları kurak ve yarı kurak bölgelerde bulunan topraklardır.  Lös
Moren: Buzulların taşıdığı topraklardır. Yüksek dağlık alanlarda ve kutup bölgelerinde bulunan topraklardır. En az bulunan toprak çeşididir.  Moren gölü ve toprağı Kolüvyal Topraklar: Dağlık alanlarda ayrışan materyalin dağ eteklerinde birikmelerine bağlı olarak oluşan topraklardır.  Kolüvyal toprak (yamaçlar) Dağların eteklerinde ve yamaçlarında taşınan toprakların birikmesiyle oluşurlar. Bu topraklar iri taneli bir görünüme sahiptir. Bu topraklar bağ bahçe tarımına uygundur. Üzerlerinde ormanlar yetişebilir. Litosol: Kolüvyal alanlarda ince malzemelerin taşınmasıyla geriye kalan taşlı topraklardır. Dağlık alanların eğimli yamaçlarında aşınmanın sürekli devam etmesi nedeniyle ana materyalin çözünmesinden oluşmuş topraklardır. Bu topraklar her dağlık alanın eğimli yamaçlarında oluşamaz ancak anakayanın kalker mermer gibi taşarlın olması gerekir. Bu topraklar tarım için elverişli değildir ve üzerlerinde bitki örtüsü yoktur. Ülkemizde bu topraklara Akdeniz bölgesinde Taşeli platosunda Boz dağlarda Bitlis dağlarında İç ve Doğu Anadolu’daki volkanik konilerde rastlanır. Regosol: Volkanik arazilerde kolüvyal depolar üzerinde oluşan kumlu topraklardır. Kumlu depolar üzerinde bulunan topraklardır. Çoğunluğu kum boyutunda olan asitik karakter gösteren volkanik arazilerde oluşmuşlardır.  Regosol İç ve Doğu Anadolu bölgesindeki volkanik arazilarde bu topraklara rastlanır. Bu topraklar kumlu oldukarı için bünyelerinde su barındıramazlar suyu hemen alt tabakaya geçirirler. Bu sebepten dolayı toprakta humuslaşma meydana gelemez ve bununda sonucu olarak toprak verimsizdir. Bu toprakların kumlu olması yumrulu bitkilerin yetişmesi için elverişlidir.
a. Nemli Bölge Toprakları • Tundra Toprakları Kutuplara yakın, soğuk tundra bölgelerinin topraklarıdır. Toprak genelde ya donmuş haldedir ya da bataklık halinde bulunur. Bu nedenle tarım yapmaya elverişli değildir. Türkiye’de bu tür topraklar görülmez. • Podzol Topraklar İğne yapraklı ormanlarla kaplı, soğuk ve nemli iklim bölgelerinin topraklarıdır. Çok yıkanmış olduklarından üst kısımlarının rengi soluklaşmıştır. Yine aynı sebepten dolayı, topraktaki besin maddeleri de azdır. Bunun sonucunda verimsizleşmiştir. Türkiye’de, Batı Karadeniz Bölümü’nde kahverengi ve kırmızımsı sarı podzolik topraklar yaygındır.  • Kahverengi Orman Toprakları Nemli orta kuşağın, geniş (yayvan) yapraklı ormanlarla kaplı bölgelerinde görülür. Humus bakımından zengin oldukları için verimlidirler. Türkiye’de, bu tür topraklar, Karadeniz Bölgesi’nde yaygın olmakla birlikte, İç Anadolu’nun 1000 - 1200 m’den yüksek alanlarında da yer yer görülür. İç Anadolu’da, daha çok Kuzey Anadolu Dağları’nın güneye bakan yamaçlarında yaygındır. Yine, Trakya’nın kuzeyinde Yıldız Dağları’nda, İçbatı Anadolu’da, Güneydoğu Toroslar üzerinde de kahverengi orman topraklarına rastlanır. • Kırmızı Topraklar (Terra - rossa) Nemli subtropikal iklim bölgesi ile Akdeniz iklim bölgelerinde, genellikle kalkerler üzerinde görülen topraklardır. Toprağa kırmızı rengini veren bileşimindeki demiroksittir. Türkiye’de, Akdeniz Bölgesi ile Kıyı Ege ve Güney Marmara’da yaygın olarak görülür.  Terrarossa(kırmızı toprak) • Laterit Topraklar Dönenceler arasında yer alan, sıcak ve nemli iklim bölgelerinin karakteristik toprak tipidir. Şiddetli bir kimyasal çözülme sonucu oluşur. Rengi kiremit kırmızısıdır. Humus oranı azdır. Buna bağlı olarak verimli değildir. Türkiye’de tam olarak laterit özelliği taşıyan toprak görülmez. Ancak, Doğu Karadeniz Bölümü’nde, laterit türü (lateritleşmiş) topraklara rastlanabilmektedir.  Laterit b. Kurak Bölge Toprakları • Çernezyomlar Çernezyomlar, Orta Kuşağın yarı nemli step bölgelerinde görülür. Kara topraklar adı da verilir. Fazla yıkanmadıkları için mineral ve kireç bakımından zengindir. Toprağın üst kısmında, steplerden oluşan bitki artıklarının oluşturduğu, kalın bir humus tabakası vardır. Bu nedenle Dünya’nın en verimli toprakları arasındadır. Çernezyomlar, ülkemizde en yaygın olarak, Erzurum - Kars Plâtosu’nda oluşmuştur. Ayrıca, İç Anadolu Bölgesi’nin kuzey kesiminde de yer yer bu tür topraklar görülmektedir.  • Kestane veya Kahve Renkli Step Toprakları Az yağış alan step iklimlerinde görülen topraklardır. Üzerindeki bitki örtüsü seyrek olduğu için, humus oranı azdır. Bu yüzden verimleri düşüktür. Türkiye’de, Doğu Anadolu, İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu plâtoları ile İçbatı Anadolu’da yaygındır. • Çöl Toprakları Çöl iklim bölgelerinde görülür. Çok az yağış alıp, fazla yıkanmadıkları için, kireç ve tuz oranı oldukça fazladır. Humus, hemen hemen hiç yoktur. Bu topraklarda tarım yapılamaz. Türkiye’de, bu tür topraklar görülmemekle birlikte, Tuz Gölü çevresinde çölleşmiş topraklara rastlanır. İNTRAZONAL (ANA KAYANIN ETKİLİ OLDUĞU TOPRAKLAR) Bu toprakların oluşumunda özellikle yer şekilleri ve ana materyal etkili olmaktadır. Bu topraklarda çoğunlukla sadece A ve C horizonları bulunmaktadır. Halomorfik Topraklar:
Kurak ve yarı kurak bölgelerde yeraltı sularında eriyik halde gelen tuz ve karbonatların, suyun buharlaşması sonucunda birikmesiyle oluşan toraklardır. Yüzeylerinde tuzun meydana getirdiği beyaz bir kabuk bulunur. Hidromorfik Topraklar: Su akışının olmadığı bataklık ve sazlık alanlarında toprak sürekli olarak su altında kalır. Su altında hidrojen ve iyon yoğunluğu arttığından topraklarda asitleşme meydana gelir. Kalsimorfik topraklar: Kireçtaşı marn gibi kireçli ana kayanın etkisine bağlı olarak oluşmuş olan topraklardır. —Vertisoller: Killi ve kireçli, işlenmesi zor ve su tutma kapasitesi yüksek olan topraklardır. —Rendzina: Kireç bakımından zengin, koyu renkli ve işlenmesi kolay olan topraklardır. Çözülmeye uğrayan kayaların yüzeyi zamanla, ayrışmış mineraller, organik maddeler ve mikroorganizmalardan oluşan bir örtüyle kaplanır. Bu örtüye toprak denir. Toprak tabakası, yerkabuğu üzerinde bulunur. Kalınlığı birkaç cm den, 2 - 3 m ye kadar olabilir.  Oluşumunu tamamlayan bir toprak kesitinde; - Ana kaya,
- Ayrışmış kaya,
- Ham toprak,
- Olgun toprak,
katları bulunmaktadır. Bu katlara horizon adı da verilir. Horizonlar harflerle isimlendirilir. 
Toprağın en üst katı olan A Horizonu, bitkisel artıkların ayrışması ile oluşmuştur ve organik madde bakımından zengindir. Genellikle koyu renklidir. Bitkiler bu tabakada tutunur ve yetişip gelişir. B horizonu, toprağın üst katından taşınan, kireçler, killer ve minerallerin biriktiği ham toprak tabakasıdır. C horizonu ana kayanın özelliğini taşıyan ayrışma katıdır. D horizonu ise, toprağın ana özelliğini belirleyen ana kayanın bulunduğu kattır. Bitki artıklarının toprakta birikmesiyle oluşan, koyu renkli organik maddeye humus denir. Humus, kayaların ufalanması veya ayrışmasında etkili değildir. Toprağa verimlilik kazandıran bir maddedir. |
1.İklim: Sıcaklık ve yağış toprak oluşumunu etkiler. Sıcaklık taşların ufalanma ve humus oluşum sürecini belirler. Nem, toprak yıkanmasını ve kimyasal çözülme sürecini etkiler. Topraktaki tuz ve kireç miktarını etkiler. 2.Bitki örtüsü: Kökleri ve organik asitler sayesinde ayrışma sürecini hızlandırır, toprakta organik madde oluşumunu sağlar, humus bakımından zenginleşme imkânı verir, toprakların zemine tutunmasını sağlayarak erozyona uğramasını engeller. 3.Yer şekilleri: Eğim, yükselti ve bakı toprak oluşumunu etkiler. Eğimli arazilerde toprak oluşumu daha yavaştır. Yamaçlarda topraklar erozyon gibi sebeplerden dolayı daha incedir. Yükselti iklim elemanlarının özelliklerini belirleyerek toprak oluşumunda etkili olur. Bakı, güneşlenme süresini ve sıcaklığı etkileyerek toprağın nemliliğini ve dolayısıyla oluşumunu etkiler. 4.Taşların özelliği(Ana kaya): Toprağı meydana getiren ana kaya, parçalanma sürecini, toprağın rengini, organik bakımdan zenginliğini ve su geçirimlilik oranını etkiler.Başkalaşım taşlardan oluşan topraklar daha su geçirimliliği fazla olan kumlu toprakları oluşturur. Kil ve kireç oranı yüksek olan ana kayalar, koyu renkli geçirimli toprakları meydana getirir. 5.Zaman: Toprak çok uzun sürelerde oluşumunu tamamlamaktadır. Tam bir toprak oluşumu binlerce yılda gerçekleşmektedir. Oluşum süresi kalınlığı etkiler.
|
|
Yorum (74) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
11/10/2008 - DÜNYA ÜZERİNDE KITALARA GÖRE AKARSULAR...
KITALARA GÖRE AKARSULAR | 
Harita üzerinde gösterilmesi tıklayınız...
ASYA:
Başlıca ırmakları, Yangtze (5500 km Asya’nın en uzun, dünyanın dördüncü uzun ırmağıdır.), Yenisey (kaynağı Büyük Yenisey ırmağı olarak kabul edildiğinde 4000 km, Selegna Irmağı olarak kabul edildiğinde 5500 km uzunluğundadır.), Obi (3680 km, İrtiş Irmağı’yla birlikte 5569 km), Sarı (4700 km), İrtiş (4441 km), Lena (4400 km), Amur (4352 km), Mekkong (4200 km), Brahmaputra (2900 km), İndus (2900 km), Fırat (2700 km), Amuderya (2539 km), Ganj (2506 km), Saluen (2415 km), Siriderya (2204 km), Irravadi (2090 km), Dicle (1900 km) ve Yamuna (1385 km).
AVRUPA:
Başlıca ırmakları, Volga (3689 km), Tuna (2848 km), Dinyeper (2250 km), Don (1900 km), Ren (1320 km), Elbe (1165 km), Loire (1020 km), Oder (912 km) ve Po (652 km)’dur. En büyük gölleri, Ladoga (17 678 km2), Onega (9720 km2) ve Vanern (5584 km2)’dir. En büyük adası Büyük Britanya (229 885 km2), en geniş yarımadası İskandinavya, (800 000 km2), en yüksek çağlayanı Fransız Pireneleri’ndeki Gavarnie (421 m), en uzun demir yolu tüneli Manş Tüneli (50,5 km)’dir.
AMERIKA:
Kuzey Amerika: Başlıca ırmakları; Arkansas, Brazos, Colorado, Columbia, Mackenzie, Mississippi, Missouri, Nelson, Rio Grande, St. Lawrence, Yukon'dur.
GÜNEY AMERİKA:
Amazon Nehri
AFRİKA:
Başlıca ırmakları; Nil (6648 km ile yalnızca Afrika’nın değil, dünyanın en uzun ırmağıdır), Benue (1400 km), Kongo (4700 km), Kasai (2153 km), Limpopo (1770 km), Lualaba (645 km), Nijer (4183 km), Orange (2090 km), Senegal (1633 km), Chari (949 km), Oubaungi (2250 km), Zambezi’dir (2735 km).
OKYANUSYA:
Başlıca akarsuları, Murray, Darling ve Murrumbidgee
|
Kaynak: http://cografyamiz.blogcu.com/
|
|
Yorum (6) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
25/9/2008 - SU KAYNAKLARI
SU KAYNAKLARI Su döngüsü şekil kaynak: http://img259.imageshack.us/img259/9061/suhe9.jpg 
şekilkaynak:http://ga.water.usgs.gov/edu/graphics/turkish/earthwheredistribution.gif Su kaynağı | Tatlı su yüzdesi | Toplam su yüzdesi | Okyanuslar Denizler ve Körfezler | -- | 96.5 | Buz tepeleri, Buzullar ve Kalıcı Kar | 68.7 | 1.74 | Yer altı suyu | -- | 1.7 | Tatlı | 30.1 | 0.76 | Tuzlu | -- | 0.94 | Toprak nemi | 0.05 | 0.001 | Zemin buzu ve sürekli don olan toprak | 0.86 | 0.022 | Göller | -- | 0.013 | Tatlı | 0.26 | 0.007 | Tuzlu | -- | 0.006 | Atmosfer | 0.04 | 0.001 | Bataklık suyu | 0.03 | 0.0008 | Nehirler | 0.006 | 0.0002 | Biyolojik Su | 0.003 | 0.0001 | Toplam | - | 100 |
Dünya yıllık ortalama yağış haritası 
haritakaynak:http://ga.water.usgs.gov/edu/graphics/wcprecipitationworldmap.gif
Dünyamıza baktığımızda yüzeyinde hem büyük su kütlelerini hem de kara parçalarını görürüz. Bütün dünya yüzeyinin %71 ini denizler, %29 unu karalar oluşturur. Ancak bu oran kuzey ve güney yarımkürede değişir. Çünkü buralarda kara ve denizlerin oranı farklıdır. Kuzey yarımkürede karalar %39, denizler %61 oranında yer tutar. Güney yarımkürede ise karalar %19, denizler %81 yer kaplar. Gördüğünüz gibi karaların kapladığı alan kuzey yarım kürede daha geniştir. Asya, Avrupa, Kuzey Amerika, Afrika'nın büyük bir kısmı kuzey de kalır. Güney Amerika, Afrika'nın güneyi, Okyanusya ve Antarktika ise güney de kalır. Bu farklı dağılım bir çok özelliği etkiler. - Öncelikle iklimi etkiler. Kuzey yarımküre daha karasal bir iklime sahiptir. Bu durum kuzey de ortalama sıcaklığın 2 derece kadar fazla olmasını sağlar. - Nüfusun büyük çoğunluğu kuzeydedir. Bu ekonomik gelişimi olumlu yönde etkiler. - Karalar üzerindeki doğal zenginlikler, ormanlar ve yeraltı zenginlikleri kuzey de daha çoktur. - Ulaşım olanakları ve ülkeler arası iletişim kuzey de daha gelişmiştir. Dünymızdaki denizler göller ve körfezler 
Haritanın büyük hali için TIKLAYINIZ http://www.cografyakulubu.com/ dünyamızdaki belli başlı akarsular 
Haritanın büyük hali için TIKLAYINIZ. http://www.cografyakulubu.com/
|
|
Yorum (14) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
|