Geograpy

SİTE İÇİ KATEGORİLER


LİSE -1- COĞRAFYA LİSE -2- COĞRAFYA LİSE -3- COĞRAFYA LİSE -4 - COĞRAFYA LİSE -1/LİSE-2 ETKİNLİK LİSE-3/LİSE-4 ETKİNLİKLER
ÖSS HAZIRLIK VE TEST COĞRAFYA OYUN ANİMASYON MISIR PİRAMİTLERİ TÜRKİYENİN BÖLGELERİ KITALAR VE ÜLKELER GÜNEŞ SİSTEMİ VE GEZEGENLER
YILLIK PLAN ZÜMRELER VE SATRANÇ HARİTA ARŞİVİ DÜNYANIN YEDİ YENİ HARİKASI OKULUMUZ ATATURK LISESI COĞRAFYA VİDEO DERSLER LİSE 1-2-3-4 TARİH


Yasal Uyarı: Bu sitede bulunan konular ve etkinlikler kişisel görüşlerimizdir yüzde yüz doğruluk garantisi verilmez.Yorum farklılıkları olabilir.Bu noktada çıkabilecek sorunlarda sitemiz sorumlu değildir.Sitemizde etkinlik dışı alıntı resim ve konu bölümleri mevcuttur kaynak gösterimi ile ilgili gözden kaçan yada yazılmayan sayfalar için uyarı yapmanızı rica ederiz gerekli düzeltmeler hemen yapılacaktır. Sitemizdeki etkinlik konularının HER HAKKI SAKLIDIR kaynak gösterilerek kullanılması serbest kaynak gösterilmeden ve direk site sayfasının kopyalanarak yayınlanması yasaktır.DİKKAT:Bilgileri bilgisayarınıza indirmek için dosya menüsünden farklı kaydet yaparak kayıt türü metin dosyasını seçerek bilgileri bilgisayarınıza indirebilirsiniz.
ANA SAYFA

7/11/2009 - DÜNYADA GÖRÜLEN BİTKİ ÖRTÜLERİ VE ÖZELLİKLERİ

Kategori: GENEL COGRAFYA

DÜNYAYI KAPLAYAN ÖRTÜ:

 

BİTKİLER

 

Dünya Bitki Örtüsü Haritası

 

Dünya üzerindeki iklim tiplerine bağlı olarak bitki örtüsü ekvatordan kutuplara doğru:

 

1.      Geniş yapraklı ormanlar

2.      Savanlar

3.      Kaktüs

4.      Bozkır

5.      Maki

6.      Orman-çayır

7.      İğne yapraklı ormanlar

8.      Tayga ormanları

9.      Tundra  şeklinde sıralanır.

 

 

v      Her bitkinin kendine has bir iklim özelliği vardır. Başka bir ifadeyle benzer iklim şartlarında benzer bitki türleri görülür.(kutup iklimi hariç)

v      Farklı bölgedeki iklimin benzerliği tabii bitki örtüsünün benzerliğini kanıtlar.

v      Yer şekillerinin kısa mesafeler dâhilinde değişmesi bitki örtülerinin de kısa mesafeler dâhilinde değişmesini sağlar.

v      Bitki örtüleri yeryüzüne dağılışlarında aralıksız kuşaklar oluşturmazlar.

v      Enlem farkı arttıkça ve farklı enlemlerden oluştukça bitki örtüsü de çeşitlenir.

v      Bitki örtüsü iklimin bir nedeni değil iklimin bir sonucudur.

 

 

Yeryüzünde Bitki Örtüsünün Dağılışını Etkileyen Faktörler

 

1-İklimin Etkisi

 

a)Yağış Faktörü:

Yağış bir yerdeki bitki yoğunluğunu yani bitkilerin ot, çalı veya ağaç olmasını ve bunların miktarının az ya da çok olmasını belirler.

Her bitkinin istediği su miktarı farklıdır. Yağışlı bölgelerde gür bitki toplulukları görülürken kurak bölgelerde bitki örtüsü seyrekleşir, çöllerde kurakçıl ve seyrek bazı otlara ve çalılara rastlanır.

b)Sıcaklık faktörü:

 Bitkilerin gelişebilmesi için belli bir sıcaklığın olması gerekir. Sıcaklık bir yerdeki bitki türlerini belirler örneğin ağaçların iğne yada geniş yapraklı olmasını belirler.  Sıcak orta kuşakta her tür bitki yetişme alanı bulabilirken soğuk kutup bölgelerinde ve yükseklerde düşük sıcaklık şartları nedeniyle bir çok bitkiye rastlanmaz.

 

2-Yer Şekillerinin Etkisi

Dağ sıraları ve dağların uzanışı bitki örtüsünün yayılışını etkiler. Kıyıya paralel uzanan dağlar deniz etkisini iç kesimlere sokmadığı için iç kesimler bitki bakımından fakirleşirken, dağların denize bakan yamaçları daha zengin bitki örtüsüne sahip olur.

Yükseklere çıkıldıkça sıcaklıklar azaldığı için bitki örtüsü türü ve yoğunluğu azalır. Belli bir yükseltiden sonra artık bitki yetişmez.

Eğimli yamaçlarda gür bitki örtüsü görülür çünkü düz alanlar insanlar tarafından işgal edilmiştir.

Bakı bitki örtüsünün yayılışında en önemli faktörlerden birisidir. Güneşe dönük yamaçlar uygun sıcaklık şartları sayesinde hem bitki türü hem de bitki yoğunluğu bakımından daha zengindir.

 

3-Toprak Faktörü

 Bitkiler kökleriyle toprakta tutunur ve gıdalarını topraktan alırlar. Bu nedenle yeterli kalınlıkta toprak örtüsü olmayan yerlerde bitkilerde yaşayamaz.

Toprağın yapısı; Toprağın yapısı, üzerinde yetişen bitki türünü belirleyebilir.

Toprağın dokusu; Toprağın sık ya da gevşek oluşu bitki oluşumunu etkiler

 

4-Biyotik Faktörler

Tarih boyunca insanlar yaşam faaliyetleri nedeniyle çevrelerindeki bitki örtüsünü sürekli değiştirmişlerdir. İnsanların bitki örtüsü üzerindeki etkileri daha çok olumsuz olmuştur.

İnsanlar, çeşitli açılardan bitki örtüsü üzerinde etkili olmuştur.

 

Olumsuz etkiler       

Savaşlar, Tarım alanı açma, Yakacak ihtiyacı, Orman yangınları, Hayvan otlatma, Yol yapımı, Orman alanlarını imara açma, Sanayileşme

 

Olumlu Etkiler

Bitki türlerinin yayılması, Bitki türlerinin korunması, Bitki türlerinin geliştirilmesi, Çeşitli hayvan türleri bitkilerin farklı yörelere taşınması sayesinde bitki yayılışına etkide bulunur. Bitkilerin tozlaşmasına katkıları vardır (Meyve bahçelerinde arı bulundurulması)

 

BİTKİ TOPLULUKLARININ COĞRAFİ DAĞILIŞI

Ekvatoral yağmur ormanları

Amazon Havzası, Senegal’den Gine körfezine kadar olan saha Kongo Havzası, Güneydoğu Asya adaları 
                         
Muson Ormanları

Güneydoğu ve Doğu Asya’da Hindistan, Japonya, Tayland, Vietnam,Endonezya, Doğu Çin,  Kore, Avustralya’nın kuzeybatısı, Filipinler, Güneydoğu Afrika    
              
Orta Kuşağın Karışık Ormanları

Batı Rüzgarları sebebiyle Ilıman Kuşak karalarının batısında görülür (Batı ve K.Batı Avrupa, Amerika’nın batısı). Yurdumuzda ise Karadeniz kıyılarında etkilidir

               

Tayga Ormanları

Deniz etkisinden uzak kara içlerinde ve ılıman kuşak karalarının doğu kıyılarında (soğuk su akıntısından dolayı) görülür. Orta ve doğu Avrupa Asya’nın kuzeyi(Sibirya) Kanada ve ABD nin kuzeyinde görülür.

              

Maki

Akdeniz’e kıyısı olan ülkeler  (Libya, Mısır ve Lübnan hariç. Buralarda görülmeme sebebi yer şekillerinin engebesiz olmasıdır.), Avustralya’nın güneybatısı, G. Afrika Cumhuriyetinde Kap bölgesi, Şili’nin orta kesimleri  Kuzey Amerika’da Kaliforniya çevresinde etkilidir.

En geniş anlamıyla 30-40 derece enlemleri arasında kıtaların özellikle batı kıyıları


             

Savan

Güney ve Orta Afrika, Sudan,Güney Amerika‘da Brezilya’daVenezüella, Kolombiya, Peru ve Bolivya’da etkilidir. Ekvatoral iklim ile çöl iklimi arasında (10-20° kuzey ve güney enlemleri arasında görülü

Bozkır(Step)
Sıcak ve ılıman kuşak kara içlerinde görülür. Yurdumuzda İç Anadolu Bölgesinde ve Ergene Bölümünde görülen karasal iklim buna örnektir. 


Çayır

Batı Rüzgarları sebebiyle Ilıman Kuşak karalarının batısında görülür (Batı ve K.Batı Avrupa, Amerika’nın batısı). Alpin çayırlar dağların yüksek kesimlerinde görülür

 

Tundra

Sibirya, İskandinavya Yarımadasının kuzeyinde, Kanada’nın kuzeyinde,

Grönland adasının kıyı kesimleri.Yaklaşık olarak 70-80 enlemleri çevresinde görülür.Güney yarımküredeki etki alanı KYK dekine oranla çok azdır bunun nedeni GYK de okyanusların geniş alan kaplamasıdır. 

Çöl Bitkileri

Kızılkum (Özbekistan), Karakum (Türkmenistan), Gobi (Moğolistan), Taklamakan (Çin) , Arizona (A.B.D) çölleri,Kuzey AfrikaArap yarımadasıAvustralya’nın iç kesimleri


                              

Yeryüzünde Oluşan Bitki Formasyonları

 
Ağaç Formasyonu

Ormanların temel unsuru ağaçtır. Ağaçların oluşturduğu topluluklara orman denir.

Yağış, sıcaklık ve toprak şartlarının elverişli, yetişme devresinin uzun olduğu her yerde ağaç yetişir. Yağış azlığı, şiddetli buharlaşma ağaç yetişmesine engel olur. Ormanların temel unsurudur.

        

Başlıca Orman Türleri

Yaprak biçimine göre: yayvan yapraklı ormanlar, iğne yapraklı ormanlar 

1-Ekvatoral Yağmur Ormanları            

2-Muson Ormanları   

3-Orta Kuşağın Karışık Ormanları                                     

4-Tayga Ormanları  

                                      

Çalı Formasyonu

Maki, Garig ve Psödomaki

 

Maki

Karakteristik özellikleri, kışın yapraklarını dökmemeleri ve yaz kuraklığına dayanıklı olmak için yaprak, gövde ve kök sistemlerinin su kaybını önleyecek yapıda olmalarıdır. Genelde Akdeniz ikliminin hakim olduğu yerlerde ve orman tahribinin yoğun olduğu sahalarda ince gövdeli, sert, bazen kenarları dikensi, cilalı daimi yeşil yapraklı 2-3 m. boyları olan, çalı görünüşlü ya da ağaççık şeklindeki bitki toplulukları maki formasyonu olarak adlandırılır.


Başlıca Maki Türleri

Filarya, Zakkum, Laden, Katırtırnağı, Ardıç Sumak, Harnup (keçi boynuzu),  Sandal,  Mersin, Kocayemiş, Pırnal Meşesi, Funda, Defne, Menengiç Sakız ağacı,Ilgın, Yabani zeytin,(deli, delice)      

Garig

Garig formasyonu, Akdeniz ikliminin hakim olduğu alanlarda ancak toprak şartlarının daha elverişsiz eğimlerin daha fazla ve yağışların daha az olduğu kesimlerde ayrıca makilerin tahrip olduğu sahalarda görülür.. Bunlar son derece kurakçıl bitki topluluklarıdır. Başlıca türleri kermez meşesi, akçakesme, kekik, adaçayı,laden, katran ardıçı ve gevendir.

 

Psödomaki(Yalancı maki-yalancı çalı)

Ormanların tahrip edildiği yerlerde oluşan yalancı çalı  türleridir. Kışın yapraklarını dökerler.

                                                                            

Ot Formasyonu

İklim,toprak ve yer şekilleri gibi şartların ağaç yetişmesine olanak vermediği yerlerde, belirli zamanlarda yağan yağışa veya tamamı toprağın derinliklerine sızmayan suya bağlı olarak yetişen ot cinsinden bitkilerin oluşturduğu topluluktur.

 

Savan

Savanlar uzun süre yeşil kalan , gür ve uzun boylu ot topluluklarıdır. Savan bitki örtüsü içinde yer altı sularının yüzeye çıktığı yerlerde ve akarsu boylarında ormanlar görülür.

Kurak mevsimin uzun sürdüğü tropikal bölgelerde görülen, tek tük ağaçlar serpili büyük çayırlardan oluşan bitki topluluğu, Güney Afrika'da ve Doğu Afrika'da başlıca bitki topluluğu olan, boyları yer yer iki metreyi bulabilen köksaplı bitkilerden ve buğdaygillerden oluşur.

 
  

Step(Bozkır)

İlkbahar yağışlarıyla yeşeren, yaz başlarında kuruyan küçük boylu ot topluluğudur.

Bozkır bitki örtüsü içinde geven , deve dikeni, gelincik, çoban yastığı gibi bitkiler yer almaktadır. Yağışların daha az mevsimler arasındaki sıcaklık farklarının daha fazla olduğu alanlar ot formasyonunun geliştiği sahalardır.

Steplerin bir kısmı doğal olurken bir kısmı da ormanların insanlar tarafından tahribi sonucu ortaya çıkmıştır. (Bu şekilde oluşan bozkıra Antropojen Bozkır denir)İç Anadolunun orta bölümü (Konya ve Ereğli havzaları, Tuz gölü çevreleri) asıl step sahasıdır.
Step formasyonunun gelişme gösterdiği bu bölümde yağışlar 250 mm. altına düşer.

Bu sahada görülen bitkiler kendilerini kurak şartlara son derece adapte etmişler ve keçe gibi tüylü dikenli, az yapraklıdırlar.

 

Çayır

Çayırlar genellikle düz ve taban suyu yüksek olan taban arazilerde teşekkül etmişlerdir. Toprak uzun süre nemli olduğundan bitki örtüleri sık ve yüksek boyludur.

Sık ve yüksek boylu olan bitki örtüleri sıkı bir çim kapağı meydana getirerek toprağı sıkıca tutar.

Aktif büyüme döneminde yapraklar tüm yüzeyi kapatır.

Biçilerek değerlendirilen bu alanlardan elde edilen ot kış aylarında hayvanlara verilir.

 

Alpin Çayırlar

Genellikle dağların yüksek kesimlerinde orman örtüsünün üst sınırından sonra ortaya çıkan ot örtüsüdür  olarak bilinir. Ülkemizde Alpin çayırlar dağların 2100 m. den sonraki kesimlerde görülmeye başlar.

İlkbahar ve yaz mevsimlerinde karların erimesi ile ortaya çıkan bu çayırlar rengarenk açan çiçekleri yanında yer yer de  1 m.'yi bulan uzun boyları ile dikkat çekerler.

 

Tundra

Yosun ,ot ve cılız çalılıklardan oluşan bitki örtüsüdür. Tundra, kutba en yakın bitki örtüsüdür.

Kuzey ülkelerinde rastlanan, yapısına likenlerin de katıldığı bodur ot toplulukları. Tundralar yılın dörtte üçünden uzun bir süre karlarla örtülü kalır. Bunun için kutup bölgesi dışında yetişen bazı ağaçlara burada ancak bodur çalılar halinde rastlanır. Kutup söğüdü ve bodur huş bunlara misal verilebilir.

Hakim bitki topluluklarını karayosunları ve likenler (Ren geyiği likenleri vs.) meydana getirir.


Yorum (26) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

13/9/2009 - İÇ KUVVETLER OROJENEZ,EPİROJENEZ

Kategori: GENEL COGRAFYA

YERŞEKİLLERİNİN OLUŞUMU
Yer şekilleri iç ve dış kuvvetlerin ortak etkisiyle meydana gelmişlerdir. İç kuvvetler yeryüzü şekillerini oluştururken yapıcıdırlar, dış kuvvetler ise  bu şekilleri ortadan kaldırmaya çalışan yıkıcı kuvvetlerdir.
İÇ KUVVETLER
Enerjisini yerin derinliklerinden alan (magmadan) ve yeryüzünün şekillenmesine olumlu yönde etkiye sahip olan kuvvetlerdir.
İç kuvvetlerin oluşturduğu hareketlerin bütününe tektonik hareketler denir.
1.      Orojenez
2.      Epirojenez
3.      Seizma(Depremler)
4.      Volkanizma

DAĞ OLUŞUMU (OROJENEZ) HAREKETLERİ:

a) Kıvrım Dağlar (Genç Dağlar)
Dış kuvvetler yeryüzünü aşındırır. Aşındırılan parçalar denizlerde ve deniz kıyılarında birikir. Bu birikim alanlarına jeosenklinal alan denir. Binlerce metre kalınlıktaki bu tortul tabakalar yerkabuğu hareketleri ile yan basınca uğrar ve kıvrılarak su yüzeyine çıkar. Bu kıvrımların yüksek kısımlarına yani sıradağlara “Antiklinal”, çanak şeklindeki çukur yerlere ise “Senklinal” denir.

I. Jeolojik Zamanda oluşanlara Eski Kıvrımlar, III. Jeolojik Zamanda oluşanlara ise Genç Kıvrımlar denir.

 
Ülkemizde Yıldız Dağları, K. Anadolu Dağları, Karasu–Aras Dağları ve Toroslar ile Ergene Havzası, İç Anadolu Düzlükleri kıvrılma sonucunda meydana gelmiştir.

Dünya'mız oluşumundan beri üç büyük orojenez, yani dağ oluşumuna sahne olmuştur.

 
I. Jeolojik Zamanda Kaledoniyen dağ oluşumu sırasında İskoçya ve Norveç'teki dağlar, 1. Jeolojik Zamanın sonlarına doğru gerçekleşen dağ oluşum sürecinde Appalaşlar, Urallar ve Orta Ren Dağları, III. Jeolojik Zamandaki son dağ oluşumunda ise Alpler, Andlar, Kayalık Dağları ve Himalayalar ortaya çıkmıştır.
 b)Kırılma İle Dağ Oluşumu
Eski kara parçaları ve eski kıtalar yan basınçlar etkisiyle kırılmayacak şekilde sertse bunlar kırılır. Bu kırık hattına fay denir. İki fay arasında oluşan yükseltilere Horst, çukurlara ise Graben denir.


Ülkemizde
Biga, Kaz, Mandra, Yunt, Menteşe, Aydın, Bozdağlar, birer Horst, Menderes
Ovaları, Gediz Ovası, Bakırçay ve Hatay çukurluğu birer Grabendir.

 
Kırık hatları yeryüzünün zayıf yerleri olduğu için deprem, volkanizma ve kaplıcalar bu fay hatları boyunca uzanırlar.
Dünyanın en uzun grabeni Hatay’dan başlayarak güneye doğru Suriye, Lut Gölü, Kızıldeniz’den geçen D. Afrika’ya kadar uzanan çöküntü alanıdır.Dünya üzerindeki başlıca kıvrım dağları III. Zamanda oluşmuş Alp-Himalaya kıvrımları ile Amerika kıtasının batısındaki Kayalık ve And dağlarıdır.

 

                                       Dünyada kıvrım dağ sıraları
Türkiye’deki dağların büyük bir kısmı III. zamanda Alp-Himalaya kıvrımları ile oluşmuştur. Bunlar kuzeyde Kuzey Anadolu Dağları ve güneyde Toros Dağlarıdır.
Kısacası Orojenez sonucunda; Kıvrım dağları, Horst-Grabenler ve fay hatları  oluşmuştur.

KITA OLUŞUMU (EPİROJENEZ) HAREKETLERİ
Geniş yerkabuğu parçalarının yükselmesi ya da çökmesi şeklindeki yer hareketine epirojenez denir.


Bu hareketler sonucunda kara ve deniz dağılışında büyük ölçüde değişebilir.Alçak alanları deniz basar.
Deniz ilerlemesi :Transgresyon veya deniz dipleri yükselerek kara haline geçer.



Deniz gerilemesi:
Regrasyon

 
Epirojenez de tabakaların durumu bozulmaz.Uzak sahalarda yükselmeler,alçalmalar olur.Epirojenez yerkabuğunun yaylanması olarak ta adlandırılır.Epirojenik hareketler yerkabuğunun izostatik dengesinin bozulması ile meydana gelir.

İzostatik denge:
Katı haldeki yer kabuğunun sıvı haldeki Manto üzerinde batmadan kalabilmesine denir.
İzostatik Dengeyi Bozan Faktörler:
1.      Karalarda aşınmanın, denizlerde birikmenin fazla olması,
2.      İklim değişmeleri,
3.      Dağ oluşumu hareketleri
4.      Volkanizma ve Yan basınçlar

Epirojenez yer yüzünü en uzun sürede şekillendiren iç kuvvettir.
Epirojenez sonucunda; Epirojenez yeryüzünü en uzun zaman içinde şekillendiren kuvvettir.

Ülkemizde Karadeniz ve Akdeniz Havzalarının çökmesi, Toroslar,K.Anadolu ve Batı Anadolu dağlarının yükselmesi, Ergene ve Adana havzalarının(Çukurova) tortulanma alanı haline gelerek çökmesi epirojenez sonucudur.

Türkiye 3.zaman sonu 4. zaman başında epirojenik olarak toptan yükselmiştir.
Dünya üzerinde ise İskandinavya  yarımadası yükselirken , Almanya ve Hollanda çökmektedir.   Deniz ilerlemesinin görüldüğü yerde akarsuyun ağız kısmı deniz suları altında kalır. Akarsuyun enerji potansiyeli azalır ve biriktirme yapar. Deniz gerilesi var ise akarsuyun yatak eğimi artar ve aşındırma gücü artar.Eğer bir yerde akarsu vadisi deniz içinde de devam ediyorsa; deniz ilerlemesinden bahsedilebilir. Kıyı şekilleri yüksekte  veya kara içlerinde kalmış ise deniz gerilemesi olmuştur.

Ayrıntılı notlar için   TIKLAYINIZ 
Link 2


Deprem ve Volkanizma için TIKLAYINIZ

Yorum (53) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

11/9/2009 - YER KABUĞUNUN YAPISI,JEOLOJİK ZAMANLAR,YERKABUĞUNU OLUŞTURAN TAŞ

Kategori: GENEL COGRAFYA

YER KABUĞUNUN YAPISI VE JEOLOJİK ZAMANLAR,

YERKÜRE’NİN YAPISI

Yeryuvarlağı, iç içe kürelerden meydana gelmiştir. Bunlara geosfer adı verilir. Geosferlerin yoğunlukları ve bileşimleri birbirinden farklıdır.

A.     YERKABUĞU

Litosfer ya da taşküre olarak da adlandırılır. Yerküre’nin en hafif ve en ince tabakasıdır. Yeryüzünden itibaren ortalama 33 km derinliğe kadar uzanır. Yerkabuğu, bileşimleri ve yoğunlukları birbirinden farklı iki tabakadan oluşur.

1. Granitik Kabuk (Sial)

Bileşiminde silisyum ve alüminyum olduğundan bu ismi almıştır. Yoğunluğu 2,7 – 2,8 gr/cm3 tür. Katı halde bulunur. Kalınlığı okyanus tabanlarında az iken, kıta tabanlarında fazladır.

    

2. Bazaltik Kabuk (Sima)

Bileşiminde silisyum ve mağnezyum olduğundan bu ismi almıştır. Yoğunluğu 3 gr/cm3 dolayındadır. Sial’in tersine okyanus tabanlarında kalınlaşır, kıta tabanlarında incelir.

B. MANTO

Yer çekirdeğinin örtüsü durumunda olduğundan bu ad verilmiştir. Astenosfer adı da verilir. Yerküre’nin yaklaşık 33 km ile 2900 km derinlikleri arasında yer alır. Yoğunluğu yerkabuğuna oranla daha fazladır. (5 – 6 gr/cm3) Mantonun üst kısmındaki maddeler plastik özelliği gösterir. Sıvı haldeki manto malzemesine mağma denir. Mağma adı verilen akışkan manto volkan, deprem gibi olayların oluşmasına neden olan bir tabakadır. Mantonun sıcaklığı 1200 °C yi bulmaktadır. Manto, yeryuvarlağı hacminin % 80'ini kaplamaktadır.

C. ÇEKİRDEK

En kalın ve ağır olan katmandır. Barisfer adı da verilir. Mantonun altında başlar ve Dünya’nın merkezine kadar uzanır. Kalınlığı 3478 km dir. Yoğunluğu 10 gr/cm3 olan ve sıvı halde bulunan üst kısmına dış çekirdek denir. Bunun altında, yoğunluğu 13gr/cm3 olan ve katı halde bulunan iç çekirdek vardır. Dünya’nın merkezinde sıcaklık 4500 – 5000 °C yi bulmaktadır.

JEOLOJİK ZAMANLAR
  



1)İlk Zaman (prekambriyen
)

İlk canlı algler oluşmuştur.

                           Algler

En eski kıvrımlarla kıta çekirdekleri oluşmuştur.


2) I. Zaman (paleozoik
)

Yer kabuğundaki şiddetli kırılma ve kıvrılmalarla kıta çekirdekleri büyümüştür.

Sıcak ve bol yağışlı iklim döneminde gür bitki toplulukları oluşmuştur.
 

                     Taş Kömürü
Taşkömürü yatakları oluşmuştur.

Hersinyan ve Kaledoniyen kıvrımları oluştu.


3) II. Zaman (Mezezoik):

Durgunluk dönemidir. Büyük oranda tortulaşma olmuştur. Alp orojenezine hazırlık dönemidir. Yerkabuğunun kırıklarla parçalanarak ayrı kıtalara bölünmeye başlamıştır..

Dinozorların bu dönemde (jura)ortaya çıkmıştır.


4) III. Zaman (Neozoik-Tersiyer)

Şiddetli yer kabuğu hareketleri olmuştur.

Atlas ve Hint Okyanusları oluşmuştur.


Petrol, linyit,  tuz ve bor yatakları oluşmuştur.

   
          Linyit                            Tuz                               Bor                            Petrol
Alp-Himalaya
  kıvrım dağları oluşmuştur. Ülkemizde Toroslar ve Karadeniz dağları...



5)IV. Zaman (Antropozoik)
iki dönemden oluşur.

 

a)Buzul çağı : Özellikle Kuzey Yarım Kürede şiddetli soğuma görülür. Bunun etkisiyle Batı Avrupa, İskandinavya ve Kanada gibi karalar buzullar altında kalmıştır.

b)Buzul çağı sonrası dönem:

İstanbul –Çanakkale boğazları oluşmuştur.
 

Egeid karası çökmüştür.

İnsan yaratılmıştır.

Not: Jeolojik devirlerle ilgili bilgiler fosillerin incelenmesiyle elde edilir.


Ayrıntılı notlar için tıklayınız.

Konunun devamı taşlar ve özellikleri için tıklayınız.

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

9/9/2009 - DÜNYADA GÖRÜLEN İKLİM ÇEŞİTLERİ

Kategori: GENEL COGRAFYA

YERYÜZÜNDEKİ BAŞLICA İKLİM TİPLERİ ve TABİİ BİTKİ ÖRTÜSÜ

İKLİM TİPLERİ

 
Dünya'nın hemen her bölgesinin kendine özgü bir  iklimi bulunmaktadır. Ancak, benzer iklim kuşaklarına sahip alanlar büyük iklim kuşakları  oluştururlar. Yüzlerce km2  lik sahaları  etkileyen büyük iklim gruplarına makroklima adı  verilmektedir.

Bununla birlikte, makro klima alanlarında bazen öyle yerler vardır  ki, buralarda görülen iklim özellikleri içinde bulundukları kuşaktan tamamen farklıdır. Makro klimalar içerisinde bölgesel farklılıklar gösteren, özel koşullu küçük iklim alanlarına da mikroklima denilmektedir.

İklimler sıcak, ılıman ve soğuk  olmak  üzere üç guruba ayrılabilir. İklimlerin sınıflandırılmasında sıcaklık, yağış miktarı, yağış rejimi ve yağış - buharlaşma ilişkisi gibi ölçütler kullanılır. Şimdi, yeryüzündeki büyük iklimleri, bu iklimlerin özelliklerini ve  bu iklimlere uyum sağlamış bitki örtülerini inceleyelim.

A. SICAK İKLİMLER

1. Ekvatoral İklim
 
Þ    Yıllık sıcaklık ortalaması 25 °C ’nin üstündedir. Yıllık ve günlük sıcaklık farkı en az olan  iklimdir (1–2 °C civarında). Bu durumun nedeni Güneş ışınlarının bütün yıl dike yakın açıyla düşmesi ve nemliliğin fazla olmasıdır.
Þ    Ekvator çevresinde 0˚ ve 10˚ enlemleri arasında görülür. Ekvatoral iklim, Amazon ve Kongo havzalarının büyük bir kesiminde, Gine Körfezi kıyılarına yakın bölgelerde, Endonezya ve Malezya’nın büyük bir bölümünde etkili olmaktadır.
Þ    Her mevsim düzenli yağış alır. Fakat en fazla yağış güneş ışınlarının Ekvatora dik geldiği tarihlerde (21 M - 23 E) görülür. Buharlaşma arttığı için. Yağışlar oluşum bakımından
Konveksiyonel yağışlarına örnektir. Yıllık yağış miktarı 2000 mm‘nin üstündedir.   
 
Þ    Bitki örtüsü bütün yıl yeşil kalan sık ve uzun boylu yağmur ormanlarıdır. Yağışların fazla olması ve yüksek sıcaklık kimyasal çözülmeyi artırmıştır. Topraklar fazla yıkandığı için verimi düşüktür ve kırmızı renkli Laterit topraklarıdır.

2. Tropikal İklim (Subtropikal - Savan)

 
Þ    10˚-30˚ kuzey ve güney enlemlerinde görülür. Tropikal iklim, Sudan, Çad, Nijerya, Mali, Moritanya, Brezilya, Venezuela, Kolombiya, Peru ve Bolivya gibi ülkelerde etkili olmaktadır.
Þ    Sıcaklık ortalaması bütün yıl 20 °C’nin üstündedir. Bu iklim bölgesinde güneş ışınları yılda iki kez dik açıyla düşer.
Þ    Güneş ışınlarının dik geldiği yaz dönemi Konveksiyonel yağışlı, kışlar kuraktır. Yıllık yağış miktarı 1000–1200 mm arasındadır.
Þ    Bitki örtüsü savan adı verilen otsu bitkilerden ve yer yer akasya ve baobap ağaçlarından oluşur. Savanlar uzun süre yeşil kalan, gür ve uzun boylu ot topluluklarıdır. Savan bitki örtüsü içinde yeraltı sularının yüzeye çıktığı yerlerde ve akarsu boylarında Galeri ormanları görülür.     

3. Muson İklimi:
  
   
Þ    Yıllık basınç farkına bağlı olarak oluşur.Güney Hindistan, Güney Çin, Güneydoğu Asya, Japonya ve Mançurya gibi bölgelerde görülür. Bu alanlar Muson rüzgârlarının etkisi altındadır.
Þ    Yıllık ortalama sıcaklık 15 – 20°C dir. Yıllık sıcaklık farkı 10°C civarındadır. Alçak enlemlerde sıcaklık yüksektir. Kuzeye doğru kışlar daha sert geçer.
Þ    Muson rüzgârlarının esme yönüne paralel olarak yazlar yağışlı kışlar kurak geçer. Yıllık yağışların % 85'i yaz aylarında düşer.Yıllık yağış miktarı ortalama 1000 -1500 mm civarındadır.  Kıyı bölgeleri ve dağların denize bakan yamaçlarında yağış miktarı artar. Örneğin Hindistan’ın kuzey doğusunda yer alan Çerapunçi 12000 mm yağış ile dünyanın en fazla yağış alan yeridir.
Þ    Kıyı kesimlerinde kışın yaprağını döken ormanlar, kuzeye doğru ise savanlar görülür. Muson ormanlarının tipik ağacı teak ağacıdır.

4. Çöl İklimi (Sıcak ve Kurak İklim)
    
Þ    Dönenceler civarında kıta içlerinde etrafı dağlarla çevrili çukur alanlarda görülür. Afrika’da B. Sahra, Ortadoğu’da Necef, Asya’da Gobi, Taklamakan, Avustralya’da Gobbon ve Gibson, Güney Afrika’da Kalahari ve Namib, Güney Amerika’da Patagonya, Atacama ve Peru yeryüzündeki başlıca çöl alanlarıdır.
Þ    Gece ile gündüz arasında sıcaklık farkları çok fazladır. Günlük sıcaklık farkının 50°C yi bulduğu zamanlar olmaktadır. Çöllerdeki nem yetersizliği, günlük sıcaklık farkının büyümesine zemin hazırlamıştır.
Þ    Yağışlar yok denecek kadar azdır( Epizodik). Yıllık yağış miktarı genellikle 100mm’ den azdır.
Þ    Doğal bitki örtüsü bazı kurakçıl otlar ve kaktüs gibi bitkileridir. Bitki örtüsü çok zayıftır. Susuzluğa dayanıklı bitki türleri görülür.                    

B. ILIMAN İKLİMLER

1. Akdeniz İklimi
 
Þ
   
Akdeniz’e kıyısı olan ülkeler, Avustralya’nın güneybatısı, G. Afrika Cumhuriyetinde Kap bölgesi, Şili’nin orta kesimleri ve Kuzey Amerika’da Kaliforniya çevresinde etkilidir. Türkiye de genel olarak bu iklim kuşağının etkisi altındadır.
Þ    Yıllık ortalama 18°C’dir. En sıcak ay ortalaması 28–30°C, en soğuk ay ortalaması 8–10 °C’dir. 
Þ    Yıllık yağış miktarı yükseltiye göre değişir. Ortalama 600–1000 mm arasındadır. Yaz ayları kurak kış ayları yağışlıdır.Yaz sıcaklığı güneş ışınlarının düşme açısına, kuraklık ise alçalıcı hava hareketlerine bağlıdır. Kıyı kesimlerde ılıman geçen kışlar iç kesimlere doğru sertleşir. Kar yağışı ve don olayı çok ender görülür. Kışın görülen yağışlar cephesel kökenlidir. Cephesel yağışlar en fazla bu ikimde görülür.
Þ    Karakteristik bitki örtüsü, kızılçam ormanlarının tahrip edilmesiyle ortaya çıkan makilerdir. Makiler, sürekli yeşil kalabilen, kısa boylu, sert yapraklı, kuraklığa dayanabilen, çalımsı bodur bitkilerdir. Akdeniz ikliminde yağışın az çok yeterli olduğu orta yükseklikteki yamaçlarda iğne yapraklı ağaçlardan oluşan ormanlar (Kızılçam, sarıçam, karaçam ormanları gibi) yer alır.

2. Okyanusal İklim:
  
Þ    Genel olarak, 30° - 60° enlemleri arasında, karaların batı kıyılarında görülür. Okyanusal iklim Batı Avrupa, Batı Kanada ve Güney Alaska kıyılarında, Güney Şili, Avustralya’nın kuzeydoğusu ve Yeni Zelanda’da etkili olmaktadır.( Türkiye’de Doğu Karadeniz Kıyıları.)
Þ    En sıcak ay ortalaması 24–25 °C, en soğuk ay ortalaması 5-6 °C dir. Yıllık ortalama 13–15 °C dir. Kıtaların batı kıyılarındaki sıcak su akıntıları ve nemli batı rüzgârları iklimin oluşumunda önemli rol oynarlar. Yıllık sıcaklık farkları 10–15˚ ‘yi geçmez. Her mevsim yağışlıdır. Nemlilik fazla olduğu için yıllık yağış miktarı 1500 mm civarındadır En fazla yağış Sonbaharda, en az yağış ilkbaharda görülür. Yağış oluşumu yamaç yağışı şeklindedir.
Þ    Bitki örtüsü kışın yaprağını döken yayvan yapraklı ormanlardır. Ormanların tahrip edildiği yerlerde çayırlar bulunur.

3. Karasal İklim:
   

Þ
   
Genel olarak, 30° - 65° enlemleri arasında, karaların deniz etkisinden uzak iç kısımlarında ve kıtaların doğu kıyılarında görülmektedir. Karasal iklim, Sibirya, Kanada ve Doğu Avrupa’da geniş bir yayılış sahasına sahiptir.
Þ    En soğuk ay ortalaması –10 °C civarındadır. Bazı günler –40 °C ye kadar sıcaklığın düştüğü de gözlenebilmektedir. Yıllık sıcaklık ortalaması 0–10 °C dır. En sıcak ay ortalaması 20 °C civarındadır. Kışlar çok soğuk geçer ve uzun sürer. Yazlar ise sıcaktır. Yıllık sıcaklık ortalaması 0 – 10°C arasında değişir. Yıllık sıcaklık farkı 20 – 40°C dır. Kar ortalama 80–90 gün toprak üstünde kalır. Denizden uzaklaşıldıkça ve kutba doğru gidildikçe sıcaklıklar çok düşer. Dünyanın kışları en soğuk ve yıllık sıcaklık farkının en fazla olduğu bölgeleri bu iklim alanının denizlerden uzak ve daha kuzeyde olan iç kesimleri ile yüksek kesimlerdir.
Þ    Yıllık yağış miktarı 500 – 600 mm dolayındadır. En fazla yağış yazın, en az yağış kışın düşer. Kış yağışları daha çok kar şeklindedir.
Þ    Tabii bitki örtüsü iğne yapraklı ormanlardır. Yağışın azaldığı kesimlerde de bozkırlar (step) görülür. Sibirya ve Kanada da iğne yapraklı ormanlara tayga ormanları adı verilir. Kıyıya yakın olan daha ılıman kesimlerde yayvan ve iğne yapraklı ormanlar yaygındır. Kışların çok soğuk geçtiği iç ve yüksek kesimlerde soğuğa dayanıklı iğne yapraklılar geniş yer kaplar. Yüksek kesimlerde üstünde alpin kat denilen dağ çayırları yer alır.

4. Step İklimi (Yarıkurak İklim)
Step iklimi, bir geçiş iklimi özelliği gösterir. Üç gruba ayrılır;

      
a.Tropikal Step İklimi: Savan ikliminden çöl iklimine geçiş alanlarında görülür.
b.Subtropikal Step İklimi:Çöl ikliminden Akdeniz iklimine geçiş alanlarında görülür.
c.Orta Kuşak Step İklimi: 30° - 50° önlemlerindeki çöller etrafında ve Akdeniz ikliminden karasal iklime geçiş alanlarında görülür.

Þ
   
Step iklimlerinde yıllık ortalama sıcaklık 10° - 12°C, sıcaklık farkı ise 15 - 30°C’dir. 
Yıllık yağış miktarı 300 - 500 mm’dir. Step iklimlerinde en fazla yağış ilkbaharda ve yazın düşmektedir. Tabi bitki örtüsü yağışlı  mevsimde yeşeren, kurak mevsimde sararan step (bozkır)’tir.
Þ    İnsanlar tarafından ağaç kesilerek, yakılarak ormanların ortadan kaldırılması  sonucunda
oluşan bozkırlara antropojen bozkır denir. Bu tür bozkırlar, ormanların tahrip edilmesi sonucunda ortaya çıktığından yer yer orman ağacı  topluluklarına rastlanır.

C. SOĞUK İKLİMLER    

1. Tundra İklimi (Kutup altı İklimi)
 
Þ    İskandinavya Yarımadasıyla, Kanada’nın kuzeyinde, Sibirya’ da ve  Grönland Adası’nın kıyı kesimlerinde görülür.
Þ    En sıcak ay ortalaması 10 °C yi geçmez. Kışın sıcaklık –30, -40 °C'lere kadar iner. Toprak yılın büyük bir kesiminde donmuş haldedir. Kışlar çok soğuktur. Sadece yazın sıcaklığın artması ile toprağın üst kısmındaki buzlar erir ve bataklıklar oluşur.Yıllık yağış miktarı 200–250 mm civarındadır.
Þ    Bitki örtüsü yosun ot ve cılız çalılıklardan oluşan Tundra bitki örtüsüdür. Düşük sıcaklıklara dayanabilen otlar çalılar ve yosunlardan oluşur.

2. Kutup İklimi
 
Þ    Dünyanın sürekli olarak karlar ve buzlarla kaplı olan kutup bölgelerinde görülen iklim tipidir. Kuzey Kutbu çevresinde Grönland Adası’nın iç kısımlarında ve Antarktika’da etkilidir.
Þ    Sıcaklık ortalaması bütün yıl boyunca 0°C nin altındadır. Sıcaklık, çoğu zaman -40°C ye, hatta daha altına iner.
Þ    Yıllık sıcaklık farkı 30°C dolaylarındadır. Güneşlenme süresi çok uzun olmasına rağmen sıcaklık yükselemez. Çünkü güneş ışınları yıl boyunca bu bölgelere eğik açılarla gelir.
Þ    Sıcaklık düşük olduğundan buharlaşma ile atmosfere karışan nem azdır. Dolayısıyla yağışlar son derece az ve her zaman kar şeklindedir. Ortalama yağış yıllık
Þ    200mm civarındadır. Bu sebeple kutup iklimine soğuk çöl iklimi de denir.Zemin buzlarla kaplı olduğu için bitki örtüsü yoktur.


KONUYLA İLGİLİ NOTLARI İNDİRMEK İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNKE
TIKLAYINIZ.


 

Yorum (191) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

3/9/2009 - LİSE 1. SINIFLAR HARİTA BİLGİSİ VE ÖLÇEKLER

Kategori: GENEL COGRAFYA

HARİTA BİLGİSİ

İstanbul’da okuyan bir grup üniversite öğrencisi memleketlerine  gitmek istiyor. Bu öğrenciler Türkiye’nin değişik bölgelerinde ikamet etmektedir. Öğrenciler memleketlerine aynı ulaşım araçlarını kullanarak gidebilirler mi? Şüphesiz  her öğrenci kendi memleketine gitmek için en uygun aracı seçecektir. Örneğin Kahramanmaraş’a gitmek isteyen bir öğrenci gemiyle doğrudan memleketine ulaşamaz. Fakat Yalova’ya gitmek isteyen bir öğrenci için en uygun ulaşım aracı feribottur.  

Yukarıdaki örnekte görüldüğü gibi her öğrenci amacına ulaşmak  için uygun ulaşım türünü seçer. Harita çizimi yapılırken de kullanış amacına en uygun yöntem  seçilir.Şimdi harita çizim yöntemlerini birlikte öğrenelim. Yeryüzünün tamamının ya da bir bölümünün kuşbakışı görünümünün, belli bir ölçeğe göre küçültülerek bir düzlem üzerine aktarılmasına Harita denir.

 

PROJEKSİYON TİPLERİ

Üzerine bir harita çizilmesi mümkün olacak şekilde paralel ve meridyen ağının perspektif esaslara uygun olarak bir kağıda çizilmesine projeksiyon  denir.

Projeksiyon yöntemleri, yuvarlak olan yeryüzünün tamamını veya bir görümünü en az

hata ile düzlem üzerine aktarma amacıyla geliştirilmiş yöntemlerdir.

 

Üzerinde coğrafî koordinatların belirgin olarak gösterildiği ve  merkezinde bir ışık kaynağı olan bir model küre düşünelim. Işık  küre üzerinde bulunan paralel ve meridyenleri yansıtır. Yansıyan paralel ve meridyen gölgeleri model küre üzerine geçirilen koni veya etrafına sarılan silindir ya da küreye teğet olarak tutulan düzlem üzerine düşer. Böylece coğrafî koordinatlar bir düzleme aktarılır.

Küresel yüzeyin düzleme aktarılması sırasında ortaya çıkan bozulmalar şunlardır;

1.      Açılardaki değişmeler (paralel ve meridyen ağı)

2.      Alanlardaki değişmeler (yüz ölçüm)  

3.      Uzunluklardaki değişmeler,

4.      Şekillerdeki değişmeler,

5.      Yönlerdeki değişmeler,

Haritalardaki hataları ortadan kaldırmak  mümkün değildir. Ancak  projeksiyon yöntemleri ile en aza indirilebilir.

 

Konik Projeksiyon

Kürenin çevresine koni şeklinde bir kâğıt sarılmasıyla oluşturulur.Bu yöntemle çizilmiş haritalarda şekiller bozulur ama alanlar korunur.Orta enlemler ve çevresindeki bölgelerin çiziminde kullanılır.

  

Düzlem Projeksiyon Bir düzlemin kutup noktasına teğet        olarak  geçirilmesiyle oluşturulan bu çizimde kenar uzunlukları  korunur.Bu yöntem daha çok dar alanların ve büyük  ölçekli  haritaların çiziminde kullanılır.


Silindirik Projeksiyon  

Bir kürenin çevresine silindir  şeklinde bir         kâğıt  sarılmasıyla oluşturulur. Ekvator’dan kutuplara gidildikçe  alan bozulmaları  görülür  ve şekiller büyür. Bu yöntem daha çok deniz  ve hava ulaşımında yararlanılan haritaların hazırlanmasında kullanılır.

  

HARİTALARDAKİ BOZULMALAR

Ekvator’dan kutuplara doğru gidildikçe haritalarda bozulmalar artar. Bunun nedeni kutuplara yaklaştıkça küreselliğin artmasıdır. Bozulma oranı  haritası  çizilen  alanın büyüklüğü ile doğru orantılı  olarak artar. Bunun nedeni gösterilen alanın büyümesi oranında küreselliğin belirginleşmesidir.

 

Gerçeğe yakın haritalar ancak model  küreler üzerinde gösterilir. Doğru yapıldığı

takdirde küreler üzerinde, Dünya’ya ait uzaklık ve yönleri ölçülü bir şekilde gösterilir.

Bununla beraber kürelerin bazı olumsuz yönleri de vardır.

1.      Kürelerin bir bakışta sadece bir yüzünü görmek mümkündür.

2.      Detay göstermek istenildiğinde büyük ebatta yapılması  gerekir. Bu defa taşınması güçleşir.

3.      Kavisli küre yüzeyi üzerinde ölçüm yapma güçtür.

4.      Kürelerin maliyeti pahalıdır.

Düzlem üzerindeki haritaların kürelere göre taşıma, koruma baskı  yapma ve  ölçme

gibi kolaylıkları bulunmaktadır.

 

HARİTA ÇİZİM YÖNTEMLERİ

 

1-İzohips (Eş Yükselti Eğrisi) Yöntemi

Yeryüzünde deniz seviyesine göre aynı  yükseltiye sahip olan noktaların birleştirilmesi ile elde edilen kapalı  eğrilerle gösterilir. Bu eğrilere  izohips (Eşyükselti) eğrileri denir. En sık kullanılan  yöntemdir. Eğrilerin sık ya  da seyrek olması yüzey şekilleri hakkında bilgi verir.  

Deniz seviyesine göre aynı  derinlikteki noktaların birleştirilmesi ile oluşturulan eğrilere ise izobat (eş derinlik)  denir. Kıyı  çizgisi, izohips ile  izobatların kesişme noktalarıdır. İzohips yöntemi haritalarda yer şekillerini gösterme yöntemlerinden en yaygın olanıdır.  


2-Kabartma Yöntemi

Yer şekillerinin gerçeğe uygun kabartmaları yapılır ve boyanır. Bu haritalarda yatay mesafeyi gösteren ölçek yanında dikey mesafeyi gösteren ikinci ölçek vardır. Bu haritalar yer şekillerinin üç boyutlu ve gerçeğe en uygun olarak gösterilmesini sağlar. Taşınması  güç ve maliyeti yüksek olduğu için çok kullanılan bir yöntem değildir.
 

3-Renklendirme Yöntemi

İzohips yöntemi ile çizilen haritalarda yükselti basamaklarını daha iyi gösterebilmek için, deniz seviyesinden itibaren her yükselti basamağı  belli bir renk ile gösterilir.

 Buna göre:

1.       0 metrenin altı; Koyu yeşil

2.       0 – 200 m arası; yeşil,

3.       200 – 500 m arası; açık yeşil

4.       500 – 1000 m arası; sarı

5.       1000 – 1500 m arası; turuncu

6.       1500 – 2000 m arası; açık kahverengi,

7.        2000 m üzeri; kahverenginin koyulaşan tonlarıyla gösterilir.  

8.        Kahverengi üzerindeki beyaz renkler kalıcı kar ve buzulları gösterir.

9.        Denizler ise derinliği arttıkça mavinin koyulaşan tonları ile gösterilir.




4-Tarama Yöntemi

Fazla kullanılmayan bir yöntemdir. Çizgiler eğime paralel olarak uzanır ve yükselti basamaklarını  gösterir. Eğimin fazla olduğu yerlerde çizgiler kısa, sık ve  kalın uzanır.

Eğimin  azaldığı yerlerde ise çizgiler ince, uzun ve  seyrek uzanırlar. Tarama yöntemiyle çizilen haritalar yüzey  şekilleri hakkında genel bir fikir verir.


5-Gölgelendirme Yöntemi

Haritası  çizilen arazinin sol  üst köşesinden 45° eğimli bir ışık geldiği varsayılarak yüzey şekilleri gösterilir. Işık  alan ve düzlük  yerler aydınlık olarak gösterilir. Gölgede kalan yerler siyaha boyanır. Böylece yeryüzü şekillerinin  uzanış ve  biçimleri  gösterilmeye çalışılır. Bu yöntemde yükselti basamakları bulunmadığından, yükseltileri tespit etmek ve profil çıkarmak  olanaksızdır. Bu nedenle gölgelendirme yöntemi modern haritacılıkta yardımcı bir yöntem olarak kullanılır.



KULLANIM AMAÇLARINA GÖRE HARİTALAR:

Her haritanın hazırlanış amacı farklıdır. Değişik özellikler dikkate alınarak hazırlanan

haritalar, kullanım amaçları  açısından farklı  isimler  alır. Örneğin iklim bölgeleri

haritası, toprak haritası, maden haritası, fiziki haritalar, nüfus haritası vb.

   

    Fiziki harita                     siyasi harita                  Beşeri harita   

Fiziki Haritalar:Yeryüzü şekillerinin yükselti ve  eğim  gibi özellikleri ve dağ,ova, plato gibi yer şekillerinin dağılışını  gösteren haritalardır. Bir yerin yükseltisi ancak fiziki haritalardan bulunabilir.

İdari ve Siyasi Haritalar:  Ülkelerin siyasî  sınırlarını veya idari birimlerini (bölge, il, ilçe) gösteren haritalardır.

Beşerî ve Ekonomik  Haritalar:  Nüfus miktarı, yoğunluğu ve  dağılışını, göçleri, tarım ürünleri ve miktarını, sanayi, yeraltı kaynakları, turizm değerleri olan alanların dağılışını gösteren haritalardır.

Özel Haritalar: Belirli bir konu için özel olarak hazırlanan ve sadece konunun

uzmanları  veya ilgilileri tarafından kullanılan haritalardır ve  belirli bir meslek grubuna hitap eder. Jeoloji, Toprak, Ulaşım, Orman haritaları  gibi. Örneğin jeoloji haritası sadece bu işle uğraşan araştırmacılar için gereklidir.  

 

HARİTALARLA YOLCULUK

Bir çizimin harita olabilmesi için birtakım özelliklere sahip olması gerekir. Bu özellikleri

birlikte öğrenelim.

 

Bir çizimin harita özelliği taşıyabilmesi için şu üç temel öğenin olması gereklidir;  

·        Kuşbakışı görünümün olması,

·        Bir ölçek dâhilinde küçültülmesi,

·        Bir düzleme aktarılması,

·         

1. Kuşbakışı görünümün olması: Haritası çizilecek arazinin tam tepeden görünüşü

Kuşbakışı  olarak adlandırılır. Eğer kuşbakışı  çizim yapılmazsa,  yeryüzü şekillerinin tamamı  görülemez, boyutlarında, şekillerinde ve birbirlerine göre uzaklıklarında değişmeler olur. Ancak tam tepeden bakınca gerçek görünüm sağlanır. Tam tepeden olmazsa resim olur.



2. Bir ölçek dâhilinde küçültülmesi:

Çizimi yapılacak olan araziye ait gerçek uzunluklar haritaya aktarılırken belli oranlar

Dâhilinde küçültülmelidir.Bu     küçültme oranına Ölçek  denir.

Ölçeği olmayan çizimlerde yeryüzü şekilleri gerçeğe uygun olarak gösterilemez. Bu

tür çizimlere kroki denir. Herhangi bir alan ya da cismin kuşbakışı  görünüşünün kabataslak  bir düzleme aktarılmasına Kroki  denir. Krokinin haritadan farkı  ölçeksiz

olarak çizilmesidir.
 
Çanakkale çıkarma krokisi
 

3. Düzleme Aktarma: Dünya yuvarlak olduğu için haritalarda yeryüzü şekilleri, kara

ve denizlerin dağılışı  gerçeğe uygun olarak bir düzleme aktarılamaz. Haritalarda görülen gerçeğin az ya da çok benzeridir. Haritalardaki bozulmaların temel nedeni küre şeklindeki yeryüzünün bir düzleme aktarılmasından kaynaklanmaktadır.Düzleme aktarırken bozulmaları azaltmak için çeşitli projeksiyon yöntemleri kullanılır. 

ÖLÇEK

Karadeniz’i bir A4 kâğıdı üzerinde nasıl  gösterebilirsiniz? Karadeniz’i gerçek büyüklüğüyle göstermeniz mümkün olabilir  mi? Aynı büyüklükte kâğıdı  bulmanız mümkün olmadığı için Karadeniz’in  şeklini küçültmeniz gerekir.  İşte bu küçültme oranına ölçek adı verilir.  

Ölçek ile paydası arasında ter orantı vardır;

·        Ölçeğin paydası  büyüdükçe ölçek küçülür. Ölçek küçüldükçe haritanın kapladığı gerçek alan artar, ayrıntı azalır.
·        Ölçeğin paydası küçüldükçe ölçek büyür. Ölçek büyüdükçe haritanın kapladığı gerçek alan küçülür, ayrıntı artar. 

Ölçekler ikiye ayrılır;

a. Kesir Ölçek:Gerçek uzunluklar ile harita üzerindeki uzunluklar arasındaki oran kesirli rakamlarla ifade edilmişse bu tip ölçeklere Kesir Ölçek denir.  

Örnek: 1: 1 000 000,  1 / 1 000 000 gibi,

 

b. Çizik Ölçek: Harita üzerindeki uzunlukların gerçekte ne kadar olduklarının bir doğru üzerine işaretlenmesiyle oluşturulan ölçeklere Çizik Ölçek denir.

 Çizik Ölçeklerde sıfırın solunda kalan kısım daha küçük uzunlukları ölçmek için kullanılır.

Haritalar çeşitli yollarla (film, fotokopi vs.)büyütülüp küçültülürse ölçekleri de değişir. Ancak bu haritalar üzerindeki kesir ölçek değişmez. Bundan dolayı yanlış bilgi verir. Ancak çizik ölçeğin boyutu da haritanın büyültme ve küçültme oranında değişeceğinden her zaman doğru bilgi verir.

Konu ile ilgili örnek soru test çözümü için TIKLAYINIZ...


Yorum (12) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

12/3/2009 - DÜNYA ÜZERİNDE ÖNEMLİ BOĞAZ VE KANALLAR

Kategori: GENEL COGRAFYA

DÜNYA ÜZERİNDE ÖNEMLİ BOĞAZLAR VE KANALLAR

İSMİ

İstanbul Boğazı

Çanakkale Boğazı

Cebeli Tarık Boğazı

Bab-ül mendep boğazı

Hürmüz boğazı

Messina boğazı

Bering boğazı

Macellan Boğazı

Malakka boğazı

Sonde Boğazı

Dover Boğazı

Kiel Kanalı

Panama Kanalı

Suveyş Kanalı

KONUMU

Karadeniz - Marmara Denizi arası

Marmara -  Ege

Akdeniz – Atlas Okyanusu Arasında

Kızıl denizi Umman denizine (hint oky ) bağlar.

Basra Körf.  Umman D. (hint oky) bağlar

Tren Denizi- Yunan Denizi

Bering Denizi- Kuzey Buz Denizi

Atlas Okyanusu- Büyük Okyanus

Sumatra adası ile Malakka (Endonezya-Malezya)

Sumatra adası ile Cava Adası arası(Endonezya)

Manş Denizi . İngiltere-Fransa arasındadır.

Baltık Denizini kuzey denize bağlar

Atlas Okyanusu- Büyük Okyanus

Akdeniz-kızıl deniz

 




















İki kara arasında kalan dar deniz. Boğazlar çeşitli genişlikte olur. İstanbul boğazı gibi dar olanları (550 - 3300 metre) olduğu gibi Bass Boğazı gibi (224 kilometre) pek geniş olanlar, vardır. Dünyanın çoğu denizlerle kaplı olduğundan türlü memleket arasındaki gidip gelmelerde su yolları önemli bir yer tuttuğundan, boğazlar da çeşitli su yollarının birleştiği işlek yerler olmuş, ticaret ve siyaset bakımından önem kazanmışlardır. Yer yüzünde birçok boğazlar vardır.

İSTANBUL BOĞAZI:İstanbul Boğazı, Karadeniz ile Marmara Denizi'ni birleştiren su yoluna verilen isim. İstanbul'un Rumeli (Avrupa) ve Anadolu (Asya) yakalarını birbirinden ayırır. Uzunluğu düz olarak 30 kilometredir. Girintileri ve çıkıntıları hesaba katılınca kıyılarının uzunluğu ortaya çıkar.



Rumeli yakasında Rumeli Feneri'nden Haliç kıyılarını dolaşarak Ahır kapı Feneri'ne kadar olan uzunluğu 55 kilometre, Anadolu yakasında Anadolu Feneri ile Kız Kulesi arasındaki uzunluğu 35 kilometre, Selimiye önündeki Kayak Burnu'na kadar olan uzunluğu 36 kilometredir. İstanbul Boğazı'nın en geniş yeri Anadolu Feneri ile Rumeli Feneri arasında 3600 metre, en dar yeri Anadolu Hisarı ile Rumeli Hisarı arasında 760 metredir. Boğazın en derin yeri Bebek ile Kandilli arasında 120 metredir.

İstanbul Boğazı'nda su yüzünde Karadeniz'den Marmara'ya, su altında Marmara'dan Karadeniz'e akıntılar vardır. Su yüzeyinde yer yer ters akıntılar da görülür.

İstanbul Boğazı üzerinde 1973 yılında hizmete açılan 1073 metre boyundaki Boğaziçi Köprüsü ve 1986 yılında hizmete giren 1090 metre boyundaki Fatih Sultan Mehmet Köprüsü iki yakayı birbirine bağlamaktadır. Boğazı alttan geçecek Marmara ray projesinin 2013'te tamamlanması beklenmektedir.

ÇANAKKALE BOĞAZI:Çanakkale Boğazı, 3. jeolojik zamanın sonunda meydana gelen bir çöküntü ile oluşmuştur. Uzunluğu 65km'dir. Boğazın en geniş yeri 5. 800m,en dar yeri 1250m (kilit bahir kalesi çimenlik kalesi arası)ve en derin yeri 106m'dir. Boğaz sularında ters bir akıntı vardır. Ege denizinin binde 38 oranındaki tuzlu suyu dipten Marmara'ya akarken Karadeniz'in binde 26 oranındaki tuzlu suyu üstten ters akıntıyı oluşturmaktadır. Boğazın çevresi dağ karakterinde yüksek ve kıvrımlı kütlelerle kaplıdır. İşte Boğazın dar olması, Boğaz sularında ters bir akıntı olması ve Boğazın çevresinde yer. yer kıvrımlı dağ kütlelerinin olması; Boğazın savunulmasını kolaylaştırmıştır ve geçilmesini zorlaştırmıştır.  


Kaynak: www.baktabul.com/resim-bolumu/70371-yeryuzunu...

Cihad Hareketini etkisiz hale getirerek İslam dünyasını çökertmek,Almanların 1915 baharında yapacağını hesapladıkları Büyük Taarruz için bu devletin dikkatini Çanakkale'ye çekerek Avrupa Cephesinden buraya kuvvet kaydırmalarını sağlamak ve Çanakkale ve İstanbul Boğazını geçerek zor durumda olan Rusya'ya yardım etmek amacını taşıyorlardı.


Çanakkale savaşları 3 Kasım 1914'te İngiliz ve Fransız savaş gemilerinin Ertuğrul,Seddülbahir, Kumkale ve Orhaniye tabyalarını bombalamaları ile Osmanlı Devletine resmen savaş ilan edilmeden başlamıştır. İngiltere ve Fransa'nın resmen savaş ilan etmeleri 5Kasım1914'te olmuştur. Böylece 1. Dünya savaşının en önemli ve en kanlı savaş cephesi açılmıştır.

Çanakkale cephesinin açılmasına sebep olan nedenler şunlar olmuştur: 

Türkiye'nin Süveyş Kanalı ve dolayısıyla Hint denizi yolu üzerindeki baskılarına son vermek,savaşa katılmakta tereddüt eden Bulgaristan'ı Almanya'ya kaptırmadan İtilaf Devletleri yanında savaşa sokmak,İstanbul'u ele geçirerek Müslüman dünyasını etki altına sokmak ve halifenin ilan ettiği Cihad Hareketini etkisiz hale getirerek İslam dünyasını çökertmek,Almanların 1915 baharında yapacağını hesapladıkları Büyük Taarruz için bu devletin dikkatini Çanakkale'ye çekerek Avrupa Cephesinden buraya kuvvet kaydırmalarını sağlamak ve Çanakkale ve İstanbul Boğazını geçerek zor durumda olan Rusya'ya yardım etmek amacını taşıyorlardı.

 

Kaynak:http://okulweb.meb.gov.tr/31/10/154708/canakkale.jpg

Vatanı, namusu, dini için İmparatorluğunun dört bir yanından (Trablusgarp, Cezayir, Şam, Kudüs; Üsküp, Işkodra, Selanik, Silstre)gelen kahramanlarımız Çanakkale'de göğüs, göğüse burun buruna çarpışmışlardır. Anadolu'da ortalama her üç evden biri Çanakkale savaşlarına katılmıştır.
Çanakkale savaşlarından ilki olan Deniz harekatı 19 şubat 1915'te başlayıp 27 gün sürmüştür. Deniz Harekatında büyük kayıplar veren işgal kuvvetleri boğazı geçemeyeceklerini anlayarak 25 Nisan 1915'ten itibaren Gelibolu yarımadasında Kara harekatını başlatmışlardır. 260 gün süren bu saldırılarda da başarısız olmuşlar ve büyük kayıplar vererek Çanakkale'yi terk etmek zorunda kalmışlardır.  

Çanakkale savaşlarına İtilaf devletleri önceleri küçük çapta kuvvet göndermişler fakat bunların çok yetersiz olduğunu anlayınca bu sayı 500. 000'e kadar çıkmıştır. 400. 000bin İngiliz,79. 000 Fransız askeri bu savaşa katılmıştır. Bu savaşlarda İngilizlerin kaybı 115. 000 ölü,yaralı ve kayıp,90. 000memlektine gönderilen hasta. Fransızlar ise 47. 000 kayıp vermişlerdir. Türklerin kaybı ise;şehit,yaralı,ve hasta olmak üzere toplam olarak yaklaşık252. 300 ü bulmuştur.  

Gerçektende 8,5 ay süren Çanakkale Kara savaşları daracık toprak parçası üzerinde ve kötü arazi koşullarında burun buruna göğüs, göğüse çok zor koşullarda başlamış ve devam etmiştir. Bu sebeple çok kanlı ve kıyıcı sahneler yaşanmıştır. Türklerin bu kadar kayıp vermelerinin sebebi,düşman donanmasının gece gündüz hiç eksilmeyen o korkunç bombardımanının büyük rolü olmuştur.  

Çanakkale zaferi Türk ve dünya Tarihinde önemli sonuçlar doğurmuştur. Çanakkale de dünya imparatorluğuna soyunmuş yeryüzünü tek elden yönetmek amacıyla yola çıkmış İngiliz Krallığını büyümesi durdu. Üzerinde güneş batmayan İmparatorluğun bir süre sonra üzerindeki güneş batar hale geldi. Türklerin dünya hakimiyetinde hala varolduğunu ve büyük bir millet olduğunu dünya bir kez daha anlamıştır. En önemlisi Avrupa'nın şark meselesi projesi Çanakkale Zaferi sebebiyle yok olmuştur. 

CEBELİTARIK BOĞAZININ ÖZELLİKLERİ:
Derin bir boğaz olan Cebelitarık'ın en sığ yeri 324 metredir. Boğazın yüzünde batıdan doğuya doğru giden kuvvetli bir akıntı vardır. Boğazın iki kıyısı da sarp ve kayalıktır. Kıyıdaki dar alçak araziler Cebelitarık Kayası ile çevrilidirler. Cebelitarık'ın iklimi Akdeniz iklimi'dir, kışlar ılıman ve yazlar sıcak geçer.

 

Kaynak:cografyadunyasi.8m.net/ulkeler/ispanya.htm

En alçak noktası: Akdeniz 0 m;
En yüksek noktası: Cebelitarık Kayası 426 m.'dir.Cebeli Tarik, batidaki adiyla Gibraltar; Atlas Okyanusu ve Akdenizi birlestiren 60 km uzunlugundaki bogazin, ayni zamanda Avrupa'nin en guney ucunda bulunan, Afrika' ya 44 km uzaklikta, Ispanya'ya komsu Ingiliz somurgesi kucuk ulkenin adi.

 

Kaynak:cografyadersanesi.blogcu.com

Cebeli Tarik, adini Endulus'un buyuk kumandani Tarik bin Ziyad'dan aliyor. Kelime anlami Tarigin dagi demek. Neden bogaz degil de dag? Bunun sebebi hikmeti de, kiyidaki sarp kayalik: "Rock of Gibraltar". Gibraltar, Endulus'un dusmesi ile birlikte 1462 de Ispanyollarin eline gecmis. Burasi simdi Ingiltere somurgesinde kucuk bir ulke.

BABÜL-MENDEP BOĞAZI

Kaynak: http://www.ansiklopedim.info/resimler/buyuk/cibu_s.jpg

Kızıldeniz'i Hint okyanusuna (Aden Körfezi) bağlayan 32 km uzunluğundaki boğaz yemen ile somali kıyıları arasındadır.Boğazın Arabistan yarımadası kıyısına düşen bölümü 1. dünya savaşına kadar Osmanlı kontrolünde idi.Stratejik önemi yüksek olan boğaz Perim adasından (Yemen) denetlenir.

HÜRMÜZ BOĞAZI :



Kaynak: www.cografyadersanesi.blogcu.com

Sıcak suları Hürmüz Boğazı kanalıyla Umman Denizi ve Hint Okyanusu'na karışır. Kuzeydoğuda Şattülarab (Ervend) ırmağı ağzından başlayan ve Güneydoğuda Hürmüz Boğazı'na kadar uzanan Basra Körfezi'nin uzunluğu yaklaşık olarak 805 km’dir. Genişliği yaklaşık 280 km. derinliği ise ortalama 40-50 m arasında değişmektedir. Derinliğin en fazla olduğu ve 100 metreye ulaştığı yer Hürmüz Boğazı'dır.
1980 ile 1988 arasında süren İran-Irak Savaşı'nın odak noktasıdır. 1991 yılında Körfez Savaşı'nda temel olmuştur.

MESSİNA BOĞAZI:
Resim:MessinaStrait.jpg
Kaynak: tr.wikipedia.org/wiki/Messina_Bo%C4%9Faz%C4%B1

Messina Boğazı Sicilya adasını İtalya'nın güneyindeki Calabria bölgesinde ayıran boğazdır. En dar noktasında genişliği 3,3 kilometredir.

Kaynak:cografyadersanesi.blogspot.com/2008/05/dnyada...

Messina Boğazı' üzerinde bulunan önemli liman şehirleri Sicilya adasındaki Messina ve ana kıtada bulunan Reggio di Calabria'dır.

BERİNG BOĞAZI:
Bering Boğazı, Asya'nın en doğu noktası (169° 44' W) ile Amerika 'nın en batı noktasi (168° 05' W) arasında bir boğazdır. Günümüzde Rusya ile ABD (Alaska) arasında coğrafi bir sınır konumunda olması ile birlikte Amerika ve Asya kıtalarının birbirine en yakın olduğu yerdir.


Kaynak:www.aksam.com.tr

Boğaz yaklasik 92 km genişliğinde, 30 - 50 m derinliğindedir ve kuzeyindeki Chukchi Denizi (Arktik Okyanusu) ile güneyindeki Bering Denizi'ni (Büyük Okyanus) birbirine bağlamaktadır. 1648 yılında Semyon Dezhnev tarafından geçildiği kabul edilmesine rağmen; ismini boğazı 1728 yılında geçen Rus asıllı Danimarkalı kaşif Vitus Bering'den almıştır.

Kaynak:www.insaatdergisi.com/dekorasyon_sibiryaalask...

Buzul çağı sırasında boğazın bir kara köprüsü vazifesi gördüğü bilinmektedir. Bazı bilimadamları, bu çağlarda suların büyük kısmının buzula dönüşerek deniz seviyesini düşürdüğüne ve daha fazla kara parçasını göz önüne çıkardığına inanmaktayken; bazıları da boğazın tamamen donduğunu, böylelikle insanlarla hayvanların üzerinden geçmesinin mümkün olduğuna inanmaktadır.

MACELLAN BOĞAZI:
Macellan Boğazı, Güney Amerika'nın en güneyinde Atlas Okyanusu'nu Büyük Okyanus'una bağlayan boğaz. Ana kıta ile Tierra del Fuego Takımadaları'nı ayırır. Bu takımadalar, Arjantin ve Şili arasında paylaşılmıştır. Macellan Boğazı'nın uzunluğu 686 km, genişliği 4 ila 37 km'dir. Boğaz, 1520 yılında Magellan tarafından keşfedildiği için bu isimle anılmaktadır. Sis ve rüzgâr sebebiyle geçilmesi zordur. Boğaz üzerindeki en büyük liman, Punta Arenas'tır.



Kaynak: www.etutodasi.biz/showthread.php?t=17098

Macellan Boğazı, Panama Kanalı'nın inşaasından önce çok büyük öneme sahip olsa da, hâlâ birçok gemi tarafından kullanılır. Fırtınalı güney kuşağında yer alan boğaz, tehlikeli bir su yolu olarak kabul edilir. Su seviyesindeki gelgitten oluşan oluşan farklılıklar, Patagonya'da hüküm süren kuvvetli rüzgârlar, kuvvetli akıntı ve dalgalara yol açar.

MALAKKA BOĞAZI:
Malakka Boğazı, Malezya Yarımadası (Batı Malezya) ve Endonezya'ya bağlı Sumatra adası arasında 805 km uzunluğunda dar bir boğazdır.


Kaynak:ejje.blogcu.com/dunya-uzerinde-onemli-bogaz-v...

Ekonomik ve stratejik açıdan bakıldığında Malakka Boğazı dünyanın en önemli deniz yollarından biri olup, Süveyş Kanalı ve Panama Kanalı´nın bir eşdeğeridir. Boğaz Hint Okyanusu ve Büyük Okyanus arasında ana denizyolu pasajını oluşturmakla, aynı anda dünyanın en kalabalık 3 ülkesi olan Hindistan, Endonezya ve Çin´i deniz yoluyla bağlılığını sağlamaktadır. Bununla kalmayıp yörenin en gelişmiş Ticaret Devlerini; Japonya, Güney Kore ve Tayvan´ı uluslararası ticarete bağlar.

DOVER BOĞAZI:
Büyük Britanya adasının Avrupadan ayıran dar boğaz. Uzunluğu 185, en dar yeri 31 kilometredir. Bu boğaza Fransızlar Pasde-Clais adını vermişlerdir.



Kaynak:www.baktabul.com/cografya/68559-mans-denizi.html

Boğazın doğusunda Kuzey denizi, batısında Manş denizi bulunur. Çok eskiden beri, askerî ve iktisadî bakımdan büyük değer taşıyan bir boğazdır.

KİEL KANALI:
Baltık Denizinde ulaşım açısından önem taşır. Kuzey Denizinde Elbe Irmağı ağzındaki Brünsbüttelkoog'dan, doğuda Baltık Denizi kıyısındaki Kiel limanında yer alan Holtenau'ya kadar 98 km uzanır. İki deniz arasındaki en güvenli, kısa ve ucuz ulaşım yoludur. Genişliği 103 m, derinliği 11 m olan kanalın üzerinde yaklaşık 42 m yükseklikte yedi köprü bulunur.

Kanal, 1887-95 arasında, kuzeye gidecek savaş gemilerine kestirme bir yol sağlamak amacıyla yapıldı. Daha önce gemiler Danimarka'nın çevresini dolaşmak zorundaydı. 1907-14 arasında genişletilerek büyük savaş gemilerinin geçişine elverişli hale getirildi. O dönemde adı Kaiser-Wilhelm olan kanal, I. Dünya Savaşı öncesinde Alman hükümetine aitti. 28 Haziran 1919'da imzalanan Versailles Antlaşması ile uluslararası statü kazandı, ama yönetimi Almanlarda kaldı. Kanal trafiği, yalnızca genel polis, ulaşım, sağlık ve gümrük kurallarına uygun biçimde işleyecekti. Adolf Hitler 1936'da bu hükümleri tanımadığını ilan etti. II. Dünya Savaşı'ndan sonra kanal Schleswig-Holstein eyaletinde {Land) kaldı ve seyrüsefer özgürlüğü tanıyan Versailles Antlaşması koşulları yeniden uygulamaya kondu.

PANAMA KANALI:
Panama Kanalı, Orta Amerika'nın en güney ülkesi Panama topraklarında yer alır ve Atlas Okyanusu ile Büyük Okyanus'unu birbirine bağlayan su yolu.



Kaynak:necipkoni.tr.gg/-PANAMA-KANALI--k1-Orta-Ameri...

Kanalın yapımı,tarihin en büyük ve en zor mühendislik projelerinden bir olmuştur. Gemicilik üzerindeki etkileri ise, Güney Amerika kıtasının en güney ucu olan Horn Burnu'ndan dolaşma külfetini ortadan kaldırmış olması nedeniyle çok önemlidir.



Kaynak:ateius.blogspot.com/2008/07/panama-kanal-pana...

Panama'da bir kanal inşa etme fikri 1500'lü yıllara kadar giderse de, ilk ciddi çalışmalar, Fransızların öncülüğünde 1880'de başlamış fakat bir sonuç vermemiştir. İnşaat ABD tarafından tamamlanmış ve kanal 1914'te hizmete açılmıştır. 77 kilometre uzunluğundaki kanalın yapımı sırasında, sıtma ve sarı humma gibi hastalıklardan büyük toprak kaymalarına kadar her türlü güçlükle karşılaşılmış ve yaklaşık 27.500 kanal çalışanı bu süreçte can vermiştir.

Bugün New York'tan San Francisco'ya giden bir geminin, Panama kanalını kullanarak 9.500 km yol yapması, Horn Burnu'nun dolaşılmasını zorunlu kılan eski günlerdeki 22.500 km yola oranla büyük bir kolaylıktır.Açılışından 2002 yılına dek, yaklaşık 800.000 geminin geçtiği tahmin edilen Panama Kanalı'ndan her yıl 14.000'den fazla gemi geçmekte olup taşınan yük miktarı 203 milyon tonu bulmaktadır.Kanal boyunca yolculuk yaklaşık 9 saat sürmektedir.

SÜVEYŞ KANALI:
Süveyş Kanalı (Arapça: قناة السويس‎, Okunuşu: Qanā al-Suways). Akdeniz ile Kızıldeniz'i birbirine bağlayan yapay suyoludur. Sina Yarımadası'nın batısındadır. 163 kilometre uzunluğunda ve en dar yerinde 300 metre genişliğindedir. Kanal, Afrika çevresinde dolaşmaya gerek kalmadan Asya ile Avrupa arasında deniz taşımacılığı yapılmasını sağlar.


Kaynak:www.uted.org/dergi/2006/ekim/b_mesafe_suveys.gif

Dünya'nın önemli kanallarından birisi arasında yer alır.Eski gemiciler ticarette çok uzun yol ve mesafe kat ettikleri için böyle bir kanal yapma gereksiniminde bulunmuşlardır.Süveyş Kanalı'nın açılmasında Osmanlı İmparatorluğu'nun da büyük önemi vardır.
Mısır topraklarında bulunan ve Akdeniz ile Kızıldeniz'i birleştiren 161 km uzunluğunda yapay suyolu. Kanalın genişliği 70-125 m arasında değişmektedir. Derinliği 11-12 m'dir. Su kesimi 10,36 m'den fazla olan gemiler kanaldan geçemez. 1951 yılında trafiği kolaylaştırmak amacıyla el-Kantara ile el-Firdan arasında 13,5 km lik bir yan geçit açılmıştır.


Kaynak:www.uted.org/dergi/2006/ekim/b_mesafe_suveys.gif

Dünyada kapakları olmayan en uzun kanaldır.Diğer kanallarla karşılaştırıldığında kaza oranı hemen hemen sıfırdır. Gece ve gündüz geçiş yapılabilir.

Yorum (36) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

6/3/2009 - COĞRAFİ KEŞİFLER SEBEBLERİ VE SONUÇLARI

Kategori: GENEL COGRAFYA

COĞRAFİ KEŞiFLER SEBEP VE SONUÇLARI

 

XV. ve XVI. yüzyıllarda Avrupalı’lar tarafından yeni ada, kıta, okyanus ve ticaret yollarının bulunmasına Coğrafi Keşifler denir.

 

Öncelikle merak ve keşif amaçlarıyla başlayan bu ha reketler XV. yüzyılın ikinci yarısında açık bir şekilde ekonomik gayelere yönelmiştir. Coğrafi Keşifler sonu cu Avrupa’da önemli değişiklikler meydana gelmiştir.

 

KEŞİFLERİN NEDENLERİ

 

1.     Doğu ülkelerinin zenginliği ve Avrupalılar’ın burala ra gitmek için yeni yollar aramaları

2.     Türkler’in İpek ve Baharat yollarına hakim olmaları

3.     İstanbul’un fethiyle Doğu Avrupa ticaret yollarının Türklerin kontrolüne geçmesi ve bundan dolayı da Batı Avrupa kıyısındaki ülkelerin açık denizlere çık ma ihtiyacı hissetmeleri

4.     Hıristiyanlığı yayma düşüncesi

5.     Avrupa’da değerli madenlerin azlığı

6.     Avrupa’da bazı kralların gemicileri desteklemesi

7.     Doğudan Avrupa’ya gelen malların pahalıya mal olması

  

Nedenleri ile ilgili biraz ayrıntıya inersek:

 

a-Ticaret yollarının Müslümanların eline geçmesi: Çin'den başlayan İpek Yolu, Hazar Denizi'nde iki kola ayrılıyor, kuzey kolu Kırım limanlarında son bulurken güney kolu Karadeniz kıyılarından İstanbul'a ulaşıyordu.

 

 

Diğer önemli bir yol olan Baharat Yolu ise Hindistan'dan başlıyor ve kuzeyde Suriye limanlarında, güneyde ise İskenderiye'de son buluyordu. Özellikle denizci İtalyan devletleri bu limanlardan aldıkları malları Avrupa'ya satıyorlardı. Bu yolların tamamının Osmanlı denetimine girmesi ve bir kaç el değiştiren malların pahalıya mal olması Avrupalıları yeni yollar aramaya sevketmiştir.

 

b. Coğrafya bilgisinin ilerlemesi: Orta Çağ'da Avrupalıların dünya hakkındaki bilgileri çok azdı. Avrupalılar, dünyayı tepsi gibi düz zannediyorlardı. Ortasında Kudüs'ün bulunduğuna inandıkları dünyanın kuzeyi buzlarla, güneyi ise kaynar sularla kaplıydı. Batıda sonsuz bir deniz, doğuda da Kaf dağları (Kafkas dağları) nın bulunduğuna ve onun ötesinde cinlerin yaşadığına inanırlardı. Özellikle Haçlı Seferleri ve daha sonraki ilişkiler ve seyyahların gezi notlarının incelenmesi sonrasında, Avrupalıların dünya hakkındaki bilgileri artmış, boş inançlar yıkılmıştır.

 

Özellikle Venedikli seyyah Marco Polo doğu üzerine Çin'e kadar büyük bir seyehat yaptı (1271 - 1295).  

 

Bu seyehati sırasında yazdığı, doğu ülkelerinin hem zenginliklerini, hem de coğrafyasını anlattığı "Garibeler Kitabı" adlı eseri, Avrupalılar üzerinde büyük etkiler meydana getirmiştir.

 

c. Pusulanın geliştirilmesi: İlk kez Çinliler tarafından icat edilen pusula, Haçlı Seferleri sırasında Avrupa'ya geçmiştir. Kristof Kolomb'un pusulanın sapma açısını düzeltmesiyle artık yönlerini kaybetme korkusundan kurtulan Avrupalılar, okyanuslara daha rahat ve korkusuzca açılmaya başladılar.

 

d. Gemicilik sanatındaki ilerlemeler: Eskiden kullanılan kadırgaların geliştirilerek 30 metre uzunluğunda, üç direkli beş yelkenli ve okyanuslara daha dayanıklı Karavel tipi gemilerin yapılması okyanuslara açılmada insanların cesaretini artırdı.

 

e. Efsane ve hurafelere inanmayan cesur gemicilerin yetişmesi: Orta Çağ'da Avrupalılar, Atlas okyanusunun içinde gemileri çeken çok büyük girdapların olduğu ve bu sularda dolaşan gemicilerin zenciye dönüşecekleri gibi hurafelere inanırlardı. Ancak doğu ile olan ilişkiler ve coğrafya bilgisinin ilerlemesi bu gibi inançların yıkılmasına neden olmuştur.

 

 

KEŞİFLERİ KOLAYLAŞTIRAN FAKTÖRLER

 

v      Pusulanın geliştirilmesi 

 

v      Gemicilik sanatının ilerlemesi

 

v      Coğrafya bilgisinin artması

 

YAPILAN ÖNEMLİ KEŞİFLER

 



ÜMİT BURNU'NUN KEŞFİ


 

Portekizli bir denizci olan Bartelmi Diaz, 1 487’de Av rupa için yeni bir ümit kaynağı olan “Ümit Burnu”nu keşfetti.

1497de İtalyan asıllı Portekizli bir denizci olan Vasko dö Gama, Hindistan’a ulaşmayı başardı. Böylece Hint ticaret yolu Portekizliler’in eline geçti.

 

AMERİKA'NIN KEŞFİ:

 

İspanyol denizcisi Kristof Kolomb, 1492de Hindistan sandığı Amerika kıtasına ulaştı.


Fakat buranın yeni bir kıta olduğunu, Portekizli denizci Americo Vespuç çi ispatladı ve bu kıtaya “Amerika” adı verildi.

 

DÜNYANIN ÇEVRESİNİN DOLAŞILMASI

 

Portekizli Macellan, Dünya’nın yuvarlaklığını ispat et mek için sürekli olarak batıya doğru hareket etti. Fili pinler’de hayatını kaybedince bu seyahati yardımcısı Del Kano 1522’de tamamladı. Böylece dünyanın yu varlaklığı ispatlanmış oldu.

 

KEŞİFLERİN SONUÇLARI

 

Siyasi Sonuçları

 

v      Osmanlı Devleti Hint ticaret yolunun hakimiyeti için Portekizliler ile, Akdeniz hakimiyeti için ise İspanyol lar ile mücadele etti.

 

v      Yeni ada ve kıtaların keşfi gerçekleşti.

 

v      İspanyol ve Portekizliler geniş ülkeler elde ederek ilk sömürge imparatorluklarını kurdular.

 

Ekonomik Sonuçları

 

v      Yeni ticaret yolları bulundu, Baharat ve İpek Yolları önemini kaybetti.

 

v      Akdeniz kıyısındaki limanlar önemini kaybetti. Buna karşılık Atlas Okyanusu kıyısındaki limanlar önem kazandı.

 

v      Keşfedilen bölgelerdeki değerli eşya ve madenler Avrupa’ya taşındı. 0 zamana kadar “toprak” temel zenginlik kaynağı iken, bundan sonra “altın ve gü müş” temel zenginlik kaynağı oldu.

 

v      Burjuva sınıf ı güçlendi. Bu durum, Avrupa’nın siyasi ve sosyal yapısında değişikliklere neden oldu.

 

v      İslam ülkeleri yoksullaştı.

 

v      İpek yolu ticaretinin önemini kaybetmesi sonucunda Türkistan hanlıkları zayıfladı.

 

 

Coğrafi Keşifler’in Osmanlı Devleti’ndeki Etkileri:

 

v      Avrupa’nın Osmanlı Devleti’ne bağımsızlığı azaldı.

 

v      Akdeniz limanlarının önem kaybetmesi, Osmanlı Devleti’nin ticari gelirlerini azalttı.

 

v      Osmanlı topraklarında ticaret ile uğraşan köy ve kasabalarda ekonomik durum zayıfladı.

 

v      Osmanlı Devleti, Coğrafi Keşifler’in olumsuz etkilerini önlemek için;

 

v      Süveyş Kanalı Projesi’ni gerçekleştirmek istedi. Fakat bunu ancak 1869’da gerçekleştirebildi.

 

v      Hınt Okyanusu nda Portekızlıler ıle savaştı fakat ustünlük kuramadı.

 

v      Don - Volga Kanalı Projesi’ni gerçekleştirerek ipek Yolu’nu tekrar canlandırmak istedi. Fakat bunda da başarılı olamadı.

 

v      Akdeniz limanlarını yeniden canlandırarak gümrük gelirlerini artırmak için Avrupalı devletlere kapitülasyonlar verdi.

 

Bilimsel Sonuçlar

 

v      Yeni ırklar, kültürler, hayvanlar, bitkiler keşfedildi.

 

v      İnsanlarda merak ve araştırma isteği uyandı.

 

v      Düşünce dünyasında önemli gelişmeler meydana geldi.

 

v      Ronesans ve Reform Hareketlerı’ne zemin hazırlandı,

 

v      Avrupa’da sanattan zevk alan ve sanatçıları koruyan “Mesen” sınıfı ortaya çıktı.

 

Dini Sonuçları

 

v      Kiliseye olan güven sarsıldı.

 

v      Hıristiyanlığa ait inançlar temelinden sarsıldı.

 

v      Avrupa’da dine dayalı dünya görüşü değişti.

 

Coğrafi Keşifler bütün insanlığı etkilemiştir. Bu yönüyle “evrensel” bir özelliğe sahiptir. Avrupa’da daha sonra ortaya çıkacak olan gelişmelere neden olmuştur.

 

Resim kaynaklar: Bahattin ŞAHİN hocamın sunumundan alınmıştır. Harika bir sunum. Küçülen Dünya ve Coğrafi Keşiler. Teşekkürler Bahaddin Hocam. Cografyam net.

 

 

Yorum (13) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

17/10/2008 - LİSE 2. SINIFLAR İÇİN BAŞLICA TOPRAK TİPLERİ VE ÖZELLİKLERİ

Kategori: GENEL COGRAFYA

 TOPRAK OLUŞUMU VE TOPRAK ÇEŞİTLERİ

 

 

TOPRAK:TOPRAK OLUŞUMUNU ETKİLEYEN FAKTÖRLER

KAYALARIN PARÇALANMASI

Kayalar ve taşlar, dış olayların etkisi altında zamanla değişikliğe uğrayarak paslanmış, çürümüş gibi bir görünüm alır. Zamanla taşı oluşturan mineraller arasındaki bağ gevşer ve taş parçalara ayrılır, ufalanır. İşte, kayaların ve taşların uğradıkları bu değişikliklere çözülme denir.

 

 Kayaların yapısal değişikliğe uğraması iki şekilde gerçekleşir.

Fiziksel (Mekanik) Çözülme

Kayaların, kimyasal yapıları değişmeden, yalnızca fiziki yapılarında görülen parçalanma, ufalanma ve ayrışma olayıdır.

Fiziksel çözülme, daha çok aşırı sıcaklık farkı görülen yerlerde, kayaların gündüzleri aşırı sıcaktan genişlemesi, geceleri de aşırı soğuktan dolayı büzülmesi sonucu gerçekleşir.

Fiziksel çözülme, çöl, karasal, step, tundra gibi, aşırı sıcaklık farkı görülen iklimlerin etkili olduğu yerlerde daha kolay meydana gelir.

                                                         

                                                                           Çöller

Kimyasal çözülme

Kayaları oluşturan unsurların eriyerek, kimyasal bileşimlerinin değişmesi sonucundaki parçalanma, ufalanma ve ayrışma olayıdır. Kimyasal çözülme, daha çok, sıcaklık farkının az olduğu sıcak ve nemli iklim bölgelerinde görülür. Ekvatoral, Muson, Okyanus ve Akdeniz iklimlerinin etkili olduğu yerlerde daha kolay meydana gelir.

 

                                                           

                                                                 Yağmur ormanları

 

 TOPRAK ÇEŞİTLERİ

AZONAL (TAŞINMIŞ TOPRAKLAR) Akarsular, rüzgârlar ve buzullar gibi dış kuvvetlerin, çeşitli sahalardan aşındırarak taşıdıkları materyalleri biriktirmeleriyle oluşan topraklardır.

Bunlardan;

  • Akarsu biriktirmesiyle oluşanlara alüvyal topraklar,
  • Buzul biriktirmesiyle oluşan topraklara moren topraklar,
  • Rüzgâr biriktirmesiyle oluşan topraklara da lös topraklar denilmektedir.

Toprakların, eğimli sahalarda, oluştuğu ana kaya üzerinden, akarsu, rüzgâr, buzullar ve diğer dış kuvvetlerin etkisiyle taşınarak, eğimin azaldığı yerlerde birikmesiyle oluşur. Alüvyon, lös, moren, kolüvyal, litosoller ve regoseller taşınmış topraklardır. Taşınmış topraklar, organik ve mineraller bakımından zengin topraklardır.

ZONAL (YERLİ TOPRAKLARI) Kayaların, bulundukları yerlerde çözülmeleriyle oluşan topraklardır.

Alüvyon:

 Eğimli sahalardan akarsu ve sel sularının aşındırarak taşıdığı ince malzemelerin akarsuların eğiminin ve taşıma gücünün azaldığı alanlarda birikmesiyle meydana gelirler. Mineral bakımından zengin topraklardır. Geniş tabanlı vadilerde, deltalarda ve ova tabanlarında yaygın olarak bulunurlar. Tarımsal değeri büyüktür. Yurdumuzun en verimli tarım alanları alüvyonların bulunduğu alanlardır.

                                      

                                                         ALÜVYON       


Devamlı olarak taşkın ve millenmeye uğrayan delta sahlarında ve taşkın ovarlarımızda bu topraklara sıkça rastlanır. Buralar Çukurova, Asi, Göksu, Köyceğiz, Büyük ve Küçük Menderes, Gediz, Bakırçay, Sakarya, Bafra, Çarşamba, delta ovaları ile Konya ovasının kenarları Muş, Erzurum, Erba ve Niksar ovalarının merkezi kesimlerinde. Alüvyal topraklar akarsular tarafından taşındıkları için ince ve mil boyutundadır. Bu topraklar dikey yönde çok fazla değişiklik gösterirken yatay yönde pek değişiklik göstermezler.

 

Lös:

Rüzgârların taşıdıkları kurak ve yarı kurak bölgelerde bulunan topraklardır.
                                                 

                                                               Lös

Moren:

Buzulların taşıdığı topraklardır. Yüksek dağlık alanlarda ve kutup bölgelerinde

bulunan topraklardır. En az bulunan toprak çeşididir.

                                     

                                                Moren gölü ve toprağı

Kolüvyal Topraklar:

 Dağlık alanlarda ayrışan materyalin dağ eteklerinde birikmelerine bağlı olarak oluşan topraklardır.

                                     

                                            Kolüvyal toprak (yamaçlar)

Dağların eteklerinde ve yamaçlarında taşınan toprakların birikmesiyle oluşurlar. Bu topraklar iri taneli bir görünüme sahiptir. Bu topraklar bağ bahçe tarımına uygundur. Üzerlerinde ormanlar yetişebilir.

 

Litosol:

Kolüvyal alanlarda ince malzemelerin taşınmasıyla geriye kalan taşlı topraklardır.

Dağlık alanların eğimli yamaçlarında aşınmanın sürekli devam etmesi nedeniyle ana materyalin çözünmesinden oluşmuş topraklardır. Bu topraklar her dağlık alanın eğimli yamaçlarında oluşamaz ancak anakayanın kalker mermer gibi taşarlın olması gerekir. Bu topraklar tarım için elverişli değildir ve üzerlerinde bitki örtüsü yoktur. Ülkemizde bu topraklara Akdeniz bölgesinde Taşeli platosunda Boz dağlarda Bitlis dağlarında İç ve Doğu Anadolu’daki volkanik konilerde rastlanır.

 

 

Regosol:

Volkanik arazilerde kolüvyal depolar üzerinde oluşan kumlu topraklardır.

Kumlu depolar üzerinde bulunan topraklardır. Çoğunluğu kum boyutunda olan asitik karakter gösteren volkanik arazilerde oluşmuşlardır.

                                     

                                                          Regosol

 İç ve Doğu Anadolu bölgesindeki volkanik arazilarde bu topraklara rastlanır. Bu topraklar kumlu oldukarı için bünyelerinde su barındıramazlar suyu hemen alt tabakaya geçirirler. Bu sebepten dolayı toprakta humuslaşma meydana gelemez ve bununda sonucu olarak toprak verimsizdir. Bu toprakların kumlu olması yumrulu bitkilerin yetişmesi için elverişlidir.

 

a. Nemli Bölge Toprakları

Tundra Toprakları

Kutuplara yakın, soğuk tundra bölgelerinin topraklarıdır. Toprak genelde ya donmuş haldedir ya da bataklık halinde bulunur. Bu nedenle tarım yapmaya elverişli değildir. Türkiye’de bu tür topraklar görülmez.

 

 

Podzol Topraklar

İğne yapraklı ormanlarla kaplı, soğuk ve nemli iklim bölgelerinin topraklarıdır. Çok yıkanmış olduklarından üst kısımlarının rengi soluklaşmıştır. Yine aynı sebepten dolayı, topraktaki besin maddeleri de azdır. Bunun sonucunda verimsizleşmiştir. Türkiye’de, Batı Karadeniz Bölümü’nde kahverengi ve kırmızımsı sarı podzolik topraklar yaygındır.

 

                              

 

Kahverengi Orman Toprakları

Nemli orta kuşağın, geniş (yayvan) yapraklı ormanlarla kaplı bölgelerinde görülür. Humus bakımından zengin oldukları için verimlidirler.

Türkiye’de, bu tür topraklar, Karadeniz Bölgesi’nde yaygın olmakla birlikte, İç Anadolu’nun 1000 - 1200 m’den yüksek alanlarında da yer yer görülür. İç Anadolu’da, daha çok Kuzey Anadolu Dağları’nın güneye bakan yamaçlarında yaygındır.

Yine, Trakya’nın kuzeyinde Yıldız Dağları’nda, İçbatı Anadolu’da, Güneydoğu Toroslar üzerinde de kahverengi orman topraklarına rastlanır.

 

Kırmızı Topraklar (Terra - rossa)

Nemli subtropikal iklim bölgesi ile Akdeniz iklim bölgelerinde, genellikle kalkerler üzerinde görülen topraklardır. Toprağa kırmızı rengini veren bileşimindeki demiroksittir.

Türkiye’de, Akdeniz Bölgesi ile Kıyı Ege ve Güney Marmara’da yaygın olarak görülür.

                                                 

                                                        Terrarossa(kırmızı toprak)

Laterit Topraklar

Dönenceler arasında yer alan, sıcak ve nemli iklim bölgelerinin karakteristik toprak tipidir. Şiddetli bir kimyasal çözülme sonucu oluşur. Rengi kiremit kırmızısıdır. Humus oranı azdır. Buna bağlı olarak verimli değildir. Türkiye’de tam olarak laterit özelliği taşıyan toprak görülmez. Ancak, Doğu Karadeniz Bölümü’nde, laterit türü (lateritleşmiş) topraklara rastlanabilmektedir.

                                                 

                                                                    Laterit

 

b. Kurak Bölge Toprakları

Çernezyomlar

Çernezyomlar, Orta Kuşağın yarı nemli step bölgelerinde görülür. Kara topraklar adı da verilir. Fazla yıkanmadıkları için mineral ve kireç bakımından zengindir. Toprağın üst kısmında, steplerden oluşan bitki artıklarının oluşturduğu, kalın bir humus tabakası vardır. Bu nedenle Dünya’nın en verimli toprakları arasındadır.

Çernezyomlar, ülkemizde en yaygın olarak, Erzurum - Kars Plâtosu’nda oluşmuştur. Ayrıca, İç Anadolu Bölgesi’nin kuzey kesiminde de yer yer bu tür topraklar görülmektedir.

                                  

 

Kestane veya Kahve Renkli Step Toprakları

Az yağış alan step iklimlerinde görülen topraklardır. Üzerindeki bitki örtüsü seyrek olduğu için, humus oranı azdır. Bu yüzden verimleri düşüktür. Türkiye’de, Doğu Anadolu, İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu plâtoları ile İçbatı Anadolu’da yaygındır.

 

Çöl Toprakları

Çöl iklim bölgelerinde görülür. Çok az yağış alıp, fazla yıkanmadıkları için, kireç ve tuz oranı oldukça fazladır. Humus, hemen hemen hiç yoktur. Bu topraklarda tarım yapılamaz.

Türkiye’de, bu tür topraklar görülmemekle birlikte, Tuz Gölü çevresinde çölleşmiş topraklara rastlanır.

 

İNTRAZONAL (ANA KAYANIN ETKİLİ OLDUĞU TOPRAKLAR)

 

Bu toprakların oluşumunda özellikle yer şekilleri ve ana materyal etkili olmaktadır. Bu topraklarda çoğunlukla sadece A ve C horizonları bulunmaktadır.


Halomorfik Topraklar:

Kurak ve yarı kurak bölgelerde yeraltı sularında eriyik halde gelen tuz ve karbonatların, suyun buharlaşması sonucunda birikmesiyle oluşan toraklardır. Yüzeylerinde tuzun meydana getirdiği beyaz bir kabuk bulunur.

 

Hidromorfik Topraklar:

Su akışının olmadığı bataklık ve sazlık alanlarında toprak sürekli olarak su altında kalır. Su altında hidrojen ve iyon yoğunluğu arttığından topraklarda asitleşme meydana gelir.

 

Kalsimorfik topraklar:

Kireçtaşı marn gibi kireçli ana kayanın etkisine bağlı olarak

oluşmuş olan topraklardır.

—Vertisoller: Killi ve kireçli, işlenmesi zor ve su tutma kapasitesi yüksek olan topraklardır.

—Rendzina: Kireç bakımından zengin, koyu renkli ve işlenmesi kolay olan topraklardır.

Çözülmeye uğrayan kayaların yüzeyi zamanla, ayrışmış mineraller, organik maddeler ve mikroorganizmalardan oluşan bir örtüyle kaplanır. Bu örtüye toprak denir.

Toprak tabakası, yerkabuğu üzerinde bulunur. Kalınlığı birkaç cm den, 2 - 3 m ye kadar olabilir.

                                       

 Oluşumunu tamamlayan bir toprak kesitinde;

  • Ana kaya,
  • Ayrışmış kaya,
  • Ham toprak,
  • Olgun toprak,

katları bulunmaktadır.

Bu katlara horizon adı da verilir. Horizonlar harflerle isimlendirilir.

 

 

                              

 

Toprağın en üst katı olan A Horizonu, bitkisel artıkların ayrışması ile oluşmuştur ve organik madde bakımından zengindir. Genellikle koyu renklidir. Bitkiler bu tabakada tutunur ve yetişip gelişir. B horizonu, toprağın üst katından taşınan, kireçler, killer ve minerallerin biriktiği ham toprak tabakasıdır. C horizonu ana kayanın özelliğini taşıyan ayrışma katıdır. D horizonu ise, toprağın ana özelliğini belirleyen ana kayanın bulunduğu kattır.

Bitki artıklarının toprakta birikmesiyle oluşan, koyu renkli organik maddeye humus denir. Humus, kayaların ufalanması veya ayrışmasında etkili değildir. Toprağa verimlilik kazandıran bir maddedir.

 

1.İklim: Sıcaklık ve yağış toprak oluşumunu etkiler. Sıcaklık taşların ufalanma ve humus oluşum sürecini belirler. Nem, toprak yıkanmasını ve kimyasal çözülme sürecini etkiler. Topraktaki tuz ve kireç miktarını etkiler.

 

2.Bitki örtüsü: Kökleri ve organik asitler sayesinde ayrışma sürecini hızlandırır, toprakta organik madde oluşumunu sağlar, humus bakımından zenginleşme imkânı verir, toprakların zemine tutunmasını sağlayarak erozyona uğramasını engeller.

 

3.Yer şekilleri: Eğim, yükselti ve bakı toprak oluşumunu etkiler. Eğimli arazilerde toprak oluşumu daha yavaştır. Yamaçlarda topraklar erozyon gibi sebeplerden dolayı daha incedir. Yükselti iklim elemanlarının özelliklerini belirleyerek toprak oluşumunda etkili olur. Bakı, güneşlenme süresini ve sıcaklığı etkileyerek toprağın nemliliğini ve dolayısıyla oluşumunu etkiler.

 

4.Taşların özelliği(Ana kaya): Toprağı meydana getiren ana kaya, parçalanma sürecini, toprağın rengini, organik bakımdan zenginliğini ve su geçirimlilik oranını etkiler.Başkalaşım taşlardan oluşan topraklar daha su geçirimliliği fazla olan kumlu toprakları oluşturur. Kil ve kireç oranı yüksek olan ana kayalar, koyu renkli geçirimli toprakları meydana getirir.

 

5.Zaman: Toprak çok uzun sürelerde oluşumunu tamamlamaktadır. Tam bir toprak oluşumu binlerce yılda gerçekleşmektedir. Oluşum süresi kalınlığı etkiler.

Yorum (74) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

11/10/2008 - DÜNYA ÜZERİNDE KITALARA GÖRE AKARSULAR...

Kategori: GENEL COGRAFYA

KITALARA GÖRE AKARSULAR

 


Harita üzerinde gösterilmesi tıklayınız...



ASYA:

Başlıca ırmakları, Yangtze (5500 km Asya’nın en uzun, dünyanın dördüncü uzun ırmağıdır.), Yenisey (kaynağı Büyük Yenisey ırmağı olarak kabul edildiğinde 4000 km, Selegna Irmağı olarak kabul edildiğinde 5500 km uzunluğundadır.), Obi (3680 km, İrtiş Irmağı’yla birlikte 5569 km), Sarı (4700 km), İrtiş (4441 km), Lena (4400 km), Amur (4352 km), Mekkong (4200 km), Brahmaputra (2900 km), İndus (2900 km), Fırat (2700 km), Amuderya (2539 km), Ganj (2506 km), Saluen (2415 km), Siriderya (2204 km), Irravadi (2090 km), Dicle (1900 km) ve Yamuna (1385 km).

AVRUPA:

Başlıca ırmakları, Volga (3689 km), Tuna (2848 km), Dinyeper (2250 km), Don (1900 km), Ren (1320 km), Elbe (1165 km), Loire (1020 km), Oder (912 km) ve Po (652 km)’dur. En büyük gölleri, Ladoga (17 678 km2), Onega (9720 km2) ve Vanern (5584 km2)’dir. En büyük adası Büyük Britanya (229 885 km2), en geniş yarımadası İskandinavya, (800 000 km2), en yüksek çağlayanı Fransız Pireneleri’ndeki Gavarnie (421 m), en uzun demir yolu tüneli Manş Tüneli (50,5 km)’dir.

AMERIKA:

Kuzey Amerika:
Başlıca ırmakları; Arkansas, Brazos, Colorado, Columbia, Mackenzie, Mississippi, Missouri, Nelson, Rio Grande, St. Lawrence, Yukon'dur.

GÜNEY AMERİKA:

Amazon Nehri

AFRİKA:

Başlıca ırmakları; Nil (6648 km ile yalnızca Afrika’nın değil, dünyanın en uzun ırmağıdır), Benue (1400 km), Kongo (4700 km), Kasai (2153 km), Limpopo (1770 km), Lualaba (645 km), Nijer (4183 km), Orange (2090 km), Senegal (1633 km), Chari (949 km), Oubaungi (2250 km), Zambezi’dir (2735 km).

OKYANUSYA:

Başlıca akarsuları, Murray, Darling ve Murrumbidgee

 

Kaynak:  http://cografyamiz.blogcu.com/

Yorum (6) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

25/9/2008 - SU KAYNAKLARI

Kategori: GENEL COGRAFYA

SU KAYNAKLARI

                                                                                    Su döngüsü

            

                      şekil kaynak: http://img259.imageshack.us/img259/9061/suhe9.jpg

                                             

                       

                                                                                                

                                          

          

        şekilkaynak:http://ga.water.usgs.gov/edu/graphics/turkish/earthwheredistribution.gif

 

Su kaynağı

Tatlı su yüzdesi

Toplam su yüzdesi

Okyanuslar Denizler ve Körfezler

--

96.5

Buz tepeleri, Buzullar ve Kalıcı Kar

68.7

1.74

Yer altı suyu

--

1.7

    Tatlı

30.1

0.76

    Tuzlu

--

0.94

Toprak nemi

0.05

0.001

Zemin buzu ve sürekli don olan toprak

0.86

0.022

Göller

--

0.013

    Tatlı

0.26

0.007

    Tuzlu

--

0.006

Atmosfer

0.04

0.001

Bataklık suyu

0.03

0.0008

Nehirler

0.006

0.0002

Biyolojik Su

0.003

0.0001

Toplam

-

100

 

 

                                                                Dünya yıllık ortalama yağış haritası

                    haritakaynak:http://ga.water.usgs.gov/edu/graphics/wcprecipitationworldmap.gif

 

 

 

 

Dünyamıza baktığımızda yüzeyinde hem büyük su kütlelerini hem de kara parçalarını görürüz. Bütün dünya yüzeyinin %71 ini denizler, %29 unu karalar oluşturur. Ancak bu oran kuzey ve güney yarımkürede değişir. Çünkü buralarda kara ve denizlerin oranı farklıdır. Kuzey yarımkürede karalar %39, denizler %61 oranında yer tutar. Güney yarımkürede ise karalar %19, denizler %81 yer kaplar. Gördüğünüz gibi karaların kapladığı alan kuzey yarım kürede daha geniştir. Asya, Avrupa, Kuzey Amerika, Afrika'nın büyük bir kısmı kuzey de kalır. Güney Amerika, Afrika'nın güneyi, Okyanusya ve Antarktika ise güney de kalır.

 

Bu farklı dağılım bir çok özelliği etkiler.

 

- Öncelikle iklimi etkiler. Kuzey yarımküre daha karasal bir iklime sahiptir. Bu durum kuzey de ortalama sıcaklığın 2 derece kadar fazla olmasını sağlar.

- Nüfusun büyük çoğunluğu kuzeydedir. Bu ekonomik gelişimi olumlu yönde etkiler.

- Karalar üzerindeki doğal zenginlikler, ormanlar ve yeraltı zenginlikleri kuzey de daha çoktur.

- Ulaşım olanakları ve ülkeler arası iletişim kuzey de daha gelişmiştir.

                                                                Dünymızdaki denizler göller ve körfezler


Haritanın büyük hali için TIKLAYINIZ
                                                                     
http://www.cografyakulubu.com/

                                                                       dünyamızdaki belli başlı akarsular


   Haritanın büyük hali için TIKLAYINIZ.                                                                      
http://www.cografyakulubu.com/      

Yorum (14) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

28/8/2008 - LİSE1-2-3 DERS NOTLARI

Kategori: GENEL COGRAFYA

LİSE1-2-3 COĞRAFYA DERS NOTLARI

 

Sevgili gençler öncelikle bu olağan üstü güzel ayrıntılı ve emek kokan çalışmalarını sizlerle paylaşmam konusunda gerekli müsadeyi gösteren sevgili MEHMET ZOR hocama çok teşekkür ediyorum...Bu çalışmalarını inanıyorum ki çok beğeneceksiniz.Bu notlardan daha ayrıntılı bir bilgi hazinesini coğrafya adına www.e-cografya.com. adresinde bulabilirsiniz.Özellikle bu siteye girmeniz sizlerin menfaatinize olacaktır.Hocamıza başarılarının devamını diliyorum...

ÖSS HAZIRLIK DERS NOTLARI

 

Coğrafi konum

Harita Bilgisi

Dünyanın Şekli ve Hareketleri

İklim Bilgisi

Türkiye İklimi

İç Kuvvetler

Dış Kuvvetler

 

LİSE-1- DERS NOTLARI

Doğa ve İnsan

Harita bilgisi

Coğrafi Konum

İzohipsler

Dünyanın Şekli ve Hareketleri

Mevsimler ve Oluşumu

Atmosfer

Sıcaklık

Basınç ve Rüzgarlar

Nemlilik ve Yağış

İklim Tipleri

Yerin Yapısı

İç Kuvvetler

Dış Kuvvetler

 

LİSE -2- DERS NOTLARI

Topografya ve Kayaçlar

Yerkabuğunun Zayıf Kuşakları

Su Kaynakları

 

LİSE -3-DERS NOTLARI

Biyolojik Çeşitlilik

Ekosistemlerin İşleyişi

Madde Döngüsü

 

 

Kaynak: www.e-cografya.com   

Bu sayfanın kullanım hakkı Mehmet Zor hocamıza aittir...

Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

8/5/2008 - TÜRKİYENİN OVALARI ,PLATOLARI,OLUŞUM ŞEKİLLERİ VE BÖLGELERE GÖRE

Kategori: GENEL COGRAFYA

TÜRKİYENİN YER ŞEKİLLERİ

PLATO VE OVALARININ ÖZELLİKLERİ

                             TÜRKİYE’NİN PLATOLARI

PLATO: Akarsularla derince parçalanmış hafif engebeli, çoğunlukla geniş saha kapsayan yüzey şekline plato denir.İç anadolu bölgesinde platolar geniş yer kaplar bunun sebebi eskiden iç anadolu bölgesinde bulunan tethis denizinin düz tabanının 3. jeolojik zamanın sonu 4. jeolojik zamanın başında  epirojenik olarak yükselmesidir.Bu yükselmeler sonucu iç anadolu bölgesinde ortalama 1000m yükseltide düzlükler oluşmuş oluşan bu düzlükler akarsular tarafından yarılarak platolar oluşmuştur

                       HARİTANIN BÜYÜK HALİ İÇİN  TIKLAYINIZ

İÇ ANADOLU :

Tuz gölü ve Konya ovası arasında OBRUK                                                             

Tuz gölünün batısında CİHANBEYLİ

Tuz gölünün kuzeybatısında HAYMANA

Eskişehir ve Afyon arasında YAZILIKAYA

Kızılırmak yayında BOZOK(Kızılırmak)

Yukarı Kızılırmak bölümünde Yozgat-Akdağmadeni arsında yükseklikleri 1000-1500 m arasında, tortul tabakalar arasında platolar bulunur.

DOĞU ANADOLU:

Doğu Anadolu Bölgesinde bazalt lavları üzerinde 1500-2000 m arasında Erzurum-Kars ve Ardahan Platoları vardır. Ayrıca 2000-2500 m aralığında Alahuekber ve Yalnızçam dağları üzerinde platolar bulunur.

          EGE : İç Batı Anadolu eşiğinde özellikle Uşak dağları üzerindeki platolar.

          AKDENİZ: Orta Toroslarda Taşeli nüfus çok seyrek

          KARADENİZ: Orta Karadeniz’de Canik-Giresun Dağ. üzerinde ayrıca Fatsa-Şebinkarasihar arasında Perşembe yaylası.

G.DOĞU ANADOLU: Gaziantep ve Şanlıurfa platoları.

Not: Ülkemizdeki platolar, ya yatay tabakalı yapılar üzerinde ve lavların yayıldığı alanlarda yada aşınma sonucu düzleşmiş değişik araziler üzerinde bulunur. Platolardaki tarımsal faaliyetleri, iklim koşulları ve yükseklik durumu belirler.

               

 

                                   TÜRKİYE’NİN OVALARI

OVA: Vadilerle parçalanmamış çevrelerine göre alçakta olan geniş düzlüklere ova denir. Ülkemizde ovalar iki gruba ayrılır. Kıyılarda delta ovaları ve iç kesimlerdeki ovalar.

1-KIYI OVALARI: Kıyı ovaların oluşmasında akarsuların taşıdığı alüvyonların miktarı, kıyılardaki akıntı ve dalga faaliyetleri ve kıyıların derinliği etkili olmuştur.

Bafra Ovası: Kızılırmak oluşturmuştur. Çok verimli bir ovadır. Deltada kıyı gölleri bulunur. En büyüğü Balık gölüdür.

Çarşamba Ovası: Yeşilırmak’ın taşıdığı alüvyonlarla oluşmuştur.

Sakarya Ovası: Delta ovasında ziyade bir taban seviyesi ovası özelliği taşır.

Meriç Deltası: Küçük bir oluk içende oluşmuş olup Meriç nehrinin getirdiği alüvyonlarla meydana gelmiştir.

Gediz Ovası: Gediz nehri oluşturmuştur. İzmir Körfezi’nin dolma tehlikesi durumunda nehrin yatağı değiştirilmiştir.

Küçük Menderes Ovası: Faylanma sonucu çöken sahalara zamanla alüvyonların dolmasıyla oluşmuştur.

Büyük Menderes Ovası:  Büyük Menderes ırmağının getirdiği alüvyonla oluşmuştur. Ovada Çamiçi gölü yer almaktadır.

Çukurova: Seyhan ve Ceyhan nehri oluşturmuştur. Türkiye’nin en büyük delta ovasıdır.

  

                                        HARİTANIN BÜYÜK HALİ İÇİN TIKLAYINIZ

2-İÇ BÖLGELERDEKİ OVALAR: iç bölgelerdeki ovalarımızın büyük bir bölümü, tektonik çanaklar içinde göl ve akarsu depolarının birikmesi sonucu meydana gelmiştir. İç bölgelerde yer alan ovalar, fay kuşaklarındaki çöküntü sahaları boyunca görülür.

Doğu Anadolu Fay Kuşağındaki Ovalar:

Muş ovası: karasu ve Murat nehirleri, menderesler çizerek akarlar

Bingöl ovası:Murat nehri tarafından oluşturulmuştur.

Elazığ ve Uluova: Bu ovalar bir yerleşme ve tarım alanıdır.

Antakya-K.Maraş Ovası: Nur Dağı doğusunda bir graben içinde yer alır.

Amik ovası: Asi nehrinin oluşturduğu bir çöküntü ovasıdır.

Kuzeydoğu Anadolu’da çökme sonucu oluşmuş olukların içerisinde geniş ovalar bulunur.

Bunlar:

Göle ovası: Daha çok çayır ve bataklıklar yaygındır.

Ardahan ovası: Ovayı, Kura nehri sular.

Erzurum ovası: Türkiye’nin en yüksek ovalarından biridir (2000m)

Pasinler-Horasan Ovası: Aras nehrinin oluşturduğu bir ovadır.

Iğdır ovası: Etrafı dağlarla çevrilidir. Yüksekliği azdır. Sebze meyve ve yetiştirilir.

Kuzey Anadolu Fay Kuşağındaki Ovala

Bu kuşak üzerinde doğu da Erzincan ile batıda İzmit Körfezi arasında  Suşehri, Erbaa, Niksar, Taşova, Ladik Merzifon, Suluova ,Tosya, Kargı, Kurşunlu, Çerkeş, Vezirköprü, Taşköprü, Bolu, Düzce, Adapazarı ve Sapanca olukları bulun ur.

               İç Anadolu ovaları: İç Anadolu’da eski bir göl tabanı durumunda bulunan ve Türkiye’nin en büyük ovası olan Konya Ovası önemli yer kaplar.

Akşehir-Eber Ovası: Kuzeyde Emirdağları ile güneyde Sultan Dağları arasında bitişik halde bulunur. Bu ovalar üzerinde aynı zamanda göllerde bulunur. Ayrıca, Kayseri ve Develi ovaları ,Aksaray ovası, Ankara’da Akıncı ovası ve Çubuk ovası ve Eskişehir ovası bulunur.

            Güney Doğu Anadolu Ovaları:

Türkiye’nin en büyük ovalarından biri olan ve Urfa’nın Suriye sınırında Altınbaşak, (Ceylanpınar) ovası bulunur. Ayrıca burada G.A.P kapsamında bulunan ovalar (Suruç, B. Antep, Klis) geniş yer kaplar.

            Batı Anadolu Ovaları: Denizden başlayarak 200m yüksekliği kadar ulaşan ve kuzeyden güneye sıralanan Bakırçay, Gediz, K. ve B. Menderes ovaları bulunur. Ayrıca iç kısımlarda Bornova, Simav, Sandıklı, Afyon, Bursa,İnegöl,Karacabey,ve Balıkesir, ovaları yer alır.

 

OVALARIN ÖNEMİ :

1-Ovalar tarım ürünlerinin yetiştirildiği çok sayıda yerleşmelerin bulunduğu ve ulaşımın kolaylıkla sağlandığı sahalardır.

2-Ovalarımız önemli tarım sahalarıdır.

3-Ovalarımız önemli kentlerin kurulduğu sahalardır.

4-Ulaşım kolaylığı ve ucuz maliyetle konut ve sanayi tesisi inşaatı ovaları cazip hale getirmektedir.

Yorum (6) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

5/5/2008 - TÜRKİYENİN YERYÜZÜ ŞEKİLLERİNİN ÖZELLİKLERİ ,TÜRKİYEDE OLUŞUM ŞE

Kategori: GENEL COGRAFYA

TÜRKİYENİN YERŞEKİLLERİNİN ÖZELLİKLERİ:

1) Ortalama yükselti oldukça fazladır(1132m).Yükselti batıdan doğuya doğru artar.Yükselti basamaklarının dağılımı şöyledir:

 -0-500 m arasında olan yerler > %17,5

                - 500  -  1000 "  "     "         %26,

                - 1000-  2000 "  "     "         %49,9

                - 2000m’den yüksek yerler %7

2) Düzlükler geniş yer kaplar. Ovaların yükseltileri de fazladır.

3) Ülkemizin yaklaşık yarısı 1000 – 2000 m arasıdır.

4) Ülkemizin, yüksek sıradağları doğu-batı doğrultusunda uzanır. Kuzey ve güneydeki bu sıradağlar doğuda birleşirler.

5) Anadolu; Karadeniz Akdeniz havzaları arasında yüksek bir kütledir.

6) Denizlerin derin kesimi ile kıyı dağları arasındaki fark 5000m’yi geçer.   

                                               

TÜRKİYE’NİN DAĞLARI    

                Türkiye’deki dağlar orojenik hareketlerle ve volkanik olaylar sonucu oluşmuştur.

1) OROJENİK HAREKETLERLE MEYDANA GELEN DAĞLAR:

(Oro-Dağ, Jenez-Oluşum Orojenez > Dağ oluşum hareketleri ). Sıra dağlar genellikle derin denizlerde biriken tortulların, yan basınç oluşturan kıta hareketleri sonucu, kıvrılarak yükselmesi ile  oluşmuştur. Ya da kırılarak yükselmesi sonucu oluşmuştur.

a-Kıvrım Dağları:

Bu dağlar esnek tabakaların kıvrılarak yükselmesi sonucunda oluşmuşlardır. Türkiye’deki kıvrım dağlarını Apl-Himalaya kıvrım sistemi içinde düşünüyoruz.

                Türkiye’nin bulunduğu yerde Tetis Jeasanklinali vardı. Bu deniz küçülerek 3. zaman ortalarına kadar varlığını devam ettirmiştir. Bu jeosanklinal, etraftan dış kuvvetlerin getirdiği materyallerle dolmuş ve kalın tortul tabakalar oluşturmuş,daha sonra bu tortul tabakalar kıvrılarak yükselmiş, böylece Alp-Himalaya kıvrım sistemi oluşmuştur. Ülkemizdeki Kuzey Anadolu Dağları ve Toroslarda,  bu kuşak içersinde olup, kalker tabakalarının kıvrılmasıyla oluşmuştur.

              

                Kuzey Anadolu Dağları ve Toroslar; Van gölünün kuzeyinde birleşirler.  Bunlar oluşumlarını 3. zaman sonlarında, bugünkü şekillerini de 4. zaman başlarında Anadolu’nun toptan yükselmesiyle kazanmıştır.

b-Kırık Dağları:

Kıvrılma özelliğini kaybetmiş olan tabakalar kırılmaya uğrarlar. Böylece fay hatları oluşur. Fay hatları boyunca, bazı kısımlar çökerken, bazı kısımlarda, yüksekte kalırlar. Çöken kısımlara GRABEN, yükselen kısımlara HORST denir. Bunlara örnek Ege’deki Horst-Graben hattı verilebilir. Kazdağı, Kozak D. Yunt Buzdağlar, Aydın D., Menteşe D. horstlara örnektir.

 

2) VOLKANİK DAĞLAR

                Volkanik dağlar, yerin derinliklerinde bulunan kızgın, erimiş ve basınç altındaki magmanın yeryüzüne çıkmasıyla oluşur. Ülkemizdeki volkanik faaliyetler III. Zamanda yoğun olarak görülmüştür. Bu faaliyetler sonucu kırıklar boyunca magma yeryüzüne akmış ve volkanik araziyi oluşturmuştur. Volkanik dağları şu şekilde sıralayabiliriz.

                

                a) Doğu An. Bölgesi Volkanları: Bu dağlar Van gölünün kuzeyinde bir fay hattı üzerinde yer almıştır. Türkiye’nin en yüksek dağı olan Ağrı dağı bu dağ sırasının kuzeydoğu ucunda yer alır.

                Ağrı Dağı: 1203km2’lik alan içersinde kuruludur. İki kütle halindedir.Küçük Ağrı 3896cm yük.Büyük Ağrı ise 5137m yüksekliğe sahiptir.

               

Tendürek Dağı: Yüksekliği 3533 m’dir Çaldıran ilk Doğu beyazıt arasında bulunur.

Süphan dağı: Yüksekliği 4058 m’dir (Bitlis)

Nemrut Dağı: Bitlis de yer alır. Van gölü varlığını bu dağa borçludur.Nemrut Dağı şimdiki görünümünü son volkanik patlama ve çökmeden sonra kazanmıştır.son patlama sonucunda dağın tepe noktası yok olmuş ve krater olmuştur. Birkaç kraterin birleşmesiyle Kalderalar oluşmuştur.

                Ayrıca Kargapazarı, Dumlu ve Bingöl dağları volkanik yapılı dağlardır.

 B)İç Anadolu bölgesi Volkan Dağları : 

Erciyes: 3917m dir. Bu dağ, İç Anadolu’nun en yüksek dağıdır. Erciyes dağının oluşumu birkaç aşamalıdır. Yamaçlardan merkezden çevreye doğru yayılan kırık hatları vardır. Doruk kesimlerinde sirkler ve buzullar vardır. Erciyes Kayseri ve Develi için su deposu görevini görür.Yurdumuzun başlıca kayak ve kış turizmi merkezleri arasındadır.

Hasan Dağı:

 Aksaray da yer alan bu dağ bir volkan konisidir.      Ayrıca: yine Aksaray’da yer alan

Melendiz Dağı, Karapınar yakınlarında

Karacadağ ve Karadağ  genç volkan konileridir.

                İç Anadolu’da Ürgüp-Nevşehir çevresinde tüfler ve tüflerin sıkışmasıyla oluşan kayaçların yer aldığı bir volkanik arazi yer alır. Bunların üzerinde Peribacaları bulunur. Karapınar (Konya) çevresinde volkanik arazi üzerinde oluşmuş göller vardır. Bunların en tanınmışı Meke Tuzlası dır.

 

C) Ege Bölgesi Volkanları:

                Kula çevresinde yoğunlaşmıştır. Genç Kula volkanlarının 70 kadar konisi vardır. Bunlar fazla yüksek değildirler. Koyu renkli volkanik materyallerin yaygın olmasından dolayı yöreye halk arasında yanık arazi de denir.

D) Güneydoğu Anadolu Bölgesi Volkanları:

Bunlardan en tanınmışı 1957 m yüksekliğindeki Karacadağ’ dır. Karaca dağdan lavlar geniş bir alana yayıldığından yayvan biçimine sahip olan bu dağ halk arasında kalkan biçimli volkan olarak adlandırılıyor.

Bunlardan başka ;Köroğlu Dağı, Işık Dağı,diğer volkan dağlarıdır.                                   

DAĞLARIN  TÜRKİYE’DEKİ  COĞRAFİ DAĞILIŞI

Kuzey Anadolu Dağları:

Bu dağlar Alp sisteminin Türkiye’deki kuzey kanadını oluşturur. K.An. Dağ., Karadeniz Bölgesinde iki sıra halinde uzanır. Kıyı yakınındaki sıra dağlar Küre, Canik, Giresun, Gümüşhane, Kalkanlı, Trabzon ve Rize dağlarıdır. Giresun, Rize dağlarına Doğu Karadeniz dağları da  denir. Doğu Karadeniz dağları dik yamaçlı yüksek dağlardır. Bu nedenle ulaşım iç kesimlerle Kalkanlı ve Kop geçitleriyle sağlanır.

                 Bu sıra dağlar kuşağının gerişimde batıdan doğuya doğru ikinci kuşak vardır. Bunlar Köroğlu, Ilgaz,Deveci, Yıldız,Çimen,Kop, Mescid ve yalnız Çam dağları.

               

Güney Anadolu Dağları :

                Bunlara Toros dağları da denir. Alp kıvrım sisteminin güney kanadına dahildir. Üç kısımdan oluşur.

1) Batı Toroslar: Antalya körfezinin her iki tarafına doğru iki kuşak halinde uzanır. Batıda Ak dağlar, ve Boz dağlar, doğuda Sultan, Dedegöl ve Geyik dağları.

2) Orta Toroslar: Antalya körfezinin doğusunda kıyıya paralel uzanır. Bolkar Dağları,Aladağlar, Tahtalı Dağları, Binboğa Dağları.

                İskenderun körfezinin hemen doğusunda Nur(Amanos) dağları uzanır.

               

Güneydoğu Anadolu Dağları:

Torosların uzantısı olduğundan bunlara Güneydoğu Toroslar denir. Bu kuşak üzerinde Malatya Dağları, Genç D., Bitlis D., Hakkari D. bulunur. En yüksek  noktayı Cila D.(Uludoruk) (4135).

Doğu Anadolu Dağları:

 Bu bölgedeki dağların büyük bir kısmı Orta Torosların devamı olan sıradağlardır

Bunlar: Tahtalı D, Mercan D, Karasu D., Aras Dağı’dır. Allahu’ekber D.ise K.An. Dağlarının uzantısıdır. Ayrıca Şerafettin Dağı Bingöl D., Şakşak Dağı ve Kargapazarı D. bulunur.

 Ayrıca volkanik dağlar vardır: B. ve K. Ağrı, Tendürek, Süphan ve Nemrut

 İç Anadolu Dağları:

Bölgede sıradağlar azdır. Sundiken ve Sultan Dağları sıradağlara örnektir. En dağlık kasım bölgeleri  doğu kısmıdır. Tecer, Çamlıbel, Hınzır ve Akdağlar buradadır. Ayrıca Ankara ve çevresinde İdris D. Elmadağ ve Ayas Dağı volkanik Dağları; Erciyes, Melendiz, Hasan D. Karadağ ve Karacadağ.

               

Batı Anadolu Dağları:

Horst şeklindeki dağlardır. Kuzeyden güneye doğru Madra D. Yunt D. Bozdağlar ve Aydın Dağlardır.

Muğla yöresinde KB-G.D yönünde uzanan dağ sıralarından oluşan Menteşe Dağları yer alır. Kuzeyde Kaz dağları ve Biga Dağları bulunur. İç kesimlerde, Sandıklı, Eğrigöz ve Murat D. gibi yükseltiler bulunur Bursa’daki Uludağ eski bir volkanik kütlenin yüzeye çıkmasıyla oluşmuştur. Ülkemizin en önemli kış turizmi merkezlerindendir.

                 

Dağların Doğal Ortam ve Ek. Faaliyetler üzerindeki Etkileri

 Dağlar: İklim, toprak oluşumu, bitki örtüsünün dağılışı, yerleşme ve ekonomik faaliyetler üzerinde etkili olmaktadır.

Yükseklere çıkıldıkça, iklimin soğumasına bağlı olarak bitki örtüsü farklılıklar gösterir. Vadilerin iç kesimleri ile kuzeye ve güneye bakar yamaçları arasında farklı bitki toplulukları bulunmaktadır.

Yüksek ve engebeli olan dağlık sahalar genel olarak tarımın yapılmasını, yerleşmenin kurulmasını ve yol yapımını güçleştirir.Fazla yağış alan dağlık sahalar, önemli ölçüde akarsuların beslenmesini sağlar.

Dağlarda bulunan yerleşme şekilleri ve buralardaki insanların tarımsal faaliyetleri, ovalara göre farklıdır

Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

30/3/2008 - YERLEŞME VE ÖZELLİKLERİ ,İLK YERLEŞMELER

Kategori: GENEL COGRAFYA

YERLEŞME VE ÖZELLİKLERİ İLK YERLEŞMELER

Yerleşme:

Eylem olarak her hangi bir yerde barınma amacıyla oturma eğleşme olayıdır. Beşeri Coğrafya açısından yerleşme; insanın herhangi bir alanı yurt edinmesi ve orada sürekli yaşamasıdır.

      Coğrafi anlamda meskenlerin toplandığı köy, belde,  şehir gibi birimlerdir. Dünyadaki en ilkel evden en modern yapılara kadar bütün binaları kapsar. İnsanların yaşadığı, barındığı ve geçimlerini sağlamak amacıyla çalıştığı yeri kapsayan alandır.

      Doğumdan- ölüme, korkudan – güvene, var olmadan – yok olmaya kadar her şey yerleşme içindedir. İnsanın sosyal bir varlık olması yerleşme sayesinde olmuştur. İnsan hangi uygarlık seviyesinde olursa olsun ihtiyaçlarını yeraltı ve yer üstünden karşılar. Bu ihtiyaçların başlıcaları beslenme, barınma, sosyal ve ekonomik işbirliğidir. İnsan yerleşme yerini oluştururken de hem çevreden yararlanmış hem de çevreyi değiştirmiştir.

                  Yerleşmeyi başlatan olaylar:

1- Beslenme şartları: İnsanların topladığı yiyecekleri saklama ve birlikte yeme isteği.

2-İklim Şartları: Aşırı sıcak, yağış ve soğuk gibi hava koşullarının olumsuz etkisinden korunmak

3-Korunma duygusu: İnsanların doğa koşulları, diğer insanlar ve yabani hayvanlardan gelecek tehlikelere karşı önlem almak ve birlikte karşı koyma istekleri.

4-Tarım olayının başlaması: İnsanların toplayıcılıktan ekip biçmeyi öğrenmeleri onları toprağa bağlamıştır. Bu olay insanların yerleşmeler kurmasına neden olmuştur. Gerçek anlamda yerleşme tarım toplumuyla başlar.

5-Su kaynakları: İçme suyu sağlama, tarım alanlarını sulama ihtiyacı insanları su kaynakları yakınlarına yerleşmeye zorlamış, bunun sonucunda insanlar su kaynakları başlarında toplanıp yerleşmeler kurmuşladır. Dünyanın ilk medeniyetleri hep su kaynakları kıyılarında kurulmuştur.

     

            Dünyada ilk yerleşmelerin kurulduğu alanlar Nil Nehri Vadisi, Çin ovaları ( Sarıırmak, Gökırmak), İndus ve Ganj vadisi, Fırat ve Dicle ırmaklarının arası( Mezopotamya)bölgelerdir. 

 

           YERLEŞMELERİN FARKLILAŞMASI:

         

           1- İlk çağlarda dönemlerde yeryüzündeki herhangi bir saha ancak küçük insan gruplarını besleyebilmekteydi. İnsanlar barınak olarak doğal barınak olan mağaraları ve ağaç kovuklarını kullanıyordu. Kaba cisimleri silah olarak kullanmışlardır. Bu dönemde insanlar toplayıcılık ve avcılık ile geçim sağlamaktaydı.

      Dünyadaki ilk yerleşmeler bir kaç evden oluşan köyaltı veya  köy tipi yerleşmelerdir. Bunlar ileride büyüyerek köyaltı yerleşmeler köyleri, köyler de şehir yerleşmelerini oluşturmuşlardır.

 

                 

                                           http://www.ulukayakoyu.com/kirlangicmagarasi.jpg

     2- İnsanoğlu yaklaşık 10.000 yıl önce yerleşik hayata geçişle yapmıştır. İnsanlar yerleşik hayata geçmesi, tarım toplumuna geçişle küçük sahalarda daha fazla nüfusu besleyebilir duruma gelmiştir. Bu dönemde insanlar tarım toplumuna geçişle birlikte, toprağı ekip biçmeyi, çeşitli ürünler yetiştirmeyi ve bunları stok yaparak kış dönemlerinde de rahat ve bol beslenmeyi, ayrıca hayvanları evcilleştirerek onların ürünlerinden faydalanmayı öğrenmiş ve daha fazla insanın beslenmesine yetecek bir ortama kavuşmuşlardır. Yeryüzünde gerçek anlamda yerleşmeler bu dönemde kurulmaya başlanmıştır. İnsan yapısı meskenler ve ilk köy tipi yerleşmeler kurulmuştur.

 

             3- Tarımsal faaliyetler su kaynakları fazla olan yerlerde yapılacağından dünyada ilk yerleşme alanları akarsu havzaları veya boyları olmuştur. Tarım koşullarının elverişli olduğu Ganj, İndus, Fırat, Nil, Mekong gibi akarsu havzaları ilk yerleşme alanları olmuştur. Buralarda dönemin büyük yerleşmeleri oluşmuş bir yönden “tarım şehirlerinin” temeli atılmıştır.

 

                          

                                        http://www.gonorthcyprus.com/kaya-artemis/bafra-beach.jpg

         Bu nehirler boyunda ilk yerleşmelerin bulunduğu ülkeler sırasıyla, Hindistan, Irak, Mısır, Çin, bu nehirlerin kenarlarının tercih edilme nedenleri Geneli ılıman kuşakta yer alması, akarsu boyu olup su kaynağı etrafında olması, tarım imkânları verimli toprakların olması, sulama imkânları ve ulaşım imkânları iyi olduğu için buralar ilk yerleşme alanı olarak seçilmiştir. 

        Tarihçiler ve sosyologlar şehirlerin ortaya çıkışını medeniyetlerin doğuşu olarak değerlendirirler. M.Ö.8000- 7000 yıllarında kurulan ilk yerleşmeler tarım ekonomisine dayanıyordu.   

 

        4- Akarsu boylarında sulamalı tarımın uygulanabilmesi için insanların iş bölümü ve işbirliği yapmaları gerekmiş, bunun sonucunda tarım ve sulamaya yönelik yeni teknikler bulunmuş, yeni meslekler ortaya çıkmıştır. Böylece hem üretim artmış, hem de ulaşım gelişmiştir.

 

                    

                            http://img478.imageshack.us/img478/5395/pic0019ce2.jpg

İzmir ticaret şehri

        İnsanların ihtiyaçlarından fazla üretim yapmaları, ihtiyacı olanları başka insanlardan takas yoluyla değiştirmeleri, daha sonra da tüccarlar aracılığı başkalarıyla alıp- satmaya başlamaları ile ticaret doğdu. Genel olarak önemli yollar üzerinde bulunan veya deniz kıyılarında bulunup, ticaretin yoğunlaştığı alanlarda “ticaret şehirleri” doğdu.

 

        5- İnsanların deniz aşırı ülkelere ulaşma ve oralardan faydalanma isteği deniz kıyılarında limanların ve yerleşmelerin kurulmasına yol açtı. Limanları sayesinde büyüyen yerleşmeler “liman şehirleri” ni meydana getirdi.  

 

             

                   http://www.ntvmsnbc.com/news/239510.jpg İskenderun Liman Şehri

       6- Dünyada nüfusun artması ile şehirlerin bir araya gelerek irili ufaklı devletler kurulmuş, bu devletlerin kendilerine bir yönetim merkezi( başkent)  seçmeleri ile “idari şehirler” ortaya çıkmıştır.

 

           

              http://img523.imageshack.us/img523/4874/tbmm1sh9.jpg ANKARA

       7-İnsanların önemli bir sosyal yönü de inançlarıdır. İnsanların dini inançları ve bu dince kutsal sayılan kişilerin, peygamberlerin yaşadığı, önemli eserleri ve hatıralarının bulunduğu yerler, dinen kutsal sayılan yapılar ve mabetlerin bulunduğu yerleşmeler nüfuslarını artırmış şehir haline gelmeleri ile de “dini şehirler” ortaya çıkmıştır.    

 

               

                                                  http://www.kuranislami.com/download/kabe01.jpg

       8- Demir, bakır, kömür, petrol gibi madenlerin olduğu yerlerde açılan maden ocakları ve çıkarılan madenleri işlemek için kurulan tesislerde çalışmak için çok sayıda insanların buralara yerleşmeleri ile büyük nüfus artışları olmuş böylece “maden şehirleri” ortaya çıkmıştır.

 

             

 http://www.neredennereye.com/resimler/zonguldak/zonguldak.jpg  ZONGULDAK

       9-İnsanların en önemli özelliği aklı sayesinde buluşlar yapan ve eserler ortaya koyan canlı olmasıdır. İnsanın bilgi birikimi be yaptığı buluşlarla sanayi devrimi yapmıştır. Bu sayede kendi ve hayvan gücünün yerini makine gücü almıştır. Makine gücü ile çalışan atölye ve fabrikaları kumaları sayesinde yoğun üretim ve güçlü ekonomiler oluşturmuştur. 19. yy. ‘da sanayi devrimi ile kırdan kente göçle şehirleşme hızını artırmıştır. Bununla fonksiyonlu ve modern yapıdaki “ sanayi şehirleri “ doğmuştur.

 

              

 http://www.gtso.org.tr/images/Image/serbestbolge.jpg BURSA ...

      10-Ekonomik hayatın yoğunlaşması, kentleşmenin artması, kentlerde meydana gelen çevresel sorunlar, çalışma hayatının yorgunluğu ve monotonluğu ve stresinden bunalan insanların belirli dönemlerde dinlenme ve eğlenme ihtiyaçları doğmuştur. İnsanların eğlenmek ve dinlenmek için yaptıkları seyahatler turizmi oluşturmuştur. Turistik değerleri ve özellikleri fazla olan ve çok sayıda turistin gelip gittiği ve turizm faaliyetlerinin yoğunlaştığı kentler “turizm şehirlerini “doğurmuştur.

 

                     

                http://yachtcharterfinder.com/images/843/bucht%20von%20antalya%20mit%20taurusgebirge.jpg ANTALYA

       11-Son yüzyılda bilgi ve iletişim alanında gelişme ve değişim yaşanmaktadır. Günümüzde ise sadece bilimsel çalışmaların yapılması için” teknoloji kentleri” ( Tekno- kentler veya bilişim kentleri) kurulmaya çalışmaktadır.

 

              

                       http://www.evdose.com/tur/konut/resim/kon0029.jpg

 

Yararlanılan site:

www.cografiegitim.blogcu.com

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

16/3/2008 - TÜRKİYE'DE SANAYİ

Kategori: GENEL COGRAFYA

TÜRKİYEDE SANAYİ KOLLARI VE ÖZELLİKLERİ

 TÜRKİYE’DE SANAYİ

 Sanayi ile ilgili terimler :

Sanayi : Hammaddeyi işleyerek kullanılmaya hazır hale getirilmesini sağlayan araçlar topluluğudur.

Hammadde : Sanayileşme için temel koşullardan biridir. Makinelerde mamul maddeye dönüşebilen işlenmemiş maddelerdir. Bu maddeler bitkisel ( pamuk , buğday .....vb) , hayvansal ( süt , et , yün  .....vb ) ve madensel ( demir , bakır , krom .....vb ) kökenli olabilir.

Sanayi ürünü : Fabrikalarda işlenerek kullanılan maddelerdir.

Endüstri : Sanayi ile yakın anlamlıdır. Sanayiye göre daha geniş kapsamlı olup mal ve hizmet üreten tesisler topluluğu  anlamına gelmektedir. Örneğin Kimya endüstrisi , turizm endüstrisi gibi.

                 

 

 BİR YERDE SANAYİNİN KURULMASI İÇİN GEREKLİ ŞARTLAR :

    Dünya üzerinde her yerde sanayi tesisleri kurmak mümkün değildir. Bir yerde sanayi tesisi kurulabilmesi için gerekli belli başlı şartlar şunlardır :

a) Sermaye :

     Sanayi tesisinin kurulabilmesi için en önemli koşuldur. Diğer koşullar elverişli olsa bile eğer gerekli miktarda sermayeniz yoksa o fabrikayı açmanın mümkün olmaz . Türkiye’de   sanayinin gelişmemesinde ne önemli etken sermaye yetersizliğidir.

                                             

 b) Hammadde :

     Sanayi hammaddeyi işleyerek çeşitli ürünler haline getirmektedir. Sanayi hammaddeye bağımlı olduğundan  bazı sanayi tesislerinin dağılımı hammadde kaynaklarının yakın  olan yerlere açılmaktadır. Örneğin un ve makarna fabrikaları buğday üretilen yerlerde, zeytin yağı ve ayçiçeği yağı fabrikaları  zeytin ve ayçiçek üretiminin fazla olduğu yerlerde açılmaktadır.

Hammadde kolay taşınabilecek özellikte ise tüketim alanları dikkate alınmaktadır.Bu nedenle bir çok fabrika büyük şehirlerin çevresinde toplanmıştır.

                                      Hammadde Kaynakları

    

          Tarım Ürünleri                   Hayvansal Ürünler                       Madenler                               Orman

 c) Enerji :

     Fabrikalardaki makinelerin çalışabilmesi için enerjiye gereksinim duyulmaktadır.Sanayileşmiş ülkelerde veya bölgelerde enerji tüketimi fazladır. Ülkemizde enerji  üretiminin en fazla olduğu bölge Doğu Anadolu , enerji tüketiminin en fazla olduğu bölge ise Marmara’dır.

 d) İşgücü :

     Sanayi tesislerinin kurulup çalışabilmesi için işçiye ve teknik elemana ihtiyaç vardır. Ülkemizde genç nüfus sayısının fazla olmasından dolayı işgücü fazlalığı vardır. Ancak ülkemizde kalifiye eleman adı verilen nitelikli eğitimli teknik eleman sıkıntısı yaşanmaktadır.

 e) Ulaşım :

     Ulaşım koşulları hammaddenin ve sanayi ürünlerinin taşınmasında kolaylık sağlar . Ulaşım imkanlarının geliştirilmesi yaygınlaştırılması sanayinin gelişmesinde önemli bir etkendir. Günümüzde Türkiye’de ve dünyada sanayi tesislerinin dağılımına bakıldığı zaman ilk dikkat çeken şey ulaşımın kolay olduğu yerlerde sanayinin gelişmiş olduğudur. 

           

 f) Pazarlama :

     Sanayi ürünlerinin kolay pazarlanması sanayinin gelişmesinde önemli bir etkendir. Üretilen bir ürünün pazarlama imkanı olması o sanayinin gelişmesi beklenemez .Üretim ve tüketim yerlerinin yakın olması maliyeti düşürür.

 TÜRKİYE’DE BAŞLICA SANAYİ KOLLARI VE COĞRAFİ DAĞILIMI

 1. Besin Sanayii :

     Hammaddesi tarıma dayalı olan ürünlerdir. Ülkemizde en fazla gelişme gösteren sanayi çeşitlerinden biridir. Ülkemizde bölgeler arasında görülen iklim tiplerinin farklığı ve bu durumun yol açtığı tarım ürünlerinde yaşanan çeşitlilik fabrika çeşidinin de farklı olmasına yol açmıştır. Ülkemizde bulunan belli başlı besin sanayiine ait tesisler şunlardır ;

GIDA SANAYİİ

       a)      Un ve unlu mamüller : İç Anadolu başta olmak üzere hemen her bölgemizde bulunmaktadır. Un , makarna , irmik ve şehriye fabrikaları gibi tesislerdir. Konya , Eskişehir, Balıkesir, Ankara , Erzurum Kayseri , Gaziantep .......... vb

b)      Şeker Fabrikaları : Hammaddesi şekerpancardır. Şekerpancarı tarladan toplandıktan sonra kısa sürede bozulmaktadır. Bu nedenle şeker fabrikları şekerpancarı üreten yerlere yakın bir yerde kurulmuştur. Konya,Erzurum,Eskişehir, Uşak .........vb

c)      Zeytinyağı fabrikası : Zeytin üretiminin fazla olduğu yerlerde kurulmaktadır. Ege bölgesinde Edremit, Ayvalık İzmir, Muğla ve Aydın’da , Marmara bölgesinde Gemlik , Çanakkale, İznik ve Balıkesir’de , Akdeniz bölgesinde Adana , Antakya, Kilis’te , Güneydoğu Anadolu bölgesinde Gaziantep ve çevresinde yoğunlaşmıştır.

d)      Ayçiçek yağı fabrikası :Marmara bölgesinin Trakya kesiminde Edirne ve Tekirdağ çevresinde yoğunlaşmıştır.

e)      Konserve fabrikaları : Balık konservesi Çanakkale’de , Sebze ve meyve konservesi ise İstanbul,Bursa,Balıkesir ve İzmir gibi illerde yoğunluk göstermektedir. Ülkemizde konserve sanayisi uzun yıllar istenilen düzeye ulaşmamıştır. Bu durumun  belli başlı nedenleri ise , ülkemizde her mevsim taze sebze ve meyvenin bulunabilmesi , evlerde konserve üretiminin yapılması ve konservenin pahalı olması gibi etkenler rol oynamıştır. Ancak son yılarda kentleşme olgusunun artması konserve üretiminin ve tüketiminin artmasına neden olmuştur.

f)        Hayvan ürünleri sanayisi :Özellikle büyükbaş hayvancılığın yaygın olduğu yerlerde yaygınlaşmıştır. Et kombinaları,yoğurt ve peynir fabrikaları bu guruba girmektedir. Trabzon, Erzurum, Van, Kars,Edirne .......... vb

g)      Çay fabrikaları : Tarım alanları ile fabrikalar iç içe geçmiştir. Nedeni Çay toplandıktan sonra kısa sürede bozulmaktadır. Çay fabrikaları Rize ve çevresinde yoğunlaşmıştır.

 2. Alkollü içki ve tütün sanayiisi :

     Tütün sigara sanayisinin hammaddesidir. Sigara  önceleri sadece devlete ait fabrikalarda üretilmekte iken günümüzde özel sektöre de izin verilmiştir. Başlıca fabrikalar : İstanbul , İzmir , Samsun , Malatya , Adana  ve Tokat’ta yer almaktadır.

     İçki  üretimi de sigara gibi önceleri devlete ait fabrikalarda yapılmakta iken son yıllarda özel sektöre de izin verilmiştir. Bira ; arpanın mayalandırılmasından yapılmaktadır. Belli başlı fabrikalar Ankara , İstanbul , Yozgat ve İzmir de bulunmaktadır. Rakı : Kuru üzümün damıtılmasından yapılmaktadır. Rakıya kokusunu veren madde ise anasondur. Belli başlı fabrikalar  , İzmir , Diyarbakır , ve Tekirdağ’dadır. Şarap : yaş üzümünün mayalandırılmasından yapılmaktadır.İzmir , Tekirdağ, Çanakkale , Kayseri , Kırşehir ve Nevşehir gibi illerde bulunmaktadır.

ALKOLLÜ İÇKİ SANAYİİ

 3. Dokuma Sanayisi :

     Türkiye’de en eski ve en fazla gelişme gösteren sanayi dalıdır. İşyeri ve  çalışan işçi bakımından diğer sanayi kolları arasında ilk sırada yer almaktadır.

Keten dokuma : Kastamonu Taşköprü’de

Pamuklu dokuma : Bursa , İstanbul , İzmir , Adana , Antalya , Nazillli ( Aydın ), Denizli,   Kayseri .

İpekli dokuma : İstanbul , Bursa , Gemlik

Yünlü dokuma : İstanbul , Bursa , İzmir , ve Hereke ( Kocaeli )

Deri ve Kösele : İstanbul , İzmir .

Halı ve kilim dokumacılığı : Isparta, Burdur, Uşak, Demirci – Gördes – Kula ( Manisa ) , Kayseri ve Sivas gibi illerde bulunmaktadır.

Battaniye dokuma : Siirt

 4. Kimya sanayii :

     Diğer endüstri kollarına göre daha geç gelişme göstermiştir ve daha geri durumdadır. Kurulumu için büyük bir sermaye birikimine ve kalifiye elemana ihtiyaç duyulmaktadır.

   

 

Petrol rafinerisi : Batman ( Batman Petrol rafinerisi ), İzmir ( Aliağa Petrol rafinerisi ), Mersin ( Ataş petrol rafinerisi ), Kırıkkale ( Orta Anadolu petrol rafinerisi ), İzmit ( Tüpraş petrol rafinerisi ).

    

Gübre sanayisi : Mersin , Hatay , İzmir , Bandırma ve Konya’da gelişme  göstermiştir.

İlaç sanayisi : İstanbul ve çevresindoya sanayisi : İzmir , Mersin ve İstanbul,’da

BOYA SANAYİ:İZMİR MERSİN İSTANBUL

 5. Maden sanayiisi :

     Yer altından çıkarılan madenlerin fabrikalara işlenerek kullanıma hazır hale getirilmesine maden işleme sanayii( metaluji ) denilmektedir. Ülkemizde maden çeşitliliği fazladır. Ancak rezerv miktarlarının az olmasından dolayı maden sanayii pek fazla gelişme göstermemiştir.

Demir-çelik fabrikaları : Kırıkkale , Karabük, Ereğli , İskenderun

Bakır işleme : Ergani ( Artvin ), Samsun ve Maden( Elazığ )

Alüminyum tesisleri : Seydişehir ( Konya )

Boraks : Bandırma

Ferro krom : Antalya ve Elazığ 

Kurşun ve Çinko : Keban ( Elazığ )

MADEN VE DEMİR ÇELİK SANAYİ

 6. Makine Sanayiisi :

     Kara,demir,deniz ve hava yolları ulaşım araçlarının yapımı ile elektrikli aletlerin imalatı ve savunma sanayiine ait araçlar makine sanayisinin temelini oluşturmaktadır.

Otomotiv sanayii : Bursa, İzmir, Sakarya , Kocaeli

Demiryolu araçları : Sakarya , Eskişehir ve Sivas

Gemi yapımı ( Tershane ) : Marmara bölgesi ilk sırada gelmektedir. İstanbul ( Pendik- Tuzla – Hasköy ....... ) , İzmir ( Alaybey ). Ayrıca Bodrum , Marmaris ve Karadeniz kıyılarımızda kotra ve yat gibi küçük deniz araçları da yağılmaktadır.

Uçak sanayii : Anakara Akıncı’da ve Eskişehir

Elektrikli makine imalatı : Özellikle beyaz eşya fabrikaları ülkemizde fazla gelişme göstermiştir. Yurt içi ihtiyacını karşıladığı gibi yurt dışına da büyük bir oranda ihraç edilmektedir. İstanbul , İzmir ve Manisa’da gelişme göstermiştir.

Savunma sanayii : Kırıkkale , ve Ankara

YEDEK PARÇA VE MAKİNA SANAYİİ

 7. Çimento ,cam ve seramik sanayii :

a)      Çimento sanayiisi : Hammaddesi kireçtaşı ve kil olan çimento günümüzde en fazla kullanılan yapı malzemesidir.Türkiye’de bir çok ilde çimento fabrikası bulunmaktadır. Devlete ait fabrikaların yanında özel sektöre ait fabrikalarda son yıllarda artmıştır. Ankara, Çanakkale , İzmir, Adana, Konya , Nevşehir ,Bolu ......... vb illerde  bulunmaktadır.

b)       Tuğla ve kiremit sanayisi: Uşak,Afyonkarahisar,Kütahya ve İzmir çevresinde yoğunlaşmıştır. Ayrıca Bolu, Bartın ve Eskişehir’de de bulunmaktadır.

c)      Cam sanayisi: Camın temel maddesi Sio2 minareli, sileks ve kuvars taşlarının özellikle kuvars kumlarının eritilmesiyle oluşur.İstanbul,Kırklareli, Sinop , İzmit, Bursa Mersin ...... vb

d)      Seramik sanayii : Kil toprağının çamurundan yapılan çeşitli eşyaların yüksek sıcaklıkta pişirilmesiyle  oluşmaktadır.Bursa ( İznik ) Bilecik( Bozüyük), Kütahya ve Çanakkale çevresinde fabrikalar yoğunlaşmıştır.

 8. Orman ürünleri sanayiisi :

     Bu fabrikalar ormanların daha çok kıyı bölgelerimizde bulunmasına bağlı olarak buralarda toplanmıştır.

                                                 

a)      Kereste fabrikaları : Bolu , Düzce , Bartın , Ayancık , Rize , ve Ordu’da

b)      Kağıt Fabrikaları : Aksu ( Giresun ) , Çaycuma ( Zonguldak ) , Bartın, Taşköprü( Kastamonu ) , İzmit , Dalaman ( Muğla ) , Balıkesir ve Mersin Taşucu.

 

SANAYİ ETKİNLİK İÇİN  TIKLA

Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

14/3/2008 - YERLEŞMEYİ SINIRLANDIRAN ETMENLER

Kategori: GENEL COGRAFYA

Yerleşme alanInI sInIrlandIran FAKTÖRLER:

     Yeryüzünün tamamı yerleşmeye uygun değildir. Doğal ve ekonomik kökenli bazı etmenler yerleşmeleri sınırlamaktadır. Dünyada yerleşmeye uygun alanlara” Ökümen alan” denir.

     Dünya da nüfusun dağılışı gibi yerleşmelerin dağılışı da düzensizdir. Bazı yerlerde yerleşmeler sık bazı yerlerde seyrektir. Yeryüzünün bazı yerleri tamamen boştur. Yapılan araştırmalara göre yeryüzünün %17 sini çöller,%12sini dağlar,% 29’unu buzullar, daimi karlar ve tundralar oluşturur.

     Karaların yaklaşık %25 i yerleşmeye elverişlidir.

 

    a)Denizler: Yerleşmeleri sınırlandıran faktörlerin başında gelir. Okyanuslar, denizler ve göllerin toplam alanı 361 milyon km² olup bu yeryüzünün yaklaşık %71ine tekabül etmektedir.

       Bütün teknik imkânlara rağmen yerleşme alanları deniz kıyılarında son bulur. Yeryüzünün2/3 denizlerle kaplı olduğundan yerleşmeler ancak geri kalan 1/3lik kara alanlarında toplanmıştır. Bu yönüyle K.Y.K daha şanslıdır. Karaların çoğunun K.Y.K’ de olması nedeniyle yerleşmelerin çoğu da buradadır.

   

 

     b)Kutup Bölgeleri ( Buzullar):Her iki yarımküredeki kutup noktaları çevresindeki çok geniş alanlar buzullarla kaplıdır. Kutup daireleri çevreleri ise yerleşmeye uygun olmayan iklim, kısa ve soğuk geçen yazları, elverişsiz donmuş toprak yapısıyla yerleşmelerin çok az olduğu ya da hiç olmadığı yerlerdir. Buralarda yer alan Gröndland, Alaska, Kanada, İskandinavya ve Sibirya’nın kuzey kesimleri böyle tenha yerlerdir. Güney Kutbundaki 14 milyon km² lik Antarktika kıtası bazı meteorolojik ve askeri amaçlı üsler hariç tamamen boştur.

 

 

     En sınırdakiler Dünyanın en kuzeyindeki yer alan kent Dikson Sibirya’nın Tamir yarımadasında bulunur. Askeri üs kenti iken, üs kalktıktan sonra madencilikle 3000 nüfuslu ve yazları ılık geçip üç ay güneş hiç batmaz.

    

     c)Yükselti: Yüksek ve dağlık alanlar sıcaklığın düşük olması ve tarıma elverişli alanların azlığı, ulaşım zorlukları gibi nedenlerle yerleşmeye elverişsizdir. Yükseldikçe sıcaklık azalır ve bir noktadan sonra sıcaklık bitki hayatına müsaade etmez.

      Tarımın yükselti sınırı denilen bu yükseltiden sonra yerleşmeler oldukça seyrekleşir ve daha yükseklerde tamamen sona erer. Yerleşmelerin sona erdiği sınıra da yerleşmenin yükselti sınır denir. Yerleşmenin yükselti sınırı kutup bölgelerinde deniz seviyesinden başlar, ekvatora gidildikçe artar. Sıcak kuşakta yerleşmenin üst sınırı 3000 m, ılıman kuşakta 2000 m, soğuk kuşakta 0 m. Dir. Örneğin Türkiye’de 2000 m. üstündeki yerleşmeler oldukça azdır. Dönenceler çevresindeki sıcak ve kurak alanda yükselti sınırı en üst seviyeye çıkar. Örneğin Türkiye’de 2000 m.nin üstündeki yerleşmeler oldukça azdır.

 

     En sınırdakiler: Bolivya’nın başkenti La Paz 4000 m yükseklikte kurulmuştur.

     En soğuk kent Rusya’da Ust Nera sıcaklıklar -60, -70 ºC lere kadar düşer. Soğuğa rağmen zengin doğalgaz yataklarından dolayı 10.000 nüfus yaşar.

 

    d)Kuraklık Çöller): Sıcak ve kurak alanlar, yüksek sıcaklık, verimsiz topraklar ve su kaynaklarının yetersizliği gibi nedenlere yerleşmeye uygun değildir. Tamamen doğal şartlara bağlı olunduğunda yağışın 350mm’nin altına indiği yerlerde tarla tarımı; 100mm’nin altına indiği yerlerde otlakların varlığı sona erer. Böyle yağış özelliklerine sahip alanlar yerleşmeye uygun değildir ve buraları insanların yerleşme alanlarının dışında kalır.

    Dönenceler çevresindeki Büyük Sahra, Kalahari, Meksika, Avustralya, Hindistan çölleri, İç Asya’daki Kızıl kum, Kara kum, Taklamakan, Gobi çölleri gibi çöller insanların yerleşmesine hiç uygun değildir. Buralarda yerleşmeler ancak VAHA denilen yeraltı suyunun yüzeye yakın olduğu alanlarda seyrek halde bulunur.

 

 

   e-) Bitki Örtüsü: ( Balta girmemiş ormanlar) : Amazon ve Kongo havzasında olduğu gibi sık ve gür orman alanları yerleşmenin sınırlandığı alanlardır. Özellikle Ekvatoral bölgedeki sık ve gür ormanlarda yüksek sıcaklık ve nemden dolayı yerleşmeler çok seyrek olanlar da son derece ilkeldir.

 

 

     f-) Bataklıklar ve Verimsiz araziler: Bataklık, tuzlu toprak, eğimli yamaç araziler yerleşmenin sınırlandığı diğer alanlardır.

 

 

   Not: Kutup bölgeleri ve denizler yerleşmelerin dış sınırını çizer, yükselti ve kuraklık ise yerleşmelerin iç sınırını çizer.

 

KAYNAK: http://cografyamiz.blogcu.com/

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

12/2/2008 - AFRİKA KITASI VE GENEL ÖZELLİKLERİ

Kategori: GENEL COGRAFYA

AFRİKA KITASI VE GENEL ÖZELLİKLERİ


Afrika adı, Kartaca' ya ilk gelen Romalılar' ın Afri veya Africani olarak bilinen oymaklarından alınmıştır.
         Resim:LocationAfrica.png
                               Resim kaynak: tr.wikipedia.org/wiki/Sitre_K%C3%B6rfezi
Afrika kıtası geç tanınan bir kıtadır. (Sebebi; Çöl alanların ve ekvatoral alanların geniş yer tutmasıdır.) Bu özelliğinden dolayı Karanlık Kıta olarakta bilinir. Ayrıca kıtada yaşayan insanların büyük çoğunluğunun renginden dolayı da bu ad kullanılır.
30. 330. 000 km² alan kaplar.
        
                               Resim kaynak: www.guzel-resimler.org/.../Afrika_Resimleri.jpg

Kıtanın büyük bir bölümünü Gondwana karası oluşturur. Kıtada Tektonik hareketlerin şiddetli olduğu yerlerde kırık hatları oluşmuştur. Kırık hatlarının en belirgin olduğu yer; Doğu Afrika' dır. Yaklaşık 5 bin km. boyunca devam eden Kızıldeniz üzerinden, Türkiye' de K. Maraş'a kadar uzanan kıtanın Doğu' sundaki bu kırık hattına Büyük Graben Hattı veya Rift Vadisi adı verilir. burası aynı zamanda kıtada göllerin yoğunlaştığı yerdir.
YER ŞEKİLLERİ
Kıtanın yeryüzü şekilleri oldukça sadedir. Kıtanın Kuzeybatı' sı ile Kıtanın Güney' indeki Cap bölgesinde sıradağlar yer alır. Kıtanın Kuzeybatı' sındaki dağlar Atlas Okyanusu kıyısından başlayıp Tunus' taki Bone burnuna kadar 2400 km boyunca devam eder. Bu dağlara atlas Dağları adı verilir.
        Resim:Atlas (Gebirge).png
                        Atlas dağları cebelitarık boğazı kıyı boyunca uzanan dağlar
                      Resim : tr.wikipedia.org/wiki/Atlas_Da%C4%9Flar%C4%B1
Kendi arasında Batı ve Doğu Atlaslar diye ikiye ayrılır. En yüksek zirvesini de Cebel Tubkal (4165 m) dağı oluşturur. Oluşum bakımından Alp Orojenezi' ne dahildir.
Kıtanın Güney' indeki Cap Bölgesi dağları ise 400 km boyunca devam eder. Oluşum bakımından Atlaslar'dan daha eskidir. Yükseklikleri de azdır. Cap ve Drakensberg Dağı sıraları olmak üzere ikiye ayrılır.
 
       
                               Resim: www.mongabay.com/images/external/africa-satel...
Kıtanın en yüksek dağları kıtanın doğusunda yer alır. Tek tek yer tutmuş olan dağların büyük çoğunluğu volkanizma faaliyetleri ile oluşmuştur.
Doğu Afrika' nın en önemli dağlarını Etiyopya ( Daşan ), Elyon, Uhuru (Klimanjaro) oluşturur.
Büyük Sahra' nın en önemli dağlarını Ahaggar ve Tibesti;
Batı Afrika' nın en önemli dağlarını Futajalon, Nimba ve Kamerun Dağları oluşturur.
Tek tek yer tutmuş dağların ve aynı zamanda kıtanın
en yüksek dağını Klimanjaro (6010 m) Dağı oluşturur.
        
                                               Resim: www.sunna.info/.../media/5/010-Kilimanjaro.jpg
 

Kilimanjaro Dağı genelde sadece Kilimanjaro (1902'den 1918'e kadar Kaiser-Wilhelm-Spitze olarak adlandırılır), deniz seviyesinden 5.895 metre yüksekte Afrika'nın masif bir dağı. Tanzanya'nın kuzeydoğusunda bulunan Kilimanjaro, üzerindeki Kibo zirvesiyle, Afrika kıtasının en yüksek dağıdır. 1987 yılında, kendine özgü tabiatı, UNESCO tarafından Dünya Doğa Mirası olarak ilan edilmiştir.  Bilgi: www.tr.wikipedia.org/wiki/Kilimanjaro_Dağı - 30k -

 

 

PLATOLARI

Kıtanın önemli bir bölümünü platolar oluşturur. Platolar' ın yükseltileri 500 m. ila 3000 m. arasında değişir.
Platoların yükseltileri Batı' dan Doğu' ya doğru artış gösterir. En yüksek platolar kıtanın Doğu' sundadır.
Kıtanın en yüksek
platosunu Lesotto ülkesindeki 3200 m. yükseltisiyle Malibu platosu oluşturur. Kıtanın diğer önemli platolarını Doğu' daki; Etiyopya; Büyük Sahra' daki ; Fasilli ; Orta kesimde ; Darfur; Batı' da Adamawa ve Madagaskar platolarıdır.
 
HAVZALARI
Afrika' da çok sayıda geniş havzalar vardır. Kıta' nın Kuzey' inde Batı' dan Doğu' ya doğru; Elcuf, Gabes, Libya, Aşağı Nil Havzaları yer alır. Kıta'nın batı' sında; Senegal; Orta kesimde ; Çad, Sudan ve Kongo Havzaları yer alır. Kıta' nın Güney' inde de ; Kalahari Havzası yer alır.
         
                       Resim: upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/... NİL DELTASI
En geniş alanlı havzasını Kongo Havzası oluşturur.
Kongo, Senegal, Sudan ve Aşağı Nil havzalarında sürekli akarsu ağı vardır. ( Dışa akışlıdır. )
ÇÖLLERİ
Kıta' nın Kuzey' inde Dünya' nın en büyük çölü olan Büyük Sahra yer alır. (7. 500. 000 km² )
         
                                                         Resim: www.ergir.com/kuzey_afrika.jpg
Kıta' nın Güney' inde Namib ve Kalahari Çölleri yer alır.
Kıta kıyıları diğer kıta kıyılarına göre sadedir. Körfez ve Yarımadaların en az olduğu kıtadır. Toplam kıyı uzunluğu (30. 500 km) ile en az olan kıtadır. Ada sayısı en az olan kıtadır. En büyük adası
madagaskar' dır.
 
          
                                              Resim: www.travel-island.com/countrymaps/madagascar.gif
 
Enlem derecelerinden dolayı Kıta' nın 3/4' ü Tropikal Kuşak' ta yer alır.
 
İKLİM
 
Afrika' da sıcak iklim tipleri, çöl iklimi ve subtropikal iklim tipleri görülür. Ekvatoral bölgede tıllık ortalama sıcaklıklar 27 °C civarında iken Kıta' nın Kuzey ve Güney' inde ise 17 ilâ 25 °C arasında değişir.
                         
Kıta' da en fazla yağışlar Ekvatoral Bölge' de ; en az yağışlar ise çöl alanlarında görülür.
Kıta' da Ekvatoral Bölge' de ; Kıta' nın Kuzey ve Güney' ine doğru Nemli Tropikal Ormanlar'ı, Savan Bitki Örtüsü, Çöl Altı Stepleri, Çöller ve Ilıman Ormanlar bitki örtüsü kuşakları yer alır.

AKARSULARI
 
Kıta' nın en önemli akarsularını: Nil, Kongo, Nijer, Senegal ve Zambezi nehirleri oluşturur.
Kıta' nın en uzun nehri Nil' dir. (6600 km. )
        
                   Filistin'den Mısır'a doğru Sina Yarımadası... arkadaki yeşil alan Nil Deltası
                                        Resim: fotoanaliz.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CYeniF...
 Dünya' da, Misisipi' den sonra 2. uzunluğa sahiptir.
Su toplama havzasının genişliği ve debisinin yüksekliği bakımından Kıta' nın en önemli akarsuyu Kongo' dur. Dünya' da Amazon Nehri' nden sonra 2. sıradadır.Bu bilgi değişik kaynaklarda en uzun nil olarak verilmektedir.Kıtada fazla sayıda göl yoktur. Göllerin büyük bir çoğunluğu da Doğu' da toplanmıştır.
GÖLLERİ

Doğu Afrika' nın en önemli göllerini : Victoria, Nyassa, Tanganisa, Rudolf ve Albert Gölleri oluşturur.
Kıta' nın en büyük gölü Victoria' dır.
       
                          Resim: img172.imageshack.us/.../1526/image004uc1nu5.gif
Büyük Sahra'daki Çad Gölü ise yağışlı ve kurak dönemlere göre yüzölçümü en büyük oranda değişikliğe uğrayan göldür. (Yağışlı dönemde:22. 000 km² ; kurak dönemde: 10. 000 km² alan kaplar. )
Kıta' nın yüzölçümü en büyük olan ülkesini Sudan oluşturur. (2. 505. 000 km² ),
        
                                    Resim: www.worldpress.org/maps/maps/sudan.gif
2. Cezayir, 3. Zaire (Demokratik Kongo Cumhuriyeti)
 
 
 
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

9/2/2008 - AVRUPA KITASI VE GENEL ÖZELLİKLERİ

Kategori: GENEL COGRAFYA

AVRUPA KITASI VE GENEL ÖZELLİKLERİ

AVRUPA KIT'ASI

      

             Resim kaynak:  http://www.ktto.net/ab/turkce/harita2007.html

KITA İLE İLGİLİ GENEL BİLGİLER:

1.Norveç’te balıkçılık oldukça gelişmiştir                                           
2.Hollanda iç su ulaşımında önemli yere sahiptir.
3.Belçika,Hollanda ve Lüksemburg Benelüx ülkelerindendir
.                   

4.Hollanda’da rüzgar enerjisinden yararlanılır.
5.Finlandiya ve Norveç gibi ülkelerde buzulların oluşturduğu fiyord tipi kıyılara rastlanır.
6.İsveç,Norveç ve Danimarka İskandinav ülkeleridir.
7.İngiltere’nin ve İskandinavya’nın batı kıyılarının kışın aynı enlemdeki Kanada’nın doğu kıyılarından ılık olmasının nedeni Gulfstream sıcak su akıntılarıdır.
8.İngiltere’de zengin taşkömürü ve demir yatakları vardır.
9.Hollanda ve Belçika gibi ülkelerde intansif tarım gelişmiştir.
10.Avrupa’da yaşam seviyesi en yüksek ülke İsviçre’dir.
11.Avrupa’da  Çöl iklimi görülmez.
12.İspanya,İtalya,Fransa ve Yunanistan’ın Akdeniz’e kıyısı vardır.
13.Avrupa doğal nüfus artış hızının en az olduğu kıtadır.
14.İtalya,Fransa ve İspanya dünya yaş üzüm üretiminde büyük Paya sahiptir.
15.Avrupa’da doğal gaz üretiminde Rusya 1. Hollanda 2.sırada
16.Fransa’da karasal iklim,Akdeniz iklimi ve Okyanus iklimi görülür.
17.Hollanda çiçek üretimi ve hayvan yetiştiriciliğinde önemli yere sahiptir.
18.Almanya patates üretiminde önemli paya sahiptir.
19.İskandinav ülkelerinde arazi elverişsiz olduğundan balıkçılık gelişmiştir.Ormanlardan yararlanılır.
20.Şehir nüfus oranının en fazla olduğu ülke İngiltere’dir.


    Avrupa; doğuda Asya kıt'ası, güneyde Akdeniz batıda Atlas okyanusu ve kuzeyde ise Kuzey Buz denizi ile çevrilidir.

         
 

YERŞEKİLLERİ

    Büyük bir kısmı ova ve platolarla kaplı olan Avrupa'nın ortalama yükseltisi oldukça azdır. Avrupa'nın en önemli yükseltisi kıt'anın güney kısmında uzanan Alp dağlarıdır.

                              

                          Resim kaynak: www.forumex.net/bilim-and-teknik/62385-alp-da...

Kıt'anın en yüksek yeri Fransa'daki Mont - Blanc (4810 metre) dağıdır.Kıt'anın kuzeyinde ise İskandinav yarımadasında Norveç ve İsveç'in sınırlarını oluşturan İskandinav dağları yer alır.

        

 KITA İLE İLGİLİ GENEL FİZİKİ ÖZELLİKLER:   

 1.Avrupa kıtasının ortalama yükseltisi azdır.

 2.Avrupa’nın en yüksek yeri Mont Blanc(4810 m) Fransa’dadır.
 3.Avrupa kıtasındaki akarsuların bir çoğu denge profilini kazanmıştır. Çünkü ortalama yükseltisi azdır.
 4.Kıta üzerindeki birçok akarsudan taşımacılıkta ve ulaşımda faydalanılır. 
 5.Avrupa’nın ne önemli yükseltisi olan Alpler 3.jeolojik zamanda oluşmuştur.

 6.Finlandiya göl varlığı yönünden dünyanın en zengin ülkesidir.                                                                                               
 7.Hollanda topraklarının %20’si deniz seviyesinin altındadır.
 8. Turizm yönünden gelişmiş bir kıtadır.
 9.Norveç’te hidroelektrik santrallerden elektrik enerjisi üretilir.
10.Almanya’nın Ren nehri Avrupa’nın en işlek su yoludur.
11.Finlandiya Dünya’da Kanada’dan sonra ormancılık alanında en fazla gelire sahip ülkedir.
                 

AKARSU VE GÖLLERİ

   Kıt'a, akarsu ve göl bakımından oldukça zengindir. Avrupa'nın ortalama yükseltisi az olması sonucunda akarsular denge profilini kazanmıştır. Bu yüzden Avrupa akarsularının enerji potansiyeli ve aşındırma gücü azdır. Akarsular üzerinde taşımacılık ve ulaşım çok yaygındır.
      

                                TUNA NEHRİ UYDUDAN GÖRÜNTÜSÜ

                 Resim kaynak: fotoanaliz.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CYeniF...

Avrupa akarsularını, havzalarına göre gruplandıracak olursak, başlıca dört ana guruba ayırabiliriz;

1. Atlas Okyanusuna dökülenler (Ren, Loire, Sen, Elbe, gibi),

2. Akdeniz ve Karadeniz'e dökülenler (Po, Tuna, Dinyepr, Dinyestr, Don gibi),

3. Kuzey Buz Denizi'ne dökülenler (Dvina, Peçora gibi),

4. Hazar Denizi'ne dökülenler (Volga, Kura, Aras, Ural gibi.),

5. Baltık Denizine dökülenler (Oder ve Vistül)

GÖLLER

Avrupa'da göller, akarsularda olduğu gibi, diğer kıtalara göre çeşitlilik göstermektedir. Yüzölçümü itibariyle büyük göller yoktur ama sayıca oldukça fazladır. Göller; balıkçılık ve turizm açısından büyük öneme sahiptirler.

 

İskandinavya yarımadasında İsveç, Norveç ile doğuda Finlandiya'da buzulların aşındırması ile oluşmuş çok sayıda büyüklü küçüklü göller görülür. Özellikle Finlandiya platosunda sayısız denecek kadar çok göl bulunur. Bu göllerin en büyüğü, Ladoga ve Onega ile Macaristan'da Balaton'dur. Göller, Alp sıradağlarının yüksek kısımlarında da yer alır. İsviçre'deki Leman, Zürih, Konstanz, Cenevre gölleri de, önemli göller arasındadır.

 

Kıt'anın kutba yakın yüksek enlemlerinde yer alan Finlandiya, Norveç ve İsveç gibi ülkelerde buzulların oluşturduğu şekillere rastlanır. Bu ülkelerde buzul vadileri, fiyortlar, göl çanakları, morenler ve sirk gölleri yer alır.

                                          

                                 Dünya'nın en fazla göl bulunan ülkesi Finlandiya'dır.

 

 

 

İKLİM ÖZELLİKLERİ

    Avrupa kıtasında birçok farklı iklim görülür. Kıtanın kuzeybatısında yer alan kısmında batı rüzgarları ve Gulf Stream sıcak su akıntısının etkisiyle ılıman okyanus iklimi görülür. Bu iklim özellikle İngiltere, Hollanda, Danimarka, Belçika ve Almanyayı etkilemektedir. Kıtanın kuzeyinde İskandinav yarımadasının büyük bir kısmında sert ve soğuk iklimler hakimdir.
Orta ve Doğu Avrupada ise karasal iklim koşulları hüküm sürer. Bu iklim özellikle Macaristan, Avusturya, İsveç ve Çek Cumhuriyeti gibi ülkeleri etkiler. Avrupanın güney kesimi ise, Akdeniz kıyısında bulunduğu için Akdeniz ikliminin etkisi altındadır.

 

 

BİTKİ ÖRTÜSÜ

    Kıtanın güneyinde maki bitki örtüsü, kuzeybatısında daima yeşil kalan ormanlar, kuzeyde iğne yapraklı tayga ormanları, Orta ve Doğu Avrupada ise bozkırlar yer alır.

                   

                  maki                 tayga                bozkır

        kıtanın güneyi                                   kuzeybatısı                          iç ve doğu  kesimleri

 

 

 

TARIM VE HAYVANCILIK

    Avrupa kıtasında tarım ve hayvancılık çok gelişmiştir. Çünkü gelişmiş bütün teknolojik olanaklar kullanılarak tarım ve hayvancılık yapılır. Özellikle Hollanda ve Belçika gibi ülkelerde intansif tarım yapılır. Bu sayede toprakları küçük olan bu ülkeler çok miktarda tarım ürünü yetiştirmektedir. Yine Hollanda çiçek yetiştiriciliği ve hayvancılıkta öne çıkmıştır.

                                                             

              Hollanda Lale bahçeleri                                                            Hollanda inekleri

Kıtada en çok yetiştirilen tarım ürünleri tahıllar, şeker pancarı, patates, üzüm, sebze ve meyvelerdir.
İskandinav yarımadasındaki ülkelerde arazi elverişsiz olduğu için tarım ve hayvancılık gelişmemiştir. Bu ülkelerde balıkçılık ve ormanlar çok gelişmiştir. Fransa üzüm, Almanya patates üretiminde Dünyada en önde gelen ülkelerdir.

 

 

NÜFUS ÖZELLİKLERİ

    Kıtada nüfusun en fazla toplandığı yer kuzeybatı kısmıdır. Nüfus yoğunluğu en fazla olan ülke Hollandaâ??dır. Avrupanın en seyrek nüfuslu yerleri İskandinav yarımadasının orta ve kuzey kısmı, Alp dağlarının yüksek kesimleri ve Grönlandadır.
Kıtada şehir nüfusu oranı oldukça fazladır. Şehir nüfusu oranının en fazla olduğu ülke İngiltereâ??dir. Avrupa, kıtalar arasında nüfus yoğunluğu en fazla olan kıtadır. Kıtada tarımda çalışanların oranı çok azdır. İnsanlar genelde şehirlerde yaşar ve büyük kısmı hizmetler sektörü ile sanayi faaliyetlerinde çalışır.

 


 

 

YER ALTI KAYNAKLARI

    Avrupa, yer altı zenginlikleri açısından çok önemli bir kıta değildir. Kıtanın kuzeybatısında bulunan taş kömürü ve demir yatakları özellikle İngilterenin endüstride ilerlemesini sağlamıştır.

 

 

EKONOMİK ÖZELLİKLERİ 

    Kıtada bazı sanayi kolları çok ileridir. Otomobil (Almanya, Fransa, İtalya, Birleşik Krallık) sanayiinde ileri olup dünya üretiminin üçte birini gerçekleştirir.

                              

Diğer gelişmiş sanayi kolları; gemi, uçak, silah, elektrikli makine, özellikle bilgi işlem makineleri, ölçü ve tartı aletleridir. Bu sanayi alanında ABD ve Japonya İle rekabet halindedir. Kimya, petrokimya, tekstil, seramik ve cam ürünleri üretimi de fazladır.

     Avrupa, ekonomi ve sanayinin en çok geliştiği kıta-dır. Kıta birçok ekonomik faaliyetin merkezi durumundadır. Dünya ticaretinin en çok geliştiği kıtadır. Avrupada ekonomi, sanayi ve ticaret çok geliştiği için, yaşam standardının en yüksek olduğu kıta olmuştur. Özellikle Kuzeybatı Avrupa ülkeleri, İskandinav ülkeleri ve İsviçre en çok gelişmiş ülkelerdir.

 

 İsviçre, kıtada yaşam standardının en yüksek olduğu ülkedir.

                                                          

 Balkan ülkeleri ve Doğu Avrupa ülkeleri yeni yeni gelişmeye başlayan ülkelerdir.

 

 

 

TURİZM ÖZELLİKLERİ

Text Color

    Kıtada turizm çok gelişmiştir. Gezilebilecek birçok tarihi güzellik vardır. Turizmin en fazla geliştiği ülkeler; Fransa, Hollanda, İspanya, İtalya ve Yunanistan dır. İsviçre, İsveç ve Norveçte kış turizmi, İspanya, İtalya ve Yunanistanda ise yaz turizmi gelişmiştir.

 

 

 

NOT: Avurpa kıtası ile ilgili daha detaylı bilgi almak için şağıdaki linklere tıklayınız.

 

FİZİKİ ÖZELLİKLERİ        BEŞERİ VE EKONOMİK ÖZELLİKLERİ

           tıklayınız                                          tıklayınız

 

AVRUPA ÜLKELERİ

        tıklayınız

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

28/1/2008 - ÖSS SINAVINA HAZIRLIK VE COĞRAFYA DERSİ

Kategori: GENEL COGRAFYA

 

ÖSS SINAVI VE COĞRAFYA'YA NASIL ÇALIŞMALIYIZ...

 

 Nasıl çalışmalıyız Nasıl çalışmalıyız bu soru özellikle dershanede çalıştığım yıllarda bana en çok sorulan sorulardan biriydi. bu soruya verilebilecek bir çok cevap vardır. Burada öncelikle olarak ÖSS'ye nasıl çalışmalıyız , sonrada coğrafya dersini nasıl çalışmalıyız konularına bir çözüm sunmaya çalışacağım. Tabi ki şu unutulmasın öğrencilerin hepsinin farklı bir bireydir,hepsinin aile yapısı ve algılama düzeyleri birbirinden farklıdır. Bazı öğretmen arkadaşlar öğrencilere tavsiyede bulunurken şu sayıda soru çözersen başarılı olursun diyorlar bu da bir çözümdür, bence çözülen soru sayısından daha önemlisi anlayarak , bilerek ve öğrenerek soru çözmektir.

                                      

 

    2000 ÖSS                         2001 ÖSS                          2002 ÖSS                          2003 ÖSS

   2004 ÖSS                         2005 ÖSS                          2006 ÖSS                          2007 ÖSS

                ÖSS'YE NASIL ÇALIŞMALIYIZ 

     Unutmayın " her şeyin başlangıcı küçüktür" başlamak bir işi yapmanın en önemli aşamasıdır. Başlama inancınız sizin çalışma potansiyelinizi belirler. İşlerinde başarılı olan insanlar öncelikli olarak kendilerini fiziken ve bedenen başarıya inandırırlar. Öncelikle olarak ben bu sınavı başaracağım diye kendinizi inandırmanız gerekir.

     Öğrenme keyifli bir iştir. Öğrendikleriniz sizi ne kadar sevindirirse bilgiyi öğrenmekte o kadar başarılı olursunuz. Sınavlar sonrasında aynı sınava giren öğrenciler hep şu konuşmaları yapar ;   bir grup öğrenci çok kolay bir sınavdı derken diğer öğrenciler ise çok zor bir sınavdı demekte. burada yapılan yorumlarda en büyük hata şudur sorular aynı ancak öğrencilerin çalışma düzeyleri birbirine farklıdır.

     Sınıfta: Derse gelmeden önce o gün işlenecek konu hakkında bir hazırlık yapmalıyız . Bu hazırlık konuya  bir kez göz atmak şeklinde de olabilir yada sadece konunun adını öğrenmek şeklinde olabilir. Bu aşamadan sonra neler yapmak gerekir öncelikli olarak okullarda olsun dershaneler  de olsun öğretmenleri can kulağı ile dinlemeliyiz. Unutmayın ders öncelikli olarak sınıfta öğrenilir. Ders anlatımı sırasında anında öğretmenlerimize sormalıyız , soracağımız soru çok basit olsa bile sınıftaki diğer öğrenciler ne der demeden sor

                           malıyız. Bazen anlamsız bir soru bir soru konunun anlaşılmasına yol açar.

     Evde : Dersten sonra eve gelince en kısa zamanda o gün işlenen konularla ilgili bir tekrar yapmalıyız . Bu tekrar konu tekrarı ya da soru çözümü şeklinde olabilir. Yapılan  araştırmalara göre insan 20 dakika içinde öğrendiklerinin yarısına yakın bir bölümü unutmakta, bir saat içinde ise öğrendiklerinin ancak %30'sunu koruyabilmektedir. Öğrenilen bilgiyi hafızada en yüksek düzeyde tutmak için ilk tekrar 20 - 40 dakikalık bir öğrenme seansının sonunda yapılmalı ve 10 dakika sürmelidir. ikinci tekrar ise 24 saat içinde yapılmalıdır.

                                                 

     Çalışma programı yaparken nelere dikkat edilmelidir ?

     Gerek çalışma programı yaparken gerekse de tekrar programı yaparken arka arkaya gelecek derlerin mümkün olduğu kadar birbirinden farklı olmasında fayda vardır. Yapılacak olan çalışma programı sizin için gerekli bazı etkinlikleri yapmanıza engel olmamalıdır. Ders çalışma sırasında kafanız başka şeylerle meşgul olmaması için esnek bir program yapılmalı . Sevdiğiniz futbol takımının maçını izleyebilme  yada sevdiğiniz sanatçının konserini de izleyebilmelisiniz. Unutmayın yaşam devam ediyor siz de bir insansınız ve ders çalışma dışında yapmanız gereken şeylerde var. HAYAT TAMAMEN ÖSS DEĞİLDİR.

      

                                                

 GEREKLİ TAVSİYELER

   1. Düzenli tekrarlar yapmak bilgiyi hafızada bilgiyi tazeler

   2.İnsan öğrendiğini hızla unutur 

   3. Problem çözülürken sonuca ulaşana kadar ara verilmemesi gerekir

   4. Zor olan ÖSS sınavı değil zor olan sizin kafanızdaki ÖSS imajı

   5.Ders  çalışırken aynen okullarda olduğu gibi 40dk ders çalışıp ara verilmelidir

      ÖSS sınavı için Coğrafya dersinde ne yapmalıyız

     ÖSS'de 2006 yılından itibaren aynen eski iki basamaklı sınav sisteminde olduğu gibi bilgi ağırlıklı sorulara ağırlık verilecek. Grafik,şekil ve haritalı sorular her zaman olduğu gibi karşımıza gelecek. Şimdi soruların nasıl geleceğini biliyoruz o zaman ne yapmalıyız. Öncelikli olarak şu noktanın altını çizmek gerekir, coğrafya soruları önceki yıllarda çıkmış olan ÖSS sorularının bir benzeridir. Bu nedenle eski sınavlarda çıkan sorular her zaman elimizin altında olmalıdır.

     Coğrafya soruları aynen bir zincirin halkaları gibi birbirlerine bağlıdır aralarında birinin zayıf olması öğrenmeyi güçleştirir. Bu nedenle bir konu iyice anlaşılmadan diğerine geçmemelidir. Coğrafya konuları işlenirken veya testlerde soru çözümü yapılmakta iken atlas ve duvar haritaları mutlaka yanımızda olmalıdır. 

     ÖSS'de ağırlıklı olarak sorular Türkiye coğrafyasına değindiriliyor. Bu nedenle ülkemizdeki illerin yerleri ve fiziki özellikleri , bölümlerin yerleri ve fiziki özellikleri iyi bilinmelidir. Ülkemizde bu yerlerin özelliklerini öğrenmek için arkadaşlarımızla basit oyunlar oynayabiliriz. Örneğin Türkiye Fiziki Haritası üzerinde şehir bulmaca gibi basit oyunlar oynanmalıdır.   

Coğrafya konularının dağılımı
KONULAR 2000 2001 2002 2003 2004 2005 2006
Yeryuvarlağı ve Evren  3 3 2 2 2 2  
Harita Bilgisi - - 1 1 1 1  
İklim Bilgisi ve Bitki Örtüsü 4 4 3 3 3 2  
İç ve Dış Kuvvetler 2 3 2 2 1 3  
Nüfus ve Yerleşme 2 2 2 3 2 3  
Türkiye'nin Coğrafi Özellikleri ve Bölgeler 1 1 2 - - -  
Türkiye'nin Ekonomik Coğrafyası 1 3 1 4 5 3  
Genel Ekonomik Coğrafya 2 - 2 1 1 2  
Ülkeler Coğrafyası - - 1 - 1 -  
TOPLAM 15 16 16 16 16 16

 

               COĞRAFYA DERSİNİN İÇERİĞİ

Coğrafyanın
araştırma ve inceleme konusu yeryüzünde görülen olayların karşılıklı sebep sonuç ilişkileridir. Örneğin dünyanın şekli ve hareketleri, harita bilgisi, iklim ve doğal bitki örtüsü, yer şekillerinin oluşum ve etkileri, nüfus ve yerleşme, ekonomik coğrafya ve Türkiye coğrafyası, doğal ve beşeri olayların tanınması ve bunların insanlar üzerindeki etkilerini araştırır.

COĞRAFYA DERSİNE AİT SORULARIN ÖZELLİKLERİ

Coğrafya soruları;
genel ve beşeri coğrafya bilgilerinin ölçülmesi ve yorumlanması, sebep sonuç ilişkilerinin kurulması, olayların Türkiye ve dünya üzerindeki dağılışı, ülke ve bölge ekonomisine etkilerinin ölçülmesi gibi konu ve kavramları içermektedir. Coğrafya soruları çözülürken; bazı soruların cevabı soru metinlerinin içerisinde gizlidir, bu husus dikkate alınmalı ve soru kökleri dikkate alınmalıdır. Her soru içerisinde coğrafyanın bir konusunda kullanılabilecek temel bir bilgi içeriği olabileceği düşünülerek bu bilgiler not alınmalıdır. Özellikle tablo ve grafikli sorularda öğrenciden şekli veya istatistîki bilgileri sadece yorumlaması istenir ve soru köklerindeki olumlu-olumsuz ifadelere dikkat edilmelidir.

                                                               

Genel olarak
coğrafya sorularında 5 soru her öğrencinin yapabileceği, 5 soru orta düzeyde öğrencinin yapabileceği, 3 soru iyi öğrencilerin yapabileceği, 3 soru ise çok iyi öğrencilerin yapabileceği sorulardan oluşmaktadır. Bundan dolayı 13 - 14 soru genel olarak yapılmalıdır. Tablo ve grafikli sorularda verilen bilgilere dikkat edilmeli ve seçeneklerle ilgisi kurulmalıdır. Örneğin tablo veya grafikte oran verilmişse seçeneklerde buna dikkat etmeliyiz. Çünkü oran ile miktar ayrı ayrı şeylerdir. Üretim ile verim de aynı şeyi ifade etmez. Bundan dolayı tablo ve grafiklerde verim, oran, miktar, nüfus artışı ve nüfus miktarı gibi kavramlara dikkat edilmelidir.

COĞRAFYA DERSİNE ÇALIŞMA
A) Derste

Her derste olduğu
gibi bu dersin daha iyi anlaşılması için mümkünse farklı kaynaklardan o günkü konu ile ilgili ön hazırlık yapılarak gelinmelidir. Coğrafya dersi ayrıntı içeren ve bölümleri arasında konu bütünlüğü olan bir ders olduğu için dersin her boyutunda aktif bir dinleyici olmak gerekir. Asıl olan atlaslarda ve duvar haritalarında bulunabilen yer adlarını çeşitli istatistiki bilgileri ezberlemek değil, coğrafi olayların sebeplerini açıklamaya ve bu sebeplerden sonuçlar çıkarmaya yönelmektir

B) Bireysel Çalışmalarda

Bireysel çalışmalarda
derste anlatılan konular belli dönemlerde tekrar edilmeli ve testler çözülmeli, yanlış cevaplandırılan ve boş bırakılan sorulara ait konulara geri dönülmelidir.

Okuma, anlama ve yorumlama hızını arttırmaya yönelik çalışmalara ağırlık verilmelidir.

                                                

Kavram,
yargı ve düşünce düzeyinde bireysel gelişimi sağlayacak çalışmalar yapılmalı, test kapsamları gözden geçirilmelidir. Çözülen soru sayısından ziyade soru içeriklerine dikkat edilmeli, konunun tüm özelliklerini kavratıcı niteliklere sahip sorulara ağırlık verilmelidir.

Coğrafya dersinde genel soyut kavramlar az, somut kavramlar daha çoktur. Ders çalışırken günlük yaşamdan ve hayatın içinden örnekler seçmeliyiz. Bu öğrenmemizi kolaylaştıracaktır. Sadece konuyu dinleyip ya da okuyup anlaşıldığına karar vermemiz doğru değildir. Konuyu anlamış olmamız için konu ile ilgili soruların doğru yapılıp yapılmadığına bakmak zorundayız.

Coğrafyada temel prensip
doğal ve beşeri olayların dünya genelinde ve Türkiye’deki dağılışıdır. Bunun için sınavdan önce dünya ve Türkiye haritaları iyi incelenmeli önemli doğal ve beşeri olayların yeri bilinmelidir. Örneğin en kurak yerlerin dağılışı, çöllerin dağılışı, en çok yağış alan yerler, ormanların dağılışı, sıcak iklimlerdeki ülkeler, kutuplara yakın ülkeler, doğu ve batı yönündeki geniş ülkeler, eğimli ve engebeli ülkeler, ovalar ve platoların bulunduğu ülkeler…

DERSİN PUAN TÜRLERİNE GÖRE ÖNEMİ:
                                               
A) Sözel Puan Türünde Hazırlananlar İçin:
Sözel puan türünde
hazırlanan öğrencilerimiz için bu ders, sözelin sayısal dersi olarak algılanır. Bu derste başarılı olabilmek için tarih ve felsefe dersleri gibi değerlendirmemek gerekir. Sadece bilgi ile hareket edildiğinde başarıya ulaşılamaz. Özellikle yorum, grafik okuma ve sayısal özelliklerde bilinmelidir. Sözel puan türünde tercih yapan her öğrenci için soru kaçırılmaması gereken ama en fazla düşündüğümüz zaman kaybedilen bölümdür. Çıkmış olan bütün ÖYS ve ÖSS soruları tekrar tekrar çözülmelidir. Çünkü çıkmış sorular değiştirilerek yeniden sorulmaktadır.

B) Sayısal Puan Türünde Hazırlananlar İçin:
Sayısal puan türünde diğer sözel dersler gibi aynı oranda getirisi olan bir derstir. Sınavda zaman ayrıldığı takdirde bu gruptan özellikle şekil ve grafik okuma ve yorumlama ile ilgili sorulardan net çıkarılabilmektedir. Geçmiş yıllarda çıkmış olan ÖSS sorularına bile bakıldığı takdirde o soruların öğretici özelliklerinden yararlanılacaktır.

C) Eşit Ağırlıklı Puan Türünde Hazırlananlar İçin:
Eşit-Ağırlık puan türünde hazırlananlar için diğer sosyal dersler ( tarih-felsefe ) kadar getirisi olan bir derstir. Eşit-Ağırlık gruplarında hazırlanan öğrencilerimizin fen derslerinde temelleri iyi olmadığı için özellikle sosyal alan dersleri daha kolay net çıkarabilecekleri derslerdir. Bir sözelci kadar olmazsa bile, matematik, geometri, Türkçe derslerinden sonra ağırlıklı olarak çalışabilecekleri bir derstir.

D) Dil Puan Türünde Hazırlananlar İçin:
Bu alandan hazırlanan öğrenciler diğer sözel derslere verdikleri öneminin aynısını coğrafya dersine de vermelidir. Özellikle dil puanının katsayılarının düşük oluşu sözel dersleri daha önemli hale getirmektedir.

 

Konu ile ilgili bilgiler alıntıdır...

Resimler kaynak : www.hayatimizsinav.net  Özellikle sınav stresi üzerine çok güzel ve faydalı paylaşımların olduğu bir site ziyaret etmenizi tavsiye ederiz.

 www.istanbulegitim.com ve www.cografyadersi.com  paylaşım için tşk ediyoruz...

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

26/1/2008 - DEPREMLER ve ÖZELLİKLERİ

Kategori: GENEL COGRAFYA

 

                        DEPREMLER VE ÖZELLİKLERİ

 

 

DEPREM NEDİR

Yerkabuğu içindeki kırılmalar nedeniyle ani olarak ortaya çıkan titreşimlerin dalgalar halinde yayılarak geçtikleri ortamları ve yer yüzeyini sarsma olayına "DEPREM" denir.

Deprem, insanın hareketsiz kabul ettiği ve güvenle ayağını bastığı toprağın da oynayacağını ve üzerinde bulunan tüm yapılarında hasar görüp, can kaybına uğrayacak şekilde yıkılabileceklerini gösteren bir doğa olayıdır.

Depremin nasıl oluştuğunu, deprem dalgalarının yeryuvarı içinde ne şekilde yayıldıklarını, ölçü aletleri ve yöntemlerini, kayıtların değerlendirilmesini ve deprem ile ilgili diğer konuları inceleyen bilim dalına "SİSMOLOJİ" denir.

                        Resim kaynak:http://www.istanbul.edu.tr/yerkure/depharita1.gif

 

DEPREMLE İLGİLİ TEKNİK BİLGİLER

Yer kabuğunun derin katmanlarının kırılıp yer değiştirmesi ya da yanardağların püskürme durumuna geçmesi nedeniyle oluşan sarsıntılardır.

Depremlerin büyüklüklerine göre yer yüzeyinde verdiği hasar çok yüksek oranda can ve mal kaybına yol açmakta, sosyal hayatı ve ülkenin ekonomik durumunu felç etmektedir.

Depremin olacağını önceden tespit eden cihazlar veya yöntemler henüz bulunamamıştır. Bu nedenle, depremle içi içe yaşayan ülkeler depremin yaratacağı olumsuz etkilere karşı hazırlıklı olmak zorundadır.

Türkiye dünyanın en etkin deprem kuşaklarından birinin üzerinde bulunmaktadır. Geçmişte yurdumuzda birçok yıkıcı depremler olduğu gibi, gelecekte de sık sık oluşacak depremlerle büyük can ve mal kaybına uğrayacağımız bir gerçektir.

Deprem Bölgeleri Haritası'na göre, yurdumuzun %92'sinin deprem bölgeleri içerisinde olduğu, nüfusumuzun %95'inin deprem tehlikesi altında yaşadığı ve ayrıca büyük sanayi merkezlerinin %98'i ve barajlarımızın %93'ünün deprem bölgesinde bulunduğu bilinmektedir. Bu da bize, ülkemizde bu konu ile ilgili hazırlık çalışmalarının sürekli ve etkili olarak yapılması gerektiğini ifade etmektedir.

              

Yukarıdaki harita MTA’nın 1992 tarihli haritasından Autodesk GIS yazılımları ile sayısallaştırılarak hazırlanmıştır. Türkiye'nin depremselliğini etkileşimli

Türkiye Deprem Haritası üzerinde görebilirsiniz

KAYNAK:http://www.sayisalgrafik.com.tr/deprem/tr-faylar.gif

 

              

             

                             Resim kaynak:www.sayisalgrafik.com.tr/deprem/tr-levhalar.gif

 

Son 58 yıl içerisinde depremlerden, 58.202 vatandaşımız hayatını kaybetmiş, 122.096 kişi yaralanmış ve yaklaşık olarak 411.465 bina yıkılmış veya ağır hasar görmüştür. Sonuç olarak denilebilir ki, depremlerden her yıl ortalama 1.003 vatandaşımız ölmekte ve 7.094 bina yıkılmaktadır.

 

TÜRKİYE'DEKİ FAY HATLARI

     

 

             

Kuzey Anadolu Fay Hattı (KAF): Saroz Körfezi’nden başlar, Marmara Denizi, Sapanca Gölü, Adapazarı, Tosya ve Erzincan üzerinden Van Gölü kuzeyine kadar uzanır.

 

Doğu Anadolu Fay Hattı (DAF): Hatay grabeninden başlar, K. Maraş, Adıyaman, Malatya ve Elazığ ovalarından geçerek Bingöl’e kadar sokulur.

 

Batı Anadolu Fay Hattı (BAF): Ege Bölgesi’nde, kuzeyden güneye doğru uzanan çok sayıdaki fay hatlarından oluşur.

Fay hatları, yer kabuğunun zayıf ve hareket halindeki bölgeleridir. Volkanik sahalar, genç kıvrım dağları ve deprem alanlarının uzanışı fay hatlarıyla paralellik gösterir.

 

   

                 Resim kaynak:www.zumrutyalova.com/muze/resim/deprem01.jpg

 

 

DEPREMİN OLUŞ NEDENLERİ VE TÜRLERİ:

Dünyanın iç yapısı konusunda, jeolojik ve jeofizik çalışmalar sonucu elde edilen verilerin desteklediği bir yeryüzü modeli bulunmaktadır. Bu modele göre, yerkürenin dış kısmında yaklaşık 70 -100  km. kalınlığında oluşmuş bir taşküre (Litosfer) vardır. Kıtalar ve okyanuslar bu taşkürede yer alır. Litosfer ile çekirdek arasında kalan ve kalınlığı 2.900 km olan kuşağa Manto adı verilir. Manto'nun altındaki çekirdeğin Nikel-Demir karışımından oluştuğu kabul edilmektedir. Yerin, yüzeyden derine gidildikçe ısının arttığı bilinmektedir. Enine deprem dalgalarının yerin çekirdeğinde yayılamadığı olgusundan giderek çekirdeğin sıvı bir ortam olması gerektiği sonucuna varılmaktadır.

Manto genelde katı olmakla beraber yüzeyden derine inildikçe içinde yerel sıvı ortamları bulundurmaktadır.

   

                                     Resim kaynak:www.komikim.com/.../kasimozkan/deprem.jpg

Taşküre'nin altında Astenosfer denilen yumuşak Üst Manto bulunmaktadır. Burada oluşan kuvvetler, özellikle konveksiyon akımları nedeni ile, taş kabuk parçalanmakta ve birçok "Levha"lara bölünmektedir. Üst Manto'da oluşan konveksiyon akımları, radyoaktivite nedeni ile oluşan yüksek ısıya bağlanmaktadır. Konveksiyon akımları yukarılara yükseldikçe taşyuvarda gerilmelere ve daha sonra da zayıf zonların kırılmasıyla levhaların oluşmasına neden olmaktadır. Halen 10 kadar büyük levha ve çok sayıda küçük levhalar vardır. Bu levhalar üzerinde duran kıtalarla birlikte, Astenosfer üzerinde sal gibi yüzmekte olup, birbirlerine göre insanların hissedemeyeceği bir hızla hareket etmektedirler.

Konveksiyon akımlarının yükseldiği yerlerde levhalar birbirlerinden uzaklaşmakta ve buradan çıkan sıcak magmada okyanus ortası sırtlarını oluşturmaktadır. Levhaların birbirlerine değdikleri bölgelerde sürtünmeler ve sıkışmalar olmakta, sürtünen levhalardan biri aşağıya Manto'ya batmakta ve eriyerek yitme zonlarını oluşturmaktadır. Konveksiyon akımlarının neden olduğu bu ardışıklı olay taşkürenin altında devam edip gitmektedir.

İşte yerkabuğunu oluşturan levhaların birbirine sürtündükleri, birbirlerini sıkıştırdıkları, birbirlerinin üstüne çıktıkları ya da altına girdikleri bu levhaların sınırları dünyada depremlerin oldukları yerler olarak karşımıza çıkmaktadır. Dünyada olan depremlerin hemen büyük çoğunluğu bu levhaların birbirlerini zorladıkları levha sınırlarında dar kuşaklar üzerinde oluşmaktadır.

Yukarıda, yerkabuğunu oluşturan "Levha"ların,Astenosferdeki konveksiyon akımları nedeniyle hareket halinde olduklarını ve bu nedenle birbirlerini ittiklerini veya birbirlerinden açıldıklarını ve bu olayların meydana geldiği zonların da deprem bölgelerini oluşturduğunu söylemiştik

Levha Sınırları şekil http://www.insankaynaklari.gokceada.com

Birbirlerini iten ya da diğerinin altına giren iki levha arasında, harekete engel olan bir sürtünme kuvveti vardır. Bir levhanın hareket edebilmesi için bu sürtünme kuvvetinin giderilmesi gerekir.

İtilmekte olan bir levha ile bir diğer levha arasında sürtünme kuvveti aşıldığı zaman bir hareket oluşur. Bu hareket çok kısa bir zaman biriminde gerçekleşir ve şok niteliğindedir. Sonunda çok uzaklara kadar yayılabilen deprem (sarsıntı) dalgaları ortaya çıkar.Bu dalgalar geçtiği ortamları sarsarak ve depremin oluş yönünden uzaklaştıkça enerjisi azalarak yayılır. Bu sırada yeryüzünde, bazen gözle görülebilen, kilometrelerce uzanabilen ve FAY adı verilen arazi kırıkları oluşabilir. Bu kırıklar bazen yeryüzünde gözlenemez, yüzey tabakaları ile gizlenmiş olabilir. Bazen de eski bir depremden oluşmuş ve yeryüzüne kadar çıkmış, ancak zamanla örtülmüş bir fay yeniden oynayabilir.

Depremlerinin oluşumunun bu şekilde ve "Elastik Geri Sekme Kuramı" adı altında anlatımı 1911 yılında Amerikalı Reid tarafından yapılmıştır ve laboratuarlarda da denenerek ispatlanmıştır.

 

DEPREM TÜRLERİ :

Depremler oluş nedenlerine göre değişik türlerde olabilir. Dünyada olan depremlerin büyük bir bölümü yukarıda anlatılan biçimde oluşmakla birlikte az miktarda da olsa başka doğal nedenlerle de olan deprem türleri bulunmaktadır. Yukarıda anlatılan levhaların hareketi sonucu olan depremler genellikle "TEKTONİK" depremler olarak nitelenir ve bu depremler çoğunlukla levhalar sınırlarında oluşurlar.

                                            Resim kaynak:kentvedemiryolu.com/diger/deprem.jpg

Yeryüzünde olan depremlerin %90'ı bu gruba girer. Türkiye'de olan depremler de büyük çoğunlukla tektonik depremlerdir. İkinci tip depremler "VOLKANİK" depremlerdir. Bunlar volkanların püskürmesi sonucu oluşurlar.Yerin derinliklerinde ergimiş maddenin yeryüzüne çıkışı sırasındaki fiziksel ve kimyasal olaylar sonucunda oluşan gazların yapmış oldukları patlamalarla bu tür depremlerin meydana geldiği bilinmektedir. Bunlar da yanardağlarla ilgili olduklarından yereldirler ve önemli zarara neden olmazlar. Japonya ve İtalya'da oluşan depremlerin bir kısmı bu gruba girmektedir. Türkiye'de aktif yanardağ olmadığı için bu tip depremler olmamaktadır

  

Bir başka tip depremler de "ÇÖKÜNTÜ" depremlerdir. Bunlar yer altındaki boşlukların (mağara), kömür ocaklarında galerilerin, tuz ve jipsli arazilerde erime sonucu oluşan boşlukları tavan blokunun çökmesi ile oluşurlar. Hissedilme alanları yerel olup enerjileri azdır fazla zarar getirmezler. Büyük heyelanlar ve gökten düşen meteorların da küçük sarsıntılara neden olduğu bilinmektedir.

Odağı deniz dibinde olan Derin Deniz Depremlerinden sonra, denizlerde kıyılara kadar oluşan ve bazen kıyılarda büyük hasarlara neden olan dalgalar oluşur ki bunlara (Tsunami) denir. Deniz depremlerinin çok görüldüğü Japonya'da Tsunami'den 1896 yılında 30.000 kişi ölmüştür.

 

DEPREM PARAMETRELERİ :

Herhangi bir deprem oluştuğunda, bu depremim tariflenmesi ve anlaşılabilmesi için "DEPREM PARAMETRELERİ" olarak tanımlanan bazı kavramlardan söz edilmektedir. Aşağıda kısaca bu parametrelerin açıklaması yapılacaktır. 

ODAK NOKTASI (HİPOSANTR) 

Odak noktası yerin içinde depremin enerjisinin ortaya çıktığı noktadır. Bu noktaya odak noktası veya iç merkez de denir.Gerçekte , enerjinin ortaya çıktığı bir nokta olmayıp bir alandır , fakat pratik uygulamalarda nokta olarak kabul edilmektedir.

Odak noktası, dış merkez ve sismik deprem dalgalarının yayılışı

              

                          şekil:http://fakulteler.atauni.edu.tr/

DIŞ MERKEZ (EPİSANTR)  

Odak noktasına en yakın olan yer üzerindeki noktadır.Burası aynı zamanda depremin en çok hasar yaptığı veya en kuvvetli olarak hissedildiği noktadır.Aslında bu , bir noktadan çok bir alandır.Depremin dış merkez alanı depremin şiddetine bağlı olarak çeşitli büyüklüklerde olabilir. Bazen büyük bir depremin odak noktasının boyutları yüzlerce kilometreyle de belirlenebilir. Bu nedenle "Episantr Bölgesi" ya da "Episantr Alanı" olarak tanımlama yapılması gerçeğe daha yakın bir tanımlama olacaktır. 

ODAK DERİNLİĞİ

Depremde enerjinin açığa çıktığı noktanın yeryüzünden en kısa uzaklığı, depremin odak derinliği olarak adlandırılır. Depremler odak derinliklerine göre sınıflandırılabilir. Bu sınıflandırma tektonik depremler için geçerlidir. Yerin 0-60  km. derinliğinde olan depremler sığ deprem olarak nitelenir. Yerin 70-300  km. derinliklerinde olan depremler orta derinlikte olan depremlerdir. Derin depremler ise yerin 300 km.den fazla derinliğinde olan depremlerdir. Türkiye'de olan depremler genellikle sığ depremlerdir ve derinlikleri 0-60 km. arasındadır. Orta ve derin depremler daha çok bir levhanın bir diğer levhanın altına girdiği bölgelerde olur.Derin depremler çok geniş alanlarda hissedilir , buna karşılık yaptıkları hasar azdır.Sığ depremler ise dar bir alanda hissedilirken bu alan içinde çok büyük hasar yapabilirler. 

EŞŞİDDET (İZOSEİT) EĞRİLERİ : 

Aynı şiddetle sarsılan noktaları birbirine bağlayan noktalara denir. Bunun tamamlanmasıyla eşşiddet haritası ortaya çıkar. Genelde kabul edilmiş duruma göre, eğrilerin oluşturduğu yani iki eğri arasında kalan alan, depremlerden etkilenme yönüyle, şiddet bakımından sınırlandırılmış olur. Bu nedenle depremin şiddeti eşşiddet eğrileri üzerine değil, alan içerisine yazılır. 

ŞİDDET

 

      

                             Resim kaynak:www.turkei.net/images/news/1063.jpg
Herhangi bir derinlikte olan depremin, yeryüzünde hissedildiği bir noktadaki etkisinin ölçüsü olarak tanımlanmaktadır. Diğer bir deyişle depremin şiddeti, onun yapılar, doğa ve insanlar üzerindeki etkilerinin bir ölçüsüdür. Bu etki, depremin büyüklüğü, odak derinliği, uzaklığı yapıların depreme karşı gösterdiği dayanıklılık dahi değişik olabilmektedir. Şiddet depremin kaynağındaki büyüklüğü hakkında doğru bilgi vermemekle beraber, deprem dolayısıyla oluşan hasarı yukarıda belirtilen etkenlere bağlı olarak yansıtır.

Depremin şiddeti, depremlerin gözlenen etkileri sonucunda ve uzun yılların vermiş olduğu deneyimlere dayanılarak hazırlanmış olan "Şiddet Cetvelleri"ne göre değerlendirilmektedir. Diğer bir deyişle "Deprem Şiddet Cetvelleri" depremin etkisinde kalan canlı ve cansız her şeyin depreme gösterdiği tepkiyi değerlendirmektedir. Önceden hazırlanmış olan bu cetveller, her şiddet derecesindeki depremlerin insanlar, yapılar ve arazi üzerinde meydana getireceği etkileri belirlemektedir.

Bir deprem oluştuğunda, bu depremin herhangi bir noktadaki şiddetini belirlemek için, o bölgede meydana gelen etkiler gözlenir. Bu izlenimler Şiddet Cetveli'nde hangi şiddet derecesi tanımına uygunsa, depremin şiddeti, o şiddet derecesi olarak değerlendirilir. Örneğin; depremin neden olduğu etkiler, şiddet cetvelinde VIII şiddet olarak tanımlanan bulguları içeriyorsa, o deprem VIII şiddetinde bir deprem olarak tariflenir. Deprem Şiddet Cetvellerinde, şiddetler romen rakamıyla gösterilmektedir. Bugün kullanılan batlıca şiddet cetvelleri değiştirilmiş "Mercalli Cetveli (MM)" ve "Medvedev-Sponheur-Karnik (MSK)" şiddet cetvelidir. Her iki cetvelde de XII şiddet derecesini kapsamaktadır. Bu cetvellere göre, şiddeti V ve daha küçük olan depremler genellikle yapılarda hasar meydana getirmezler ve insanların depremi hissetme şekillerine göre değerlendirilirler.

VI-XII arasındaki şiddetler ise, depremlerin yapılarda meydana getirdiği hasar ve arazide oluşturduğu kırılma, yarılma, heyelan gibi bulgulara dayanılarak değerlendirilmektedir. 

 

         

MAGNİTÜD : 

Deprem sırasında açığa çıkan enerjinin bir ölçüsü olarak tanımlanmaktadır. Enerjinin doğrudan doğruya ölçülmesi olanağı olmadığından, Amerika Birleşik Devletleri'nden Prof.C.Richter tarafından 1930 yıllarında bulunan bir yöntemle depremlerin aletsel bir ölçüsü olan "Magnitüd" tanımlanmıştır. Prof. Richter, episantrdan 100 km. uzaklıkta ve sert zemine yerlestirilmis özel bir sismografla (2800 büyütmeli, özel periyodu 0.8 saniye ve %80 sönümü olan bir Wood-Anderson torsiyon Sismografı ile) kaydedilmiş zemin hareketinin mikron cinsinden (1 mikron 1/1000 mm) ölçülen maksimum genliğinin 10 tabanına göre logaritmasını bir depremin "magnitüdü" olarak tanımlamıştır. Bugüne dek olan depremler istatistik olarak incelendiğinde kaydedilen en büyük magnitüd değerinin 8.9 olduğu görülmektedir(31 Ocak 1906 Colombiya-Ekvator ve 2Mart 1933 Sanriku-Japonya depremleri).

Magnitüd, aletsel ve gözlemsel magnitüd değerleri olmak üzere iki gruba ayrılabilmektedir.

Aletsel magnitüd, yukarıda da belirtildiği üzere, standart bir sismografla kaydedilen deprem hareketinin maksimum genlik ve periyod değeri ve alet kalibrasyon fonksiyonlarının kullanılması ile yapılan hesaplamalar sonucunda elde edilmektedir. Aletsel magnitüd değeri, gerek hacim dalgaları ve gerekse yüzey dalgalarından hesaplanılmaktadır.

Genel olarak, hacim dalgalarından hesaplanan magnitüdler (m), ile yüzey dalgalarından hesaplanan mağnitüdler de (M) ile gösterilmektedir. Her iki magnitüd değerini birbirine dönüştürecek bazı bağıntılar mevcuttur.

Gözlemsel magnitüd değeri ise, gözlemsel inceleme sonucu elde edilen episantr şiddetinden hesaplanmaktadır. Ancak, bu tür hesaplamalarda, magnitüd-şiddet bağıntısının incelenilen bölgeden bölgeye değiştiği de göz önünde tutulmalıdır.

Gözlemevleri tarafından bildirilen bu depremin magnitüdü depremin enerjisi hakkında fikir vermez. Çünkü deprem sığ veya derin odaklı olabilir. Magnitüdü aynı olan iki depremden sığ olanı daha çok hasar yaparken, derin olanı daha az hasar yapacağından arada bir fark olacaktır. Yine de Richter ölçeği (magnitüd) depremlerin özelliklerini saptamada çok önemli bir unsur olmaktadır.

Depremlerin şiddet ve magnitüdleri arasında birtakım ampirik bağıntılar çıkarılmıştır. Bu bağıntılardan şiddet ve magnitüd değerleri arasındaki dönüşümleri aşağıdaki gibi verilebilir.

 

Depremlerin şiddet ve magnitüdleri arasında birtakım ampirik bağıntılar çıkarılmıştır. Bu bağıntılardan şiddet ve magnitüd değerleri arasındaki dönüşümleri aşağıdaki gibi verilebilir.

Siddet

IV

V

VI

VII

VIII

IX

X

XI

XII

Richter Magnitüdü

4

4.5

5.1

5.6

6.2

6.6

7.3

7.8

8.4

Yorum (6) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

22/1/2008 - AVRUPA ÜLKELERİ

Kategori: GENEL COGRAFYA

                                AVRUPA ÜLKELERİ

İTALYA- Roma

 

     

                     Resim kaynak:www.nukleer.web.tr/nsv/maps/italya.jpg
• Apenin yarımadası olarakta bilinen İtalya: Sicilya,Sardinya ve 200 kadar adadan oluşur.
• Kuzeyinde Alp dağları ile Po ovası güneyinde Apenin dağları uzanır.

        

                                 Resim kaynak:www.lasicilia.es/imagenes/el_etna.jpg
Etna ve Vezüv Avrupa’nın en önemli volkanik dağlarıdır.
• Ülkenin kuzeyinde karasal iklim, yarımada kesiminde Akdeniz iklimi görülür.
• Ülkede tarım önemlidir.Avrupanın en çok pirinç üreten ülkesidir
• Hayvancılık ve bağcılık gelişmiştir. Türkiyenin dış ticaretinde üçüncü sırada yer alır.
• Yer altı kaynakları bakımından fakirdir.
• Otomotiv,tekstil ve gıda sanayisi gelişmiştirDünyanın önde gelen sanayi ülkelerindendir.
• Turizm önemli gelir kaynaklarındandır.Üzüm ve fındıkta 2.sırada
İSPANYA- Madrid

    

                              Resim kaynak:www.ispanyaticaret.org.tr

• İber yarım adasında yer alır.Akdeniz ve Atlas Okyanusu’na kıyısı vardır.
• Ülkenin orta kesimi platoluk olup etrafı Pirene,İber ve Betik dağları ile çevrilidir.
Kuzeyinde okyanus, güneyinde ve doğusunda Akdeniz, iç kesimlerde karasal iklim görülür.
• Tarımın ekonomiye katkısı büyüktür. Zeytin, narenciye ve üzümde Dünyanın önemli ülkesidir.
• Yeraltı kaynakları bakımından zengindir.

       

                       Resim kaynak: www.turizmcilerkahvesi.com/menorca%20kartpost...

 -Turizm önemli bir gelir kaynağıdır özellikle deniz turizmi ve boğa güreşleri ülkeye önemli gelir sağlar.
Ekonomisinin temelini turizm gelirleri oluşturur.Bu alanda Dünyanın önde gelen ülkelerindendir.
• Sanayisi gelişmektedir.Otomotiv,demir-çelik,gıda ve tekstil sanayisi gelişmiştir.
• Ülkede nüfus daha çok kıyılarda toplanmıştır.
PORTEKİZ- Lizbon
                                         
• İber yarımadasında yer alır.
• Ülke ovalık ve platoluk alanlarla kaplıdır.Tajo ve Sado önemli akarsularıdır.
• Ülkenin kuzeyinde ılıman okyanus,güneyinde Akdeniz,iç kesimlerinde karasal iklim görülür.
• Sanayisi yeterince gelişmemiştir.Tarım ve hayvancılık en önemli ekonomik faliyettir.
       

                        Resim kaynak: www.cm-porto.pt/media/449218/479496.jpg

Turizmin ülke ekonomisine katkısı büyüktür.
• Nüfus daha çok kıyılarda ve ovalık alanlarda toplanmıştır.
• Yer altı kaynakları bakımından fakirdir.
ALMANYA- Berlin
        

                    Resim kaynak:www.trt.net.tr/.../19/resim/almanya_harita_b.jpg
• Ülkenin kuzeyi ovalık, orta kesimi dağlık, güneyi ise platoluktur.
Elbe,Tuna,Weser ve Ren en büyük akarsularıdır.
• Ülkenin kuzeyinde ılıman okyanus güneyinde karasal iklim gürülür.

• Sanayisi çok gelişmiştir.A.B.D ‘den sonra dış ticarette dünyada ikincidir.

                                                                           

Resim kaynak: www.msxlabs.org                                   www.swrus-icons.com
• Dünyanın en büyük otomobil üreticilerindendir.
• Tarım , hayvancılık ve ormancılık çok gelişmiştir.
Taşkömürü ve linyit en önemli yer altı kaynaklarıdır.
• Avrupanın en kalabalık ülkesidir.Türk nüfusun en fazla olduğu ülkedir.
• Türkiye’nin en çok dış ticarette 1.sırada
İSVİÇRE- Bern
        

                                   Resim kaynak: www.ntvmsnbc.com/news/255469.jpg

ALP HİMALAYA KIVRIM DAĞ KUŞAĞININ BAŞLANGIÇ NOKTASI ÜLKE İÇİN ÖNEMLİ BİR TURİZM MERKEZİ.
• Yerşekilleri dağlıktır. Alpler ve Jura dağları ülkedeki önemli dağlardır.
Göl bakımından zengindir. Leman,Zürih ve Konstanz en büyük gölleridir.
• Ren ve Rhone en önemli akarsularıdır
• Genelde karasal iklim görülür.Kışlar uzun ve sert geçer.
• Orman örtüsü zengindir. Kış turizmi gelişmiştir
• Nüfus yoğunluğu yüksektir ancak nüfus artış hızı düşüktür.
• Tarım alanları çok azdır.Geniş meralar büyükbaş hayvancılığın gelişmesini sağlamıştır.
Sanayisi gelişmiştir.Turizm,bankacılık ve ulaşımın ekonomiye katkısı büyüktür.
                                  

                                         image.haber3.com/haber/81079.jpg

 

• İsviçre saatleri ve çikolataları dünyaca meşhurdur.
• Mali ve siyasi istikrar nedeniyle Dünya para piyasasının merkezi olmuştur.
• Ulaşım ağı gelişmiştir.Denizlere kıyısı olmadığı halde deniz ticareti gelişmiştir.

MACARİSTAN- Budadapeşte
• Topraklarının büyük kısmı ovalıktır.
Balaton gölü ,Tuna veTisa nehirleri önemli su kaynaklarıdır.
• Karasal iklim görülür.
• Yerşekilleri sade olduğu için tarım alanları fazladır.Hayvancılık gelişmiştir.
• Sanayisi gelişmiştir.Yeraltı kaynakları yetersizdir.
• Nüfus artış hızı düşüktür.
• Turizm gelişmiştir.
• Ulaşım gelişmiştir.Balkanları batı avrupaya bağlayan yollar bu ülkeden geçer.
• Son yıllarda Türkiye ile ilişkileri gelişmiştir.

AVUSTURYA- Viyana
• Ülkenin büyük bölümü Alp dağları ile kaplıdır .
• Kuzeyi ovalık ve platoluktur.Bohemya platoları ve Tuna ovası önemli düzlükleridir.
Tuna ,Drava ve Mur önemli akarsularıdır.Ülkede buzul gölleride fazlaır..
• Ülkede karasal iklim görülür.Orman bakımından çok zengindir.
• Nüfus yoğunluğu fazladır ancak nüfus artış hızı düşüktür.
• Tarım ve hayvancılık gelişmiştir.İntansif tarım uygulanır.
• Sanayisi gelişmiştir.Yeraltı kaynakları bakımından fakirdir.
• Turizm özellikle kış turizmi gelişmiştir.

ÇEK CUMHURİYETİ- Prag
• Ülkenin batısında Bohemya platoları doğusunda Moravya ovaları yer alır.
Elbe,Vitava ve Morava önemli akarsularıdır.
• Karasal iklim görülür. Orman bakımından zengindir.
• Yer altı kaynakları azdır ancak sanayisi gelişmiştir.
• Tarım ,hayvancılık ve ormancılıkta ekonomiye önemli katkı sağlar.
1992 da Slovakya’dan ayrılmıştır.Eski adı Çekoslavakyadır.

SLOVAKYA- Bratislava
• Karsal iklim görülür.Ormanlar geniş yer kaplar.
• Sanayi gelişmemiştir.Ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanır.
• Türkie ile ilişkileri 1992’den sonra gelişmiştir .
• Eski Çekoslavakya ülkelerindendir. Büyük bir kısmı dağlıktır.

İSVEÇ- Stockholm
                              

                          Resim kaynak:www.mapzones.com/world/europe/sweden/sweden.jpg
• İskandinav Yarımadasında yer alır.
• Ülkenin batısında İskandinav dağları yer alır.Doğusu ovalıktır.
• Ülkenin şekillenmesinde buzulların etkisi büyüktür.      
Zengin akarsu ağına sahiptir.Hidroelektirik potansiyeli yüksektir.
• Ülkenin kuzeyinde karasal sert iklim, güneyinde ılıman karasal iklim görğülür.
• Topraklarının yarıdan fazlası ormanlıktır. Sanayisi çok gelişmiştir
• Nüfusun büyük bölümü güneyinde toplanmıştır.
İntansif tarım gelişmiştir.Tarım alanları azdır. Balıkçılık ve ormancılık gelişmiştir.
Avrupanın en büyük demir üreticisidir.Doğal kaynaklar bakımından zengindir.

NORVEÇ- Oslo
• İskandinav Yarım adasının batısında yer alır.
• Ülkenin büyük bir kısmı İskandinav dağları ile kaplıdır.

       

                              Resim kaynak:p.vtourist.com/344944-Telascica-Zadar.jpg
Fiyortlara sıkça rastlanır.Buzul vadilerinin sular altında kalması sonucu oluşmuş kıyı tipi ülkede yaygındır.

       

        

                              Resim kaynak:upload.wikimedia.org/.../8/8e/Barajkesit.jpg   
Hidroelektirik potansiyelinde Avrupa’da 1. dir.
• Ülkenin güneyinde ılıman okyanus ,kuzeyinde ise sert karasal iklim görülür.
• Nüfus ülkenin güneyinde toplanmıştır.Nüfus artış hızı düşüktür.
• Ekonomisi balıkçılık, denizcilik ve ormancılığa dayanır.
• Tarım gelişmemiştir.Mandıracılık gelişmiştir.

       

                    Norveç somon balığı resim kaynak: www.ozlucebalikcilik.com/somon_baligi.jpg
Dünya balık üretiminde önde gelir.
• Yer altı kaynakları zengindir.Petrol ve doğalgaz,ihracatında başta gelir.
• Sanayisi çok gelişmiş olan Norveç ‘te turizm gelirleri de yüksektir.

DANİMARKA- Kopenhag
Jutlant yarım adası ile 500 kadar adadan ve Grönland adasından oluşur.
• Toprakları tamamen düzlüktür.Ovalardan oluşur.
• Ülkede ılıman okyanus iklimi görülür , yağış fazladır.
• Topraklarının tarıma elverişlidir.İntansif tarım yapılır.
Hayvancılık ve balıkçılık çok gelişmiştir.
• Nüfus artış hızı düşüktür.Nüfus genelde kentlerde yaşar.
• Sanayisi gelişmiş olup,yer altı kaynakları sınırlıdır

FİNLANDİYA- Helsinki
                                                

                                       upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/1/16/F...

• İskandinav Yarımadasının doğusunda yer alır.yerşekilleri sadedir,ovalar geniş yer kaplar.
• Göller ülkesi olarakta bilinir.Topraklarının % ’10 u göllerle kaplıdır
• Ülkedeki buzulların erimesi epirojenik olarak yükselmeye neden olur.
• Ülkenin genelinde ılıman iklim görülür.Orman bakımından zengindir.
• Nüfus ülkenin güneyinde toplanmıştır.Nüfus artış hızı düşüktür.
• İntansif tarım yapılır.Hayvancılık ve ormancılık gelişmiştir.
• Maden bakımından fakir olan ülkede,turizm gelirleri oldukça yüksektir.

FRANSA- Paris
                                                      

                                 Resim kaynak:www.medlojistik.com/h/fransa.gif

• Topraklarının büyük kısmı ovalar, alçak tepeler ve platolardan oluşur.
Masf Central , Pireneler, Alpler ve Jura dağları yer alır.
• Avrupanın en yüksek noktası olan Mont Blanc bu ülkede yer alır.
• Akarsu bakımından zengindir.Seine,Rhone,Loire ve Garonne önemli akarsularıdır.
İklim çeşitliliği fazladır.Okyanus kıyılarında okyanus iklimi Akdeniz kıyılarında Akdeniz iklimi İç kesimlerde karasal iklim görülür.
• Nüfus artış hızı düşüktür.Nüfus dağılımı dengesizdir.
• Tarım ve hayvancılık gelişmiştir.Tarım alanları geniş olup tarımsal üretimi yüksektir.Tarımsal üretimi kendine yeten tek ülkedir.A.B. nin tarımsal ihtiyacının %25 ini karşılar.
• Yer altı kaynakları bakımından fakirdir.Alüminyum ve demir üretimi yüksektir.
Sanayisi çok gelişmiştir.Dünyada 4. cüdür.Sanayide nükleer enerji kullanır(%70)
• Turizm gelişmiştir.Turizmde Dünyada üçüncü sıradadır.

                                                
• Türkiye’nin dış ticaretinde beşinci sıradadır.şarapta 1.sırada

İNGİLTERE- Londra 
        

                                  Resim kaynak:www.gaziantepeic.org/.../ingiltere.jpg
              İskoçya ,Galler, İngiltere ve kuzey İrlanda ‘dan oluşan bir ülkedir.
• Ülkenin kuzeyi ve orta kesimi dağlık güneyi ovalıktır.Genel olarak engebeli bir ülkedir.

                                           
• Ülkede batı rüzgarlarının etkisi ile ılıman okyanus iklimi görülür.
• Nüfus yoğunluğu yüksek ,nüfus artış hızı düşüktür.
• Tarım ve hayvancılık gelişmiştir.Modern yöntemler kullanılır..
• Dünya da ilk sıralarda yer alır.
• En önemli yer altı kaynağı taşkömürü ve demirdir.
Sanayisi çok gelişmiştir.
• Türkiye’nin en çok dış ticaret yaptığı ülkelerdendir.

HOLLANDA- Amsterdam
• Ortalama yükseltisi çok az olan ülkenin %20 si deniz seviyesinin altındadır.Denizden kazanılmış topraklara polder denilir.
        

                               Resim kaynak:www.ac-nantes.fr:8080/.../polder-collet.jpg

Denizin doldurulmasıyla elde edilen topraklar.(POLDER)
• Ren ve Maas önemli akarsularıdır.Ağız kesimlerinde haliçler görülür.
Golf Stream sıcak su akıntısına bağlı olarak ılıman okyanus iklimi görülür.
• Ülkede tarım ve hayvancılık çok gelişmiştir.İntansif tarım uygulanır.Hollanda inekleri ile ünlüdür.

                                                 

                                                             Lale bahçeleri
Çiçek üretiminde önde gelen ülkelerdendir.
• Yer altı kaynakları bakımından fakirdir. Sanayisi ve ticareti gelişmiştir.
• Akarsular üzerinde taşımacılık yapılır.Ulaşım ağı gelişmiştir.

BELÇİKA- Bürüksel
• Genel olarak platoluk alanlardan oluşur.
• Ülkenin büyük bölümünde ılıman okyanus iklimi görülür.
• Topraklarının yarısı tarıma elverişli olup modern metodlar kullanılır.
• Hayvancılık gelişmiştir.
• Yer altı kaynakları bakımından fakirdir ancak sanayisi gelişmiştir.
• Nüfus yoğunluğu yüksek olup %97 si şehirlerde yaşar.Avrupa topluluğunun başkenti konumundadır.

LÜKSENBURG- Lüksemburg
• Platoluk alanlardan oluşur.
• Ülkede genel olarak karasal iklim görülür.
• Nüfus artış hızı düşüktür.Nüfusun yarısını yabancılar oluşturur.
• Tarımda modern metotlar kullanılır.
Kişi başına düşen gelir bakımından dünyanın zengin ülkelerindendir.
• Enerji ihtiyacının tamamını dışardan karşılar.

ROMANYA- Bükreş
• Ülkenin orta kesiminde Karpatlar ve Transilvanya Alpleri yer alır.Güneyi ovalıktır.
• En önemli akarsuyu Tuna dır.
• Ülke genelinde karasal iklim görülür.Karadeniz kıyıları ılımandır.
• En önemli ekonomik faaliyet tarım ve hayvancılıktır.
Yer altı kaynakları fazladır. Petrol ,doğalgaz ve demir en önemli madenlerdir.
• Turizm gelişmiş olup dış ticaret açığını kapatacak seviyededir.
• Demiryolu ulaşımı kara yolu ulaşımından daha fazla gelişmiştir.

UKRAYNA - Kiev

     

                     Resim kaynak:www.sosyaldersleri.com/.../ukrayna.jpg
• Ülke genelde platolardan oluşur.Karpat ve Kırım önemli dağlarıdır.
• En önemli akarsuları Dinyeper ve Dinyester nehirleridir.
• Ülkenin genelinde karasal iklim görülür.
• Tarım en önemli gelir kaynağıdır.Şeker pancarı ,arpa ve ayçiçeği üretiminde önemli üreticilerdendir.
Çernozyum toprakları ülkede geniş alan kaplar.
• Yer altı kaynakları bakımından zengin bir ülkedir.
• Sanayi gelişmiştir.
• Taşımacılık genelde demir yolu ile yapılır.
RUSYA- Moskova

     

                          Resim kaynak: www.referansgroup.com/.../images/haber/map.gif

SSCB'nin dağılmasıyla 1991'de kurulan devlettir. Bazı ülkelerin birlikten ayrılmasıyla dağıldı. Dağılan ülkeler¬den en büyüğü ise Rusya Federasyonu'dur. Düzlüklerin fazla yer kapladığı çok geniş topraklara sahiptir. Ancak iklim şartları tarım hayatını zorlaştırır.

Ural Dağları, Avrupa ile Asya kıtasını ayırmaktadır. Kuzeyi deniz olmasına rağmen kıyılar buzulla kaplı olduğundan denizcilik açısından önemli değildir.

Asya Kıtası üzerinde yer alan Don, Volga, Obi, Lena gibi ırmakların havzalarının büyük bir bölümü bu ülke üzerinde yer alır.

                                                  

Rusya'nın geniş bir bölümü soğuk kuşakta yer alır. Tayga adı verilen iğne yapraklı ormanlar yaygındır. Ülkede küçük ve büyükbaş hayvancılık, tarım modern metotlarla yapılır. (Şekerpancarı, keten, patates, arpa) kürk hayvanları yetiştirilir. Rusya aynı zamanda bir sanayi ülkesidir. Ural Dağları maden bakımından zengindir. Ülkede krom, demir, kömür, doğalgaz, elmas, petrol gibi yeraltı zenginlikleri çıkarılır.
Rusya federasyonu da denilen Rusya Cumhuriyeti bir kıta büyüklüğündedir.Yüzölçümü: 17.075.000 km2
Nüfusu: 150 milyon kişi olup, nüfus yoğunluğu azdır.

 

 

MAKEDONYA-

• Balkan yarımadasında yer alan ülke genelde dağlıktır.
• İç kesimlerde Vardar ırmağının suladığı verimli tarım alanları yer alır.
• Ülke genelinde karasal iklim görülür.
• Nüfus daha çok Vardar ovasında yoğunlaşmıştır.
• Ekonomisi tarıma dayanır.Küçükbaş ve büyükbaş hayvancılıkta gelişmiştir.
• Sanayi tesisleri başkent Üsküp’te yoğunlaşmıştır.
• İtalya ,Almanya en çok ticaret yaptığı ülkelerdir.

 

         

                               Resim kaynak:www.psywarrior.com/Yugoslavia2map.jpg



YUGOSLAVYA(Sırbistan-karadağ)

• Ülke toprakları genelde dağlıktır.Rodop ve Dinar en önemli dağlarıdır.
Tuna, Tise ve Sava en önemli akarsularıdır.
• Adriyatik kıyılarında Akdeniz, iç kesimlerde karasal iklim görülür.
• Ülke ekonomisi tarıma dayanır.Balıkçılık ve küçükbaş hayvancılıkta gelişmiştir.
• Sanayisi gelişmekte olan ülkede kara ve demiryolu ulaşımı gelişmiştir.
• Ülke B.M. tarafından ekonomik ambargo altındadır

Yugoslavya'nın dağılmasıyla
Slovenya
Bosna-Hersek
Sırbistan-Karadağ (Yugoslavya)
Hırvatistan
Makedonya
Ülkeleri ortaya çıkmıştır. Geçim kaynakları genelde tarım ve hayvancılığa dayanır.



BOSNA HERSEK- Saraybosna

• Ülke genel olarak dağlıktır ve karstik yapıdadır.Kuzeyinde Posavina ovası yer alır.
Sava, Drina ve Neretva önemli nehirleridir. Zengin demir ve kömür yataklarına sahiptir
• Adriyatik kıyılarında Akdeniz iç kesilerde karasal iklim görülür.
• Orman bakımından zengindir.Topraklarının yarısı ormanlarla kaplıdır.
• Ülke ekonomisi tarıma dayanır.Küçükbaş hayvancılıkta gelişmiştir.

HIRVATİSTAN- Zagreb


• Ülkenin batısı dağlık ,doğusu ovalıktır.Adriyatik kıyılarında dalmaçya kıyı tipi görülür.
Adriyatik kıyılarında Akdeniz ,iç kesimlerde karasal iklim görülür.
• Ülke ekonomisinde tarımın yeri önemlidir.
Dalmaçya kıyılarında balıkçılık ve turizmde gelişmiştir.
• Zengin yer altı kaynaklarına sahiptir. Bu yüzden sanayisi gelişmiştir.

SLOVENYA-

• Genelde dağlık bir ülkedir.Dogusu ovalıktır.
Sava ve Drava en önemli akarsularıdır.
• Ülkenin büyük kısmında karasal iklim, Adriyatik kıyılarında Akdeniz iklimi görülür.
• Topraklarının yarısı ormanlarla kaplıdır.
• Sanayisi gelişmiştir.Tarım ülkenin doğusunda ovalık alanlarda yapılır.
• Dış ticaretini Avrupa ülkeleri ile yapar.

ARNAVUTLUK- Tiran

• Dağlık bir ülkedir.Akarsu ve göl bakımından zengindir.
• Kıyı ovalarında Akdeniz , iç kesimlerde karasal iklim görülür.
• Bir tarım ülkesi olan Arnavutluk’ta sanayi gelişmemiştir.
• Nüfus kıyılarda ve akarsu kenarlarında toplanmıştır.
• Yer altı kaynakları bakımından zengindir.Kromda Dünya 3. südür.


Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

14/1/2008 - KOMŞULARIMIZ VE ORTADOĞU ÜLKELERİ -1-

Kategori: GENEL COGRAFYA

KOMŞULARIMIZ VE ORTADOĞU ÜLKELERİ

 

       



AZERBAYCAN-Bakü

• Ülkemize direk sınırı yoktur.Nahcivan Özerk Bölgesi ile Türkiye’ye komşudur.
• Kaynagını Türkiyeden alan Aras ve Kura nehirleri Azerbaycan’dan geçerek hazar denizine dökülür.
• Karasal ve subtropikal iklim görülür.

 

                   

                         Resim kaynak:www.turkdirlik.com/.../Turkiye/RDogru0001.htm


Petrol ve dogalgaz bakımından zengindir.

 

                   

                                           Azerbeycan havyarı dünyaca ünlüdür...

                     Resim kaynak: www.frmtr.com/.../1406754-azerbaycan.html
• Havyar üretiminde dünyanın önde gelen ülkesidir.
• 1991 yılından sonra Türkiye ile ilişkileri gelişmiştir.

GÜRCİSTAN- Tiflis

• Türkiye’nin kuzey dogusunda yer alır.
• En önemli dağları büyük ve küçük Kafkas dağlarıdır.
• Kura ve Rioni en önemli nehirleridir.

 

                   

                       Resim kaynak: www.rsdpinfo.com/treiptr/content/view/34/74/


Ilıman iklim özellikleri görülür.
• Yer altı kaynakları bakımından fakirdir.
• Tarıma dayalı sanayi gelişmiştir.
• Nüfus ülkenin orta kesimlerinde toplanmıştır.
• Sarp sınır kapısı ile Türkiye’ye bağlıdır.

ERMENİSTAN- Erivan

• Kafkas ülkeleri içinde yüzölçümü en küçük olandır.
• Genel olarak dağlık ve platoluk bir ülkedir.
• Küçük Kafkas dağları,Aras nehri,Razdan ırmağı ve Gökçe gölü en önemli yerşekilleridir.
• Genelde karasal iklim şartları görülür.
• En önenli ekonomik faliyet tarım ve hayvancılıktır.
• Yer altı kaynakları bakımından fakirdir.
• Ticaretini genelde Rusya ile yapar.

İRAN- Tahran

• Etrafı dağlarla çevrili ,orta kesimi platoluktur.
Elburz, Zagros ,Kopet ve Kuhistan en önemli dağlarıdır.
• Kuzeyinde Deşti kebir ,güneyinde deşti lut çölü yer alır.
• En büyük gölü kuzeyindeki Urmiye gölüdür.

 

                                           

                                 İran Özellikle doğalgazda dünyada söz sahibi bir ülkedir.

                          Resim kaynak: www.sonsayfa.com/news_detail.php?id=63276


• Ülkede çöl,karasal ve ılıman iklim özellikleri görülür.
• Tarım ve hayvancılık gelişmiştir.Karakul koyunları ve İran halıları dünyaca ünlüdür.
Petrol ve doğal gaz bakımandan zengindir.Ekonomisi petrole dayanır.
• Gürbulak ve Esendere sınır kapıları ile Türkiye’ye bağlıdır.

KUZEY KIBRIS TÜRK CUMHURİYETİ

• En önemli yüzey şekillerini kuzeyindeki Beş parmak dağları ile güneyindeki İçova oluşturur.
• Ülkede Akdeniz iklim özellikleri görülür.

 

                          

                         Resim kaynak:  www.bizuniversiteliyiz.com/default.aspx?Load=...     


• Nüfus ülkenin güneyinde toplanmıştır.
• Ekonomisi tarım ve turizme dayanır.
• Bakır dışında önemli bir yer altı kaynağı yoktur.
• Enerji ,hammadde ve sermaye yetersizliğinden sanayi gelişmemiştir.

IRAK- Bağdat

• Ülkenin kuzeyi dağlık olup orta ve güney kesimleri ovalıktır.
• Orta kesiminde Fırat ve Dicle nehirlerinin suladığı Mezopotamya ovası yer alır.
• Ülkenin kuzeyinde karasal iklim,güneyinde sıcak ve kuru bir iklim görülür.

                   

                                                                    HURMA
Hurma üretiminde dünyada birincidir.

                                                        

                            Musul Kerkük bölgesiyle dünya petrolünde söz sahibidir.      
• En önemli yer altı kaynağı petroldür.
• Nüfusun %25’i başkent Bağdat’ta yaşar.
• Habur gümrük kapısından Türkiye ile ticaret yapar

SURİYE- Şam

• Genel olarak yüzey şekilleri sade ve düzdür.
• Ensariye dağları, Fırat ve Asi nehirleri en önemli yerşekilleridir.
• Ülkenin batısında Akdeniz , iç kesimlerde ise karasal iklim görülür.
• En önemli ekonomik faliyet tarımdır.Topraklarının ¾ ‘ünü tarımda kullanır.
• En önemli yer altı kaynağı petrol ve fosfattır.
• Nüfus artış hızı yüksektir.
• Cilvegözü sınır kapısı ile Türkiye’ yle ticaret yapar.

BULGARİSTAN - Sofya

• Balkan dağları, Rodop dağları en önemli yerşekilleridir.
• Tuna ve Meriç en önemli akarsularıdır.
• Ülkede genel olarak karasal iklim özellikleri görülür.
• Tarım ve hayvancılık gelişmiştir.
• En önemli yer altı kaynagı linyittir.
• Nüfusun %8,5 ini Türkler oluşturur.
Kapıkule,Pazarkule,Karaağaç sınır kapılarından Türkiye ile ticaret yapar.

YUNANİSTAN- Atina

• Balkan yarımadası, Mora yarımadası ve pek çok adadan oluşur.
• Dağlık bir ülke olan Yunanistan’da Pindus dağları ve Rodop dağları uzanır.
• Meriç , Vardar, Nestos ırmakları ülke topraklarından denize dökülür.
• Ülkede Akdeniz iklimi hakimdir.Orman açısından fakirdir.
• Nüfus artış hızı çok düşüktür ve nüfus dağılımı düzenli değildir.

 

                    

                                 ZEYTİN YAĞI ÜRETİMİNDE ÖN DE GELEN ÜLKELERDENDİR.

                                Resim kaynak:memaydogdu.googlepages.com/zeytinyagi


• Zeytinyağı üretiminde dünyada önemli ülkelerden biridir.
Balıkçılık ve sünger avcılığı önemlidir.
• Turizm gelirleri yüksektir.Dünyanın üçüncü büyük deniz ticaret filosuna sahiptir.
• Dış ticaret sürekli açık vermesine rağmen bu açığı turizm gelirleri, deniz taşımacılığı ve AB’den aldığı yardımlarla kapatır.


ORTADOGU

AFGANİSTAN- Kabil

• Çok dağlık bir ülkedir.Hindikuş dağları ülkeyi iki kısma böler.
• En büyük akarsuyu Seyhun ve Ceyhun ‘dur. Ülke ekonomisi tarıma dayanır.
• Genel olarak karasal iklim görülür.Bitki örtüsü bozkırdır.
• Küçükbaş hayvancılık gelişmiştir.Dünyaca meşhur karakul koyunları bu ülkede yetişir.
Yer altı kaynakları açısından zengindir ,ancak teknik yetersizlik ve sermaye yetersizliği nedeniyle yeterince işlenmez

LÜBNAN- Beyrut

• Lübnan dağları ,Asi ve Litani nehirleri ile Bekaa vadisi en önemli yerşekilleridir.
• Akdeniz kıyılarında akdeniz , iç kesimlerde step iklimi görülür.
• Şehirleşme oranı yüksektir.Nüfusun büyük bir kısmı başkent Beyrut’ta yaşar.
• Ekonomisi tarıma dayanır.
• Yer altı kaynakları bakımından fakir olup sanayisi gelişmemiştir.

ÜRDÜN- Amman

• Ülkenin büyük bir bölümü platoluktur.Güneyinde ve doğusunda çöl alanları bulunur.
• Ajlun ve Ram dağları ,Gor çukurluğu ,Şeria ve Zerka ırmakları ile Lut gölü en önemli
yüzey şekilleridir.

                   

                  Resim kaynak: www.trt.net.tr/wwwtrt/hdevam.aspx?hid=148110&k=2
• Ülkenin batısında Akdeniz iklimi ,diğer kesimlerde ise kurak iklim şartları görülür.
• Ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanır.Sanayisi gelişmemiştir.
• En önemli yer altı kaynağı fosfat’tır.


İSRAİL- Telaviv

• Ortadoğunun en zengin ülkelerindendir.
• Ülkenin batısı ovalık ,orta kesimi tepelik olup güneyinde Necef çölü yeralır.
Lut ve Taberiye gölleri en önemli gölleridir.
• Genel olarak ülkede Akdeniz iklimi görülür.

 

                    

Son derece modern metodlarla tarım yapılır alan az ancak elde edilen ürün fazladır.İsrail tarımı bir çok ülkeye örnek teşkil eder.

                     Resim kaynak:www.harunyahya.org/sosyal/cozum/cozum03.html


İntansif tarım ve hayvancılık, bunun yanında sanayide gelişmiştir.
• İhracatının % 85 ini sanayi ürünleri oluşturur.
• Yer altı kaynakları bakımından fakirdir.
• Nüfusun büyük bir kısmı kentlerde yaşar.

SUUDİ ARABİSTAN- Riyad

• Arap yarım adasının en büyük ülkesidir.
• Ülkenin doğusu dağlık orta kesimi platoluk batısı ise alçak ovalıktır.
• Kuzeyinde Nüfud güneyinde Rubülhali çölü yer alır.
• Ülkede düzenli akarsu yoktur. En önemli tarım ürünü hurmadır.
• Ülkenin büyük bölümünde çöl iklimi görülür.

                    

                      Resim kaynak: komployok-bilgivar.blogspot.com/2005_06_01_ar...


Ekonomisi petrol ve doğalgaza bağlıdır.İhracatının %98 ini bu ürünler oluşturur.
Dünya petrol rezervinin % 25 ine sahiptir.
• Nüfus ülkenin batısında Hicaz ve doğusunda Basra körfezi kıyılarında toplanmıştır.
• Önemli gelir kaynaklarından biride turizmdir.

KUVEYT- Kuveyt

• Küçük bir ülkedir.Ülkenin büyük bölümü ovalıktır.Doğudan batıya doğru yükselti artar.
• Ülkede çöl iklimi görülür.
• Nüfus Basra körfezi kıyılarında toplanmıştır.
• Nüfusun yarıdan fazlasını yabancılar oluşturur.

                      

                        Resim kaynak: www.mercek.org/.../editor_2/images/petrol.jpg      
Doğalgaz ve petrol bakımından zengindir.Dünya petrolünün % 10 una sahiptir.
• Eğitim, sağlık, telefon hizmetleri ücretsizdir.


BİRLEŞİK ARAP EMİRLİKLERİ-
Abu Dabi

• Yedi ayrı emirlikten oluşmuştur.
• Genelde düz bir ülke olup çöllerle kaplıdır.
• Tarım çok sınırlı olup hayvancılık gelişmemiştir.

 

                  

                                     Resim kaynak:www.suvarli.net/index.php


             En önemli zenginliği petroldür.Bu sayede dünyanın en zengin ülkelerindendir.
• Ülke hızla sanayileşme ve modernleşmektedir.
• Nüfusun % 80 i kentlerde yaşar.Yabancı nüfus oranı yüksektir.
• Son yıllarda turizmi gelişmiştir.

MISIR- Kahire

• Yüzey şekilleri sade ve düzdür.Bu yüzden çöl iklimi Akdeniz kıyılarına kadar etkilidir.
• Ülkenin büyük bir bölümü çöllerle kaplıdır.

 

                  

                         Resim kaynak:www.mediawiki.motocykle.slask.pl/.../Delta.html

Nil'in Mısır'dan akdenize döküldüğü nokta ve süveyş kanalı  ikiside mısır ekonomisinde son derece önemli bir kaynaktır...

• Ülkenin tek akarsuyu olan Nil nehri ülkeyi iki bölgeye ayırır.
• Nüfusunun tamamına yakını Nil vadisi boyunca toplanmıştır.
Tarım Nil kıyılarında yapılır.Verim yüksektir.Özellikle pamukta verim çok yüksektir.
• Mısır’da kümes hayvancılığı, besicilik ve balıkçılıkta yapılır.
• En önemli yer altı kaynağı petrol ,doğal gaz ve fosfattır.

                    

                           Resim kaynak: www.uted.org/dergi/2006/ekim/suveys.htm

                                             

 

• Turizm geliri yüksek olan ülke Süveyş kanalındanda önemli bir gelir sağlar.

LİBYA- Trablusgarp

• Kuzey Afrika’da yer alan ülke hemen hemen düzdür.
• Kıyı bölgesinde Akdeniz, iç kesimlerde çöl iklimi görülür.
• Nüfusun tamamına yakını Akdeniz kıyılarında toplanmıştır.
• Tarımsal üretim yetersiz olup ülkenin kuzeyinde yapılır.
• Ekonomisi petrol ürünlerine dayanan ülkenin en önemli madeni petrol,fosfat ve doğalgazdır.
• Türkiye Libya ilişkilerinde siyasal alanda istikrarsızlık görülür.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

5/1/2008 - ÜLKELER COĞRAFYASI ASYA KITASI VE GENEL ÖZELLİKLERİ

Kategori: GENEL COGRAFYA

ASYA KITASININ ÖZELLİKLERİ:

             

                                                Resim kaynak: www.travelblog.org/pix/maps/asia.jpg
YER YÜZÜ ŞEKİLLERİ (DAĞLARI):

Asyakıtasındaki yer şekillerinin oluşumunda kıtada etkili olan Huron,Kaledonya, Hersinya ve Alp Himalaya kıvrım sistemi etkili olmuştur.

1. zamandan önce oluşan Huron kıvrım sistemi kıtanın güneyinde Arabistan ile Hindistan(Dekkan) yarımadalarında etkili olmuştur.

1. zamanda ilk oluşan Kaledonya kıvrımları kıtanın kuzeyinde Yenisey ve Lena nehirleri arasında etkili olmuştur.

1. zamanın sonunda Hersinya kıvrımları kıtanın Güneyi, Batısı ve Güneydoğusunda etkili olmuştur.

                    

                                                     ALP HİMALAYA KUŞAĞI

Kıtadaki en etkili kıvrım sistemi ise 3. zamandaki Alp Himalaya kıvrım sistemidir. Kıtanın batısından doğusuna kadar çok geniş sahada etkilidir. Kıtanın en yüksek yerleri bu kıvrım sisteminin olduğuyerlerdir.

                   

Kıtanın ve aynı zamanda dünyanın en yüksek zirvesi EVEREST (8848 mt. )Himalayalar üzerinde yer alır. Çin-Nepal sınırındadır. Kıtada buzuletkisi Avrupa' ya göre çok azdır.
Asya kıtasında çok geniş alanlar kaplayan platolar vardır.

 

KITANIN PLATOLARI:

Kapladığıalan en fazla olan, aynı zamanda yükseltisi en fazla olan platosu TİBETPLATOSU'dur.

Kıtada; Pamir, Orta Sibirya, Doğu Sibirya, Kazakistan, Dekkan, İran,Arabistan platosu gibi genişliği fazla olan platolar vardır. Ortalamayükseltisi en az olan platoyu ORTA SİBİRYA PLATOSU oluşturur.

 

Orta Asya'da dağlar ve platolar arasındaki kapalı havzalarda önemli düzlüklerdir . Bunlar. TARIM ve TURFAN HAVZASI'dır. Turfan Havzasıdünyanın en alçak havzasıdır. (-154 mt. )

 

KITANIN ÇÖLLERİ:

Asya Kıtası'ndaki

                   

                    TAKLAMAKAN ÇÖLÜ   resim kaynak:www.doncroner.com/.../taklamakan.1-723244.jpg

 Kızılkum  , Karakum, Taklamakan, Gobi, Tar, Rubul Hali,Nüfud, Deşt-i Lut, Deşt-i Kebir gibi büyük çöller vardır.

 

KITANIN OVALARI:

Kıtanın en büyük ovasını BATI SİBİRYA OVASI oluşturur. Batı Türkistan ovasıda Asya
Kıtası'nın iç kesimlerindeki önemli bir ovadır. Ancak bir kısmını Kızılkum ve Karakum Çölleri oluşturur. Kuzey Sibirya Ovası'da önemlibir düzlüktür.

Asya'da akarsular tarafından oluşturulmuş büyük alüvyal ovalarda vardır.

 

Bunlar: Mezapotamya (Irak),                    

İndus Ovası (Pakistan), Ganj Ovası(Hindistan) ve Kuzey Çin Ovası'dır. (sarı ve mavi ırmaklar tarafındanoluşturulmuştur.)


KITANIN İKLİM ÖZELLİKLERİ:

Yeryüzünde sadece Amerika ve Asya kıtasında bütün iklimler görülür. (Amerika'yı bütün olarak düşünürsek geçerlidir. ) dolayısıyla da bütün iklim tipleri görülür.

En fazla görülen iklim tipini ise Karasal İklim tipi oluşurur.
Sıcaklıklar Kuzeyden Güneye doğru artış gösterir. Yıllık ortalama sıcaklık farkının en fazla olduğu yer ORTA ASYA'dır.

Kıtadaki yıllık yağış tutarında da büyük farklılıklar görülür.

 

Kıtanın en az yağış alan yerleri;
Kuzey Kıyıları, Çöl alanları, çok yüksek dağlık alanlardır.

Kıtada en fazla yağış Güney ve Güneydoğu Asya'dadır. (Bu sahadakiyağışların fazla olmasındaki en etkili faktör Muson Rüzgarları' dır.Dolayısyla buraya Muson Bölgesi adı verilir. ( Musonlar Asyası)

                              

                                                      Resim kaynak. www.torpil.com
Kıtada yağışı en fazla ASSAM bölgesinde görülür. (Hindistan'ınKuzeydoğusu) kıtanın ve aynı zamanda dünyanın en fazla yağış ölçülen istasyonu Assam'daki ÇERAPUNÇİ'dir. (11. 630 mm. )


KITANIN AKARSULARI VE ÖZELLİKLERİ:

Asya kıtasının akarsularının boyları uzun, su toplama havzaları geniş, eğimleri fazla, rejimleri düzensizdir.

                   
Uzunluğu en fazla olan akarsuyu OBİ'dir. (5700 km. )

Kıta akarsuları döküldükleri yerlere göre gruplandırılır:
Kuzey Buz Denizi'ne dökülenler : Obi, Yenisey, Lena
Büyük Okyanusa dökülenler : Amur, Sarı (Hoang-ho), Mavi (Yangçe)
Hint Okyanusuna dökülenler : Mekkong, Brahmaputra, Ganj, İndus, Şattül Arap (Fırat-Dicle)

Kapalı havzaların en önemli akarsuları ise Seyhun (Siriderya), Ceyhun(Amuderya) ve Tarım'dır.

                     

                               Resim kaynak: www.wikipedi.com  seyhun ceyhun

Seyhun ve Ceyhun Aral Gölü'ne dökülür. Tarımise Tarım havzasında kaybolur.
Obi Nehri ; Ural, Altay ve Sayan Dağlarından beslenir.


KITANIN GÖLLERİ VE ÖZELLİKLERİ:

Asya Kıtasında göl sayısı azdır.

                   

                              Resim kaynak: go.hrw.com/atlas/norm_map/kazakstn.gif
En büyük gölünü Aral Gölü oluşturur. (64. 500 km kare. ), (Hazar deniz olarak kabul edildiği takdirde)

                   
Diğer önemli göllerini ; Baykal, Balkaş, Issık, Lop, Zatsan, Lut gölleri oluşturur.

 

KITANIN BİTKİ ÖRTÜSÜ VE ÖZELLİKLERİ:

Her türlü iklim tipi görüldüğü için bitki örtüsünde de büyük çeşitlilik vardır.

 

Her tür bitki örtüsü görülmekle birlikte ;

3 belirgin bitki örtüsü kuşağı seçilir ;

Kuzey'de Tundra, Sibirya'da ve Güney'de Orman(Sibirya'da iğne yapraklı Tayga Ormanları), iç kesimlerde ve diğerbölgelerde Step bitki örtüsüdür.

Asya'da en fazla Step bitki örtüsü yayılış gösterir.

 

Kıta'nın yüzölçüm bakımından en büyük ülkeleri ; Rusya (17 milyon kmkare), Çin (9, 5 milyon km kare), Hindistan'dır., (3,3 milyon km kare)

 

 

ASYA KITASI'NIN SOSYO EKONOMİK ÖZELLİKLERİ:

 

NÜFUS ÖZELLİKLERİ:

Nüfusu en fazla olan kıtadır. Yoğunluk bakımından birinci sırada yer alır. Nüfusun dağılışında büyük farklılıklar görülür.

                   

                                           Dünya nüfus yoğunluğu haritası 

                      Resim kaynak:www.meteor.gov.tr/.../filesOzon/ozon15.jpg

Nüfusun en az olduğu yerler : Kuzey Kıyıları, yüksek dağlık alanlar ve çöl sahalarıdır.

Nüfusun en fazla olduğu yerler ise: Güney ve Güneydoğu Asya'dır.Nüfusun %80'den fazlası burada yaşar. Nüfusu en fazla olan ülkeler: Çin(1. 2 milyar) ve Hindistan (936 milyon)'dır.

 

KITANIN EKONOMİK ÖZELLİKLERİ:
Asya Kıtası sanayileşmemiş bir kıtadır. En fazla sanayileşen ülkesi Japonyadır. Japonya kadar olmasada sanayileşen diğer ülkeler;GüneyKore, Tayvan, Malezya, Singapur, Endonezya, Çin, Rusya, İsrail,Türkiye'dir.

Bu ülkelerin dış satımında sanayi ürünleri ilk sırayı alır. Diğer kıta ülkelerinde ise hammaddeler ve tarım ürünleri ilk sırada yeralır.

 

Güneydoğu Asya ülkelerinde elektronik, otomotiv, demir-çelik ve makinesanayi sektörleri daha fazla gelişmiştir.

 

 Güneybatı ve Batı Asya'daki ülkelerde ise ; dokuma, tekstil, gıda, petro kimya sanayi sektörleridaha fazla gelişme göstermiştir.
Asya kıtasının ve aynı zamanda dünya'nın en fazla maden hammaddesi alan ülkesi JAPONYA'dır.

Kişi başına yıllık milli gelirin en fazla olduğu ülke JAPONYA'dır. (31.450 $).

 

TARIM:

Ekonomide tarım ön plandadır. Buğday ve pirinç temel ürünlerdir. Orta ve Batı Asya'da buğday, Muson Asya'sında çeltik  (PİRİNÇ) ziraati önemlidir.

 

Dünya pirinç üretiminin %90'ını Asya sağlar.Patates, Bezelye, Çay, Hindistan cevizi, Hurma, Kenevir, ürünlerininde%80'den fazlasını Asya üretir.

                 

                      Resim kaynak: img152.imageshack.us/img152/4438/kopievoncrw7

 

Dünya Tütün üretiminin %50'den fazlasınıAsya üretir.

 

Çay üretiminde Seylan ve Çin ilk sıradadır.

 

Baharat üretiminde Hindistan, Endonezya, Malezya, Seylan ve Çin önde gelen ülkelerdir.

 

HAYVANCILIK:

Kıtada hayvancılıkta önemli bir uğraşıdır. Orta Asya'da koyun ve sığır,Ön Asya'da (Güney Batı Asya) Koyun ve Keçi, Güney ve Güneydoğu Asya'da Manda besiciliği daha fazla görülür. Çin'de ise manda 380 milyondan fazladır. Domuz besiciliğide önemlidir. Dünya'da önemli üreticilerden biridir. 

 

Dünya'da beslenen Mandaların %90' ını Asya Kıtası sağlar.(Muson Asya'sı)

                                     

                                 Resim kaynak: image.haber7.com/haber/29032.jpg

İpek böcekçiliği ve ipek üretiminde Asya Kıtası ilk sırada yer alır.Birinci sırada Çin daha sonra Özbekistan ve Hindistan önemliüreticilerdir.

 

Balıkçılık faaliyetleri de Hayvancılığın önemli bir kolu olarak kıtadaönem taşır. Dünya deniz ürünleri üretiminin %80' ini Asya karşılar.

 

Dünya tatlı su balık üretimininde % 50' sini karşılar.

Japonya ve Çin balıkçılıkta ilk iki sırada yer alan ülkelerdir.

 

YERALTI KAYNAKLARI:

Asya Kıtası madenler bakımından zengin bir kıtadır.

 

Yakıt madenlerinden; Taşkömürü rezervinin en fazla olduğu ilk iki ülke Rusyave Çin' dir.

 

Dünya petrol rezervlerinin % 75' i Asya kıtasındadır. % 33' ünden fazlası Rusya ve Orta Asya Türk Cumhuriyetleri' nde bulunur. Daha sonra ise Güneybatı Asya gelir.

 

Hidroelektrik enerji üretiminde önde gelen ilkeler ; Çin, Rusya, Hindistan ve Endonezya'dır.

Kıtada hizmet sektörüde gelişme içindedir. Özellikle Turizm ve Ulaştırma sektörü gelişmektedir.

 

Turizm geliri en fazla olan ülkeler ; Filipinler, İsrail, Tayvan,, Tayland, Singapur'dur.

Asya Kıtası ulaşım yolları açısından Kuzey Amerika ve Avrupa Kıtası'na göre gelişememiştir. (Yüksek dağlar ve dağlık alanların fazla olması)Otoyollar bakımından en gelişmiş ülke Japonya'dır.

 

Kıtada Demiryolu ulaşımı daha fazla görülür. Japonya, Hindistan, Çin veRusya önde gelen ülkelerdir. Demiryolu hattı uzunluğu açısından Rusyave Çin ; konfor, hız ve güvenlik açısından Japonya ilk sırada yer alır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

7/12/2007 - ÜNLÜ COĞRAFYACILAR ESERLERİ VE KATKILARI

Kategori: GENEL COGRAFYA

ÜNLÜ COĞRAFYACILAR

Rİ REİS

kısaca hayatı :


1470 - 1554 yılları arasında yaşamıştır. Büyük Türk Amirali Piri Reis devrinin en ünlü Türk kartoğrafıdır.


Dünya haritasını hazırlayan ilk Türk ünvanına sahiptir. Bu haritanın sadece Amerika'yı gösteren paftası günümüze ulaşmıştır.

Detaylı bilgi için tıklayınız: http://tr.wikipedia.org/wiki/Piri_reis
TALES



kısaca hayatı :

MÖ. 636 - 546 yılları arasında yaşamıştır. Ege kıyısında bulunan Milet'te doğmuştur. Daha çok matematik alanında çalışma yapmıştır.


TALESİN eseri :

Coğrafi görüş olarak dünyanın şeki hakkında bir teori ortaya atmıştır. Tales'e göre dünya okyanuslar üzerinde yüzen bir diske benzer ve de yuvarlaktır. 
Detaylı bilgi için tıklayınız:    http://tr.wikipedia.org/wiki/Tales
         
 
EVLİYA ÇELEBİ


kısaca hayatı:

1611 - 1682 yılları arasında yaşamış ünlü bir seyyahtır. 17. yüzyılın en büyük Türk gezginidir.

Gezdiği yerlerin beşeri ve fiziki coğrafya özelliklerini tasvir ederek eserinde toplamış ve bu eser günümüz coğrafyacılar tarafından benimsenen önemli bir kaynaktır.
Detaylı bilgi için tıklayınız: http://tr.wikipedia.org/wiki/Evliya_%C3%A7elebi
ARİSTO

kısaca hayatı :


MÖ. 384 - 322 yılları arasında yaşamıştır. Sisamlı ya da Makedonyalı olduğu sanılmaktadır. Büyük İskendere hocalık, Eflatun'a ise öğrencilik yapmıştır. Başta matematik ve felsefe olmak üzere çağının bütün ilimleriyle uğraşmıştır.

Dünyanın yuvarlak olduğu görüşünü rasyonel olarak ortaya koyan ilk bilim adamıdır. Bu yargıya ay tutulması sırasında dünyanın ay üzerine düşen gölgesinin dairesel olduğu varsayımından hareketle ancak yuvarlak bir cismin gölgesinin yuvarlak olabileceği varsayımından dünyanın biçiminin yuvarlak olduğu görüşünü ileri sürmüştür.
   Detaylı bilgi için tıklayınız: http://tr.wikipedia.org/wiki/Aristo

ERATOSTENES

kısaca hayatı:


MÖ. 276 - 195 yılları arasında yaşamıştır. Asvan'da doğmuştur. Öğrenimini Atina'da yaptıktan sonra İskenderiye'ye yerleşerek çalışmalarını orada sürdürmüştür.


Coğrafya ismini ilk kullanan kişi olduğu için coğrafya ilminin adını ilk koyan kişi olarak bilinir. Dünyanın ekvator üzerinde çevre uzunluğunu ve bir derecelik meridyen yayını hesaplamıştır. Bölgesel coğrafyanın gelişmesine de katkısı olmuştur.
  
BATLAMYUS

kısaca hayatı :


Doğum ve ölüm tarihleri tam olarak bilinmemektedir. Mısır'da MS. I.Yüzyılda doğduğu söylenmektedir. Roma İmp. devri coğrafyacısı olduğu kabul edilir.


Roma imparatorluğu devrinde dünyayı en gerçekçi bir şekilde tasvir etmiş coğrafyacı olarak bilinir. Hazırladığı dünya haritası gerçeğe nispeten yakındır. Çalışmalarında bugünkü Hint Okyanusu güneyinde büyük bir kara parçası bulunduğunu ileri sürmüş, ve bu kara parçasının daha sonradan Antarktika olduğu anlaşılacaktır.
Detaylı bilgi için tıklayınız: http://tr.wikipedia.org/wiki/Batlamyus
BİRUNİ



kısaca hayatı :


978 - 1048 yılları arasında yaşamıştır. Harezmi'de doğduğu söylenmektedir. Çağının ünlü bir matematik ve matematik coğrafyacısı olarak bilinir.


Dünyanın yarıçapın 6.425,7 km. olarak hesaplamıştır(Gerçeği : 6.376 km.).
Dünyanın çevresini 42.516 km olarak hesaplamıştır(Gerçeği : 40.076km).
Detaylı bilgi için tıklayınız: http://tr.wikipedia.org/wiki/Biruni
COPERNİCUS

kısaca hayatı :


1564 - 1642 yılları arasında yaşamış İtalyan gökbilimcidir.

Teleskopu kullanarak gezegen ve yıldızları inceleyen ilk bilim adamıdır. İncelemeleri sonucunda ayın üzerindeki kraterleri, güneş lekelerini, gezegenlerin güneş çevresinde hareket ettiğini ortaya koymuştur.


KEPLER

kısaca hayatı :


1571 - 1630 yılları arasında yaşamış alman gökbilimcidir.

Gezegenlerin güneş çevresinde elips biçiminde yörüngeleri vardır görüşünü ileri sürerek bu görüşünü ispatlamıştır.
  Detaylı bilgi için tıklayınız: http://tr.wikipedia.org/wiki/Kepler
HUMBOLT

kısaca hayatı :

1769 - 1859 yılları arasında yaşayan alman coğrafyacıdır. Humbold, coğrafya dışında yerbilimlerinin de ilk temsilcisi sayılır.

- Coğrafya ilmine bilimsel anlamda gezi-gözlem metodunu kazandırmıştır.
- Coğrafya ilmine sebep-sonuç, dağılış ve ilgi prensiplerini kazandırmıştır.
- İzoterm, izohips, izobat, profil ve kesit gibi yardımcı ifade şekillerini coğrafyaya kazandırmıştır.
- Humbolt soğuk su akıntısını keşfetmiştir.

RİTTER

kısaca hayatı :


1779 - 1859 yılları arasında yaşayan Alman coğrafyacıdır. Aynı zamanda tarihçi ve filozoftur.


Beşeri coğrafya insan ile çevre arasındaki ilişkileri inceler tezini ileri sürerek beşeri coğrafyanın konusunu belirlemiştir.
   
RATZEL

kısaca hayatı :


1844 - 1904 yılları arasında yaşayan alman coğrafyacıdır.

Beşeri coğrafya adlı eseri ilk yazan bilim adamıdır. Ayrıca politik coğrafya adlı eseriyle siyasi coğrafyanın kurucusu sayılır.Bu eserinde ileri sürdüğü görüşler, Hitler'in dünya egemenliği kurma hülyasına bile esas oluşturmuştur.

    
WEGENER
                
kısaca hayatı :


1880 - 1930 yılları arasında yaşamış Alman bilim adamıdır. Aynı zamanda bir meteoroloji uzmanıdır.
Kıta kayması kuramını ilk ortaya atan bilim adamıdır.

      Detaylı bilgi için tıklayınız:  http://tr.wikipedia.org/wiki/Alfred_Lothar_Wegener

 

Kaynak: www.cografyadersi.com

Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

7/12/2007 - DÜNYANIN YEDİ HARİKASI

Kategori: GENEL COGRAFYA
DÜNYANIN  YEDİ YENİ  HARİKASI
Dünyanın yeni 7 harikası, Portekiz'in başkenti Lizbon'daki Benfica Stadı'nda yapılan törenle ilan edildi. Ayasofya da adaylar arasındaydı ancak ne yazıkki sonuç istediğimiz gibi olmadı. Ayasofya dünyanın 7 harikası arasına giremedi.

İŞTE DÜNYANIN 7 YENİ HARİKASI

                                                                      Ürdün'deki Petra Antik Kenti

Ürdün'ün en görkemli tarihi ve turistik mekanı. Haklı olarak dünya çapında bir üne sahip. Bir hafta gezseniz bitiremeyeceğiniz bir yer. Nebatiler döneminden kalma hemen tamamı kayalara oyulmuş devasa anıt yapılar. Hz. Salih'in, kendisine inanmadıkları ve Allah'ın bir mucize olarak kayadan yarattığı deveyi kestikleri için helak edilen kavmi olduğu da rivayet edilmekte. Oydukları kayalardan başka tarihte hiçbir iz bırakamamışlar. Yukarıdaki fotoğrafta görülen ise, iki kaya kütlesi arasındaki genişçe bir yarıkta yaklaşık yarım saatlik bir yürüyüşten sonra, daha o yürüyüşte gördüklerinizin şaşkınlığını üzerinizden atamamışken, karşınıza insan kibrinin dev bir anıtı gibi çıkıveren hazne binası.

Giriş noktasından itibaren iki saati düz yol bir saati tırmanış olmak üzere yaklaşık üç saatlik bir yürüyüşten sonra dağın tepesinde karşılaştığınız Manastır binası. bu görüntüye bakarak aldanmayın, yapının içinde büyükçe bir salondan başka hiçbir şey yok. bütün dikkat sadece görünen yüze odaklanmış.


                                                                             Çin Seddi
Dünyanın “7 Harikası”ndan biri olarak adlandırılan Çin Seddi, dünyanın en uzun geçmişe sahip ve en büyük çaplı askeri savunma projesidir. 7 bin kilometreden uzun olan Çin Seddi'nin yapım tarihi, M.Ö 9. yüzyıla uzanır. Zamanın Orta Çin krallıkları, kuzeydeki etnik grupların saldırılarını engellemek için, sınırlarda duman işaretlerinin verildiği kule ve kaleleri birbirlerine setlerle bağladılar. Çin Seddi böylece oluşturuldu. Bu, en eski Çin Seddi'ydi. Çin tarihindeki İlkbahar ve Sonbahar ile Savaşan Devletler dönemlerinde, krallıklar arasında sürekli savaşlar yaşandı. Büyük devletler birbirlerinden korunmak için, sınırlarındaki dağlara setler inşa ettiler.

       M.Ö 221 yılında, Qin hanedanının imparatoru Yinzhen, Çin'i birleştirdikten sonra, kuzeyde göçebe yaşam sürdüren ve hayvancılıkla geçinen atlı askerlerin saldırılarını önlemek için, daha önce kralların inşa ettirdikleri setleri birbirine bağladı. O dönemlerde Çin Seddi'nin uzunluğu artık 5 bin kilometreyi aşmıştı.

Qin hanedanından sonraki Han hanedanı, Çin Seddi'ni 10 bin kilometrenin üzerine çıkarttı. Han hanedanından sonraki 2 bin yılı aşkın süre içinde, her dönemin yöneticilerinin Çin Seddi'ni farklı derecelerde inşa ettirmeleriyle Çin Seddi'nin uzunluğu 50 bin kilometreyi aştı. Bu uzunluk, ekvatorun çevresinden bile fazladır.

Şimdi görülen Çin Seddi, Ming hanedanı döneminde (1368-1644) inşa edildi. Çin'in batısındaki Gansu eyaletindeki Jiayu Geçidi'nden, kuzeydoğusundaki Liaoning eyaletindeki Yalu Nehri’nin kıyısına kadar uzanan ve uzunluğu 7300 kilometreden fazla olan Çin Seddi, dokuz eyalet, merkeze doğrudan doğruya bağlı şehirler ve özerk bölgelerden geçer. Bir savunma projesi olarak dağ sırtları boyunca inşa edilen Çin Seddi, çöller, otlaklar ve bataklıkları aşar. İnşasının farklı coğrafi özelliklere göre gerçekleştirilmesi, Çin milletinin atalarının zeka yaratıcılığını gösterir. Dalgalanan dağların sırtları boyunca inşa edilen Çin Seddi'nin dış tarafında uçurum vardır. Eski çağların askeri koşullarında, saldırganların Çin Seddi'nden geçmeleri mümkün değildi.

Çin Seddi'nin duvarlarının çoğunluğu, büyük tuğlalar ve toprak ve küçük taşlarla dolu çuvallardan yapılmıştır. Duvar yüksekliği yaklaşık 10 metre, genişliği 4-5 metre arasındadır. Dört atın yan yana yürüyebildiği bu genişlik, askerlerin hareketlerine, tahıl ve silahların nakliyesine elverişliydi.

Çin Seddi'nde belli aralıklarla kuleler bulunur. Askerler, bu kulelerde dinlenir, silahlar ve tahıl da kulelerde korunurdu. Düşmanlar gelince, kulelerde yakılan ateşten çıkan dumanlarla savaş işareti verilirdi.

Günümüzde, Çin Seddi'nin askeri işlevi kalmamasına rağmen, kendine özgü mimari güzelliği, herkes tarafından hayranlıkla karşılanır. Çok muhteşem ve görkemli olan Çin Seddi, kuş bakışıyla, uçan büyük bir ejderha gibi görünür. Yakından bakıldığında, görkemli kuleleri, dimdik merdivenleri ve dağ sırtında uzanan dalga şeklindeki yüksek duvarlarıyla, büyük sanatsal cazibe sergiler.

Çin Seddi, çok büyük tarihi ve kültürel önem taşır ve yüksek turizm değerine sahiptir. Çin'de şöyle bir söz vardır: "Çin Seddi'ne çıkmayanlar, gerçek adam sayılmaz". Çinli ve yabancı turistler, de Çin Seddi'ne çıkmış olmaktan gurur duyarlar. Çin'i ziyaret eden birçok yabancı ülke lideri, Çin Seddi'ne çıkmıştır. Çin Seddi'nin iyi korunan bölümlerinden Beijing'deki tanınmış Badaling, Simatai ve Mutianyu, Çin Seddi'nin doğu ucundaki "Çin'deki Birinci Geçit" olarak adlandırılan Shanhai Geçidi, batı ucundaki Gansu eyaletindeki Jiayu Geçidi, tanınmış turistik yerler haline gelmiştir. Her yıl binlerce turist buralara gelir.Çin'in eski çağlarında sayısız insanın zekası ve çalışmalarından doğan Çin Seddi, hâlâ sapasağlam duruyor. Çin Seddi, görkemi ve üstün cazibesiyle, Çin milletinin ruhunun sembolü haline geldi. Çin Seddi 1987 yılında, "Çin'in Sembolü" olarak "Dünya Mirasları Listesi"ne alındı.


                                     
                                               Brezilya'daki Kurtarıcı İsa Heykeli

Bu İsa heykeli 38 metre yüksekliğindedir ve Rio de Janeiro şehrine tepeden bakan Corcovado Tepesinin üzerine yerleştirilmiştir. Brezilyalı Heito da Silva Costa tarafından tasarlanan ve Fransız heykeltıraş Paul Landowski tarafından gerçekleştirilen bu anıt dünyanın en çok tanınan anıtlarından biridir. Heykelin yapımı beş yıl sürmüştür ve Ekim 1931’de açılışı yapılmıştır. Ziyaretçileri kollarını açarak karşılayan heykel şehrin ve Brezilya halkının sıcaklığının sembolü haline gelmiştir.
Kurtarıcı İsa Heykeli ( Corcovado ): Corcovada sözcüğü "Kambur" anlamına gelmektedir. Dağın şeklinin bir kamburu andırmasından dolayı bu isim konulmuştur. Mükemmel bir Rio De Janeiro manzarasının dışında, bütün Brezilya fotoğraflarında gördüğünüz kollarını açmış Brezilya'yı seyreden Kurtarıcı İsa heykelini de yakından görme fırsatını Brezilya ziyaretinizde kaçırmayın


     Peru'daki Machu Picchu Antik Kenti
                                         

Inka İmparatoru Pachacutec 15. yüzyılda Manchu Picchu (“Eski Dağ”) olarak bilinen dağda bulutlar içinde bir şehir inşa ettirmiştir. Bu muhteşem yerleşim merkezi And platosundan başlayarak balta girmemiş Amazon ormanlarının Urubamba Nehrine kadar uzanmaktadır. İnkalar tarafından çiçek hastalığı salgınından dolayı terkedilmiştir. İspanyolların İnka İmparatorluğunu ele geçirmelerinden sonra şehir üç yüz yıl boyunca “kayıp” olarak kalmış ve 1911 yılında Hiram Bingham tarafından tekrar bulunmuştur.
 

bugüne kadar çok iyi korunarak gelmiş olan bir İnka antik şehridir. 7 Temmuz 2007 tarihinde,Dünyanın Yeni Yedi Harikası'ndan biri olarak seçilmiştir.

And Dağları 'nın bir dağının zirvesinde, 2.360 m yükseklikte, Urubamba Vadisi üzerinde kurulmuş olup. Peru'nun Cusco şehrine 88 km mesafededir. Şehir, İnka'lı bir hükümran olan Pachacutec Yupanqui tarafında 1450 yılları civarında inşa ettirilmiştir. İspanyol istilacılar 1532 yılında buraları feth ederken sık dağlar arasında kalmış bu şehir, istilacılar tarafından fark edilmemiş ve bu sayede zarar görmemiştir.Machu Picchu 200 den fazla, merdiven sistemiyle birbirne bağlı olan taş yapıdan oluşur.Şehrin 3000 basamağı bugün hala gayet iyi durumdadır.

Kuruluş amacı ve anlamı bugüne kadar gelmiş olan tartışma konusudur. Günümüze gelmeyi başarmış bilimsel kanıt içerikli çok fazla ipucu bulunmamasından, sadece tahminler yapılabilmektedir. Bu yüzden o zamanlardaki adı bilinemeyen şehir, ismini bugün yakınlarda olan bir dağ zirvesinden almıştır. Şehrin tarım alanı olarak kullanılan teraslardan oluşan bölümleri, Eski Zirve (Quechua dilinde: Machu Picchu) denen dağın eteklerindedir. Şehrin sonunda ise Genç Zirve (Quechua dilinde: Huayna Picchu ) yükselir.


                                                    Meksika'daki Chichen Itza Piramidi

Chichen Itza piramidi (M.Ö. 800 öncesi) Yucatan Yarımadası, Meksika Chichen Itza, Maya medeniyetinin ekonomik ve politik merkezi olarak hizmet vermiş en meşhur Maya tapınak sitesidir. Değişik yapıları –Kukulkan piramidi, Chac Mol Tapınağı, Bin Kolonlar Geçidi, Tutukluların Oyun Sahası – bugün dahi harikulade bir mimari alan ve mekân düzenleme göstergesi olarak kendini göstermektedir. Piramidin kendisi Maya tapınaklarının en sonuncusu hiç şüphesiz en büyüğüdür.
 

Chichen Itza'daki kalıntıların kısmen Toltekler'e, kısmen Mayalar'a ait olduğu sanılmaktadır. Burada her iki kültüre ait motifler görülmektedir. Buradaki en dikkat çeken bina El Castillo (Kale) denilen yerdeki piramidal tapınaktır, 9 katlı ve dört tarafından 91 basamak yükselen bir piramit olup, daha eski bir piramidin üzerine inşa edilmiştir. Bu piramitte yılın günleri ve ayları basamakların ve terasların sayısıyla temsil edilmektedir. Dört yöne yönelik olarak yapılmış olan merdivenlerin ilkbahar ve sonbahar gündönümleriyle ilgili bir rol oynadığı da düşünülmektedir. Güneşin açısıyla oluşan gölgeler, merdivenin alt ve üst kısımlarında başı ve kuyruğu olan ilah tüylü yılanın yeniden canlanışını ve yükselişini simgelemektedir. Bölgedeki diğer kalıntılar, bir gözlemevi ve birkaç mezarın bulunduğu bir piramittir. 52 heykelin bulunduğu diğer piramidin Maya-Toltek takvimindeki 52 zamanı temsil ettiği sanılmaktadır. Kentin 14.yy.'da bilinmeyen bir nedenle terkedildiği sanılmaktadır.


         

 

                                       İtalya'nın Roma kentindeki Kolezyum

Colosseum, Roma'nın sembolü haline gelmiş bir anfitiyatrodur. Asıl adı Flavium Amfitiyatrosu'dur. Colosseum adı eskiden bu eserin yakınında bulunan Nero'nun çok büyük bir heykelinden dolayı verilmiştir. Colosse "çok büyük" anlamına gelir.
70 yılında imparator Vespanianus tarafından başlatılan inşaa işlemi, 82 yılında Titus tarafından bitirilmiştir
.

Amfitiyatro, çevresi 527 metre olan bir elips şeklindedir. 4 katlı olan yapının yüksekliği 50 metredir. En alt katı yerden 4 metre yüksektir. Yapının, imparator için ayrılan ve diğerlerinden daha geniş olan dört ana giriş haricinde 80 adet girişi vardır. Colosseum 50 - 55.000 kişi alabiliyordu. Girişler bu kalabalığı 5 dakikada boşaltabilecek şekilde dizayn edilmiştir.

Yapının dışında traverten, iç kesimindeyse tüf ve tuğla kullanılmıştır. İçerisi üç ana kısma ayrılmıştır. Bunlar; arena, podyum ve mahzen kısımlarıdır. 

Roma İmparatorluğu devrinde sirk oyunları, araba yarışları ve gladyatör gösterileri yapılan Colosseum, 19. yüzyıla kadar dünyanın en büyük anfitiyatrosu idi. Günümüzde bile modern stadyumların mimarilerinde örnek olarak alınmaktadır.



                                                  Hindistan'daki Taç Mahal anıt mezarı

 

Bu çok büyük anıt cami beşinci Müslüman Moğol İmparatoru, Jahan Şahın emir üzerine, vefat eden çok sevdiği karısının hatırasına ve onuruna inşa edilmiştir. Beyaz mermerden yapılan saray duvarlarla çevrili bahçelerin içinde yer almaktadır. Tac Mahal Hindistan’da Müslüman sanatının en mükemmel bir mücevheri olarak kabul edilmektedir. Daha sonra İmparatorun burada hapsedildiği ve Tac Mahal’i koğuşunun sadece küçük bir penceresinden gördüğü söylenmektedir.

Taç Mahal güneşin doğması ile birlikte belli bir an ve açıda yarısı beyaz, yarısı pembe bir hal alıyordu. Tıpkı 350 yıldır ayakta dimdik durduğu gibi bugün de öyle duruyordu.

Dün akşam üzeri bir ara otelin terasına çıkıp daha önce uzaktan izlediğim Taç Mahal’i sabahın ilk ışığı ile birlikte gün doğuşunda görmeye gittim. Aradaki fark filmde görmek ile kendi gözlerimle görmek arası gibiydi. Otelin lobisinde saat altıda buluştuk. Önceden ayarlanmış taksilerle Taç Mahal’e yakın bir otoparka oradan akülerle çalışan arabalarla Taç Mahal’in girişine geldik. Uzun ve geniş avluyu
geçtikten sonra tüm haşmet ve görkemiyle anıtın karşısındaydım. Anıt tam doğu ile batının ortasına inşa edilmişti. Yapılmış olduğu yörenin mermeri ışık ve özellikle güneş ışığı ile farklı açılarda farklı renge bürünürmüş. Önünde yer alan ince uzun havuz tam olarak anıtı ortalamıştı. Güneşin doğması ile birlikte belli bir an ve açıda anıtın yarısı beyaz, yarısı pembe bir hal alıyordu. Tıpkı 350 yıldır ayakta dimdik durduğu gibi bugün de öyle duruyordu. Tek farkı bugün de onu görmeye ilk defa gelen yabancıların hayret dolu bakışlarının olmasıydı. Suların üzerine bile iki rengin yansıdığını söyleyen rehberin ısrarlı göstermelerine rağmen ben o beyaz pembe farkını göremedim. Rehber gördüğüne mi inanıyordu hakikatten görüyor muydu, bilemeyeceğim. Ama İngilizce anlattığı kısa tarih bilgisini kesmek zorunda hissettim kendimi. Merak ettim, acaba sil baştan yapıp en başa dönüp anlatmaya başlayacak mı, yoksa lisana hakim bir şekilde bıraktığı yerden devam mı edecekti? Hemen arkasından öğrendim ki İngilizce ana diliymiş rehberin. Denemekte zarar yok değil mi?

Kahvaltı yapmak üzere otele geri döndüğümüzde turun parçası olarak tekrar Taç Mahal’e gittik. Ve hikayenin tamamını dinleme fırsatı buldum. Genelde saray olarak bilinen bu anıt aslında bir anıt mezar. Ve en önemlisi Şah Cihan’ın karısına olan aşkını dile getirmek için yaptırdığı sözü, bir rivayet. İşin aslı ölüm döşeğinde olan Begüm eşi Şah Cihan’dan üç şey ister. Öncelikle tekrar evlenmemesini, sonra da çocuklarına hem annelik hem de babalık yapmasını... Begüm en son olarak da hem aşklarını tarihe geçirecek, hem de kocasına kendisini hatırlatacak bir anıt yapmasını ister. Yani bu meşhur anıt sipariş üzerine yapılıyor. Begüm isteklerini dile getirip ölüyor ve geriye dördü erkek, ikisi kız altı çocuk bırakıyor. Alışılagelmişliğin dışında üçüncü erkek çocuk diğer erkekleri öldürüp de başa geçince babasını sürgüne Agra Kalesi’ne yolluyor. Yapımı 22 yıl süren anıt Shiraz’dan gelen İshak Efendi tarafından İtalya’dan gelen ustalarla birlikte bitirilince, Şah Cihan ölene kadar kalede hapis kalıyor ve hep anıtı gözlüyor. Yaşlanınca ve gözleri bozulmaya başlayınca dış bükey kocaman bir ayna sayesinde Taç Mahal’i seyretmeye devam ediyor.

Anıt çıkışında insanların çektiği, arkasında sepet ve iki kişinin oturabileceği bisiklete binmek üzere fiyatı sorduğumuzda, yirmi Rupi’den kapıyı açan adam kısa sürede “iki kişi on Rupi” fiyatına teslim olmuştu. Etrafta yüzlerce aynı işi yapan vardı. Hafif rampalı yolda kan revan içinde pedalları çevirirken adamın yarattığı rüzgar sayesinde biz etrafı incelemekle meşgul oluyorduk. Yolda devenin üzerinde bir yerli görünce bir an durduk ve resmini çektim. Devenin üzerindeki adam deveyi aşağı doğru yatırdı ve bizlere elini uzattı. Para istiyordu, zannedersiniz ki Hollywood’da yaşayan bir artistin resmi çekildi. Vermedik. Otobüse varınca bisikleti kullanan adama kıyamadım ve gözlerinin içine bakma riskini alıp ona yüz Rupi uzattım. Topu topu iki dolara denk geliyordu. Gözlerindeki sevinç ve parıltıyı iki dolara başka nerede alabilirdim ki? Adam mutlu, ben mutluydum. Sömürgeci gibi hissetmemek adına vicdanımı biraz rahatlatmak için iki dolarlık huzur satın almıştım, işin gerçeği bu. Dünyanın kaç yerinde iki dolara bu huzur satın alınır ve böyle göz parıldar bilmiyorum. Bileniniz varsa bana da söylesin.

Öğleden sonra Taç Mahal’de mermer işçiliğinin yapıldığı fabrikaya gittik. Tam bir turist tuzağıydı. Düşündüm eskiden İstanbul’a gelen Amerikalı turistler böyle mi hissederlerdi. Acaba halen gelip de böyle hisseden var mı? Ama Hintlilerin öğrenmeleri belli ki bayağı zaman alacaktı. Altı hafta işçilikle iki ustanın yapmış olduğu mermer levha için, işçiliğin neredeyse bedava olduğu bir ülkede yaklaşık bir asgari ücreti temel alarak, kafamda hesabını yapıverdim. Satıcı beş mislini dolar olarak istedi.

Arada söylemeyi unuttum tüm otobüslerin üzerinde koskoca “turist” tabelası konulmuş ve sözde yerliler bunu görünce saygı gösteriyor ve ayak altında dolaşmıyorlar. Bana sorarsanız “kerizler geliyor” diye megafonla yayın yapılsa daha az kazıklanırdık. Dükkana giren yirmi altı kişinin hepsi elleri boş çıkmıştı. Pazarlık etmeye bile değecek fiyat söylenmemişti. Ülke fakirdi, dükkanda çalışanlar vardı, paraya ihtiyaçları vardı ve yirmi altı kişiyi elleri boş dışarı yollamışlardı. Tavsiye edilen turistlerin kendi başlarına küçük dükkanlara güvenlik açısından gitmemesiydi. Tabii ilk fırsatta denedik ve dükkan sahipleri önceden bastırılmış kartları bize takdim ettiler, meğer tüm tur rehberleri yüzde kırk indirim alıyorlarmış. Bu tip küçük dükkanlarda açılış fiyatları diğerlerinden yüzde kırk daha az oluyormuş. Sonuçta mermer ve işçi bolluğu olan bir ülkede ne satsalar işlerine yaramayacak mıydı?...

Akşam olduğunda methini duyduğumuz Amar Villas Oteli’ne bakmaya gittik. Otel yedi yıldızının her birini hak ediyordu. Dışarıdaki fakirliğe rağmen içerisi görkemliydi... “Allah’a en yakın olan ülkede” uyumak üzere odama gittiğimde saatler sabahın ikisini gösteriyordu.

 

 


Dünyanın 7 harikası, başkanlığını İsviçreli Bernard Weber'in yaptığı merkezi İsviçre'de bulunan New7Wonders Vakfı tarafından, 100 milyondan fazla kişinin internetten veya cep telefonu mesajlarıyla 6 yıl içinde www.new7wonders.com internet sitesine verdikleri oylarla belirlendi.
 
Dünyanın yedi yeni harikası ile ilgili detaylı bilgiler ilerleyen dönemlerde sitemizde yayınlanacaktır.
Kaynak: http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=92993
Yorum (14) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

15/11/2007 - GÖKKUŞAĞI HAKKINDA ÖĞRENMEK İSTEDİKLERİNİZ...

Kategori: GENEL COGRAFYA

GÖKKUŞAĞI NASIL OLUŞUR

Su damlası ve yakıcı güneş. İşte gökkuşağı bunlardan oluşur. Atalarımız gökkuşağından çok korkarlardı. Onu Tanrıların elçilerinin geçmesi için yapılmış bir köprü olarak görüyorlardı. Yağmur ve güneş ile ilişkisi ilk olarak milattan önce 310 yıllarında Aristoteles tarafından ileri sürüldü. Günümüzde ise bir sır olmaktan çıktı.

 

Altından geçenin cinsiyetinin değişeceği veya yere değdiği noktada bir küp altın gömülü olduğu lafları sadece şakalarda kullanılıyor. Zaten gökyüzünde sabit bir gökkuşağı oluşmuyor. Herkesin bakış yönüne göre, gördüğü gökkuşağı farklı yerde oluyor. Gökkuşağının görüldüğü yere doğru gidilince görülebildiği sürece kişiye hep aynı mesafede kalıyor.

Gökyüzünde gökkuşağı gördüğünüz vakit biliniz ki, o yağmur damlalarından oluşmaktadır ama güneş kesinlikle arkanızdadır. Güneşin paralel ışınları başınızın üstünden geçerek yağmur damlalarına çarparlar. Yağmur damlaları burada ışığı renklerine ayıracak bir prizma görevi görürler.


Sarı gibi görünmesine rağmen güneş ışığı aslında beyazdır ve bütün renkler onun içindedir. Yağmur damlasının içine girince kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi, lacivert ve mor renklere ayrışır. Mor renk çemberin içinde kırmızı ise en dışındadır.

Yağmur damlası çocukken oynadığımız misket veya bilye gibi küresel saydam bir şekildedir. Güneş ışığı bu kendi tarafındaki yüzeyinden doğrudan içine girer. İçinde renklere ayrışır ve kürenin arka duvarına vurarak gerisin geriye yansır. Işığın damlanın ön yüzünden değil de arka yüzünden yansımasının nedeni içbükey, dışbükey mercek özelliklerindendir.

Ayrışmış renkler, içbükey arka yüzden çeşitli açılarda yansımaları sonucu gözümüze sırayla dizili renklerden oluşmuş bir bant şeklinde görünüyorlar. Gökkuşağını görebilmek için Güneş, biz ve yağmur damlaları, muhakkak belirli bir açıda dizilmek zorundayız. Ama daha önemlisi milyonlarca yağmur damlasından yansıyan ışınların gözümüze geliş açıları mutlaka aynı olmalıdır ki biz gökkuşağını görebilelim.
 
Yağmur damlalarından yansıyan ışınların gözümüzde odaklaşabilmeleri için bir daire şeklinde dizilmiş olmaları gerekir. Aslında o bölgedeki bütün yağmur damlaları gelen ışığı renklere ayrıştırarak yansıtırlar ama sadece bir yarım daire içinde olan yağmur damlalarından yansıyanlar gözümüze odaklaşırlar.

Biz de sadece o yağmur damlalarından gözümüze gelen renklerine ayrılmış ışınları görebildiğimizden gökkuşağını da yarım daire şeklinde görürüz. Bazen bir uçaktan veya yüksek bir dağdan baktığımızda gökkuşağını tam daire şeklinde görmemiz de mümkün olabilmektedir.

Güneş ne kadar yüksekse gökkuşağı dairesi de o kadar aşağı iner. Bunun içindir ki yedi renkli gökkuşağını sabah ve akşam yağışlarından sonra daha çok görürüz.

Genellikle fark edilmez ama gökkuşağı daima içice iki halkadan oluşur. İkinci kuşak pek dikkat çekmez. Bir ikinci zayıf kuşağın daha bulunmasının nedeni bazı güneş ışıklarının su damlasının iç yüzeyine bir kez değil iki kez çarpmalarıdır. Böylece parlaklıklarını yitiren ışıklardan oluşan ikinci gökkuşağı zar zor görülür. Birinci kuşakta kırmızı renk şeridin en dışında iken ikinci kuşakta en içtedir. Diğer renklerin sıralamaları da terstir.

NOT:Daha ayrıntılı bilgiler için tıklayınız.

http://www.biltek.tubitak.gov.tr/merak_ettikleriniz/index.php?kategori_id=4&soru_id=44

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

9/11/2007 - ÇÖZÜMLÜ COĞRAFYA TEST SORULARI

Kategori: GENEL COGRAFYA

ÖSS ‘YE YÖNELİK HAZIRLANMIŞ DERS NOTLARI…

Bu notları mutlaka incelemelisiniz…

·        Grafik Bilgisi (510 KB)

·        Coğrafi Konum ve Etkileri (260 KB)

·        Dünya'nın Şeklinin ve Hareketlerinin Sonuçları (245 KB)

·        Harita Bilgisi (363 KB)

·        İklim Bilgisi - Sıcaklık (419 KB)

·        Basınç ve Rüzgarlar (196 KB)

·        Nemlilik ve Yağış (182 KB)

·        İklim Çeşitleri (390 KB)

·        Türkiye İklimi (178 KB)

·        Türkiye Ekonomik Coğrafyası (245 KB)

·        Nüfus ve Yerleşme (145 KB)

·        Türkiye'nin Coğrafi Bölgeleri (403 KB)

·        İç Kuvvetler (120 KB)

·        Dış Kuvvetler (563 KB)

Cevap Anahtarı (110 KB) için BURAYA tıklayınız.

Kavram dershanelerine ve paylaşıma açan www.cografyasaati.com sitesine teşekkür ediyoruz….

Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

9/11/2007 - KÜRESEL ISINMA VE ETKİLERİ

Kategori: GENEL COGRAFYA

 

 

                                          KÜRESEL ISINMA VE ETKİLERİ

 

     

       

 

Karbondioksit Oranı Artıyor.. Okyanuslar Isınıyor.. Buzullar Eriyor.. Deniz Seviyesi Yükseliyor.. Orman Yangınları Artıyor.. Buzul Tabakaları Parçalanıyor.. Göller Küçülüyor.. Kurak Dönemler Uzuyor.. Irmaklar Kuruyor.. Kış Sıcaklıkları Artıyor.. İlkbahar Erken Geliyor.. Sonbahar Gecikiyor.. Bitkiler Erken Çiçek Açıyor.. Göç Dönemleri Değişiyor.. Yaşam Alanları Farklılaşıyor.. Kuşlar Erken Yuva Yapıyor.. Kıyı Şeritleri Erozyona Uğruyor.. Mercan Resifleri Ağarıyor.. Kar Yığınları Azalıyor.. Bulut Ormanları Kuruyor.. Hastalıklar Yayılıyor.. Amfibiler Yok Oluyor.. Yüksek Enlemlerde Sıcaklıklar Artıyor..

 

 

DÜNYAMIZA NELER OLUYOR?

Gezegenin sağlık durumunu değerlendiren uzmanların elinde, Dünya'nın ısındığını gösteren kesin kanıtlar var. Ve bu kanıtlar, bu ısınmanın hızla gerçekleştiğini ortaya çıkarıyor. Uzmanlar normal koşullar altında jeolojik zaman ölçeğinde meydana gelen olayların, artık insan ömrü kadar kısa bir dönemde gerçekleştiğini dile getiriyorlar.

BM Hükümetler arası İklim Değişikliği Paneli (IPCC), 2001'de yayımlandığı ve bir dönüm noktası oluşturan raporda, geçtiğimiz yüzyıldaki ısınmanın çok büyük ölçüde insan etkinliğinden kaynaklandığını açıkladı. Küresel sıcaklıklar, binlerce yıl öncesindeki dönemlerde olduğundan çok daha hızlı bir şekilde artıyor. Ve iklim modellemeleri, yanardağ ve güneş patlamaları gibi doğal iklim güçlerinin,tüm bu ısınmayı açıklayamadığını gösteriyor.

IPCC, yüzyılın sonuna kadar 1,5 ila 5,5 derecelik bir sıcaklık artışı öngörüyor. Ancak ısınma aşamalı olmayabilir.

Şu anda Alaska'dan, And Dağları'nın karlı zirvelerine kadar her yer ısınıyor, hem de hızla. Sıcaklıklar geçtiğimiz yüzyıldan bu yana, Dünya genelinde 0,6 derece arttı ancak en soğuk, en uzak noktalar daha fazla ısındı.

 

 

BUZULLAR ERİYOR

         

                          2002 deki görüntüsü için mausu resmin üzerine getirin.

Dünya'nın her yanında, buzullar değişime uğruyor. Kilimanjaro'nun ünlü karları,1912'den bu yana %80'in üzerinde eridi. Garhwal'da (Himalaya) buzulları öylesine büyük bir hızla eriyor ki, araştırmacılar Himalayalar'ın orta ve batı kesimlerindeki buzulların, 2035'e kadar yok olacağına inanıyor. Kuzey kutbu'nda deniz buzu, son 50 yılda büyük ölçüde inceldi ve son 30 yılda da kapladığı alan yaklaşık %10 azaldı. NASA'nın düzenli aralıklarla yapılan lazer altimetre ölçümleri, Grönland'ın buz örtüsünün küçüldüğünü gösteriyor. Kuzey Yarıküre'de tatlı su buzları, ilkbaharda çözülmeye, 150 yıl öncesine göre 9 gün erken, sonbaharda donmaya ise 10 gün geç başlıyor.

 

Alaska'nın bazı kesimlerinde, permafrostun (donmuş toprak tabakası) erimesi nedeniyle, yüzeyde neredeyse 5 metrelik çökme meydana geldi. Kuzey Kutbu'ndan Peru'ya, İsviçre'den Endonezya'nın İrian Jaya buzullarına kadar çok büyük buzul alanları, dev buzdağları ve deniz buzları yok oluyor; hem de büyük bir hızla.

 

SULAR YÜKSELECEK

         

Sıcaklıkların artışı paralelinde buzlar eridiğinde, buzullardan ve buz tepelerinden denizlere karışan su artıyor. Okyanusların suları ısınıyor ve hacmi genişliyor. Hükümetler arası İklim Değişikliği Paneli'ne (IPCC) göre, son 100 yılda Dünya genelinde deniz seviyesinde yaşanan 10 ila 20 cm yükselmede, en büyük rolü, bu etkenlerin bileşimi oynadı.

Yükselen deniz seviyesinin, zincirleme gelişen etkileri var. Kıyılar üzerine araştırma yapan uzmanlardan Bruce Douglas, deniz seviyesindeki her bir cm'lik yükselmenin, erozyona bağlı olarak, kumluk kıyı şeritlerinde 1 m genişliğinde yatay bir geri çekilmeye yol açabileceğini hesaplıyor. Dahası tuzlu su, tatlı suya karıştığında, içme suyu kaynakları tehlikeye giriyor ve tarım ürünlerinde sorunlara yol açıyor.

IPCC, 2001 raporunda, bu kadar büyük bir olay meydana gelmese de, yüzyılın sonuna kadar deniz seviyesinin 10 ila 90 cm yükseleceğini öngörüyor. Bu öngörünün en üst sınırı ise yaklaşık 1 metre, Douglas'a göre; korkunç bir felakete yol açabilir.

Kayıtlardaki en sıcak yıllar: 1998-2002-2003-2001-1997

 

 

SERA GAZLARI YÜKSELİYOR

2001 2004

Tans, bana başlıca üç sera gazının karbondioksit, metan ve diazotmonoksitin, 1000 yılından günümüze kadar olan düzeylerini belgeleyen bir grafik gösterdi. Bu üç gaz ile birlikte, Dünya'ya ulaşan ışınımın tekrar uzaya yansıtılması (Dünya'nın soğuması) ve Atmosferdeki ışınımın soğurulması (yüzeye yakın yerlerde tutularak gezegenin ısıtılması) arasında karmaşık bir denge oluşturarak, Dünya'nın ılıman olmasını sağlıyor.

Bu üç gaz olmasaydı Dünya, yörüngesi çevresinde dönen, üzerinde canlı yaşayamayacak kadar soğuk bir
kaya parçasından ibaret olacaktı. Tans ve diğer pek çok uzman, iklim değişikliklerinin temelinde sera gazlarının yattığına inanıyor. Tans:

"Bu gazlar iklim değişikliğinin motoru" diyor.

Bu gazlarla ilgili grafik, temel olarak 1800'lerin ortalarına kadar düz, sonra üçü de tırmanıyor ve yükselme eğilimi 1950'den sonra daha da şiddetleniyor. Ancak 20. yüzyıl, en azından son 1000 yıllık süreçteki en büyük ısınmaya tanık oldu ve bu ısınma sadece doğal güçlerle açıklanamaz. Isınmada , karbondioksit ve atmosferdeki ısıyı tutan diğer

gazların seviyesindeki yükselmenin de etkisi oldu. Gerek sera gazları gerekse sıcaklığın daha da artması bekleniyor.

 

İKLİMLE BERABER CANLILAR VE ÇEVRE DE DEĞİŞİYOR

Yaşam dengesini yitiriyor. Sıcaklıklar arttıkça, mevsimlere ilişkin işaretlerde değişiyor ve yaşam, yer ve zamanda kaymalar gösteriyor. Çiçeklenme, yapraklanma, göç ve doğum gibi doğal süreçlerin zamanlamalarıyla birlikte, canlıların yaşam alanları da değişiyor. Birbirine bağımlı türler örneğin bitkiler ve polenlerini taşıyan böcekler, değişikliklere her zaman aynı uyumu sağlamıyor. Eş zamanlılıkların yitirilmesi risk oluşturabiliyor.

Kuzey Kutup Bölgesi'nde de, iklim hızla değişiyor ve göründüğü kadarıyla hayvanlar ve kuşlar, unun etkilerini hissediyor. Kuzey Kutup Bölgesi'nde, sıcaklıkların artışı paralelinde, buz örtüsünün uyduyla izlenmeye başlandığı 1978'den bu yana, kalıcı deniz buzu her on yıllık dönemde %9 küçüldü. Yılın büyük bölümünü buz üstünde yaşayıp beslenerek geçiren hayvanlar, özelliklede kutup ayıları ve buz fokları açısından deniz buzu kaybının sürmesi felakete yol açabilir. Çevre bilimci Bill Fraser, son 30 yılın 23'ünde Güney Amerika'ya doğru bir parmak gibi uzanan Antarktika Yarımadası'na geldi ve artık, 1300 km'lik yarımadada değişmeyen tek şeyin olağanüstü manzara olduğuna tanıklık edebilir. Antartikanın bu köşesinde, gerek kara, gerekse burada varlık gösteren canlıların tümü, yeryüzünde en hızlı ısınmanın kaydedildiği bölgelerden birinde bulunmaktadırlar. Son 50 yılda, bölgede kış aylarında, ortalama sıcaklık yaklaşık 5,5 derece yükseldi. En göze çarpan değişiklik, Marr Buzulu'nun çekilmesiydi.

20 yıl önce Biscoe, üreyen 2800 asil penguen çiftinin yurduydu. Günümüzde,Biscoe'da üreyen asil penguen sayısı yaklaşık 1000 çifte düştü; Bu, üreyen çift sayısının son 30 yılda 32.000'den 11.000'e indiği, çevre adalarda yaşanan %66'lık düşüşü de yansıtan bir gerçek.

      

Fraser:

"100 yıl önce burası aslında kutup ikliminin hâkim olduğu bir bölgeydi. Bu alan Antarktika'yı
temsil ediyordu. Şimdiyse Güney Kutup Dairesi'ni çevreleyen bölgelerdeki sistemin darbesiyle karşı karşıyayız. Son 30 yıl boyunca bu çatışmayı izledim; Palmer'da kutup iklimi, gerçekten de değişime uğradı. Bu kadar kısa zamanda gerçekleşmesi karşısında şaşkınlık.içindeyim. Benim açımdan aldığım en büyük ders şu: Ekoloji ve ekosistemler, şıp diye parmağını şaklatıyor. Ve jeolojik süreç açısından saniyenin milyarda birinde değişiyor."

Fraser'in, Antarktika Yarımadası'ndaki kılı kırk yaran araştırmaları, sıcaklıklardaki yükselmenin, gezegenin her yanında ekosistemleri nasıl derinden etkileyebildiğine ilişkin ipuçları sunuyor; Hayvanlar, bitkiler ve böcekler yayılım alanlarını kaldırarak, göç tarihlerini öne alarak, çiftleşme ve çiçek açma zamanlarını değiştirerek, gelişen iklim değişimine yavaş yavaş uyum sağlıyor.

 

HAYVANLAR VE BİTKİLER NEREYE KAÇACAKLAR?

2004

 

 

 

1875

Avrupa'daki pek çok bitki 50 yıl öncesine göre, bir hafta erken çiçekleniyor ve sonbaharda yapraklarını beş gün geç döküyor. İngiltere'de kuşlar, 20. yüzyıl ortalarına oranla ortalama dokuz gün erken kuluçkaya yatıyor, kurbağalarsa yedi hafta erken çiftleşiyor. Kuzey Amerika'da ağaç kırlangıçları, 25 yıl öncesine göre ilkbaharda kuzeye, 12 gün erken göç ediyor. Kanada'da kızıl tilkiler, yayılım alanlarını, kutup yönünde yüzlerce km kaydırarak, kutup tilkilerinin topraklarına giriyor. Alpin bitkiler, yükseğe tırmanıyor ve dağ doruklarının yakınında, nadir türleri istila etmeye başlıyor.

 

Dünya iklimi, her dönem soğukla sıcak arasındaki doğal değişimlerin etkisi altında kalmış olsa da, günümüzdeki ısınma eğilimi, çevre bilimcileri farklı nedenlerden dolayı kaygılandırıyor.

Tarihte ilk kez insanlar, değişimi hızlandırıyor gibi görünüyor. Üstelik ısınma o kadar hızlı gerçekleşebilir ki; türler uyum sağlamaya ve yok olmaktan kurtulmaya yetecek zaman dahi bulamayabilir. Dahası, farklı türlerin iklim değişimlerine, farklı biçimlerde tepki vermesi nedeniyle birbirine bağımlı olan canlıların; kuşlar ve besin kaynakları böcekler gibi doğal döngüleri eşzamanlı olma özelliğini yitirebilir. Bu da popülasyonlarında düşüşe yol açabilir.

Şimdilik Dünya'nın büyük bölümü ısındıkça, hayvanlar ve bitkiler daha yüksek enlem ve yüksek rakımlara çekilerek sıcaktan kaçabiliyor. Ancak bu kaçışın da sınırı var ve bu sınırlardan bir bölümü de, insanlar tarafından dayatılıyor. Geçmiş bin yılların aksine, flora ve fauna, hem ısınan hem de 6,3 milyar insan barındıran bir Dünya'ya uyum sağlamak zorunda.

Çevre bilimci Camille Parmesan:

"Geçmişteki büyük iklim değişiklikleri sırasında, insanın neden olduğu olumsuz etkinin boyutları büyük değildi. Türler yer değiştirebiliyordu. Şimdiyse yer değiştirmeye kalkışırlarsa kendilerini bir mısır tarlasında ya da büyük bir kentte bulabilirler."

 

KAYNAK: National Geographic, Eylül, 2004.

www.yaklasansaat.com

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

31/10/2007 - DÜNYANIN EN BÜYÜK ÇÖLLERİ...

Kategori: GENEL COGRAFYA

 

DÜNYANIN EN BÜYÜK ÇÖLÜ BÜYÜK SAHRA

      BÜYÜK SAHRA(AFRİKA)

             

             BÜYÜK SAHRA(AFRİKA)

            

                                                                     BÜYÜK SAHRA

                                       http://tr.wikipedia.org/wiki/Sahra_%C3%87%C3%B6l%C3%BC

 

 

 

              ARABİSTAN ÇÖLÜ(ASYA)

             

              SUUDİ ARABİSTAN ÇÖLÜ

             

                                                   http://tr.wikipedia.org/wiki/Bereketli_Hilal

          

             GOBİ ÇÖLÜ(ASYA)

             

         

             GOBİ ÇÖLÜ(ASYA)

            

                                   http://tr.wikipedia.org/wiki/Gobi_%C3%87%C3%B6l%C3%BC

 

            KALAHARİ ÇÖLÜ(AFRİKA)

           

           KALAHARİ ÇÖLÜ(AFRİKA)

           

                        http://tr.wikipedia.org/wiki/Kalahari_%C3%87%C3%B6l%C3%BC

 

 

             BÜYÜK KUM ÇÖLÜ(AVUSTRALYA)

            

 

             ARİZONA ÇÖLÜ(AMERİKA)

            

                                 http://tr.wikipedia.org/wiki/Arizona#Co.C4.9Frafi_.C3.B6zellikler

 

             TAKLAMAKAN ÇÖLÜ(ASYA)

            

                                                       http://tr.wikipedia.org/wiki/Taklamakan

Sırası

Çöl

Yer aldığı Kıta

Yüzölçümü ( km² )

1

Büyük Sahra

Afrika

9.065.000

2

Arabistan

Asya

1.300.000

3

Gobi

Asya

1.040.000

4

Kalahari

Afrika

580.000

5

Büyük Kum

Avustralya

414.000

6

Arizona

Amerika

370.000

7

Taklamakan

Asya

320.000

8

Karakum

Asya

310.000

9

Namib

Afrika

310.000

10

Tarr

Asya

260.000

 

 

        

 

                                    ÇÖL İKLİMİNİN ETKİLİ OLDUĞU ALANLAR

 

Kaynak: http://payasemlcografya.blogcu.com/4339399/

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

23/9/2007 - KÜRESEL ISINMA

Kategori: GENEL COGRAFYA

Küresel Isınma

İnsanlar artık petrol için degil su için savaşacaklar

 

Küresel ısınma nedir?

"İnsanlar tarafından atmosfere salınan gazların sera etkisi yaratması sonucunda dünya yüzeyinde sıcaklığın artmasına küresen ısınma deniyor.Daha ayrıntılı açıklamak gerekirse dünyanın yüzeyi güneş ışınları tarafından ısıtılıyor.

Dünya bu ışınları tekrar atmosfere yansıtıyor ama bazı ışınlar su buharı, karbondioksit ve metan gazının dünyanın üzerinde oluşturduğu doğal bir örtü tarafından tutuluyor. Bu da yeryüzünün yeterince sıcak kalmasını sağlıyor.Ama son dönemlerde fosil yakıtların yakılması, ormansızlaşma, hızlı nüfus artışı ve toplumlardaki tüketim eğiliminin artması gibi nedenlerle karbondioksit, metan ve diazot monoksit gazların atmosferdeki yığılması artış gösterdi.Bilimadamlarına göre işte bu artış küresel ısınmaya neden oluyor. 1860’tan günümüze kadar tutulan kayıtlar, ortalama küresel sıcaklığın 0.5 ila 0.8 derece kadar artığını gösteriyor.

Bilimadamları son 50 yıldaki sıcaklık artışının insan hayatı üzerinde farkedilebilir etkileri olduğu görüşünde.

Üstelik artık geri dönüşü olmayan bir noktaya yaklaşılıyor.
Hiçbir önlem alınmazsa bu yüzyıl sonunda küresel sıcaklığın ortalama 2 derece artacağı tahmin ediliyor.

2007’nin de dünya genelinde kayıtların tutulmaya başlandığı son 150 yıllık dönem içinde en sıcak yıl olabileceği öngörüsü var.




Peki bu sıcaklık artışı yani küresel ısınma nelere yol açıyor, hayatımızı nasıl etkiliyor?

Dünya iklim sisteminde değişikliklere neden olan küresel ısınmanın etkileri en yüksek zirvelerden, okyanus derinliklerine, ekvatordan kutuplara kadar dünyanın her yerinde hissediliyor.

Kutuplardaki buzullar eriyor, deniz suyu seviyesi yükseliyor ve kıyı kesimlerde toprak kayıpları artıyor.Örneğin 1960’ların sonlarından bu yana Kuzey Yarıküre’de kar örtüsünde yüzde 10’luk bir azalma oldu. 20’inci yüzyıl boyunca deniz seviyelerinde de 10-25 cm arasında bir artış olduğu saptandı.

Küresel ısınmaya bağlı olarak dünyanın bazı bölgelerinde kasırgalar, seller ve taşkınların şiddeti ve sıklığı artarken bazı bölgelerde uzun süreli, şiddetli kuraklıklar ve çölleşme etkili oluyor.

Kışın sıcaklıklar artıyor, ilk bahar erken geliyor, sonbahar gecikiyor, hayvanların göç dönemleri değişiyor. Yani iklimler değişiyor.

İşte bu değişikliklere dayanamayan bitki ve hayvan türleri de ya azalıyor ya da tamamen yok oluyor.

Küresel ısınma insan sağlını da doğrudan etkiliyor
Bilimadamları, iklim değişikliklerinin kalp, solunum yolu, bulaşıcı, alerjik ve bazı diğer hastalıkları tetikleyebileceği görüşünde.

 

 

Yaklaşan tehlikeye karşı " biz ne yapabiliriz?"

 Devlet Olarak küresel ısınmaya karşı yapılabilecekler :

·        Öncelikle Türkiye'nin gerçekçi bir sera gazı değerlerini belirlemek

·        Hidrolik enerjiden en fazla yararlanmak.

·        Rüzgar enerjisi, güneş enerjisi, jeotermal enerji ve diğer yenilenebilir enerji kaynaklarını teşvik etmek.

·        Boş arazileri ağaçlandırmak.

·        Orman yangınlarını kontrol etmek.

·        Termik santrallerde, iyi yakma metotlarını geliştirmek ve kaliteli yakıt kullanmak.

·        Isınma amaçlı yakıtları kontrol etmek.

·        Halkı bilinçlendirmek.

·        Tarım politikasını gözden geçirmek.

·        Turizm planlamasını yeniden yapmak.

Yerel Yönetimlerin küresel ısınmaya karşı yapabilecekleri :

·        İklim değişiminin etkilerini çocuklarımız ve onların çocukları daha çok yaşayacaklar. Bu nedenle, okullarda iklim değişimi konusunda eğitici programlar düzenlemek.

·        Enerji ve su tasarrufunu projelendirerek uygulamaya sokmak.

·        Yeni su kaynakları ve yenilenebilir enerji kaynakları bulmak.

·        Sera gazlarını azaltacak önlemleri ve denetimleri artırmak.

·        Altyapı ve yerleşim planlamalarında iklim değişimi etkilerini göz önüne almak.

·        Büyük şehirlere göçü cazip halden çıkartmak, geri göçü özendirmek.

Birey Olarak küresel ısınmaya karşı yapabileceklerimiz :

·        Evde en çok kullanılan 5 ampülü en az enerji tüketen cinslerle değiştirmek. 2.5 milyon evde yapılan bu uygulama ile 1 yılda 800.000 aracın atmosfere verdiği sera gazına eşdeğer tasarruf yapmış oluyoruz. Aynı zamanda elektrik faturamız da düşük gelecektir.

·        Evlerdeki 2. televizyonları teke indirmeliyiz. Klimaların filtrelerini 3 ayda bir değiştirmeliyiz. Kirlenen filtreler hava akışını yavaşlatacağından cihaz daha fazla enerji harcayacaktır.

·        İşyerinize veya evinize alacağınız yeni ekipmanların mutlaka enerji tasarrufu fazla olanlarını tercih edin.

·        Su kullanımındaki savurganlık, hem enerji tüketimini, hem de su tüketimini artırmaktadır. Örneğin, diş temizliğinde ve traş olurken musluklar mutlaka kapatılmalıdır.

·        Tuvaletlerin sifonları, sızıntılara karşı gözden geçirilmelidir.

·        Ekili hobi bahçenizi mutlaka küçültün. Sulama gerektirmeyen alanları büyütün. Az sulama gerektiren bitkiler dikin.

·        Aracınızı hortumla değil de kova su ile yıkayın.

·        Evinizde ve işyerinizde, kullanmadığınız zamanlarda, TV, radyo, bilgisayar gibi elektronik cihazların fişlerini çekin.

·        Yaz aylarında evinizin güneş alan penceresine beyaz perde takın ve gün boyu kapalı tutun.

·        Ağaç dikin. Her ağaç atmosferden önemli ölçüde sera gazı (CO2) emer.

·        Yakın mesafelere yürüyün. Uzun mesafeler için metro ve tramvayı tercih edin.

·        Tüketimi azaltın.

·        Aracınızı düşük hızda kullanın. "Para sizin olabilir ama dünya hepimizin."

·        Bunları en az beş kişiye anlatın.

 

PAYLAŞIM: YILMAZ SERÇEL 10/F        http://www.kuresel-isinma.org/kuresel-isinma/kuresel-isinma-nedir-kuresel-isinmanin-sebepleri-nelerdir.html

Tüm coğrafya severlerin katkılarını bekliyoruz...Özellikle Kocasinan ATATÜRK LİSESİ öğrencilerinin...

 

Yorum (6) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

LİSE COĞRAFYA DERSLERİ

LİSE-1- COĞRAFYA
LİSE-2- COĞRAFYA
LİSE-3- COĞRAFYA
LİSE-4-COĞRAFYA

ANA SAYFA
ARŞİV

COĞRAFYA ETKİNLİK

LİSE-1- ETKİNLİK
LİSE-2- ETKİNLİK
LİSE-3- ETKİNLİK
LİSE-4- ETKİNLİK


ÖZEL KATEGORİLER

1-OSS HAZIRLIK
2-COĞRAFYA OYUN ANİMASYON
3-KITALAR VE ÜLKELER
4-GÜNEŞ SİSTEMİ
5-TÜRKİYENİN BÖLGELERİ
6-COĞRAFYA VİDEO DERSLER
7-YILLIK PLANLAR
8-ATATÜRK LİSESİ
9-HARİTA ARŞİVİ
10-TARİH DERSİ KONU ÖZETLERİ

COĞRAFYA SUNULARI

LİSE-1- SUNUMLAR
LİSE-2- SUNUMLAR
LİSE-3- SUNUMLAR
LİSE-4-SUNUMLAR


KÜLTÜREL COĞRAFYA


Günlüğüme link vermek için aşağıdaki kodu sitenize ekleyiniz...Banner Değişimi için MSN : aakkbbuulluutt@gmail.com ' a mail gönderebilirsiniz...



cografyalise

LİSE 3. ve 4.SINIF COĞRAFYA ETKİNLİKLERİ İÇİN www.cografyalise.blogcu.com ADRESİNE BEKLİYORUZ.Yukurıdaki Banere tıklamanız yeterli.Sevgiyle kalın(*GÜVEN AKBULUT*)

DOST BLOGLAR



YASAL UYARI


Yasal Uyarı: Bu sitede bulunan konular ve etkinlikler kişisel görüşlerimizdir yüzde yüz doğruluk garantisi verilmez.Yorum farklılıkları olabilir.Bu noktada çıkabilecek sorunlarda sitemiz sorumlu değildir.Sitemizde etkinlik dışı alıntı resim ve konu bölümleri mevcuttur kaynak gösterimi ile ilgili gözden kaçan yada yazılmayan sayfalar için uyarı yapmanızı rica ederiz gerekli düzeltmeler hemen yapılacaktır. Sitemizdeki etkinlik konularının HER HAKKI SAKLIDIR kaynak gösterilerek kullanılması serbest kaynak gösterilmeden ve direk site sayfasının kopyalanarak yayınlanması yasaktır.

Seher AYDIN Yağlıboya Resim Galerisi


COGRAFYAMİZ
Açelya