Geograpy

SİTE İÇİ KATEGORİLER


LİSE -1- COĞRAFYA LİSE -2- COĞRAFYA LİSE -3- COĞRAFYA LİSE -4 - COĞRAFYA LİSE -1/LİSE-2 ETKİNLİK LİSE-3/LİSE-4 ETKİNLİKLER
ÖSS HAZIRLIK VE TEST COĞRAFYA OYUN ANİMASYON MISIR PİRAMİTLERİ TÜRKİYENİN BÖLGELERİ KITALAR VE ÜLKELER GÜNEŞ SİSTEMİ VE GEZEGENLER
YILLIK PLAN ZÜMRELER VE SATRANÇ HARİTA ARŞİVİ DÜNYANIN YEDİ YENİ HARİKASI OKULUMUZ ATATURK LISESI COĞRAFYA VİDEO DERSLER LİSE 1-2-3-4 TARİH


Yasal Uyarı: Bu sitede bulunan konular ve etkinlikler kişisel görüşlerimizdir yüzde yüz doğruluk garantisi verilmez.Yorum farklılıkları olabilir.Bu noktada çıkabilecek sorunlarda sitemiz sorumlu değildir.Sitemizde etkinlik dışı alıntı resim ve konu bölümleri mevcuttur kaynak gösterimi ile ilgili gözden kaçan yada yazılmayan sayfalar için uyarı yapmanızı rica ederiz gerekli düzeltmeler hemen yapılacaktır. Sitemizdeki etkinlik konularının HER HAKKI SAKLIDIR kaynak gösterilerek kullanılması serbest kaynak gösterilmeden ve direk site sayfasının kopyalanarak yayınlanması yasaktır.DİKKAT:Bilgileri bilgisayarınıza indirmek için dosya menüsünden farklı kaydet yaparak kayıt türü metin dosyasını seçerek bilgileri bilgisayarınıza indirebilirsiniz.
ANA SAYFA

23/12/2009 - LİSE 1. SINIF COĞRAFYA DERS SUNUMLARI

COĞRAFYA LİSE -1- DERS SUNUMLARI

 

Sunumlar internet ortamından sağlamış olduğum kaynaklardır.Orijinalliğine dokunulmamıştır.Bazılarının hazırlayanları hakkında bilgi sahibi değilim paylaşım amaçlı müsaadelerine sığınarak yayınlıyorum.Yayın konusunda sıkıntı olması halinde aakkbbuulluutt@gmail.com adresine bildirmelerini rica ediyorum…

 

Coğrafi konum                                                     TIKLAYINIZ

Dış Kuvvetler Akarsular -1-                                TIKLAYINIZ

Dış Kuvvetler  Akarsular -2-                               TIKLAYINIZ

Dış Kuvvetler  Dalga ve Akıntılar                       TIKLAYINIZ

Dış Kuvvetler  Buzullar ve Rüzgarlar                 TIKLAYINIZ

Dış Kuvvetler  Çözülme ,Toprak,Heyelan           TIKLAYINIZ

Dış Kuvvetler  Yer Altı Suları, Karstik şekil.       TIKLAYINIZ

Dünyanın Şekli ve Hareketleri -1-                      TIKLAYINIZ

Dünyanın Şekli ve Hareketleri -2-                      TIKLAYINIZ

Harita Bilgisi                                                        TIKLAYINIZ

Haritalarda yer şekillerinin  gösterilmesi           TIKLAYINIZ

İç Kuvvetler                                                         TIKLAYINIZ

 

 

 

Bu sunumları kaçırmayın gerçekten çok başarılı üniversiteye hazırlık amaçlı faydalanabileceğiniz çalışmalar.Hazırlayan öğretmenlerime tekrardan teşekkür ediyorum…

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

22/12/2009 - TÜRKİYE'NİN SINIR KAPILARI

TÜRKİYE’NİN SINIR KAPILARI

BAĞLADIĞI ÜLKELER

SINIR KAPISI

BULUNDUĞU İL

Türkiye-Gürcistan

Sarp Sınır Kapısı*                      

Artvin-Hopa

Türkiye-Gürcistan

Posof (Türkgözü) Sınır Kapısı

Ardahan-Posof

Türkiye-Ermenistan

Akyaka Sınır Kapısı

Kars-Merkez

Türkiye-Nahcivan (Azerbaycan)

Umut Sınır Kapısı

Iğdır (Dilucu mevkii)

Türkiye-İran

Gürbulak Sınır Kapısı*        

Ağrı-Doğubeyazıt

Türkiye-İran

Kapıköy Sınır Kapısı

Van-Özalp

Türkiye-İran

Esendere Sınır Kapısı

Hakkâri-Yüksekova

Türkiye-Irak

Habur Sınır Kapısı*

Şırnak-Silopi

Türkiye-Suriye

Cizre Sınır Kapısı

Şırnak-Cizre

Türkiye-Suriye

Girmeli Sınır Kapısı

Mardin-Nusaybin

Türkiye-Suriye

Şenyurt Sınır Kapısı

Mardin

Türkiye-Suriye

Ceylanpınar Sınır Kapısı

Şanlıurfa

Türkiye-Suriye

Akçakale Sınır Kapısı

Şanlıurfa

Türkiye-Suriye

Mürşitpınar Sınır Kapısı

Şanlıurfa

Türkiye-Suriye

Karkamış Sınır Kapısı

Gaziantep

Türkiye-Suriye

Çobanbey Sınır Kapısı

Gaziantep

Türkiye-Suriye

Öncüpınar Sınır Kapısı*

Kilis

Türkiye-Suriye

İslâhiye Sınır Kapısı

Hatay

Türkiye-Suriye

Cilvegözü Sınır Kapısı*

Hatay

Türkiye-Suriye

Karbeyaz (Yiğitoğlu) Sınır Kapısı

Hatay (Kapalı)

Türkiye-Suriye

Yayladağı Sınır Kapısı

Hatay

Türkiye-Yunanistan

İpsala Sınır Kapısı

Edirne

Türkiye-Yunanistan

Uzunköprü Sınır Kapısı

Edirne

Türkiye-Yunanistan

Karaağaç-Pazarkule Sınır Kapısı

Edirne

Türkiye-Bulgaristan

Kapıkule Sınır Kapısı*

Edirne

Türkiye-Bulgaristan

Aziziye (Dereköy) Sınır Kapısı

Kırklareli


Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

12/12/2009 - KITALAR VE ÜLKELER SUNU ÇALIŞMALARI

KITALAR COĞRAFYASI DERS SUNUMLARI

 

 

Amerika Birleşik Devletleri TIKLAYINIZ

 

Güney Amerika  TIKLAYINIZ

 

Orta Amerika Ülkeleri  TIKLAYINIZ

 

Kuzey Amerika Ülkeleri  TIKLAYINIZ

 

Avustralya  kıtası TIKLAYINIZ

 

Güney Asya TIKLAYINIZ

 

Kıtalar genel -1 TIKLAYINIZ

 

Kıtalar genel -2 TIKLAYINIZ

 

Kıtalar ve devletler kısa bilgiler  TIKLAYINIZ

 

Kuzey Avrupa ülkeleri TIKLAYINIZ

 

Orta  Avrupa ülkeleri TIKLAYINIZ

 

Türkiye’nin Komşuları  TIKLAYINIZ

 

Orta Doğu ülkeleri TIKLAYINIZ

 

 

Hazırlayanlar hakkında bilgi sahibi değilim müsadelerine sığınarak paylaşım amaçlı yayınlıyorum…


Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

2/12/2009 - COĞRAFYA 9-10-11-12 SINIF YAZILI ÖRNEKLERİ

ATATÜRK LİSESİ TÜM DÖNEM YAZILILARI...

 

Bundan sonra sitemizde okulumuz öğrencileri ve diğer öğrenciler için  ön hazırlık amaçlı yazılı sorularımız yayınlanacaktır.

 


COĞRAFYA YAZILI ÖRNEKLERİ

 

Lise 1.sınıf coğrafya yazılı örnekleri 1.Dönem 1.yazılı  TIKLAYINIZ

 

Lise 2.sınıf coğrafya yazılı örnekleri 1.Dönem 1.yazılı  TIKLAYINIZ

 

Lise 3.sınıf coğrafya yazılı örnekleri 1.Dönem 1.yazılı  TIKLAYINIZ

 

Lise 3.sınıf coğrafya yazılı örnekleri 1.Dönem 2.yazılı  TIKLAYINIZ

 

Lise 4.sınıf coğrafya yazılı örnekleri 1.Dönem 1.yazılı   TIKLAYINIZ


Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

13/11/2009 - GEOGRAPHY FORUM BÖLÜMÜ

GEOGRAPHY FORUM BÖLÜMÜ

 

LİSE 1 -2-3-4 COĞRAFYA DERS NOTLARI

 

Sizden gelen dokümanları artık burada yayınlamaya başlıyoruz.Elinizdeki dokümanları paylaşmak isterseniz aakkbbuulluutt@gmail.com adresine yollayabilirsiniz…

 

LİSE-1-2-3-4 Word ve Pdf formatlı konular

 

 

Lise 1.sınıf coğrafya notları word formatında çok iyi  TIKLAYINIZ

 

Coğrafya nedir bölümleri ilkeleri TIKLAYINIZ

               

Dünya ve Evren dünyanın oluşumu Samanyolu galaksisi TIKLAYINIZ

 

Dünyanın Şekli ve sonuçları TIKLAYINIZ

 

Yeryuvarlağı ve evren dünyanın şekli ve hareketleri TIKLAYINIZ

 

Dünyanın şekli ve hareketleri TIKLAYINIZ

 

Matematik ve özel konum TIKLAYINIZ

 

Coğrafi konum Paralel ve Meridyen TIKLAYINIZ

 

Coğrafyanın konusu konum ,paralel meridyen, TIKLAYINIZ

 

Harita bilgisi TIKLAYINIZ -1

 

Harita bilgisi  TIKLAYINIZ -2

 

Harita bilgisi TIKLAYINIZ -3

 

İzohipsler ve özellikleri TIKLAYINIZ

 

Türkiye  dilsiz harita seti TIKLAYINIZ

 

Atmosfer ve katmanları   TIKLAYINIZ

 

Sıcaklık dağılışını etkileyen faktörler TIKLAYINIZ

 

İklim tipleri dünyada görülen iklimler  TIKLAYINIZ

 

İklim çeşitleri dünyada görülen iklimler  TIKLAYINIZ

 

İklim tipleri görsel destekli notlar TIKLAYINIZ

 

İklim Bilgisi İklim elemanları TIKLAYINIZ

 

İklim bilgisi ve sıcaklık TIKLAYINIZ

 

Basınç ve Rüzgarlar TIKLAYINIZ

 

Nemlilik ve yağış TIKLAYINIZ

 

Nemlilik ve yağış -2 TIKLAYINIZ

 

Erozyonun tanımı ve çeşitleri TIKLAYINIZ

 

Yerin yapısı ve oluşum süreci jeolojik zamanlar Levha tektoniği  TIKLAYINIZ

 

Zayıf kuşaklar Levhalar TIKLAYINIZ

 

İç kuvvetler TIKLAYINIZ-1

 

İç kuvvetler TIKLAYINIZ-2

 

Topografya ve kayaçlar(Taşlar ve özellikleri)  TIKLAYINIZ

 

Türkiye’nin yer şekilleri ve oluşumları TIKLAYINIZ

 

Türkiye’nin Bölgeleri ve özellikleri TIKLAYINIZ

 

Türkiye’nin iklimi ve özellikleri Türkiye’de görülen iklim çeşitleri TIKLAYINIZ

 

Türkiye’nin iklimi ve özellikleri TIKLAYINIZ

 

Türkiye’nin İklim ve Bitki örtüsü TIKLAYINIZ

 

Türkiye’nin akarsuları ve özellikleri TIKLAYINIZ

 

Yeryüzünün şekillenmesi Dış Kuvvetler  TIKLAYINIZ

 

Dış kuvvetler  TIKLAYINIZ

 

Dış kuvvetler görsel destekli ders notları Akarsu,Buzul,Dalga vb )TIKLAYINIZ

 

Boğaz ve kanallar harita çalışması TIKLAYINIZ

 

Nüfus ve nüfus coğrafyası TIKLAYINIZ

 

Nüfus ve yerleşme nüfus piramitleri TIKLAYINIZ

 

Nüfus ve yerleşme TIKLAYINIZ

 

Grafik bilgisi grafiklerin yorumlanması TIKLAYINIZ

 

Lise 3 coğrafya etkinlik defteri harika bir kaynak TIKLAYINIZ

 

Lise 3 Üretim Tüketim,Dağıtım ders notları TIKLAYINIZ

 

Biyolojik çeşitlilik pdf  TIKLAYINIZ

 

Ekosistem pdf  TIKLAYINIZ

 

PDF notların cevap anahtarı kavram dershanesi notları TIKLAYINIZ

 

Bu notları indirmenizi tavsiye ediyorum bir çok öğrencimiz için iyi bir kaynak oluşturacak özellikte emek dolu çalışmalardır.Hazırlayan öğretmenlerimize sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.Müsaadelerine sığınarak paylaşıma açıyorum.Paylaşım ile ilgili bir sorunda lütfen bildiriniz …


Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

11/11/2009 - LİSE 1-2-3-4 COĞRAFYA KONU ANLATIMI VE TEST ARŞİVİ

LİSE  1-2-3-4 .SINIF COĞRAFYA TEST ARŞİVİ

 

Coğrafi konum – paralel ve meridyenler

 

Dünyanın şekli ve hareketleri

 

Harita bilgisi

 

Atmosfer ve iklim bilgisi,nemlilik,basınç,rüzgarlar vb

 

İç ve dış kuvvetler

 

Beşeri coğrafya ,Grafikler ,Bölgeler


ÖSS ‘YE YÖNELİK HAZIRLANMIŞ DERS NOTLARI ve TESTLER


Bu notları mutlaka incelemelisiniz…

·         Grafik Bilgisi (510 KB)

·         Coğrafi Konum ve Etkileri (260 KB)

·         Dünya'nın Şeklinin ve Hareketlerinin Sonuçları (245 KB)

·         Harita Bilgisi (363 KB)

·         İklim Bilgisi - Sıcaklık (419 KB)

·         Basınç ve Rüzgarlar (196 KB)

·         Nemlilik ve Yağış (182 KB)

·         İklim Çeşitleri (390 KB)

·         Türkiye İklimi (178 KB)

·         Türkiye Ekonomik Coğrafyası (245 KB)

·         Nüfus ve Yerleşme (145 KB)

·         Türkiye'nin Coğrafi Bölgeleri (403 KB)

·         İç Kuvvetler (120 KB)

·         Dış Kuvvetler (563 KB)

Cevap Anahtarı (110 KB) için BURAYA tıklayınız.

 

ÖSS HAZIRLIK SORU BANKASI VE KONU TESTLERİ 

Güncellenmiş link için TIKLAYINIZ

öss coğrafya konu anlatımı ve testler

Öss hazırlık coğrafya ders notları 

Coğrafya soru bankası-2-

Coğrafya'da Grafik Bilgisi Yorumlama

ÖSS sınavı coğrafya'ya nasıl çaılışmalıyız

Öss sınavına yönelik çözümlü 781 adet ülkeler coğrafyası test sorusu

Öss hazırlık 1981-2007 coğrafya öss soruları

Kıtalar ve ülkeler test soruları

Öss hazırlık test soruları,İklim,İç kuvvetler,Dış kuvvetler, karışık testler 

Öss hazırlık test soruları

LİSE 1. SINIF ÖSS HAZIRLIK TEST SORULARI

Yıllık Hareket 1                             Test   Yanıtlar 

Coğ. tanımı dünyanın şekli         Test   Yanıtlar                   

Günlük Hareket                            Test   Yanıtlar                   

Harita Karma                                Test   Yanıtlar

Haritalarda Hesaplama                Test   Yanıtlar                   

Harita ve Ölçek                            Test   Yanıtlar

Yüzey şekillenin göst.                 Test   Yanıtlar                    

Yerel saatler                                 Test   Yanıtlar

 

 Umarım işinize yarar.Paylaşım amaçlı internetten toparlanmıştır...

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

7/11/2009 - DÜNYADA GÖRÜLEN BİTKİ ÖRTÜLERİ VE ÖZELLİKLERİ

Kategori: GENEL COGRAFYA

DÜNYAYI KAPLAYAN ÖRTÜ:

 

BİTKİLER

 

Dünya Bitki Örtüsü Haritası

 

Dünya üzerindeki iklim tiplerine bağlı olarak bitki örtüsü ekvatordan kutuplara doğru:

 

1.      Geniş yapraklı ormanlar

2.      Savanlar

3.      Kaktüs

4.      Bozkır

5.      Maki

6.      Orman-çayır

7.      İğne yapraklı ormanlar

8.      Tayga ormanları

9.      Tundra  şeklinde sıralanır.

 

 

v      Her bitkinin kendine has bir iklim özelliği vardır. Başka bir ifadeyle benzer iklim şartlarında benzer bitki türleri görülür.(kutup iklimi hariç)

v      Farklı bölgedeki iklimin benzerliği tabii bitki örtüsünün benzerliğini kanıtlar.

v      Yer şekillerinin kısa mesafeler dâhilinde değişmesi bitki örtülerinin de kısa mesafeler dâhilinde değişmesini sağlar.

v      Bitki örtüleri yeryüzüne dağılışlarında aralıksız kuşaklar oluşturmazlar.

v      Enlem farkı arttıkça ve farklı enlemlerden oluştukça bitki örtüsü de çeşitlenir.

v      Bitki örtüsü iklimin bir nedeni değil iklimin bir sonucudur.

 

 

Yeryüzünde Bitki Örtüsünün Dağılışını Etkileyen Faktörler

 

1-İklimin Etkisi

 

a)Yağış Faktörü:

Yağış bir yerdeki bitki yoğunluğunu yani bitkilerin ot, çalı veya ağaç olmasını ve bunların miktarının az ya da çok olmasını belirler.

Her bitkinin istediği su miktarı farklıdır. Yağışlı bölgelerde gür bitki toplulukları görülürken kurak bölgelerde bitki örtüsü seyrekleşir, çöllerde kurakçıl ve seyrek bazı otlara ve çalılara rastlanır.

b)Sıcaklık faktörü:

 Bitkilerin gelişebilmesi için belli bir sıcaklığın olması gerekir. Sıcaklık bir yerdeki bitki türlerini belirler örneğin ağaçların iğne yada geniş yapraklı olmasını belirler.  Sıcak orta kuşakta her tür bitki yetişme alanı bulabilirken soğuk kutup bölgelerinde ve yükseklerde düşük sıcaklık şartları nedeniyle bir çok bitkiye rastlanmaz.

 

2-Yer Şekillerinin Etkisi

Dağ sıraları ve dağların uzanışı bitki örtüsünün yayılışını etkiler. Kıyıya paralel uzanan dağlar deniz etkisini iç kesimlere sokmadığı için iç kesimler bitki bakımından fakirleşirken, dağların denize bakan yamaçları daha zengin bitki örtüsüne sahip olur.

Yükseklere çıkıldıkça sıcaklıklar azaldığı için bitki örtüsü türü ve yoğunluğu azalır. Belli bir yükseltiden sonra artık bitki yetişmez.

Eğimli yamaçlarda gür bitki örtüsü görülür çünkü düz alanlar insanlar tarafından işgal edilmiştir.

Bakı bitki örtüsünün yayılışında en önemli faktörlerden birisidir. Güneşe dönük yamaçlar uygun sıcaklık şartları sayesinde hem bitki türü hem de bitki yoğunluğu bakımından daha zengindir.

 

3-Toprak Faktörü

 Bitkiler kökleriyle toprakta tutunur ve gıdalarını topraktan alırlar. Bu nedenle yeterli kalınlıkta toprak örtüsü olmayan yerlerde bitkilerde yaşayamaz.

Toprağın yapısı; Toprağın yapısı, üzerinde yetişen bitki türünü belirleyebilir.

Toprağın dokusu; Toprağın sık ya da gevşek oluşu bitki oluşumunu etkiler

 

4-Biyotik Faktörler

Tarih boyunca insanlar yaşam faaliyetleri nedeniyle çevrelerindeki bitki örtüsünü sürekli değiştirmişlerdir. İnsanların bitki örtüsü üzerindeki etkileri daha çok olumsuz olmuştur.

İnsanlar, çeşitli açılardan bitki örtüsü üzerinde etkili olmuştur.

 

Olumsuz etkiler       

Savaşlar, Tarım alanı açma, Yakacak ihtiyacı, Orman yangınları, Hayvan otlatma, Yol yapımı, Orman alanlarını imara açma, Sanayileşme

 

Olumlu Etkiler

Bitki türlerinin yayılması, Bitki türlerinin korunması, Bitki türlerinin geliştirilmesi, Çeşitli hayvan türleri bitkilerin farklı yörelere taşınması sayesinde bitki yayılışına etkide bulunur. Bitkilerin tozlaşmasına katkıları vardır (Meyve bahçelerinde arı bulundurulması)

 

BİTKİ TOPLULUKLARININ COĞRAFİ DAĞILIŞI

Ekvatoral yağmur ormanları

Amazon Havzası, Senegal’den Gine körfezine kadar olan saha Kongo Havzası, Güneydoğu Asya adaları 
                         
Muson Ormanları

Güneydoğu ve Doğu Asya’da Hindistan, Japonya, Tayland, Vietnam,Endonezya, Doğu Çin,  Kore, Avustralya’nın kuzeybatısı, Filipinler, Güneydoğu Afrika    
              
Orta Kuşağın Karışık Ormanları

Batı Rüzgarları sebebiyle Ilıman Kuşak karalarının batısında görülür (Batı ve K.Batı Avrupa, Amerika’nın batısı). Yurdumuzda ise Karadeniz kıyılarında etkilidir

               

Tayga Ormanları

Deniz etkisinden uzak kara içlerinde ve ılıman kuşak karalarının doğu kıyılarında (soğuk su akıntısından dolayı) görülür. Orta ve doğu Avrupa Asya’nın kuzeyi(Sibirya) Kanada ve ABD nin kuzeyinde görülür.

              

Maki

Akdeniz’e kıyısı olan ülkeler  (Libya, Mısır ve Lübnan hariç. Buralarda görülmeme sebebi yer şekillerinin engebesiz olmasıdır.), Avustralya’nın güneybatısı, G. Afrika Cumhuriyetinde Kap bölgesi, Şili’nin orta kesimleri  Kuzey Amerika’da Kaliforniya çevresinde etkilidir.

En geniş anlamıyla 30-40 derece enlemleri arasında kıtaların özellikle batı kıyıları


             

Savan

Güney ve Orta Afrika, Sudan,Güney Amerika‘da Brezilya’daVenezüella, Kolombiya, Peru ve Bolivya’da etkilidir. Ekvatoral iklim ile çöl iklimi arasında (10-20° kuzey ve güney enlemleri arasında görülü

Bozkır(Step)
Sıcak ve ılıman kuşak kara içlerinde görülür. Yurdumuzda İç Anadolu Bölgesinde ve Ergene Bölümünde görülen karasal iklim buna örnektir. 


Çayır

Batı Rüzgarları sebebiyle Ilıman Kuşak karalarının batısında görülür (Batı ve K.Batı Avrupa, Amerika’nın batısı). Alpin çayırlar dağların yüksek kesimlerinde görülür

 

Tundra

Sibirya, İskandinavya Yarımadasının kuzeyinde, Kanada’nın kuzeyinde,

Grönland adasının kıyı kesimleri.Yaklaşık olarak 70-80 enlemleri çevresinde görülür.Güney yarımküredeki etki alanı KYK dekine oranla çok azdır bunun nedeni GYK de okyanusların geniş alan kaplamasıdır. 

Çöl Bitkileri

Kızılkum (Özbekistan), Karakum (Türkmenistan), Gobi (Moğolistan), Taklamakan (Çin) , Arizona (A.B.D) çölleri,Kuzey AfrikaArap yarımadasıAvustralya’nın iç kesimleri


                              

Yeryüzünde Oluşan Bitki Formasyonları

 
Ağaç Formasyonu

Ormanların temel unsuru ağaçtır. Ağaçların oluşturduğu topluluklara orman denir.

Yağış, sıcaklık ve toprak şartlarının elverişli, yetişme devresinin uzun olduğu her yerde ağaç yetişir. Yağış azlığı, şiddetli buharlaşma ağaç yetişmesine engel olur. Ormanların temel unsurudur.

        

Başlıca Orman Türleri

Yaprak biçimine göre: yayvan yapraklı ormanlar, iğne yapraklı ormanlar 

1-Ekvatoral Yağmur Ormanları            

2-Muson Ormanları   

3-Orta Kuşağın Karışık Ormanları                                     

4-Tayga Ormanları  

                                      

Çalı Formasyonu

Maki, Garig ve Psödomaki

 

Maki

Karakteristik özellikleri, kışın yapraklarını dökmemeleri ve yaz kuraklığına dayanıklı olmak için yaprak, gövde ve kök sistemlerinin su kaybını önleyecek yapıda olmalarıdır. Genelde Akdeniz ikliminin hakim olduğu yerlerde ve orman tahribinin yoğun olduğu sahalarda ince gövdeli, sert, bazen kenarları dikensi, cilalı daimi yeşil yapraklı 2-3 m. boyları olan, çalı görünüşlü ya da ağaççık şeklindeki bitki toplulukları maki formasyonu olarak adlandırılır.


Başlıca Maki Türleri

Filarya, Zakkum, Laden, Katırtırnağı, Ardıç Sumak, Harnup (keçi boynuzu),  Sandal,  Mersin, Kocayemiş, Pırnal Meşesi, Funda, Defne, Menengiç Sakız ağacı,Ilgın, Yabani zeytin,(deli, delice)      

Garig

Garig formasyonu, Akdeniz ikliminin hakim olduğu alanlarda ancak toprak şartlarının daha elverişsiz eğimlerin daha fazla ve yağışların daha az olduğu kesimlerde ayrıca makilerin tahrip olduğu sahalarda görülür.. Bunlar son derece kurakçıl bitki topluluklarıdır. Başlıca türleri kermez meşesi, akçakesme, kekik, adaçayı,laden, katran ardıçı ve gevendir.

 

Psödomaki(Yalancı maki-yalancı çalı)

Ormanların tahrip edildiği yerlerde oluşan yalancı çalı  türleridir. Kışın yapraklarını dökerler.

                                                                            

Ot Formasyonu

İklim,toprak ve yer şekilleri gibi şartların ağaç yetişmesine olanak vermediği yerlerde, belirli zamanlarda yağan yağışa veya tamamı toprağın derinliklerine sızmayan suya bağlı olarak yetişen ot cinsinden bitkilerin oluşturduğu topluluktur.

 

Savan

Savanlar uzun süre yeşil kalan , gür ve uzun boylu ot topluluklarıdır. Savan bitki örtüsü içinde yer altı sularının yüzeye çıktığı yerlerde ve akarsu boylarında ormanlar görülür.

Kurak mevsimin uzun sürdüğü tropikal bölgelerde görülen, tek tük ağaçlar serpili büyük çayırlardan oluşan bitki topluluğu, Güney Afrika'da ve Doğu Afrika'da başlıca bitki topluluğu olan, boyları yer yer iki metreyi bulabilen köksaplı bitkilerden ve buğdaygillerden oluşur.

 
  

Step(Bozkır)

İlkbahar yağışlarıyla yeşeren, yaz başlarında kuruyan küçük boylu ot topluluğudur.

Bozkır bitki örtüsü içinde geven , deve dikeni, gelincik, çoban yastığı gibi bitkiler yer almaktadır. Yağışların daha az mevsimler arasındaki sıcaklık farklarının daha fazla olduğu alanlar ot formasyonunun geliştiği sahalardır.

Steplerin bir kısmı doğal olurken bir kısmı da ormanların insanlar tarafından tahribi sonucu ortaya çıkmıştır. (Bu şekilde oluşan bozkıra Antropojen Bozkır denir)İç Anadolunun orta bölümü (Konya ve Ereğli havzaları, Tuz gölü çevreleri) asıl step sahasıdır.
Step formasyonunun gelişme gösterdiği bu bölümde yağışlar 250 mm. altına düşer.

Bu sahada görülen bitkiler kendilerini kurak şartlara son derece adapte etmişler ve keçe gibi tüylü dikenli, az yapraklıdırlar.

 

Çayır

Çayırlar genellikle düz ve taban suyu yüksek olan taban arazilerde teşekkül etmişlerdir. Toprak uzun süre nemli olduğundan bitki örtüleri sık ve yüksek boyludur.

Sık ve yüksek boylu olan bitki örtüleri sıkı bir çim kapağı meydana getirerek toprağı sıkıca tutar.

Aktif büyüme döneminde yapraklar tüm yüzeyi kapatır.

Biçilerek değerlendirilen bu alanlardan elde edilen ot kış aylarında hayvanlara verilir.

 

Alpin Çayırlar

Genellikle dağların yüksek kesimlerinde orman örtüsünün üst sınırından sonra ortaya çıkan ot örtüsüdür  olarak bilinir. Ülkemizde Alpin çayırlar dağların 2100 m. den sonraki kesimlerde görülmeye başlar.

İlkbahar ve yaz mevsimlerinde karların erimesi ile ortaya çıkan bu çayırlar rengarenk açan çiçekleri yanında yer yer de  1 m.'yi bulan uzun boyları ile dikkat çekerler.

 

Tundra

Yosun ,ot ve cılız çalılıklardan oluşan bitki örtüsüdür. Tundra, kutba en yakın bitki örtüsüdür.

Kuzey ülkelerinde rastlanan, yapısına likenlerin de katıldığı bodur ot toplulukları. Tundralar yılın dörtte üçünden uzun bir süre karlarla örtülü kalır. Bunun için kutup bölgesi dışında yetişen bazı ağaçlara burada ancak bodur çalılar halinde rastlanır. Kutup söğüdü ve bodur huş bunlara misal verilebilir.

Hakim bitki topluluklarını karayosunları ve likenler (Ren geyiği likenleri vs.) meydana getirir.


Yorum (26) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

6/11/2009 - TARİH LİSE 1-2-3-4 KONULARI

TARİH DERSİ ÖZET KONULAR


Tarihe giriş ,tarih biliminin özellikleri  TIKLAYINIZ

Tarihin başlangıcı ve tarih çağları  TIKLAYINIZ

İlk Çağ medeniyetleri TIKLAYINIZ

Orta Asya Türk Tarihi TIKLAYINIZ

İslam Tarihi  TIKLAYINIZ

İlk Müslüman Türk Devletleri TIKLAYINIZ

Anadolu'da kurulan ilk Türk Beylikleri ve Anadolu Selçuklu Devleti   TIKLAYINIZ

Türk İslam Devletlerinde Kültür ve Medeniyet TIKLAYINIZ

Ortaçağ Avrupa Tarihi  TIKLAYINIZ

Yeni Çağda Avrupa  TIKLAYINIZ

Yakın Çağ'da Avrupa TIKLAYINIZ

Osmanlı Devleti Kuruluş Dönemi TIKLAYINIZ

Osmanlı Devleti Yükselme  Dönemi TIKLAYINIZ

Osmanlı Devleti Duraklama Dönemi TIKLAYINIZ

Osmanlı Devleti Gerileme  Dönemi TIKLAYINIZ

Osmanlı Devleti Dağılma Dönemi TIKLAYINIZ

Osmanlı Devleti Kültür ve Medeniyet (1) TIKLAYINIZ

Osmanlı Devleti Kültür ve Medeniyet (2) TIKLAYINIZ

Osmanlı Devleti Demokratikleşme Çabaları TIKLAYINIZ

Trablusgarp ve Balkan Savaşları TIKLAYINIZ

1.Dünya Savaşı TIKLAYINIZ

Mondros Ateşkes Antlaşması TIKLAYINIZ

İzmir'in İşgali TIKLAYINIZ

Mustafa Kemal'in Hayatı TIKLAYINIZ

Kongreler Dönemi TIKLAYINIZ

Son Osmanlı Mebusan Meclisi - Misaki Milli -TBMM  açılışı TIKLAYINIZ

Sevr Barış Antlaşması TIKLAYINIZ

Cepheler TIKLAYINIZ

Mudanya ve Lozan  TIKLAYINIZ

Cumhuriyetin İlanı,Halifeliğin Kaldırılması, Anayasalar TIKLAYINIZ

Hukuk Alanında İnkılaplar TIKLAYINIZ

Eğitim Kültür Alanında İnkılaplar TIKLAYINIZ

Toplumsal Alanda İnkılaplar TIKLAYINIZ

Ekonomik Alanda İnkılaplar TIKLAYINIZ

Atatürk Dönemi Dış Siyaseti TIKLAYINIZ

Atatürk Dönemi Düşünce Sistemi ve Atatürk İlkeleri TIKLAYINIZ

ıı.Dünya Savaşı TIKLAYINIZ


Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

6/11/2009 - YER KABUĞUNU OLUŞTURAN TAŞLAR VE ÖZELLİKLERİ

Kategori: ARSIV

TAŞLAR VE ÖZELLİKLERİ

Çeşitli minerallerden ve organik maddelerden oluşan katı, doğal maddelere TAŞ ya da KAYAÇ denir.
Kayaçlar genelde iki veya daha fazla mineralin bir araya gelmesiyle oluşur.Yer üstünde ve içinde bulunan tüm taşların kökeni mağmadır.

Bir nehir kenarında gezerken kumlar arasındaki çakılların renk ve  şekil bakımından çok farklı  olduğunu görürüz. Bu durum bize kayaların farklı  ortamlarda oluştuğunu gösterir. Örneğin bazı kayalar göl ve deniz  içerisinde çökelip oluşurken, bazıları  da magmanın hızlı bir şekilde soğuması ile oluşmaktadır.

İnsanlar ilkçağlardan beri bu kayaları, kesici av aletleri, süs eşyaları, kap kacak ya da mesken yapımı  gibi çok farklı  alanlarda kullanmışlardır. Bugünde kayaçlar  hayatımızda çok farklı alanlarda kullanılmaktadır.
Kayaların Yer Şekillerine Etkileri
Kaya ne kadar sert olursa aşınmaya karşı o kadar dirençli olur. Örneğin bazalt ya da granit gibi dirençli kayalar üzerinde daha dik yer şekilleri gelişirken, kum taşı ve marngibi yumuşak kayaçların bulunduğu sahalarda daha düz ya da basık şekiller oluşmaktadır. 
Vadi kenarlarında dirençli kayaların bulundukları  yerlerde daha  dik  yamaçlar bulunurken, yumuşak kayaçların bulundukları yerlerde daha eğimli yamaçlar yer alır.

Geçirimli kayaçlar içinden suyun geçmesine olanak sağlar. Geçirimsiz kayaçlar ise suyun sızmasını  engelledikleri için buralarda yüzeysel akış oldukça  fazladır. Kireç  taşı, dolomit, jips ve anhidrit gibi eriyebilen kayaçların  bulundukları  saha da  yeraltı  sularının etkisiyle karstik şekiller gelişmektedir.
Kayalar ve Mineraller

Yer kabuğu içerisinde yer  alan elementler bir araya gelerek  mineralleri oluşturmaktadır. Minerallerin katı  halde bir araya gelmesiyle kayaçlar oluşmaktadır.Kayaçlar genellikle iki  ya da daha fazla mineralin  bir araya gelmesinden oluşur.

Örneğin: granit; kuvars, mika ve feldspattan oluşan bir kayaçtır. Bununla  birlikte  yalnız  bir mineralden oluşan kayaçlar da vardır. Kalker sadece kalsiyum karbonat  (CaCO3) mineralinden oluşmaktadır. Yer kabuğundaki kayaçlardan birçoğu milyonlarca yıl  süren bir süreçle oluşmuştur. Ancak volkanik sahalarda püskürerek yeryüzüne çıkan lavlar atmosfer ile temas ederek kısa bir zamanda katılaşıp volkanik kayaçları oluşturur.

TAŞLAR ÜÇ GURUPTA İNCELENİR

KAYAÇLAR
1-Katılaşım (Magmatik) Kayaçları

a. İç Püskürükler
b. Dış Püskürükler

2-Tortul (Sedimenter) Kayaçlar
a. Kimyasal Tortul Kayaçlar
b. Kırıntılı Tortul Kayaçlar
c. Organik Tortul Kayaçlar

3-Başkalaşım (Metamorfik) Kayaçlar

1. KATILAŞIM KAYAÇLARI (Magmatik – Püskürük Kayaçlar)

Katılaşım kayaçlar mantodan gelen yüksek sıcaklıkta, eriyik haldeki magmanın, yerkabuğu içerisinde ya da yeryüzüne çıkarak soğuması ile oluşur. Magma soğurken genellikle çeşitli kristaller meydana getirir. Katılaşım kayaçları oluştuğu yere göre İç Püskürükler ve Dış Püskürükler diye ikiye ayrılır

 a. İç Püskürük Kayaçlar (Plütonik Kayaçlar):

İç püskürük kayaçlar magmanın  yer  kabuğunun derinliklerinde soğumasıyla oluşmaktadır. Granit, diyorit ve  gabro başlıcalarıdır. Granit, bunlar içinde en yaygın olanıdır. 

Yerkabuğu içinde yavaş yavaş soğuyan magma iri kristaller geliştirir. Elinize bir granit aldığınızda kendisini oluşturan kuvars, feldspat ve mikaları  çıplak  gözle ayırt edebilirsini

        
                    GRANİT                                                                      SİYANİT                      
İç püskürükler yer kabuğunun 2  km den daha derinde oluşmaktadır. Bugün üzerindeki kalın örtülerin aşınarak ortadan kalkması  ile iç püskürükler yeryüzünde görülmektedir.Asit bileşimli bir iç püskürük kaya olan granitler üzerinde de ilginç yer şekillerigelişmektedir. Nemli iklim bölgelerinde dirençli bir kaya olan granitler, nemli iklimbölgelerinde ise zayıf bir kayaca dönüşür. Bu kayaçlar içerisinde yer alan feldspatlar su ile temas edince kolayca çözünmeye uğrar. Bu kayalar üzerinde nemli iklimbölgelerinde   tor topografyası  adı  verilen yer şekilleri gelişir. Tor topografyasına İskoçya’nın  kuzeyinde yaygın olarak rastlanılır. Türkiye’de Uludağ üzerinde de tor topografyasına rastlanmaktadır.

b. Dış Püskürük Kayaçlar:
Dış püskürükler, yüzeye kadar ulaşan magmanın yeryüzünde soğuması ile oluşmaktadır. Bazalt,  andezit ve  riyolit başlıca dış  püskürük  kayaçlarıdır. Ayrıca volkan camı (obsidiyen), sünger taşı ve tüfler de yeryüzünde magmanın soğuması ile oluşur. 

Dış püskürük kayaçlar yeryüzünde hızlı bir şekilde soğuduğu için ince kristallidir. Örneğin: bir bazaltı  elinize aldığınızda onu oluşturan kristalleri gözle ayırt etmeniz zordur. Ya da obsidiyen çok hızlı soğuduğu için kristal yapısı geliştiremez ve camsı doku kazanır.
       
            ANDEZİT                                        BAZALT
En yaygın rastlanan örneği bazalttır.Hindistan’daki Dekan Platosu ve Doğu
Anadolu’da ki platolar genellikle bazalt lavları üzerinde oluşmuş platolardır.
Andezit veya riyolit gibi içerisinde  silisyum oranı  yüksek olan  asit magma yapışkan özellikte olduğu için daha eğimli ve yalçın topografyalar oluşturur. Örneğin dik  yamaçlı volkan konileri genellikle asit magmadan oluşur.

Volkanik faaliyetler sırasında çıkan tüfler aşınmaya karşı dirençli değildir. Bu kayaçlar

içerinde volkanik faaliyet sırasında gelip düşen bazalt ya da ignimbirit gibi kayaçlar aşınmaya karşı  dirençlidir.   Bu malzemelerin kalın tabakalar oluşturduğu sahalarda karasular ve sel sularının aşındırması  sonucunda peribacaları  oluşmaktadır.

   
Peribacalarının en gelişmiş örneklerine Türkiye’de İç Anadolu’da Ürgüp, Göreme,
Avanos ve Uçhisar çevresinde yaygın  olarak bulunur. Burada yer alan Erciyes veHasandağı’ndan çıkan kül ve tüfler üzerinde peribacaları oluşmuştur.
PÜSKÜRÜK KAYAÇLARIN ÖZELLİKLERİ
Þ    Yapıları kristallidir.
Þ    Tabakalaşma yoktur.
Þ    İçlerinde fosil bulundurmazlar.
Þ    Kütleler halindedir.
Þ    Asitten etkilenmezler.
Katılaşım Kayaçlarının Kullanımı
Birçok katılaşım kayacı sert, yoğun ve dayanıklı olduğu için tarihi devirlerde insanlar tarafından yaygın  olarak kullanılmıştır. Önceleri volkan camı  parçaları  ok ve mızrak ucu olarak  kullanılmış, daha sonra ise heykel yapımında ve konut yapımında katılaşım kayaçları kullanılmıştır. Bugün de özellikle iç püskürük kayaçları işlendikten sonra zemin kaplaması olarak tercih edilmektedir. Ayrıca sünger taşı hafif olduğu için, perlit ise ısı yalıtımına uygun olduğu için inşaatlarda yaygın olarak kullanılmaktadır.

 
                     Perlit

2. TORTUL KAYALAR (Sedimanter Kayaçlar)
Yeryüzünde bulunan kayaçların tümü  dış  kuvvetler tarafından ayrıştırılarak tahrip  edilmektedir. Erozyon, akarsular ve rüzgârlar yardımıyla parçalanarak ayrışmış olan bu kaya parçalarının taşınmasıdır.
Kaya parçacıklarını taşıyan akarsu ya da rüzgâr gücünün tükendiği yerde bu tortulları
biriktirmeye başlamaktadır. Şayet taşıyıcı güç su ise tortulları ve kaya parçalarını göl ya da denizlere ulaştırmaktadır. Tortular taşınıp biriktirildikten sonra çimentolaşma süreçleri ile tortul kayaçlar meydana gelmektedir.

Tortulanmada kaya parçalarının yanında canlı kabukları, bitki artıkları ve diğer canlı artıktan da birikmektedir. Zamanla bu canlı artıkları  tortul kayalar içindeki fosilleri oluşturmaktadır.
Gevşek olan tortul tabakalar, milyonlarca yıllık dönemde üzerlerine gelen diğer tabakaların ağırlığı  altında kalarak sıkışmaktadır. Üst üste biriken tortullar yeni tabakalar oluşturmakta ve bu tabakalar, alttakileri  sıkıştırarak yoğunluğunu artırmaktadır.
Tortulanma alanlarında yoğunlaşma ile birlikte su içerisinde eriyik halde bulunan mineraller  tortulların arasına sızmaktadır. Çimentolaşma suda çözünmüş olan minerallerin tortulların arasında kristalleşerek onları birbirine bağlaması işlemidir. 
 Tortul kayaçlar, kayacı  oluşturan tortul tipine göre sınıflandırmaktadır.
 Kırıntılı (mekanik), organik ve kimyasal olmak üzere üç büyük grup tortul  kayaç  vardır. Bu tortul kayaç gruplarının her biri farklı süreçlerden geçerek oluşmuştur.
TORTUL KAYAÇLARIN  ÖZELLİKLERİ
Þ    Kristalli bir yapıya sahip değildirler.
Þ    Tabakalıdırlar.
Þ    Fosil bulundururlar.
a. Kırıntılı Tortul Kayaçlar
Dış kuvvetlerin etkisiyle parçalanan diğer  kayaçların oluşan kırıntıların  bir araya
gelerek çimentolaşması  sonucunda kırıntılı tortul kayaçlar oluşmaktadır. Tortullar arasına giren çimento ise kil ya da kalker dir.Kil parçacıklarının taşlaşmasıyla kil taşı, kum taneciklerinin taşlaşmasıyla kumtaşı,çakılların taşlaşması ile de konglomera oluşmaktadır. 

  
            KİL TAŞI                                      KUM TAŞI
b. Organik Tortul Kayaçlar

Organik tortul kayaçlar, bitki ve hayvan kalıntılarının tabakalar halinde birikmesiyle oluşmaktadır. Bunların en bilinen örnekleri taş kömürü, linyit, tebeşir ve mercanlar dır.   Bitki artıkları  bir araya gelerek  kömürleri oluşturmaktadır. Kömürlerden antrasit en eski olanıdır. Paleozoyik sonlarında taş kömürü, Tersiyerde linyit, Kuvaternerde ise turba oluşmuştur.

             
   Kömür                    mercan             tebeşir    

Mercanlar su sıcaklığının 20°C nin üzerinde olan sığ ve berrak denizlerde yaşayan canlıların  iskeletlerinin birikmesiyle oluşmaktadır. Tebeşir ise  mikroskobik deniz  hayvanlarının  kalker kabuk ve iskeletlerinden meydana gelmiş dayanıksız, bir kayaçtır. Gerek kimyasal gerekse mekanik aşınım  sonucu kolaylıkla parçalanır.  Üzerinde karstik yer şekilleri gelişebilir. 
c. Kimyasal Tortul Kayaçlar
Suyun içinde erimiş halde bulunan maddelerin çökelmesiyle oluşmaktadır. Kireç taşı,
göllerde, denizlerde ve  yeraltı  sularında yaygın olarak  bulunan  kirecin  çökelmesiyle
oluşmaktadır. Kimyasal kayaçlar  Kireçtaşı (kalker), traverten, kayatuzu, jips (alçı taşı) ve dolomit örnek verilebilir.

    
          
KALKER                      TRAVERTEN            JİPS(Alçı Taşı)
Kimyasal tortul kayaçlar su ile temasa geçince kolayca çözünmektedir. Bundan dolayı  nemli ve sıcak iklim koşulları  altında kimyasal tortul kayaçların bulunduğu sahalarda lapya, dolin, uvala, obruk ve polye gibi karstik şekiller oluşmaktadır. Karstik şekiller özellikle saf ve kalın kireç taşları  üzerinde daha iyi  gelişme göstermektedir. Jips, anhidrit ve kaya tuzları  üzerinde oluşan karstik şekiller  ise kolayca  tahrip olmaktadır.
Tortul Kayaçların Kullanımı

Kumtaşı  ve kireç taşını  yüzyıllardır  inşaat malzemesi olarak  kullanılmaktadır.Gerçekten de birçok  tarihi yapıda yaygın olarak bu kayaçlara rastlanılmaktadır.Ayrıca kireç taşı ve kil taşı çimento, jips ise alçı yapımı için sanayide kullanılmaktadır. Kömür ise ısınma amaçlı kullanılmaktadır.
3. BAŞKALAŞIM KAYAÇLARI
Yerin derinliklerindeki yüksek sıcaklık ve basınç koşulları altında kayaların değişime  uğramasına         metamorfizma denir. Meta "değişim" morfo "şekil" anlamına gelir. Bir kaya metamorfizmaya uğrayınca görünümü, bileşimi, kristal yapısı ve mineral içeriği değişir. 

Başkalaşım kayaları  tortul ya da volkanik kayaların metamorfizma geçirmesi sonucunda oluşur. Yer kabuğundaki hareketler sonucunda bir kaya  derinlere doğru iner. Burada mantodan gelen sıcaklık ve üzerindeki büyük  basınç  kayaların başkalaşmasına neden olur.
Yüksek sıcaklık  ve basınç altında kalan kayaların mineralleri ince tabakalar  halinde

dizilerek yapraklı bir yapı kazanır. Kırıldıklarında ince katmanlara ayrılır. Şist, gnays

ve arduaz yapraklı bir yapı kazanmıştır. 

Metamorfizma sonucunda kireçtaşı  (kalker) mermere, kil taşı  şiste, granit gnaysa, kumtaşı kuvarsite ve taş kömürü ise elmasa dönüşmektedir. 

  
                    Granit                                          Gnays'a dönüşür.
 
                Kömür                                         Elmas'a dönüşür.

BAŞKALAŞMIŞ KAYAÇLARIN ÖZELLİKLERİ

Þ    Tabakalar halindedir.

Þ    Sert bir yapıya sahiptirler.

Þ    Fosil bulundurmazlar.

 

Başkalaşım Kayaçlarının Kullanımı

Mermer ve arduaz en çok kullanılan iki başkalaşım kayacıdır. Mermer birçok mimar ve heykeltıraşın eserlerinde yaygın  olarak kullanmaktadır. Hindistan'ın  Agra kentindeki sanat şaheserlerinden biri olan Taç Mahal bunlardan biridir. 

Yapraklı bir yapıda olması sebebiyle arduaz zemin, çatı ve kaldırım kaplaması olarak

kullanılmaktadır. Ayrıca gri, siyah, kırmızı ve mor gibi renklere sahip olan arduaz

binalarda dekor malzemesi olarak da kullanılmaktadır.

KAYA DÖNGÜSÜ

Jeolojik zamanlarda milyonlarca yıl içerisinde bu üç sınıf  kayaç birbirlerine

dönüşmektedir.

Kayaç döngüsü de denilen bu olayda mevcut kayaçlar derinlere
doğru inerek eriyip magma haline gelir. Sonra bu magma yerkabuğu içinde veya yeryüzüne çıkıp  soğuyarak katılaşım kayaçlarını oluşturur. Çözülme ve erozyonlayeryüzündeki kayaçlar parçalanıp, taşınıp tabakalar halinde biriktirilerek tortul kayaçları oluşturur.

Yorum (23) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

6/11/2009 - YER GÖÇMELERİ VE TOPRAK KAYMASI

Kategori: ARSIV

YER GÖÇMELERİ VE KAYMALAR

 

Herhangi bir yamacın, bir kısmının kayarak aşağıya doğru yer değiştirmesine yer göçmesi ya da heyelan denir.

 Eğer, ana kaya üzerinden yalnızca toprak örtüsü kayıyorsa, buna da yer kayması adı verilir.

 


Yer Göçmeleri ve Yer kaymalarını oluşturan etkenler


a. Fazla eğim:
Yer göçmeleri ve kaymalarına etki eden en önemli faktör eğimdir. Düz bir arazide diğer şartlar olsa bile heyelan olayı gerçekleşmez. Vadilerle çok yarılmış dik yamaçlı yerlerde, göçmeler daha çok ve daha sık görülür.


b. Şiddetli yağış:
Yağışlarla yeryüzüne düşen sular, toprak arasına sızar. Bu durum sürtünmeyi azaltır. Bünyesine su alan topraklar kayganlaşır. Göçmelerin ve kaymaların, çoğunlukla sürekli bol yağışların düştüğü ve karların eridiği dönemlerde meydana gelmesinin sebebi budur.


c. Yerçekimi:
Yer kaymaları ve göçmelerini harekete geçiren kuvvet yerçekimidir. Kuvvetli yerçekimi, toprak tabakalarının aşağılara doğru kaymasında etkilidir.


d. Tabakaların durumu:
Tabakaların eğiminin yamaç eğimine paralel olduğu yerlerde heyelan daha kolay olur. Tabakalar eğime dik ise, bu durumda heyelan olma ihtimali azalır. Daha çok toprak kayması görülür.


e. Kayanın ve toprağın cinsi:
Kayalar ve topraklar farklı dirençtedir. Bazıları kolay, bazıları da zor aşınıp koparlar. Bazıları ise, bünyesine suyun hepsini alarak kayma için elverişli bir ortam hazırlar.

                                       

Türkiye’de yer göçmeleri ve kaymalar

Türkiye’de yer göçmeleri ve kaymalar en çok Karadeniz Bölgesi’nde özellikle Doğu Karadeniz Bölümü’nde görülür. Sürmene, Of, Geyve, Sera, Çatak ve Senirkent heyelanları ülkemizde son elli yılda meydana gelen birçok yer göçmesinin başlıcalarıdır.

 

İklim olaylarına bağlı olarak, kar erimeleri ve yağmur şeklindeki yağışlardan dolayı, en fazla heyelan ilkbaharda, en az heyelan yaz ve sonbahar mevsimlerinde görülmektedir.

Yer göçmeleri yeryüzü şekillerinde değişiklik yapar. Örneğin, Tortum Gölü, eski bir tarihte yer göçmesi sonucu, Tortum Çayı vadisinin tıkanmasıyla oluşmuştur. Trabzon’un batısındaki Sera Gölü de 1950 yılındaki bir yer göçmesi sonucu meydana gelmiştir.

 

Yorum (8) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

5/11/2009 - İLK ÇAĞ MEDENİYETLERİ(UYGARLIKLARI)

İLKÇAĞ MEDENİYETLERİ 

v     Yazının içadı ile başlayıp Kavimler Göçüne kadar süren zamandır.
v     Bu çağda çok tanrılı dinler hakimdir.
v     Bunun yanında Musevilik ve Hrıstiyanlık bu çağda gelmiştir.
v     Siyası yapı olarak şehir devletleri merkezi krallıklar ve imparatorluklar görülür.
v     Yönetim şekli ise teokratik, demokratik oligarşi, mutlakıyetler görülür.
v     Halk sınıflara ayrılmıştır.
v     Ekonomik ilişkiler gelişmiştir.
v     İpek baharat ve kral yolları etkindir.
v     Pozitif ilimlerde gelişme olmuş yeni icatlar bulunmuştur.
v     Para takvim alfabe bu çağda bulunmuştur.
v     İlk büyük imparatorluklar (Roma Pers İskender) bu çağda kurulmuştur.
v     Toplumsal ilişkiler toplumu etkileyen olaylar yavaş geliştiği için bu çağ uzun sürmüştür.
ÇİN MEDENİYETİ
v     Dünyanın en uzun tarihine sahip bir medeniyettir.
v     Geçmişlerine ait en eski yazılı belgeler Çin medeniyetindedir.
v     Türk, Moğol,Tunguz ve Tibet medeniyetlerinden etkilenmişlerdir.
v     Tek bir kavmin medeniyeti değildir.
v     Dışarıdan gelen kavimler buraya yerleşmiş zaman içinde Çinleşmişlerdir.
v     M.Ö 3. yılın başlarında millileşmişlerdir.
v     Daha sonra 22 sülale Çin de sırasıyla hüküm sürmüştür.
v     Buların arasında 2 de Türk sülalesi vardır.
v     Hunların baskısı sonucu Çin Seddi yapmışlardır.MÖ.214
     

v    
Askeri açıdan Türklerden etkilenmişlerdir.
v     Kendilerine has bir yazı kullanan Çinliler (resim yazısı) M.Ö.105 kağıdı mürekkebi  M.Ö.650 de ağaçtan matbaayı  kullanmışlardır.
v     Ayrıca dönem pusula ,barut, ipek, ipek böcekçiliği Çin porselenini de bulmuşlardır
         

v    
Çin ipek yolunun başlangıcıdır.
      

v    
İpek yolu ve Asya hakimiyeti için Çinliler ile Türkler büyük mücadeleler yapmışlardır.
v     Çin de Gök Tanrı, Budizim, Konfücyüs ,Taoculuk din olarak yaygındır.
v     Tapınak mimarisi gelişmiştir.
v     Halk asiller ve köylüler olarak sınıflara ayrılmıştır. 
HİNT MEDENİYETİ
v     Hint tarihi taş devrine kadar gider.
v     İlk medeniyetleri indus nehri yakınlarında Sind adı altında kurulmuştur. 
v     Verimli toprakları ve ikliminden dolayı sıksık istilalara uğramıştır.
v     Birçok kavim gelip buraya yerleşmiştir.
v     Sıksık istilalardan dolayı ve Hindistan’ın coğrafi yapısından dolayı burada millileşme olmamıştır.
v     MÖ 8yy. Ariler buraya gelerek burada Kast sistemi denilen sınıf sistemini kurmuşlardır
v     Çok sert bir sınıf sistemi olan kast Hindistan da millileşmeyi zaten yok eden sebeplere eklenmiş ve millileşme tamamen ortadan kalkmıştır.
v     Bu sistemde halk;
      

v    
Brahmalar-din adamları
v     Kşatyalar-soylular askerler
v     Vaysiyalar-sanatkarlar tüccarlar orta tabaka
v     Südralar-işciler alt tabaka
v     Paryalar-köleler kast dışı sınıf
v     sınıflara ayrılmıştı.
v     Burada mani ve buda dinleri ağırlıklıdır.
v     Gaznelilerle İslam gelmiştir
v     Kast sistemine darbe vurmuştur.
v     Hindistan da Türk yönetimini başlatmıştır. 
v   Baharat yolu buradan başlar.
                
 
MEZEPOTAMYA MEDENİYETİ
    
v     Kelime manası ikinehir arasI olan Mezopotamya Güney Doğu Toroslardan Basraya kadar olan Fırat Dicle arasındaki topraktır.
v     Yukarı ve aşağı olmak üzere ikiye ayrılır. 
v     MÖ.4 binlerde insanlar buraya yerleşerek bataklıkları kurutmuşlardır.
v     Buranın verimli topraklara sahip olması coğrafi olarak kendisini korumaması buranan sıksık istilalara sahne olmasına neden olmuştur.
v     Taş olmadığı için kerpiçten eserler yapıldı.
v     Bu iki sebepten dolayı günümüze kadar pek fazla eser gelmemiştir.
v     Yunan,Helen,Anadolu ve Mısır medeniyetlerini etkilemiştir.
v     Mezopotamya medeniyetini Sümerler başlatmıştır.
SÜMERLER
    

v    
Mezepotamya’ya MÖ 4000 lerde  Orta Asya’dan gediler.
v     Tapınakları etrafına MÖ 3000 ler  de ilk şehir devletlerini kurdular.
v     Ur,Uruk;Kiş,Lagaş,Umma,Lippur,  Larsa gibi.
v     Bu şehir devletleri asla birlik sağlayamadı birbirleriyle mücadele ettiler.
v     Tüm Sümer ülkesini egemenliği altına alırsa Lugal Kalma denirdi.
v     Ayrıca aksakallılar denilen bir meclis kralın yanında olurdu.
v     MÖ 3000 ler de civi yazısını  buldular.
     
v     Böylece dünya tarih çağlarına Mezopotamya da girdi.
v     Ur sitesi kralı Urukagina rahiplerin somürüsüne karşı tarihde bilinen ilk ihtilali yaptı.
v     Yine aynı kişi bilinen ilk kanunları yaptı.
v     Bu kanunlar dünyanın ilk yazılı kanunlarıdır.
v     Çok tanrılı dine inanmışlar ve önceleri olmasına rağmen Samilerden etkilendiler ve  ahiret inancları kaybettiler.
v     Krallar rahip kraldır.
v     Tapınaklarına Ziggurat adı verilir.
v     Bunlar gözlemevi ve soğuk hava deposu olarak kullanırlardı.
v     Tarihin ilk bilinen destanları Gılgamış.Yaradılış,Tufan destanı bunlara aittir.
v     Bunlardan günümüze Akbabalar sütünü kalmıştır.
v     Akat kralı Sargon tarafından yıkılmışlardır.
v     Ekonomik yaşam tarıma dayalıdır.
v     Dört işlemi 60 tabanlı sayı sistemini,bir saatin 60 dakika  bir dakika 60 saniye bir hafta 7 gün olarak hesaplamışlardır.
v     Ay yılını esas alan takvimi bulmuşlardır.
BABİLLER
    
v     MÖ 2000 lerde Samilerin bir kolu olan Ammurlar tarafından kurulmuşlardır.
v     Tarihleri 1.Babil ve ll.Babil devleti olarak  iki aşamalıdır.
v     Bu medeniyet en parlak dönemini Hammurrabi zamanında yaşadı.
v     Onun döneminde bütün Mezopotamya ele geçirildi.
v     Hammurrabi Sümer kanunlarından  ve sami geleneklerinden yararlanarak kendi kanunlarını yaptı.
v     Sistemli hale getirilen kanunlarda kıssasa kısasa önem verdi.
v     Bu kanunlar daha sonra başta Yunanistan olmak üzere tüm önasyayı etkilemiştir.
v     Sümer kanunları küçük bir bölgeyi idare etmek için yazılmış olup babil kanunları daha geniş bir bölgeyi idara etmek için yazılmıştır.
v     Bu kanunlarda kişi ve toplum kanunları ayrılmıştır.
v     Hammurrabi iktidarını yasalara ve orduya dayandırdı.
v     Böylece tarihin ilk mutlak krallığını oluşturdu.
v     Tanrı kral yerine adaletin veya iyilik sever kral anlayışını  benimseyerek dünyevi anlayışa önem verdi.
v     l.Babil devletini Hititler yıktı.
v     Daha sonra ll.Babil devleti kuruldu.
v     Yahudilerle mücadele etti.onların elinden  Küdüsü aldı ve onları Babsile sürgüne gönderdi.
v     ll.Babil devleti Suriye için Mısırla savaştın.
v     Babil Kulesi ve Babil Asma Bahçeleri bunların eserleridir.
       
v     Burçları güneş saatini  ay ve güneş tutulmalarını hesaplamışlardır.
ASURLAR 
 
v    
Sami ve Subariler tarafından MÖ 200-612 yılları arasında yukarı Mezopotamya da kurulmuşlardır.
v     Kurucuları Sargondur.
v     Başkentleri Kral Yolunun bittiği Ninova’dır.
v     Assurbanipal zamanındaSuriye;Filistin,Mısır,İran,Kıbrıs,Anadolunun  
v     Ticaretle uğraştılar.Anadoluda Kültepeyi (Kaniş)    ticaretkolonisi olarak  kullandılar . Bu sayede Mezepatamya  medeniyetini yaydılar.
v     Yazıyıda Anadoluya (Hititlere) böyle (Ticaret sayesinde) getirdiler
v     Hammurrabiden daha sert kanunlar yaptılar.
v     Süvari birlikleri kurdulular.
v     Arşivciliği ve kütüphaneciliği başlattılar.
 MISIR MEDENİYETİ   
 

v     Bu medeniyet Nil Nehrinin etrafında doğmuştur.
v     Mısırın coğrafi konumundan dolayı pek istilalara uğramamıştır.
v     Bu da Mısır’daki devletlerin uzun ömürlü olmasını sağlamıştır.
v     Dış medeniyetlerden pek etkilenmemiş ama etkilemiştir.
v     Mısır medeniyetini Samiler ve hamiler tarafından kurulmuşlardır.
v     Mısırdaki yöneticilere Firavun denir ve tanrı krallardır.
v     Şehirlere nom veye nomus denilmiştir.
v     Daha sonra Perslerin istilasına uğradılar.
v     MÖ 333 İskender Mısırı işgal etti ve buradaki devleti yıktı.
v     Mısırlılar 1286 da Hititlerle kadeş savaşını Suriye için savaştılar ve 1280 de Kadeş antlaşmasını imzaladılar.
v     Bu antlaşma tarihde bilinen ilk antlaşmadır.
v     Resim Edebiyat,Bilimsel gelişmeler,mimari kaynağını dinden almıştır.
v     Mumyacılık,eczacılık,tıp,anıt mezar gelişmiştir.
v     Hiyoroğlif yazı ve papirus denilen kağıt kullanılmıştır.
v     Fenike alfabelsine öncülük etmişlerdir.
v    
Nil’in hareketlerinden dolayı geometri  vergi hesaplarından dolayı matematik gelişmiştir.
v    
Pi sayısını kullanmışlardır.
v    
Güneş yılı takvimini bulmuşlardır.
v     Halk sınıflara ayrılmıştır.

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

4/11/2009 - TARİHİN BAŞLANGICI VE TARİH ÇAĞLARI

TARİHİN BAŞLANGICI VE ÇAĞLAR.

 
Tarih çağları yazının icadı ile başlar(M.Ö.3500-Sümerler)

Yazıdan önceki döneme tarih öncesi çağlar denir.

         TARİH ÖNCESİ ÇAĞLAR                             TARİH ÇAĞLARI

 

TAŞ

 

ÇAĞI

 

 

 

   MA

 

DEN

 

ÇAĞI

 

İLKÇAĞ

 

ORTAÇAĞ

 

YENİÇAĞ

 

YAKINÇAĞ

(Eski)

KABA

   (Orta)

YONTMA

 (Yeni)

CİLALI

 

BAKIR

 

TUNÇ

 

DEMİR

3500- Ms. 375

 

476-1453

1453-1789

1789- …

                                                                           YAZININ İCADI 3500

v      Çağların isimlendirilmesi o gün ki insanlar tarafından değil, daha sonra gelenler tarafından yapılmıştır.
v      Tarih çağlarının değişmesinde ölçü evrensel nitelikli olaylardır
v      Tarih öncesi çağların değişmesinde ölçü yaşayış tarzı, kullanılan araç gereçtir.
v      Bir topluma dokunulmadığı zaman çağları sırasıyla yaşamıştır.
v      Bir toplum başka bir toplumdan etkilenerek çağ atlaya bilir.
v      Bu devirler dünyanın her yerinde aynı anda yaşanmamıştır.

TARİH ÖNCESİ ÇAĞLAR

TAŞ ÇAĞI

 
v      Bu dönem karanlık dönemdir.
v      Dönemi aydınlatan kaynaklar mağara resimleri, araç gereçlerdir.
v      Dönem insanları avcılık ve toplayıcılık yaparak hayatta kalmıştır.
v      Arkeoloji bilimi dönem için çok geçerlidir.

KABA TAŞ (ESKİ-PALEOLOTİK )ÇAĞ:

v      İnsanlığın en uzun dönemidir.
v      Dünya buzullarla kaplıdır.
v      İnsanlar küçük gruplar şeklinde yaşamışlardır.
v      Bu dönemde araç gereç yapılmamıştır.
v      Yontma taş ile aynı özellikleri gösterir.

YONTMA TAŞ (ORTA-MEZOLİTİK) ÇAĞI:

 

v      Taştan kemikten avlanmak için araçlar yapılmıştır.
v      Dünya buzullarla kaplıdır.
v      İnsanlar mağara ve ağaç kovuklarında yaşamakta olup avcılık ve toplayıcılık yapmışladır.
v      Dönemin sonlarına doğru buzullar erimeye başladı.
v      İnsan bu dönemin sonunda ateşten yararlanmaya başladı.(Isınma,aydınlanma,pişirme,korunma)
v      Mağaraların duvarlarına resimler çizmişlerdir.
v      Tüketici bir toplum yapısı vardır.

CİLALI TAŞ (YENİ-NEOLİTİK) ÇAĞI:

 

v      Bu çağda buzullar erimiştir.
v      İklimler yumuşamış ve insanlar mağaralardan dışarı çıkmışlardır.
v      Tarım hayatı başlamış yerleşik hayata geçilmiştir.
v      Hayvanlar evcilleştirilmiş.
v      Tüketicilikten üretici hayata geçilmiştir.
v      Seramik sanatı doğmuş(Kap,kacak)
v      Toplumda iş bölümü başlamış.
v      Özel mülkiyet doğmuş.
v      Elbise kavramı doğmuş.
v      Aile ve klan (sülale ) doğmuş.
v      Takas usulü ticaret başladı.
v      İnsan oğlunun en büyük gelişmeyi sağladığı bu çağdır.

 MADEN ÇAĞI:

İnsanlar bu çağda madeni kullanmaya başladı.

BAKIR-TAŞ (KALKOLİTİK)ÇAĞ

Bu çağ taş çağı ile maden çağı arasında bir geçiş sürecidir.

 
BAKIR ÇAĞI
İnsanları bakır altın ve gümüşten aletler yaptığı çağdır.

 

TUNÇ ÇAĞI
Bu dönemde devletler doğmaya başladı.

 

DEMİR ÇAĞI

Demir işlenmeye başlandı

 

MADEN ÇAĞININ GENEL ÖZELLİKLERİ

v     
Avcılık ve toplayıcılık önemini yitirmiştir.
v      Ticaret gelişmiştir.
v      Köyler büyüyerek şehirler kurulmuştur.
v      El sanatları gelişmiştir.
v      Tarım hayvancılık gelişmiştir.
v      İlk devletler kurulmuştur
v      Devletler arası egemenlik savaşları yapılmıştır.
v      Çömlekçi çarkı saban tekerlek dokuma tezgahı bulunmuştur.

ASIR KAVRAMI - TAKVİM                                                      

Tarihçiler, tarihin daha iyi öğrenilebilmesi için yüzer yıllık dilimlere ayırmışlar, aynı zamanda asır da denir.

Takvim: zamanı yıllara,aylara,haftalara bölme yöntemidir.Takvim insanların zamanı daha iyi değerlendirme ve bilme ihtiyacından doğmuştur.
Takvimler ay ve güneş yılına göre hazırlanır.
İlk Güneş yılı takvimi: Mısır



İlk Ay yılı takvimi     :
Sümer


Her toplum kendi hayatında en çok etkili olan olayları hazırladıkları takvime başlangıç olarak almıştır.Hristiyanlar Hz.İsa’nın doğumunu,Müslümanlar Hz. Muhammed’in Hicretini,Yunanlılar ilk olimpiyat oyunlarını gibi.

TÜRKLERİN KULLANDIĞI TAKVİMLER                              
On iki hayvanlı takvim



Hicri
Celali
Rumi
Miladi


Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

4/11/2009 - TARİH BİLİMİ,TARİH BİLİMİNİN ÖZELLİKLERİ

TARİH BİLİMİ

 

TARİH'İN TANIMI

 

Tarih, geçmişteki insan topluluklarının yaşayışlarını, kültür ve medeniyetlerini, birbirleriyle olan ilişkilerini, yer ve zaman göstererek, sebep sonuç ilişkileri içerisinde belgelere dayalı, objektif olarak. İnceleyen bir bilim dalıdır   

 

TARİHİN ÖZELLİKLERİ                                                          

 

v      Tarihi olayın tekrarlanması mümkün değildir.                            

v      Tarih de gözlem ve deney olmaz.                                                                     

v      Tarihi bir olay belli bir yerde ve zamanda meydana gelir.                                             

v      Tarihi olayın incelene bilmesi için belgeye ihtiyaç vardır.                                              

v      Konusu insan topluluklarının her türlü faaliyetidir.                                             

v      Bir olayın sonuçları diğerinin sebepleridir.                                                         

v      Günümüz olaylarının aydınlatılmasına ışık tutar.                                    

v      Yer ve zaman öğesi belli olmayan olayların tarihsel değeri yoktur.                  

v      Tarihi olaylar kesin olmayıp her an değişebilir                                                                                                                                                                   

TARİHİN YÖNTEMİ                                                                 

Bir tarihi olayın incelenmesinde en önemli unsur belgedir.             

Belgeler yazılı ,yazısız ve sözlü olmak üzere üçe ayrılır.                 

Ayrıca belgeler birinci ,ikinci elden belgeler diye de sınıflandırılır.

           

Bir tarihi araştırma yapılırken şu yol izlenmelidir                                             

v      Kaynak arama                                                                

v      Tasnif (Sınıflandırma)                                                                

v      Tahlil (Ne ifade ettiği)                                                                 

v      Tenkit (Doğruluk derecesi)                                                                    

v      Terkip (Sentez -bir araya getirme)

 

Bunları yaparken:    

v      Objektif olmalı                                                                

v      Olayın üzerinden belli bir zaman geçmeli                                                         

v      Olayın geçtiği yerde araştırma yapmalı                                                 

v      Sebep-Sonuç ilişkisi kurmalı                                                                 

v      Bütün belgeler değerlendirilmeli                                                            

v      Yer ve zaman belirtilmeli                                                           

v      Günümüz değer yargılarıyla yargılamamalı

 

TARİHİN TASNİFİ (SINIFLANDIRILMASI)                                           

 

v      Tarihin tasnifinden kasıt onu daha iyi araştırmak ,anlatmak ve anlamak içindir.

                       

Tarih üç ana başlıkta sınıflandırılır.                                                        

v      Zamana göre        ( Ortaçağ Tarihi,13.yy. vs.)               

v      Konuya göre         ( Sanat Tarihi, Dinler Tarihi vs.)

v      Mekana göre ( Türkiye Tarihi, Avrupa tarihi vs.)

 

TARİHİN ÇEŞİTLERİ                                                                          

 

Genel Tarih: Topluluklarının geçirdiği aşamaları bütünlük içinde inceler.

Özel Tarih: Bir ulusun, devletin tarihini inceler.                   

Siyasi Tarih: Savaşları barışları antlaşmaları, ittifakları inceler        

Sanat Tarihi: Bu alandaki ürünleri inceler.               

Bilim Tarihi: Bu alandaki ürünleri inceler.                             

Uygarlık Tarihi: Toplumların ortaya koyduğu kültürleri uygarlıkları inceler.                                                                                                            

 

TARİHİN GEÇİRDİĞİ AŞAMALAR

 

1-HİKAYECİ (RİVAYETCİ )

 

v      Tarih:Kurucusu Heretod’dur.

v      Belgelere dayanmaz.Sebep-Sonuç ilişkisi yoktur.   

v      Efsane şeklindedir.Homeros,İlyada ve Odessa destanları buna örnektir.

 

2-PRAGMATİK(ÖĞRETİCİ)TARİH: 

 

v      Toplumun karakterini ve ahlak yapısını geliştirmek için, olaylardan ve kişilerden dikkat çekici bir şekilde

       söz edilir.

v      Tarih tekerrürdür fikrini savunur.

 

3-BİLİMSEL(NEDEN-NASILCI) TARİH:

 

v      Tarih bilincini ortaya çıkaran olayları sorgulayarak açıklayan tarzdır. Belgelere dayanır, sebep ve sonuçlar üzerinde durulur.

 

4-SOSYAL TARİH:

 

Toplumsal içerikli olayları,toplumun değerleri ve topluma etkileri açısından değerlendirir.

 

TARİHE YARDIMCI OLAN İLİMLER:

 

Bütün ilimler gibi tarihte işini yaparken diğer ilimlerden yararlanmak zorundadır.

 

Bunlar;

 

1.      Coğrafya   -Olayların meydana geldiği yeri ve yerin tarihi olay üzerindeki etkilerini araştırarak tarihe yardımcı olur.      

2.      Arkeoloji   -Kazı bilimidir. Toprak ve su altında kalmış olan tarihi eserleri ortaya çıkarıp inceleyerek tarihe yardımcı olur.Özellikle yazının olmadığı tarih öncesi devirlerin aydınlatılmasında önemli rol oynar.

3.      Kronoloji  -Takvim bilimidir. Tarihi olayların zamanını belirler ve olayları oluş sırasına göre sıralayarak yardımcı olur.

4.      Filoloji - Dil bilimidir. Milletlerin dillerini inceleyerek yardımcı olur.         

5.      Epigrafi - Kitabeler bilimidir. Kitabeleri ve üzerindeki yazıları inceler.   

6.      Sigilografi (mühür

7.      Etnoğrafya (Kültür ) - Toplumların örf,adet ve geleneklerini inceler.

8.      Heraldik (Arma )   - Armaları inceler.       

9.      Etnoloji (Kültürler arası iletişim(

10.  Antropoloji – Irk bilimidir.İskeletleri,kemik ve kafa tası yapılarını inceler.

11.  Diplomatik – Devletler arası ilişkileri,antlaşmaları,fermanları inceleyerek yardımcı olur.

12.  Paleografya – Eski yazı bilimidir. Eski yazıları inceleyerek tarihe yardımcı olur.

13.  Sosyoloji - Toplumları ve toplumların tarihi olay üzerine etkilerini araştırır.

14.  Nümüzmatik(Meskukat) – eski paraları inceleyerek tarihe yardımcı olur.

15.  Ekonomi

16.  Kimya – Karbon -14  deneyi ile tarihi buluntuların yaşını ölçer.

 

 

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

3/11/2009 - ÖSS HAZIRLIK NOTLARI

ÖSS COĞRAFYA DERS NOTLARI

LİSE 1 COĞRAFYA

Doğa ve İnsan

Harita Bilgisi

Coğrafi Konum

İzohipsler

Dünyanın Şekli ve Hareketleri

Mevsimler

Atmosfer

Sıcaklık

Basınç ve Rüzgarlar

Nemlilik ve Yağış

İklim Tipleri

Yerin Yapısı

İç Kuvvetler

 Dış Kuvvetler


LİSE 2 COĞRAFYA

Topoğrafya ve Kayaçlar

Yer Kabuğunun Zayıf Kuşakları

Su Kaynakları

  

LİSE 3 COĞRAFYA  

Biyolojik Çeşitlilik 

Ekosistemlerin İşleyişi 

Madde Döngüleri

 
ÖSS GENEL COĞRAFYA KONULARI
 

Coğrafi Konum

Harita Bilgisi

Dünya'nın Şekli ve Hareketleri

İklim Bilgisi

Türkiye İklimi

İç Kuvvetler

Dış Kuvvetler

 

KAYNAK SİTE: www.e-cografya.com  Emek dolu çalışmaları için değerli hocamız MEHMET ZOR’a teşekkür ediyoruz.Kesinlikle incelenmesi gereken bir coğrafya sitesi tavsiye ediyoruz…

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

3/11/2009 - ÇİNDE TÜRK PİRAMİTLERİ

ORTA ASYA'DA TÜRK PIRAMITLERI
 
image00130.jpg
 
Çin'de saklanan Türk Piramitleri

Uygur bölgesinde bulunan, Mısır piramitlerinden yüzyıllarca önce yapılan ve Mısır piramitlerinden daha yüksek/büyük olan piramitleri yapan Türklerdir. Çin hükümeti buraya girişi tamamı ile yasaklamıştır. Çünkü bu piramitlerin içinde proto-Türk yazılar mevcut. Arkeologların dahi girişine kati surette izin verilmiyor. Çünkü dünya tarihinin tekrar yazılması gerekebilir.
Bugün Çin sınırları içerisinde yer alan, Xian şehrine 100 km uzaklıkta qin ling shan dağlarında Ön-Türk uygarlıklarından birisi tarafından inşa edilmiş, etrafında irili ufaklı 100 adet piramitle beraber, 300 metre yüksekliğinde bir piramit bulunmaktadır;

 
BEYAZ PİRAMİT

Beyaz Piramit'in ikinci dünya savaşı sırasında Çin'e yardım malzemesi götüren bir C-54 uçağından çekilen fotoğrafı 1957 yılında ilk kez life dergisinde yayınlanmıştır.
Bu piramitleri araştırmak üzere 1994 yılında şensi bölgesinde bir araştırma gezisi yapan alman bilim adamı hartwig hausdof kendi koleksiyonundan birkaç resmin halka açılmasına izin vermiştir. hausdorf'a göre piramitlerin yapım tarihi en az M.Ö. 2500'ler civarındadır.
Bölge Çin tarafından yasak bölge ilan edilmiş olduğundan dolayı piramitler içerisinde bulunan mısır medeniyetinden çok ileri bir teknikle mumyalanmış olan cesetler ve Ön-Türkçe yazıtlar üzerinde araştırma yapılamamaktadır.

Piramitlerin ebat, orijinal şekil ve büyüklükleri ,dikkat çekmemesi açısından Çin hükümeti tarafından maksatlı olarak tahrip ve kamufle edilmiştir.Piramitlerin üst tarafları kesilmiş ve üstleri toprakla doldurulup, kamuflaj amacıyla ağaçlandırılmıştır .
Tüm İnsanlık tarihini değiştirerek;

 
MEDENİYETİN ASIL YARATICISININ TÜRKLER OLDUĞU SONUCUNU DOĞURAN, bu olağanüstü keşif batılı bilim adamları(!) tarafından ısrarla görmezlikten gelinmekte ve insanlığın bilgisinden daha uzun süre saklanması mümkün olmayan bu piramitleri başka bir uygarlığa mal etmeyi amaçlayan maksatlı çalışmalar yapılmaktadır… 
 
 
image00217.jpg

image0037.jpg

image0055.jpg 

image0064.jpg


image0073.jpg

image0092.jpg

image0111.jpg
 
Avrupa'da ve dünyanın başka bölgelerinde yılardır okunamayan yazılar okunuyor ve Türkçe oldukları anlaşılıyor. Bizlere de düşen çok şey var. Her şeyi yabancılardan beklememek. İmkan ölçüsünde kendi geçmişimizi araştırmak, kendimizi aramak. Çünkü geçmişini bilmeyen bir toplumun geleceği de olmaz.


Alıntıdır...
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

23/10/2009 - ASYANIN KANDİLLERİ

ASYA'NIN KANDİLLERİ
 
TRT Asyanın Kandilleri (DVDRIP) Belgesel Türkçe

TRT Asyanın Kandilleri
DVDRIP Belgesel Türkçe

Türk coğrafyasında yaşamış; kültür, düşün, sanat ve bilim alanında öne çıkmış şahsiyetlerin etik ve estetik değerlerini; yaşadıkları dönemin ve çevrenin kültürel, toplumsal ve siyasal atmosferinden soyutlanmadan bir bütün olarak anlatan, biyografik - belgeselde şu isimler yer alıyor; Hoca Ahmet Yesevi, Farabi, Yusuf Has Hacib, Kaşgarlı Mahmut, Uluğ Bey, Ali Kuşçu, Ali Şir Nevai, İmam Buhari, İbn Sina, Musa El Harezmi, El Biruni, Fuzuli, Abdülkadir El Meragi. Elbette yüzyıllarca lider konumunu sürdüren İslam Uygarlığı'nın bilim, sanat, edebiyat gibi alanlarda öne çıkan isimlerinden yapılmış zorunlu bir seçme bu. Daha yüzlerce edebiyatçı, bilim adamıve düşünür hem kendi hikayelerini hem de yaşadıkları çağın hikayesini anlatmak üzere tarihin tozlu sayfalarında hatırlanmayı bekliyor.

Programın çekimleri Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan, Türkmenistan, Afganistan, İran, Suriye ve Türkiye olmak üzere toplam 8 ülkede yapıldı. Eski Türk devletlerine başkentlik yapmış, İslam kültür ve uygarlığının görkemli merkezleri; Balasagun, Köhne Ürgenç, Merv, Hiva, Tebriz, Isfahan, Nişabur, Semerkand, Buhara, Herat gibi şehirlere doğru yapılan bu yolculuk, "Asya'nın Kandilleri"ne bir biyografik belgesel olmasının yanı sıra; tarihe, zamana, kültüreve insana doğru yapılmış çok verimli ve sıradışı bir "seyahat" belgeseli tadı da veriyor.

Asyanın Kandilleri 1 - Hoca Ahmet Yesevi
http://rapidshare.com/files/90549861/Asandil1.part1.rar
http://rapidshare.com/files/90551991/Asandil1.part2.rar
http://rapidshare.com/files/90554191/Asandil1.part3.rar
http://rapidshare.com/files/90555287/Asandil1.part4.rar

Asyanın Kandilleri 2 - Farabi
http://rapidshare.com/files/90557317/Asandil2.part1.rar
http://rapidshare.com/files/90559230/Asandil2.part2.rar
http://rapidshare.com/files/90561064/Asandil2.part3.rar
http://rapidshare.com/files/90562020/Asandil2.part4.rar

Asyanın Kandilleri 3 - İbn Sina
http://rapidshare.com/files/90564016/Asandil3.part1.rar
http://rapidshare.com/files/90565959/Asandil3.part2.rar
http://rapidshare.com/files/90567927/Asandil3.part3.rar
http://rapidshare.com/files/90568813/Asandil3.part4.rar

Asyanın Kandilleri 4 - İmam Buhari
http://rapidshare.com/files/90570699/Asandil4.part1.rar
http://rapidshare.com/files/90572433/Asandil4.part2.rar
http://rapidshare.com/files/90573981/Asandil4.part3.rar
http://rapidshare.com/files/90574748/Asandil4.part4.rar

Asyanın Kandilleri 5 - Yusuf Has Hacib
http://rapidshare.com/files/90576243/Asandil5.part1.rar
http://rapidshare.com/files/90577819/Asandil5.part2.rar
http://rapidshare.com/files/90579379/Asandil5.part3.rar
http://rapidshare.com/files/90580170/Asandil5.part4.rar

Asyanın Kandilleri 6 - Kaşgarlı Mahmut
http://rapidshare.com/files/90581652/Asandil6.part1.rar
http://rapidshare.com/files/90583207/Asandil6.part2.rar
http://rapidshare.com/files/90584883/Asandil6.part3.rar
http://rapidshare.com/files/90585806/Asandil6.part4.rar

Asyanın Kandilleri 7 - Musa El Harezmi
http://rapidshare.com/files/90587393/Asandil7.part1.rar
http://rapidshare.com/files/90619258/Asandil7.part2.rar
http://rapidshare.com/files/90622155/Asandil7.part3.rar
http://rapidshare.com/files/90623790/Asandil7.part4.rar

Asyanın Kandilleri 8 - Uluğ Bey
http://rapidshare.com/files/90626800/Asandil8.part1.rar
http://rapidshare.com/files/90629611/Asandil8.part2.rar
http://rapidshare.com/files/90632661/Asandil8.part3.rar
http://rapidshare.com/files/90634196/Asandil8.part4.rar

Asyanın Kandilleri 9 - El Biruni
http://rapidshare.com/files/90637310/Asandil9.part1.rar
http://rapidshare.com/files/90640314/Asandil9.part2.rar
http://rapidshare.com/files/90643329/Asandil9.part3.rar
http://rapidshare.com/files/90644826/Asandil9.part4.rar

Asyanın Kandilleri 10 - Ali Şir Nevai
http://rapidshare.com/files/90647950/Asandil10.part1.rar
http://rapidshare.com/files/90651166/Asandil10.part2.rar
http://rapidshare.com/files/90654168/Asandil10.part3.rar
http://rapidshare.com/files/90655618/Asandil10.part4.rar

Asyanın Kandilleri 11 - Ali Kuşçu
http://rapidshare.com/files/90658621/Asandil11.part1.rar
http://rapidshare.com/files/90661789/Asandil11.part2.rar
http://rapidshare.com/files/90665027/Asandil11.part3.rar
http://rapidshare.com/files/90666765/Asandil11.part4.rar

Asyanın Kandilleri 12 - Abdülkadir El Meragi
http://rapidshare.com/files/90670167/Asandil12.part1.rar
http://rapidshare.com/files/90673678/Asandil12.part2.rar
http://rapidshare.com/files/90676854/Asandil12.part3.rar
http://rapidshare.com/files/90678623/Asandil12.part4.rar

Asyanın Kandilleri 13 - Fuzuli
http://rapidshare.com/files/90681931/Asandil13.part1.rar
http://rapidshare.com/files/90685259/Asandil13.part2.rar
http://rapidshare.com/files/90688691/Asandil13.part3.rar
http://rapidshare.com/files/90690403/Asandil13.part4.rar


__._,_
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

22/10/2009 - TÜRKİYE'DE GÖRÜLEN ÖNEMLİ DEPREMLER

 

TÜRKİYE’DE GÖRÜLEN ÖNEMLİ  DEPREMLER

 

KURŞUNLU DEPREMİ(1951)

 

  13 Ağustos 1951’de Çankırı’nın Kurşunlu ilçesinde oluşan ve magnitüdü Richter ölçeğine göre 6.5 olan şiddetli yer sarsıntısı.Deprem sonucunda yörede 50 kişi ölmüş, 678 kişi yaralanmıştır.Depremde ayrıca, 3.354 bina yıkılmış ve 13.373 binada hasar görmüştür.

 

  Kurşunlu ilçesi Türkiye’nin birinci derece deprem bölgesindedir ve Kuzey Anadolu Kırık Kuşağı üzerinde yer alır.Bölgede sık sık çeşitli büyüklüklerde depremler oluşmuştur.Çankırı’nın 40 kilometre kadar kuzeybatısında yer alan Kurşunlu ilçesi, hafif dalgalı bir arazi üzerinde kurulmuştur.İlçeden geçen derenin kuzeydoğusunda Neojen bölümden kalan killi marnlı katmanlar ve dere çökelleri, güneybatısında ise andezit, tüf ve yığışımlar yer alır.

 

17 AĞUSTOS 1999 DEPREMİ

 

Depreme ilişkin sismolojik bulgular:

·         Depremin oluş zamanı: 17 Ağustos 1999 Saat 03:02

·         Depremin büyüklüğü (Magnitüd): 7.4

·         Odak derinliği: Yaklaşık 17 km.

·         Merkez üssü: Gölcük

·         Süresi: Yaklaşık 45-50 sn

·         Ana şok: 2 (ulusal ve dış Sismoloji İstasyon bilgilerinden derlenmiştir.)

·         Artçıl şoklar: 200’den fazla (10’a yakın artçıl şokun magnitüdü 4’den büyük)

·         Makrosismik zon: Karamürsel-Yalova-Gölcük-İzmit-Düzce Koridoru
Ulusal ve uluslar arası sismoloji istasyonları verilerinden derlenmiştir.

 Saha gözlemleri:

 Depreme yol açan fay: Kuzey Anadolu Fayı’nın Kuzey Kolu.
 Depremde hareket eden fayın toplam uzunluğu: 90 km.(130 km.ye çıkabilir).
Hareket eden/ettiği sanılan fay segmentleri:

·         İzmit-Adapazarı Segmenti: Uzunluğu yaklaşık 90 km olup, kara bölümünde Gölcük-Akyazı arasında 40 km uzunluğunda yüzey kırığı (fayın Yeryüzünde yaptığı fiziksel deformasyon) izlenmiştir. Fay blokları arasında 2.90 +/- 10 cm. sağ yönlü atım ölçülmüştür.

·         Gölcük Segmenti: Yüzey kırığı izlenmiştir. Henüz saha incelemesi yapılmamıştır.

·         Yalova Segmenti: Kurtarma ve enkaz kaldırma çalışmaları nedeniyle henüz ulaşılamamıştır. Büyük olasılıkla yüzey kırığı gelişmiş olduğu sanılmaktadır.

Düzce Segmenti: Henüz incelenmemiştir. Sismolojik ve makrosismik veriler bu segmentinde hareket etmiş olabileceğini düşündürmektedir.

 

BİNGÖL DEPREMİ(1971)

 

  22 Mayıs 1971’de Bingöl’de oluşan şiddetli deprem.Şiddeti Richter ölçeğine göre 6.8 olan ve Diyarbakır, Muş, Elazığ ve Tunceli’yi de içine alan geniş bir bölgeyi etkileyen deprem, özellikle Bingöl kentine büyük zarar vermiş, yaklaşık 5 bin konutun tümüyle yıkılmasına ya da oturulamayacak duruma gelmesine ve 755 kişinin ölümüne yol açmıştır.

 

   Bingöl çöküntüsü,Doğu Anadolu’nun bu bölgesinde birbiri arkasında sıralanmış bir dizi çukurluktan biridir.Bölge, çeşitli doğrultularda uzanan kırıkların birbirleriyle kesiştikleri bir alanda yer alan tektonik nitelikli bir çöküntü vadisi durumundadır.Bingöl çöküntüsünün temel çizgileri, Genç Ovasının yer aldığı etek boyunca kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda, güneybatıda kuzeybatı-güneydoğu doğrultusunda uzanan kırık kuşakları ile Bingöl’ün kuzeyinde yer alan doğu-batı doğrultusundaki kırık kuşağıdır.Kenti bir üçgen biçiminde çevreleyen bu kırıkların hareketi, depremin başlıca nedenidir.

   

   Konumu 38 08`kuzey enlemi, 40 05`doğu boylamı, merkez noktasının derinliği 10-12 kilometre, enerjisi 5,48 çarpı 10 üzeri 21 erg olan depremde, Bingöl’ün güney ve güneydoğusundaki 15 kilometrelik kırıkta 10 cm düşey, 25 cm yatay hareket olmuştur.Depremden önce Bingöl Deresi’nin yatağında ve yamaçlarında yer alan Bingöl kenti, depremden sonra dere yatağının güneyindeki geniş düzlüğe taşınmıştır.

 

ÇALDIRAN DEPREMİ(1976)

 

  24 Kasım 1976’da Çaldıranda oluşan şiddetli deprem.Şiddeti Richter ölçeğine göre 7.5 olan ve Van iline bağlı Muradiye, Erçiş ve Özalp ilçeleri ile Ağrı iline bağlı Diyadin ve Taşlıçay ilçeleri dolaylarını da etkileyen deprem, 3.840 kişinin ölümüne, 497 kişinin yaralanmasına ve 9.232 konutun tümüyle yıkılmasına yada onarılamayacak düzeyde hasar görmesine yol açmıştır.

 

   Bu depremde oluşan kırık, Türkiye’nin jeolojisi ve tektoniğine ilişkin haritalarda yer almamaktadır.Bilinen sismik kayıtlara göre yörenin deprem etkinliği de fazla değildir.Bölgede daha önce şiddeti 6-7’den fazla olan deprem oluşmamıştır.Deprem bölgesinde Kuzey Anadolu Kırık kuşağının yaklaşık 30 kilometre kuzeyinde kalan ve aynı niteliklerde bulunması nedeniyle bu sisteme sokulabileceği düşünülebilen kuzeybatı-güneydoğu doğrultusunda uzanan Çaldıran Kırık hattının, batıdan doğuya doğru Sarıkök Köyü-Çaldıran arasında andezit ve bazaltları, Çaldıran’dan Güngören Köyüne kadar alüvyon alanları, Güngören Köyünden güneydoğuya doğru Eosen bölüm kalkerlerini ve Mezozoyik zamana özgü birimleri aşarak ilerlediği görülmektedir.Arazide çok iyi izlenebilen ve uzunluğu 53 kilometre genişliği ise 10 kilometreyi bulan bu kırığın sağ yanal atımlı bir kırık olduğu saptanmıştır.İzlenebilen kırık kuşağı üzerinde genellikle sıkışmanın egemen olduğu ve kuzey bloğun düştüğü, sağa doğru 20-50 cm’lik kabarmalar, 5-30 cm arasında açılmalar ve 80 santimetreye varan düşey atımlar bulunduğu izlenmiştir.Bu depremde bölgede önceden varlığı bilinen kırıklarda herhangi bir hareket görülmemiştir.

 

   Yapılan incelemeler sonucunda depremin gözlemsel dış merkezinin konumunun 30 15` kuzey enlemi, 43 9` doğu boylamı dolayında,Çaldıranın hemen batısında bulunduğu sonucuna varılmıştır.Deprem sırasında açığa çıkan enerji 2.82çarpı10 üzeri 22 erg‘dir.Çaldıran depreminde hasar gören alanlarda ayrıca çok sayıda kaya düşmesi ve toprak kayması saptanmıştır. 

 

ÇORUM DEPREMİ(1943)

 

  26 Kasım 1943’te, Çorum, Samsun, Ladik ve Vezirköprü’yü kapsayan bir alanı etkileyen yer sarsıntısı.Richter ölçeğine göre 7.2 şiddetinde 20 saniye kadar süren deprem, Çorum kentine büyük zarar vermiş, 2.554 evin yıkılmasına, 618 kişinin ölümüne ve 217 kişinin de yaralanmasına neden olmuş, ayrıca 5.375 hayvanın da ölümüne yol açmıştır.

 

   Konumu 41 derece 05`kuzey enlemi, 33 derece 72` doğu boylamı ve merkez noktasının derinliği 10 kilometre olan bu depremle doğuda Destek Boğazından başlayarak batıda Filyos Irmağının keskin bir dönüş yaptığı yere kadar uzanan 280 kilometre boyunca bir kırık oluşmuştur.

 

ERZİNCAN DEPREMİ(1939)

 

  26-27 Aralık 1939’da Erzincan’da oluşan çok şiddetli yer sarsıntısı.Şiddeti Richter ölçeğine göre 8 olan deprem sonucunda toplam 32.962 kişi ölmüş,

yaklaşık 100.000 kişi yaralanmış, ve 116.720 bina yıkılmıştır.Dünyanın büyük depremleri arasında sayılan bu deprem Türkiye’nin en ciddi deprem felaketlerinden biridir.

 

  Konumu 39 80 kuzey enlemi ve 39 51 doğu boylamı, odak derinliği 20 km olan depremin etkilediği alan doğuda Erzincan Ovasından batıda Kelkit Vadisine kadar uzanır.Hasara uğramış bölgelerin uzunluğu 400 km(Erzincan’ın doğusundan Amasya’ya kadar), genişliği ise (güneyde Sivas’tan kuzeyde Karadeniz’e kadar) 200 km‘dir.Bu depremde Erzincan’dan Kelkit Vadisini izleyerek Niksar’a kadar uzanan yaklaşık 350 km’lik bir kırık sistemi oluşmuştur.Kırıklar boyunca 1 m’lik düşey (atım) ve 4 m’lik yatay hareketler görülmüştür.

 

   Bu geniş alanı sarmış olan 35 deprem merkezi yaklaşık doğu-batı doğrultusun-

da dizilmiş başlıca dört sarsıntı çizgisi üzerinde etkinlik göstermiştir.Bunlar; Yukarı Yeşilırmak çizgisi, Kelkit-Deliçay çizgisi, Yaylalar ve Orta Yeşilırmak çizgisi ve kıyı çizgisidir.Bu çizgilerin hepside kırıklara karşılık gelmektedir. Kelkit Irmağı kırığı, Reşadiye’de doğu-güneydoğu ve batı-kuzeybatı doğrultu-

sunda alçalmış ve yükselmiş ve böylece iki blok arasında 380 cm’lik bir düzey farkı doğmuştur.Deprem sırasında kıyı çizgisi Çarşamba ilçesinin kuzeyi ile Giresun arasında 15-100 m kadar geri çekilmiş ve Fatsa’da  da bir deprem dalgası oluşmuştur.

 

   Türkiye’nin birinci derece deprem bölgesinde bulunan Erzincan, Kuzey Anadolu deprem kuşağının çok etkin bir bölümü olan Erzincan ovası içindedir. Tarihi belgelere göre Erzincan son bin yılda 11 kez tümüyle yıkıma uğramıştır.

 

   Yerleşmenin bulunduğu zemin, akarsu çökellerinden oluşmuştur.Bu malzeme kentin yukarı kesimlerinde konglomeralaşmıştır.Orta bölümlerde birbirini izle-

yen çakıl ve kum katmanlarına rastlanır.Bu katmanlar oldukça yerleşmiş ve sıkı yapılıdır.1939 depreminden sonra yerleşim alanı dışında bırakılmış olan eski şehrin zemini, kalın bir tarihi enkaz örtüsüyle kaplı yerleşmemiş akarsu birikin-

tilerinden oluşmuştur.          

 

ERZURUM-KARS DEPREMİ(1983)

 

30 Ekim 1983’te, Erzurum ve çevresinde büyük hasara ve önemli ölçüde can kaybına neden olan yersarsıntısı.Şiddeti Richter ölçeğine göre 7.1 olan bu depremde 1.400 kişi ölmüş, 537 kişi yaralanmış, 3.241 konut ağır, 3 bin konut orta ve 4 bin konut hafif hasar görmüş, 30 bini aşkın hayvan telef olmuştur.

Makrosismik hasar değerlendir-melerine göre depremin dış merkezi, Murat Dağı Kırklareli Köyü çevresinde yer almıştır.

Erzurum-Kars depreminin oluştuğu alan Türkiye’nin birinci derece tehlikeli deprem bölgesidir.Horasan-Narman ilçeleri arasındaki alanı kapsayan deprem bölgesi, çoğunlukla genç kırıklarla(fay) belirlenen alüvyon düzlükleriyle parçalanmış, yüksekliği 1.750-2.500 m arasında değişen engebeli bir topografyaya sahiptir.Genellikle ayrışmış olan volkanik kayaçlar ile zayıf tutturulmuş yada hiç tutturulmamış kırıntılar, bölgede canlı yer kaymalarına elverişli zemini oluşturur.

 

  Kuzey Anadolu Kırık Kuşağı’nın kuzeyinde yer alan bu bölgede özellikle kuzeydoğu-güneybatı ve kuzeybatı-güneydoğu gidişli doğrusal hatların varlığı göze çarpmaktadır.Deprem bölgesinde, depreme bağlı olarak boyları onlarca metreden birkaç kilometreye kadar değişen, genellikle kuzeydoğu-güneybatı gidişli, birbiriyle bağlantısız aralıklı ve basamaklı çok sayıda yarık gelişmiştir.

 

FETHİYE DEPREMİ(1957)

 

  24-25 Nisan 1957’de Fethiye’de oluşan şiddetli yer sarsıntısı.Şiddeti Richter ölçeğine göre 7.1 olan bu depremde Fethiye’deki binaların yüzde 90’ı yıkılmış, Ovacık tamamen tahrip olmuştur.Dalyan,Marmaris,Datça,Eskişehir,Çameli ve civar köylerde de etkili olan deprem sonucunda yöre halkından toplam 67 kişi ölmüştür.

 

   Konumu 36dereceye 5` doğu boylamı olan bu depremde açığa çıkan enerji 33çarpı 10üzeri 21 erg’dir.24 Nisan gecesi hissedilen ilk sarsıntıdan sonra bölge halkı konutlarını terk etmişti.Bu nedenle asıl depremde ölü sayısı görece az olmuştur.

 

   Fethiye depreminin oluştuğu alan Türkiye’nin ikinci derece tehlikeli deprem bölgesindedir.Kasaba batıda Kerme Körfezinden, doğuda Kocaçayı Vadisine kadar uzanan ve Akdeniz kıyısına paralel olan bir tektonik çukurluk sistemin içindedir.Bu çukurlukta sık sık yerel depremler oluşmaktadır.Ayrıca İstanköy, Meis ve Rodos adaları deprem merkezlerinin etki alanı içindedir.Geçmişte de Fethiye’de önemli depremler oluşmuştur.Bölge zemininin genç alüvyonlardan oluşması ve yeraltı suyunun da yüksekte bulunması, depremlerde şiddet arttırıcı rol oynayabilmektedir.

 

GEDİZ DEPREMİ(1970)

 

28 Mart 1970’te Gediz ve çevresinde oluşan şiddetli yer sarsıntısı.Konumu 39 21` kuzey enlemi ve 29 51` doğu boylamı olan depremin etkinlik gösterdiği yer ikinci dereceden deprem bölgesinde, Turgutlu-Sındırgı-Simav-Gediz kırık hattı üzerindedir.

 

  Magnitüdü Richter ölçeğine göre, 7.1 olan bu depremde 1.086 kişi ölmüş, 1.250 kişi yaralanmış ve 9.456 bina yıkılmış ya da ağır hasar görmüştür. Depremden en çok etkilenen yer Gediz ilçe merkezi ile çevredeki bucak ve köylerdir.Ayrıca depremden sonra birçok artçı sarsıntı olmuştur.Bunlardan birkaçının magnitüdü Richter ölçeğine göre 5’in üzerindedir.

 

  Gediz depremi ve onu izleyen sarsıntıların olduğu alan, Batı Anadolu’daki Neojen bölümde oluşan havzalardan biridir.Batı Anadolu’daki kırık hattı oluşumu Neojen Bölüm başında, Batı Anadolu kristalin kütlesinin ve Neojen bölüm öncesi tortul dizilerin yükselmesiyle birlikte başlamış, havzaların oluşumu ve gelişimi sırasında sürekliliğini korumuştur.

 

  Deprem sonrası Yunuslar yakınındaki Seyranbaşı tepesinin eteğinde en büyük açıklığı 50 cm olan, 7 cm yatay ve 15-20 cm düşey atılımlı bir yarık saptanmıştır.Gene Çavdarhisar’da köy içerisinde geçen dere üzerindeki köprü yakınlarında, eski ve yeni alüvyonlarda yaklaşık olarak güneybatı-kuzeydoğu doğrultulu 10-15 düşey atımlı bir yarık gözlenmiştir.Ayrıca Gediz ilçe merkezinin güneyinde Gediz Çayı-Bulacık Dere kavşağında, Çayçinge köyü çevresinde gerilme çatlağı sistemleri saptanmıştır.

 

GEREDE DEPREMİ(1944)

 

  1 Şubat 1944’te Bolu ve çevresinde oluşan çok şiddetli yer sarsıntısı.Richter ölçeğine göre 7.4 şiddetinde olan deprem sonucunda toplam 3.959 kişi ölmüş, 1.182 kişi yaralanmış ve 9.422 bina yıkılmıştır.

 

  Konumu 41 41` kuzey enlemi ve 32 69` doğu boylamı olan depremin etkilediği alan Türkiye’nin birinci derece deprem bölgesinde, Kuzey Anadolu Kırık Kuşağı üzerinde bulunmaktadır.Bolu kenti, Pleyistosen Bölümde oluşan ve çakıl, kum, kumtaşı, marn, konglomera, içeren bir zemin üzerine kuruludur.Tepe kesimini çevreleyen hafif eğilimli yamaçlar moloz ve toprak karışımından, kentin güney kesimindeki ova bölgesi ise kil, kum ve toprak içeren genç alüvyonlardan oluşur.Depremde Bolu’da en ağır yıkıma uğrayan yer kentin ova bölgesinin güney kesimidir.Deprem sırasında kentin 4 kilometre güneyinde Ilıca yolu üzerinde yolu kesen bir çatlak oluşmuştur.Bu, büyük olasılıkla Gerede’de görülen ana çatlağın uzantısıdır.Burada kara, batıya doğru 3 metre itilmiştir. Tepenin kuzeyinde uzanan ova bölgesi ile kentin yamaç ve tepe bölgeleri depremden daha az zarar görmüştür. 

 

GÖNEN DEPREMİ(1953)

 

  18 Mart 1953’te Gönen ve çevresinde oluşan çok şiddetli yer sarsıntısı.Şiddeti Richter ölçeğine göre 7.5 olan deprem sonucunda 265 kişi ölmüş, 336 kişi yaralanmış ve 5 binden fazla bina yıkılmıştı.Konumu 39 99` kuzey enlemi ve

27 63` doğu boylamı olan deprem yöresi birinci derece deprem bölgesinde ve Bursa-Apolyont-Manyas çukurluğunun Yenice-Gönen kırık kuşağı ile birleştiği sismik etkinliği yüksek bir alanda yer alır.

 

  6,3çarpı 10 üzeri 21 erg’lik bir enerji açığa çıkaran deprem sonucunda kentin 1 kilometre güneyinde, 48-50 kilometre uzunluğunda bir kırık oluşmuştur.Yatay atım Yenice Vadisinde 3,3 metre, Yenice’nin doğusunda ise 4,3 metre olarak saptanmıştır.Gönen kentinin düz kesimleri henüz yerleşmemiş alüvyon tabakası üzerindedir ve deprem açısından zayıftır.Özellikle yeraltı suyunun yüksekte bulunduğu, Gönen Çayı yönündeki kesim daha tehlikelidir.Kentin yukarı bölümleri daha sağlam yapılıdır.

 

KARLIOVA DEPREMİ(1949)

 

  17 Ağustos 1949’da Bingöl’ün Karlıova ilçesinde oluşan şiddetli yer sarsıntısı. Magnitüdü Richter ölçeğine göre 6.7 olan bu depremin sonucunda ilçede 450 kişi yaşamını yitirmiş ve 1200 yapı yıkılmıştır.

 

  Karlıova ilçesi birinci derece tehlikeli deprem bölgesinde yer alır.Kasabanın zemini deprem bakımından oldukça tehlikeli, henüz yerleşmemiş bir yapıdadır. İlçenin arkasındaki yamaçlar molozla örtülü lav, tüf ve aglomera gibi volkanik kayaçlardan oluşur.

  Daha sonra yörede, 28 Mart 1954’te  6.7 magnitüdünde ve 20 Ağustos 1965’te 5.3 magnitüdünde iki büyük deprem ile magnitüdü 5.0’dan küçük pek çok deprem olmuştur.

 

LADİK DEPREMİ(1943)

 

  Samsun’un Ladik ilçesi yakınlarında 26 Kasım 1943’te oluşan şiddetli yer sarsıntısı.Dışmerkezi 41 05` kuzey enlemi, 33 72` doğu boylamı olan depremin magnitüdü Richter ölçeğine göre 7.6’dır.Deprem geniş bir alanı etkilemiş ve doğuda Taşova’dan, batıda Ilgaz’a kadar uzanan kasaba ve köylerde hissedilmiştir.Bölgede büyük hasara ve can kaybına yol açan depremde 2.824 kişi yaşamını kaybetmiş, 5 bin kişi yaralanmış ve konutların yüzde 75’ini oluşturan 40 bin bina yıkılmıştır.

 

  Depremin oluştuğu bölge, birinci derece deprem bölgesi olan Kuzey Anadolu Kırık Kuşağındaki Ladik çöküntü ovasının güney kenarındadır.

 

  Deprem sonucunda, doğuda Destek Boğazından başlayarak batıda Filyos Çayının keskin bir dönüş yaptığı yere kadar uzanan 280 kilometre  boyunca yeni bir kırık oluşmuştur.Kırık boyunca 90-100 cm’lik bir hareket oluşmuş ve kuzey blok güneye göre alçalmıştır.

 

  Bölgede 27 Kasım 1943’te birincisi Richter ölçeğine göre 4.7, ikincisi 5 magnitüdünde iki deprem ve 15 Temmuz 1975’te de Richter ölçeğine göre 4.6 magnitüdünde başka bir deprem daha oluşmuştur.

 

LİCE DEPREMİ(1975)

 

  6 Eylül 1975’te Lice’de oluşan şiddetli yer sarsıntısı.Magnitüdü Richter ölçeğine göre 6.6 olarak belirlenen deprem sonucunda Lice’de ve çevre köylerde 2.385 kişi yaşamını kaybetmiştir.Deprem sonucu Hani, Hazro, Kulp, Dicle, Silvan, Ergani ve Diyarbakır çevresindeki yapıların 8.159’u ağır, 4.550’si orta ve 7.283’ü hafif hasar görmüştür.

 

  Konumu 38 51` kuzey enlemi, 40 77` doğu boylamı olarak belirlenen bu depremde, Genç ilçesinin yolu üzerinde, Korha köyünün batısında, kuzeybatı-güneydoğu doğrultusunda 5-10 cm düşey, 8-10 cm yatay atımlı 200-300 metre uzunluğunda sağ doğrultulu bir kırık oluşmuştur.

 

  Lice, kuzeyden güneye doğru, kireçtaşı, kumtaşı, marn ve alüvyondan oluşan bir zemin üzerine kurulmuştur.Üçüncü derece deprem bölgesinde yer alan ilçe, Hani-Lice-Kulp deprem hattı üzerindedir.Bölge ayrıca Bingöl-Muş kırık hattının ve bölgesel kırık sistemlerinin etkisi altındadır.Bu özellik, bölgenin çevrede oluşan depremlerden hafif hasar görmesine neden olur.İlçenin zeminini oluşturan yapı toprak aşınmasıyla taşınan killi, kumlu, çakıllı toprak katmanıyla örtülmüştür.Yeraltı suyunun düzeyi genellikle yüksektir.       

 

MANYAS DEPREMİ(1964)

 

  6 Ekim 1964’te Manyas’ta oluşan şiddetli yer sarsıntısı.Magnitüdü Richter ölçeğine göre 6.6 olan bu depremde Manyas ve köylerinde 23 kişi öldü, birçok kişide yaralandı. 5.523’ü ağır olmak üzere toplam 10.048 yapı hasar gördü. Deprem özellikle Marmara Denizinin güney kıyıları yakınındaki yerleşim bölgelerinde etkili oldu, kimi yerlerde toprakta yarıklar açıldı ve yer altı suları fışkırdı.

 

  Manyas ve çevresi Türkiye’nin birinci derece deprem bölgesi içinde yer alır. İlçenin üzerinde kurulduğu zemin genellikle kalın bir çökeller katmanıyla kaplı olan Neojen bölüm marnlarından oluşmuştur.Bu marnlar üzerinde, kısmen çimentolaşmış 4-5 metre kalınlıkta eski akarsu birikintileri görülür.İlçenin alçak bölgeleri ise kum, çakıl ve moloz içeren gevşek yapılı alüvyondan oluşmuştur.

 

NİKSAR DEPREMİ(1942)

 

  20 Aralık 1942’de Tokat’ın Niksar ve Erbaa ilçelerini etkileyen şiddetli yer sarsıntısı.Magnitüdü Richter ölçeğine göre 7.3 olan depremde 3 bin kişi yaşamını yitirmiş, yüzlerce kişi yaralanmış, 6 bine yakın bina yıkılmış ya da hasar görmüştür.

 

  Kuzey Anadolu Kırık Kuşağı üzerinde yer alan ilçeler birinci derece deprem bölgesi üzerindedir.Tokat’ın kuzeybatısında, Kelkit Çayı düzlüğüne açılan dar bir vadinin yamaçlarına kurulmuş olan ilçe merkezleri toprak ve moloz katmanlarıyla örtülü olan volkanik bir kütle üzerindedir.Ova ise genç çökellerle örtülüdür.Kelkit ana kırığına paralel, Ayvaz Suyu yönünde bir kırık daha olduğu sanılmaktadır.

  Bölgede çeşitli zamanlarda birçok başka deprem olmuştur.

 

SİVAS DEPREMİ(1929)

 

  18 Mayıs 1929’da Sivas ilinin Suşehri ilçesinde oluşan şiddetli yer sarsıntısı.Magnitüdü Richter ölçeğine göre 6.5 olarak belirlenen deprem sonucunda 64 kişi yaşamını yitirmiş, 1.357 yapı yıkılmış ya da ağır hasar görmüştür.Depremde Suşehri Ovası da jeolojik hasara uğramıştır.

 

  Depremin dışmerkezi 40 derece kuzey enlemi, 38 derece doğu boylamıydı.

İlçe merkezi birinci derece deprem bölgesi üzerinde ve Kelkit Vadisini izleyen deprem hattından gelen depremlerin etki alanı içinde yer alır.Ayrıca Suşehri Ovasından ikincil deprem hatları geçer.İlçe merkezinin büyük bölümünün zemini, kısmen moloz ve toprakla örtülü serpantinlerden oluşur.Düzlük alanlarda kuzeye doğru yamaç çökelleri, ilçe merkezinin altında ise genç birikintiler yer alır.

 

SÖKE DEPREMİ(1955)

 

  16 Temmuz 1955’te Aydın ilinin Söke ilçesinde oluşan şiddetli yer sarsıntısı. Magnitüdü Richter ölçeğine göre 6.9 olarak belirlenen deprem sonucunda 23 kişi yaşamını yitirmiş ve 470 yapı yıkılmıştır.Depremin dışmerkezi 37,9 kuzey enlemi ve 27,1 doğu boylamıdır.İlçe merkezi birinci derece deprem bölgesi üzerinde yer alır ve Büyük Menderes tektonik çukuru içindeki deprem merkezlerinin etkisi altındadır.İlçe merkezinin ırmak birikintileri ve dik yamaçlar üzerinde bulunması depremin verdiği zararın artmasına neden olmuştur.

 

  İlçe merkezine 25 kilometre uzaklıkta bulunan Balat kalıntıları ile 40 kilometre uzaklıktaki Yenihisar kalıntıları ve hem ilkçağdan hem de Selçuklu döneminden kalan yapıtlar, bölgede daha önceleri de şiddetli depremler oluştuğunu göstermektedir.Aynı bölgede 2 Nisan 1920’de 5.3 29 Temmuz 1925’te 4.5 15 Temmuz 1952’de 4.6 ve 17 Nisan 1953’te 4.5 magnitüdünde depremler olmuştur.1 Mayıs 1954’te ise ilçede 4.8 5.1 5.2 ve 4.8 magnitüdünde dört deprem gerçekleşmiştir.

 

VARTO DEPREMİ(1946)

 

  31 Mayıs 1946’da Muş ilinin Varto ilçesinde oluşan şiddetli yersarsıntısı. Magnitüdü Richter ölçeğine göre 6 olan deprem sonucunda 839 kişi yaşamını yitirmiş, 349 kişi yaralanmış ve 3 bin yapıda yıkılmış ya da hasar görmüştür. Depremin dışmerkezi 39 3` kuzey enlemi, 41 2` doğu boylamı olarak belirlenmiştir.

 

  İlçe merkezi ve çevresi Kuzey Anadolu Kırık Kuşağının Van Gölüne doğru uzanan bölümünde ve birinci derece deprem bölgesinde yer aldığından, bu yörede çok sayıda deprem olmuştur.Bunların en önemlileri olan 19 Ağustos 1966’da oluşan Richter ölçeğine göre 6.5 magnitüdündeki depremde 2.394 kişi  yaşamını yitirmiş, 1.483 kişi yaralanmış, 27 Ağustos 1950’de 5.8 magnitündeki depremde 2 kişi ölmüş, 2 kişi yaralanmış, 88 yapı yıkılmış ya da hasar görmüş, 12 Temmuz 1966’da magnitüdü 4.6 ile 5.5 arasında değişen 14 deprem

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

3/10/2009 - 10.SINIF SAYFA 18-19-20 ETKİNLİK ÇALIŞMALARI


10.SINIF SAYFA 18-19 -20 ETKİNLİK ÇALIŞMALARI

Sayfa 18:

Aşağıdaki haritada levha sınırları haritası verilmiştir.Bu haritada ters yöne giden oklar uzaklaşan aynı yöne giden oklar yaklaşan levhaları göstermektedir.

 

Haritanın büyük hali için üzerine tıklayınız...

Buradan hareketle örneklendirmek gerekirse Avrasya ve Hindistan levhası yaklaşmakta Kuzey Amerika  Levhası ile Avrasya Levhası birbirinden uzaklaşmaktadır.Diğer örnekleride kendiniz yazınız.

Sayfa 19 ÇBS  uygulaması:

Levha sınırları,üzerine deprem kuşakları ve volkan kuşakları haritaları çizilmesi sonucu oluşan haritanın yorumlanması. 

   

                   Levha                                    deprem                               volkan haritaları

Bu haritanın incelenmesinden çıkan sonuçlar;

Gerek deprem hatları, gerekse volkanik alanların ikisinin de levha sınırlarında yoğunlaştığı görülmektedir. Özellikle deprem alanları ile levha sınırları aynen birbiri üzerine oturmaktadır. Volkanik alanlarda genel olarak aynı dağılışa uygun düşmekte, genel olarak ta kavuşan veya ayrılan levhaların sınırlarını takip etmektedir.

Not:
Dünya üzerindeki volkanik alanlarla; deprem bölgeleri, fay hatları, genç kıvrım dağları ve sıcak su kaynakları arasında bir paralellik vardır. Bu alanların çoğu Kıta veya levha sınırlarında yer alır. Genç sıradağlar, Volkanlar, volkanik ada yayları, Okyanus ortası sırtları, Büyük trans form faylar, grabenler, sıcak su kaynakları, deprem zonlarının hemen hepsi bu hatlardadır. Sebebi bu alanlarda yer kabuğunun hareket halinde olmasıdır.

Tektonik depremler özellikle son jeolojik devirlerde oluşmuş arazilerde daha çok görülür. Çünkü bu gibi alanlarda yer katmanları henüz tam yerine oturmamıştır ve kırıklarla parçalanmıştır.

Sayfa 20:

Bazı kaynak suları neden sıcaktır.

Sıcak su kaynakları:  Bu sular gerek yeryüzünden yeraltına doğru derinlere doğru sızarak inen gerekse de magmadan hâsıl olan (jüvenil) sulardır.

Oluşumları: yer kabuğunun faylarla parçalandığı yerlerde yüzeye yakın sıcak alanlar bulunur. ( Magma Sokulumları)  Yüzey suları faylar aracılığı ile sıcak alanlara kadar inerek burada magmanın etkisiyle ısınır ve yine fayları takip ederek yüzeye ulaşması sonucu sıcak su kaynakları oluşur. Gayzerler  ve kaplıcalar örnek verilebilir.

   
Not: Gayzerlerin en iyi örnekleri İzlanda ve Yeni Zelanda’da Volkanizma sonrası faaliyet olarak gözlenmektedir.  

Çevrenizde sıcak su kaynakları var mı .Varsa bu kaynaklardan nasıl yararlanıyorsunuz.



                                      Sıcak su kaynaklarının dağılım haritası

Bu soruyu yaşadığınız bölgeye göre yorumlayabilirsiniz.İç Anadolu Bölgesi için bu tür kaynaklar mevcuttur.Kozaklı,Ayaş,Sarıkaya  kaplıcaları örnek verilebilir.Bunlardan turizm,hastalıkların tedavisi,sıcak su ihtiyacı gibi alanlarda faydalanılır.

Yer altı sularının ısınmasında güneş enerjisi etkilimidir? Nedenini açıklayınız.

Güneşin etkisi yer altı suları için geçerli değildir.Çünkü güneş ışınlarının toprağın sadece üst bölümlerine etkisi olabilir bu suların ısınmasında temel etken mağma dır.

Ders dışı etkinlik :

Sıcak su kaynaklarının kullanım alanları nelerdir
 
·         Seraların ısıtılması ile turfanda sebzecilik, meyvecilik, çiçekçilik yapılmakta ve dünyadaki jeotermal doğrudan kullanım değerinin önemli bir bölümü sera ısıtma amaçlı kullanılmaktadır. Macaristan, İtalya, Türkiye, ABD, Japonya, Meksika, Doğu Avrupa Ülkeleri, Yeni Zelanda ve İzlanda'da 30 °C' den fazla sıcaklıktaki akışkan kullanılarak seraların ısıtılması.
·         Tropikal bitki (Japonya) ve balık (Japonya'da timsah yetiştiriciliği dahil) yetiştirilmesi (Filipinler, Çin, İzlanda).
·         Tavuk ve hayvan çiftliklerinin ısıtılması ( Japonya, ABD, Yeni Zelanda, Macaristan, B.D.T )
·         İzlanda ve Yeni Sibirya Adası'nda Uygulanan Cadde ısıtmasına bir örnek.Toprak, cadde, havaalanı pistlerinin (Sibirya, İzlanda) vb. Isıtılması
·         Yüzme havuzu, termal tedavi ve diğer turistik tesislerdeki (İtalya, Japonya, ABD, İzlanda, Türkiye, Çin, Endonezya, Yeni Zelanda, Arjantin, Doğu Avrupa Ülkeleri, B.D.T) kullanım.
·         Endüstriyel Uygulamalar :Jeotermal akışkanın endüstriyel uygulamaları çerçevesinde;
·         Yiyeceklerin kurutulmasında (balık, yosun vb.) ve sterilize edilmesinde, konservecilikte (Japonya, ABD, İzlanda, Filipinler, Yeni Zelanda, Tayland),
·         Kerestecilikte ve ağaç kaplama sanayiinde (Yeni Zelanda, Meksika, B.D.T),
·         Kağıt (Yeni Zelanda, İzlanda, Japonya, Çin, B.D.T), dokuma ve boyamacılıkta (Yeni Zelanda, İzlanda, Çin ve B.D.T),
·         Derilerin kurutulması ve işlenmesinde (Japonya vb.),
·         Bira ve benzeri endüstrilerde mayalama ve damıtma (Japonya),
·         Soğutma tesislerinde (İtalya, Meksika) ve
·         Beton blok kurutulmasında (Meksika) yaygın kullanım söz konusudur.
 

 

    Buradan kısa kısa yazabilirsiniz.

Yorum (6) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

30/9/2009 - 10.SINIF SAYFA 10 PERFORMANS ÖDEVİ


10.SINIF SAYFA 10 PERFORMANS ÖDEVİ

Güver Kanyon’u: Antalya’nın kuzeyinde Düzlercam Parkı yakınındaki Güver Uçurumu Kanyonu, 2 kilometre uzunluğa, 30 metre genişliğe ve 115 metre derinliğe sahip. Suyun kayaları aşındırmasıyla meydana gelmiş.


Antalya merkezinden 20 kilometre uzaklıkta. Konaklama için bir tesis bulunmuyor ancak, Düzlerçamı Piknik Alanı’nda günübirlik konaklama yapılabiliyor. Akdeniz bitki örtüsü maki, ardıç, meşe, pırnal meşesi, sakız, keçiboynuzu ve funda gibi ağaç ve çalı toplulukları var. Parkta, Geyik Dağı keçisi, tilki, kurt, üveyik, kartal ve doğan kuşları da bulunuyor. Doğa yürüyüşleri yapılabiliyor.

DÜNYANIN EN İYİ KANYONLARI

Grand Canyon ,

Bilgi için TIKLAYINIZ

Antelope Canyon ,



Bilgi için TIKLAYINIZ

Bryce Canyon

TÜRKİYENİN EN İYİ 10 KANYONU

VALLA KANYONU

Yabani hayvanlara ev sahipliği yapıyor .
Kastamonu’nun Pınarbaşı İlçesi Muratbaşı Köyü sınırları içinde. Devrekani Çayı ile Kanlıçay’ın birleştiği bölgeden başlayıp, Cide İlçesi istikametinde 12 kilometre uzunluğunda devam ediyor.


Girişi son derece zor olan kanyonun, yan duvar kayalarının yüksekliği yer yer 800-1200 metreye ulaşıyor. Devrekani Çayı ve Kanlıçay’ın kesiştiği noktadan rahatlıkla seyredilebilen kanyon suyun kayaları aşındırmasından oluşmuş. Milli Park içinde olan kanyon turizme açık. Ankara’dan 270 kilometre, İstanbul’dan ise 450 kilometre uzaklıkta. İçerisinde tesis yok. Doğal özellikleri ve şelaleleri doyumsuz güzellikte. Sarp kayalıklarında kartal, akbaba, atmaca, doğan gibi tüm yabani hayvanları barındırıyor. Doğal tuzaklar ve tehlikelerle dolu kanyonun teçhizatsız ve rehbersiz geçilmesi mümkün değil.

KÖPRÜLÜ KANYON

Önemli bir rafting merkezi .Antalya kent merkezinden 85 kilometre uzaklıkta. Manavgat’ın 63 kilometre kuzeydoğusundaki Taşağıl Beldesi Selge Antik Kenti’nin hemen yanında yer alan Köprülü Kanyon, 14 kilometre uzunluğunda.


Derinliği bazen 300 metreye ulaşıyor. Su kaynağının dere yatağını aşındırmasıyla oluşan kanyona sadece özel araçlarla ulaşılabiliyor. Köprülü Kanyon’da küçük bir dinlenme tesisi ve konaklama için 40 kişilik bir pansiyon var. İçinde sadece Akdeniz’e has olan Akdeniz servisi bulunuyor. Zakkum, yabani gül, ılgın, böğürtlen gibi bitkiler yetişiyor. Ayrıca tilki, kurt, yaban keçisi, kunduz, keklik, turaç, yabani güvercin, çulluk, üveyik, porsuk, kartal ve doğan da görülebiliyor. Önemli rafting ve trekking merkezi.

KARACEHENNEM BOĞAZI

Turizme açık ama tesis yok .Kastamonu’nun Küre İlçesi’ne bağlı Belören Köyü’nde bulunan 500 metre yüksekliğindeki Karacehennem Vadisi iki parçadan oluşuyor. Birincisi 2 kilometre uzunluğunda Ersizlerdere Kanyonu, ikincisi ise 3 kilometre uzunluğundaki Karacehennem Boğazı.


Küre İlçesi’nden 8 kilometre uzaklıkta bulunuyor. Binlerce yıllık tarihe sahip Karacehennem Boğazı suyun kayaları aşındırmasıyla oluşmuş. Turizme açık ancak içinde tesis yok. Ana yolda 500 metre mesafede yerli ve yabancı turistlerin konaklayacağı kafe bulunuyor. Ankara’ya 300, İstanbul’a ise 550 kilometre uzaklıkta. Yeşil, tepelik ve dağlarla kaplı bir doğa harikası. Bölgede yaban domuzu, ayı ve tavşan gibi yabani hayvanlar yaşıyor. Teçhizatı olan herkes doğa sporu yapabiliyor.

EŞEN ÇAYI KANYONU

Çamur banyosu yapabilirsiniz .Antalya Akdağlar’ın kuzeyinde, Kızılcadağ’dan doğan Eşen Çayı, kollarıyla ile Saklıkent Kanyonu ile Eşen deltasını oluşturarak Akdeniz’e dökülüyor. 125 kilometre uzunluğundaki çayın 80 kilometresi Muğla sınırları içinde.


Eşen Çayı yaz aylarında özellikle kano turuna katılmak isteyenlerin akınına uğruyor. Yapılan turlar, 15 kilometrelik bir mesafe kano ile geçilerek Patara kumsalında son buluyor. Güzergahın bir bölümünde çamur banyosu molası veriliyor. Kokusuz çamur havuzlarına balıklama atlayıp baştan aşağı çamura bulananlar fotoğraf çektirmeyi ihmal etmiyor. Çamurdan kurtulmak için tek yol Eşen Çayı’nın buz gibi sularına kendinizi bırakmak. Nehrin etrafında okaliptus ağaçları yükseliyor.

SAKLIKENT

En çok turist çeken yerlerden biri ,Fethiye’ye bağlı Kayaköy sınırları içerisindeki Saklıkent Kanyonu, 18 kilometre uzunluğunda ve 300 metre derinliğinde. Türkiye’nin en çok turist çeken kanyonları arasında. Her yıl ortalama 200- 250 bin kişi ziyaret ediyor.

 Roma Dönemi’ne ait 16 mağaranın bulunduğu kanyon, suların aşındırmasıyla oluşmuş. 2- 3 bin yıl önce sığınak olarak kullanılmış. Dik vadi yamaçlarına sahip Saklıkent Kanyonu Milli Park alanında kızılçam, karaçam ve sedir çoğunlukta. Ayrıca Aktez Yaylası’nın güneydoğusu, soğanlı bitkilerin endemik olarak yetiştikleri saha olarak biliniyor. Konaklama için ağaç evler, moteller ve restoranlar var. Rafting sporu yapılıyor.

IHLARA VADİSİ

İçinde 105 tane kaya kilisesi var .Aksaray il sınırlarında bulunan Ihlara Vadisi 14 kilometre uzunluğunda. Yer yer 150 ile 200 metre arasında değişen vadileri var. Aksaray merkezden dolmuşa binerek gidilebiliyor.

Hasan Dağı’na yakın olan Ihlara Vadisi’nde geçmiş zamanda yaşanan volkanik püskürmeyle oluşan volkanik tabakaların ve buradan çıkan bazalt ve andezit yoğunluklu lavların soğumasıyla ortaya çıktığı varsayılıyor. Vadi Ihlara Kasabası’dan başlayıp, Selime Kasabası’nda son buluyor. Vadi boyunca kayalara oyulmuş sayısız barınaklar, mezarlar ve kiliseler var. Bazı barınaklar ve kiliseler ise yeraltı şehirlerinde olduğu gibi birbirlerine tünellerle bağlanıyor. Vadi içerisinde bulunan 105 kiliseden bazıları ziyaretçilere açık.

LAMAS KANYONU

Cennetten bir köşe .Mersin’in Erdemli İlçesi?ndeki Lamas Kanyonu, yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı. Toroslar’dan doğan Limonlu Deresi’nin kıvrımlar yaparak denize kavuşurken oluşturduğu 114 kilometrelik Lamas Kanyonu, zaman zaman 200 metre yüksekliğe ulaşan iki taraflı dik duvarlara sahip.


Patika bir yol kanyon boyunca uzanırken, ziyaretçiler çayda yüzme imkanı buluyor. Tarihi mekanlar ve meyve bahçeleri trekkingçiler ve kampçılar için vazgeçilmez yerlerin başında geliyor. Lamas Kanyonu’nun Limonlu beldesi yakınlarında Kayacı Vadisi ise cenetten bir köşe. Vadiye günübirlik turlar düzenleniyor. Çaya paralel piknik alanında, Lamas Nehri üzerinde oturma yerleri bulunuyor.

GÖKSU KANYONU

Su sporları için elverişli .Orta Toroslar’dan doğan Göksu Nehri, rafting ve kano sporu tutkunlarının uğrak yeri. Ermenek Çayı ve Pirinçsuyu’ndan oluşan iki kol, Mut İlçesi?nin Suçatı Köyü’nde birleşip, Göksu adını alıyor.


Nehir 260 kilometre uzunluğunda. Akarsu sporları için elverişli, geniş bir yatağa sahip. Nehir, Mut?u geçtikten sonra derin ve sert yamaçları olan bir kanyona girerken, nehirle kanyon duvarlarının yüksekliği zaman zaman 100 metreyi buluyor. Genellikle yavaş akışlı bir nehir olması nedeniyle raftinge yeni başlayanların deneyim kazanmaları için son derece uygun. Kano sporları da yapılıyor.

 Mağara oluşumu için TIKLAYINIZ

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

25/9/2009 - 9.SINIF COĞRAFYA ETKİNLİK SAYFA 3

LİSE 1. SINIF COĞRAFYA  ETKİNLİK ÇALIŞMASI SAYFA -3-

 

ETKİNLİKÇALIŞMASI:Aşağıdaki fotoğraflarda yer alan yer alan doğal unsurların insana etkilerini günlük yaşantınızdan ve farklı kaynaklardan yararlanarak tartışınız.Fotoğraflarda yer alan doğal unsurları kendi yaşadığınız ortamla karşılaştırınız.

1.Resim

Resimde Eskimolar gösterilmiştir.Eskimolar kıyafetlerinden belli olduğu gibi soğuk iklim bölgelerinde yaşayan bir topluluktur.Yaşadıkları coğrafi koşullara uygun  bir yaşam tarzına sahiptirler.

http://resimler.haberler.com/haber/455/eskimolar-ozerklik-icin-referanduma-gidiyor_o.jpg
Eskimoların evlerine İGLO denilir.Buzdan yapılmıştır.Dışarının soğuk etkisi bu evler içerisinde çok fazla hissedilmez.Geçim kaynakları olarak soğuk iklim bölgesi olduğu için toprak donmuş şekildedir ve tarım yapmaları mümkün değildir.Avladıkları hayvanların kürklerinden faydalanırlar balıkçılık önemli bir geçim kaynağıdır.

2.Resim

Resme bakıldığında küçük baş hayvancılığın görüldüğü yarı kurak bir alan görülür.Yağışlar bu bölgelerde yetersizdir.Kışlar soğuk ve sert geçer.Bitki örtüsü bozkır dır.

           http://img91.imageshack.us/img91/9348/035gm1.jpg
Ağaç yetişmesi için yada gür otlaklar için yağış yeterli değildir.Bu bölgede yaşayan insanlar ekonomik faaliyet olarak bu koşullara uygunluk gösteren küçük baş hayvancılık ve kuru tarım faaliyetlerine öncelik verir.Belirleyici doğal etken iklimdir.Ülkemiz için İç Anadolu bölgesi koşulları örnek verilebilir.

3.Resim

Akarsu ve üzerine yapılan bir köprü.Akarsu doğal etken köprü beşeri bir etkendir.
 
           
Eski dönem Köprü                            Modern Köprü
http://www.istanbul-resimleri.com/icerik/Bogaz_Koprusu/resimler/Bogaz_Koprusu(20).jpg
Akarsuyun hayatımıza etkileri bellidir su ihtiyacımız tarımsal katkısı enerji sayılabilir.Köprü ise beşeri etkileri destekler yani ticaretin gelişmesi medeniyetlerin etkileşiminde,ulaşımda bağlayıcı geliştirici bir etkendir.

4.Resim

Resimde görülen alan bir çöl dür.Sıcaklık farklarının çok fazla olduğu biyolojik çeşitliliğin az olduğu mekanik çözülmenin ön plana çıktığı bir bölgedir.
 
http://www.yeniresim.com/data/media/471/www.yeniresim.com_-_l_Resimleri_-_l.jpg
Yağışların çok az olması bitki ve canlı yaşamını olumsuz etkiler.Su azlığı en önemli doğal etkendir.Yerleşmeye çok fazla açık değildir nüfusun az olması şehirleşmenin az olması doğal ortamı korur.Ulaşım suya dayanıklı deve ile yapılır.Farklı bir bölge olsaydı beşeri etkilerin ön plan çıktığı ulaşım aracı değişiklik gösterebilir yaşam koşulları değişebilirdi.

5.Resim

Muson Asyası pirinç tarlası.Bataklık bir arazi iklim özellikleri doğal etken olarak karşımıza çıkar.Yağışın bol olması özellikle yaz yağışı bölgede btaklık tarzı alanları ortaya çıkarış  ve pirinç yetişmesi için uygun bir ortam oluşturmuştur.

     http://img206.imageshack.us/img206/7815/4813612mdcw5.jpg
Görüntüden  modern tarım yapılmadığı insan gücünün ön plana çıkması  genel olarak nüfusun fazla  gelişmemiş bir bölge çağrışımı yapar.

6.Resim

Doğal etken olarak iklim  beşeri etkenleri etkileyerek  barınağın dam özellikleri ve kullanılan malzemeyi belirlemiştir.

       http://www.trakyahaber.net/galeri/images/haber/497.jpg
Yine kırsal yerleşme tarzında çok fazla şehirleşmenin olmadığı bir bölge.Yağışın az olduğu yerlerde daha çok toprak dam özellikleri kullanılır dam düzdür ve üzerinde çeşitli ürünler kurutulabilir.Ancak bu resimde dama meyil verilmesi ve kamış tarzı ahşap malzeme kullanılması yağışın bol olduğunun bir göstergesidir.

 

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

25/9/2009 - LİSE 1.SINIF ETKİNLİK ÇALIŞMASI SAYFA(4)

LİSE 1 COĞRAFYA ETKİNLİK ÇALIŞMASI
SAYFA (4)

Aşağıdaki  doğal unsurların insan hayatına etkilerinin neler olduğunu günlük yaşantınızdan ve farklı kaynaklardan faydalanarak açıklayınız.

 

SICAKLIK: Canlıların hayatlarını devam ettirebilmeleri için normal bir sıcaklık gerekir.Canlılar çok yüksek ve çok düşük sıcaklıkların olduğu yerlerde yaşamakda zorlanır.Canlılara uygun koşulların ortaya çıkması ve bu koşulların devamlılığında sıcaklık şartları direk etkilidir. Aşırı sıcak ve soğuk insan hayatını olumsuz etkiler. Giyim sağlık,tarım, hayvancılık, turizm, ulaşım, ticaret gibi ekonomik faaliyetleri olumsuz etkiler.
 


YAĞMUR
: Yağmur su döngüsünün önemli bir parçasıdır.Canlıların hayatının devamı için suya ihtiyaç duyarlar ve bu suyun kaynaklarından bir tanesi de buharlaşan nemin yağmur olarak yüzeye dönmesidir.Bitkiler,hayvanlar için tüm canlılar için son derece önemlidir.Aşırı yağmurlar olumsuz etkiler doğurabilir.Seller,heyelan, turizmi olumsuz etkileyebilir.

 

KAR
:Sıcaklık koşullarının belirlenmesinde etkili olabilir.Özellikle kuru ve soğuk geçen kış günlerinde kar yağması havayı yumuşatır.Bu olay bir çok bitkinin aşırı dondan etkilenmesini engeller.Bahar dönemlerimde ani kar erimeleri olumsuzluklara yol açabilir (sel).Yine bu kar erimeleri önemli bir su kaynağıdır.Kışın kar yağışları bitkiler için koruyucu bir etki yaparar. Giyim tarzımızı ve sağlığımızı etkiler. Tarım için önemlidir. Tarım ürünleri soğuğa karşı koruduğu gibi toprak nemimin artmasına ve yeraltı suyunun zenginleşmesine katkı sağlar. Deniz turizmine olumsuz etki yaparken kış turizmine (kayak) imkân sağlar.


DENİZ DALGALARI
:Kıyı bölgelerdeki biyoçeşitlilikte etkili olabilir.Kasırga ya açık bölgelerde şiddetli fırtınalarla çok yıkıcı etkileri olur. Aşırı dalgalar deniz turizmini ve deniz yolu taşımacığını olumsuz etkiler. Tsunami bir doğal afettir. Kıyılarda çeşitli aşınma ve biriktirme şekilleri oluşumunu sağlar. Balıkçılığı da etkiler.Son dönemlerde dalga enerjisi üzerine ciddi çalışmalar yapılmaktadır.


RÜZGÂR
:Bitkilerin yayılmasında tozlaşmasın da son derece önemlidir.Sıcaklığı ve sıcaklığın etkilediği her şeyi etkiler.Havayı temizletici özelliği vardır.Deniz turizmi için olumsuzluktur.Çok şiddetli rüzgârlar (Fırtına)  doğal afetlere neden olabilir. Bazı yerlerde rüzgâr santralleri ile enerji üretilir. Ayrıca geçmiş asırlarda ve günümüzde de taşımacılıkta rüzgâr gücünden faydalanılmaktadır.Bir bölgedeki hava kütlelerinin taşıyıcı gücü rüzgarlardır.

 

TOPRAK:Canlıların önemli yaşam alanlarından biridir.Milyonlarca canlıya barınma imkânı sağladığı gibi tarımın üzerinde yapıldığı alan olması sayesinde her türlü besinin de ana kaynağıdır.İnsanların hayatlarını devam ettirebilmeleri için ihtiyaçları olan besin maddelerinin en önemli yetişme alanıdır.Seramik çanak çömlek vb kullanım alanları vardır.En önemli sorunu toprakların kirletilmesi ve erezyondur.Ayrıca toprağın verim gücü topraktan faydalanmayı etkilemektedir.Özelliklerine göre faydalanma yoğunlukları da değişir.Verimli alanlarda nüfus daha yoğun verim azaldıkça nüfus ve yerleşme sayısı azalmaktadır.


KAYAÇLAR
:Yer kabuğunun ana malzemesidir. Ayrışarak toprak malzemesi olur.Tüm canlı hayatın beslenmesi ve barınması için gerekli ana malzemedir.Hayatımızın her anında olan bir unsurdur.Özellikle yapı malzemesi olarak kullanılır.Ayrıca süs eşyası yapımında, enerji kaynağı olarak da kullanılır.Birçok sanayi dalının ham maddesidir. Bünyelerindeki birçok element veya mineraller değerli madenleri oluşturmaktadır.

       

BİTKİLER:İnsanların ve canlıların en önemli besin kaynağıdır.Dünya fotosentez dengesinde çok önemlidir.Besin zincirinin en önemli halkasıdır.Dünyada bir çok kullanım alanları vardır,kozmetik ilaç sanayi ev eşyaları vb .  

İklim ve toprak özelliklerine göre yetişen bitki örtüsü, insanların faaliyetlerini değişik şekilde etkiler.Ormanların yakının­da bulunan insanlar, ormanların çeşitli doğal güzellikleri yanında ke­restesinden de yararlanır. Orman ürünlerine dayalı çeşitli sanayi faaliyetlerinde bulunurlar. Buna karşılık bozkırlarda yaşayan in­sanlar, ancak buraları mera olarak değerlendirebilir.

 

 

HAYVANLAR:Ekosistem içerisinde önemli bir elemandır.İnsanlar için önemli bir besin kaynağıdır.Doğada mevcut dengenin önemli bir halkasıdır.Bişr çok bölgede önemli bir ekonomik faaliyettir. Doğal dengenin önemli unsurlarından biridir. Besin ve şifa kaynağıdır. Evcil hayvanlar sayesinde insanlar için büyük bir nimettirAvcılık açısından da önemlidir.

 

NEM: Biyoceşitliliğin yoğun olduğu bölgeler nemli ve sıcak alanlardır.Doğada canlıların uygun koşullar bulabileceği bir alan yaratır.Yağışı ve sıcaklığı etkiler. Bunların etkilediklerine de dolaylı da olsa etki eder. Nemin ve yağışın bol olduğu alanlar bitki örtülerinin gür ve sık olduğu, ılıman iklim şartlarının yaşandığı alanlardır.Nemin az olduğu alanlar kuraklık şartlarının arttığı ve ekonomik faaliyetlerin çeşidinin az olduğu alanlardır. 
     

DAĞ:Yükselti ,iklim ve ekonomik özelliklerine göre tercih edilebilen alanlar olabilir.Genelde yerleşme için elverişsiz nüfusun seyrek olduğu yerlerdir.Yükselti değerlerine göre kışın kar yağışları ve buzullaşma görülebilir.Buda önemli bir tatlı su kaynağı oluşturur.

Dağlar yüksek ve engebeli yapısıyla tarıma elverişli arazilerin az olduğu, gerek eğimli ve sarp yer şekilleri gerekse aşırı kar yağışları ile ulaşımın zor olduğu, geçim kaynaklarının az olması nedeni ile de nüfus ve yerleşmelerin seyrek olduğu alanlardır.

AKARSU:
İnsanlar için önemli bir su kaynağıdır.Ekonomik faaliyetlerimize direk etki yapar,önemli bir enerji üretim alnları ,tarımda sulama merkezleridir. Tarım, sulama, balıkçılık, turizm (rafting, piknik),yüzmek, serinlemek, enerji üretimi ve daha pek çok alanda insanlığa imkan sağlar.

  

MAĞARA:İnsanlar için geçmiş dönemde önemli bir sığınma alanıdır.Günümüz koşullarında daha çok turizm ve doğal güzellik ve şifa merkezi olarak kullanılabilir

  

OVA:Önemli bir yerleşme alanlarıdır. Düz alanlardır.Ekonomik faaliyetlere ,ulaşıma  yerleşmeye elverişli yapısı ovaları cazip kılar en önemli özellikleri verimli topraklarla kaplı olmasıdır.

  

 

Yorum (32) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

17/9/2009 - DIŞ KUVVETLER DALGALAR ,AKINTILAR ,GELGİT,DALGA VE AKINTILARIN O

Kategori: ARSIV

DALGA VE AKINTILARIN OLUŞTURDUĞU KIYI ŞEKİLLERİ

I. GEL-GİT (MED-CEZİR)

Özellikle, Ay’ın ve Güneş’in çekim gücü tesiriyle okyanuslarda görülen alçalma - yükselme hareketleridir. Ay, Dünya’ya Güneş’ten daha yakın olduğu için, gel - git oluşumundaki etkisi daha fazladır.
Ay ve Güneş aynı doğrultuda oldukları zaman çekim güçleri birbirine eklenir ve kabarma daha fazla olur. Buna Büyük Gel-git denir



Ay ve Güneş birbirlerine dik doğrultuda oldukları zamanlarda çekim güçleri birbirini zayıflatır.ve kabarma daha az olur Buna da Küçük Gel-Git denir.


 
Suların kabarma ve çekilme düzeyleri arasındaki dikey yükselti farkına gel - git genliği denir. İç denizlerde genlik az iken (30 - 80 cm), kıyı denizlerde fazladır. (8 - 20 m)

Gel - git’in etkisi sonucunda;
1.      Akarsu ağızlarında delta oluşumu engellenir.
2.      Akarsu vadilerinin ağızlarının tıkanması önlenir.
3.      Kıyı kirlenmesi önlenir.
4.      Haliçler oluşur. Deniz yükseldiği zaman akarsuların ağız kısımlarına sokulur ve haliç şekli meydana gelir. Bu çeşit kıyılara estuar (haliç tipi) kıyılar denir.
5.      Watt kıyıları oluşur. Deniz, belli aralıklarla alçalıp yükselince kıyı çizgisi değişir. Deniz alçalınca ortaya çıkan, deniz yükselince ortadan kalkan bu kıyılara watt kıyıları denir.

6.      Türkiye’nin çevresindeki denizler iç deniz olduğu için gel - git genliği azdır. Bu nedenle, ülkemiz kıyılarında gel - git’in etkisi hissedilmez.

2. DALGALAR
Dalga, deniz yüzeyindeki salınım hareketleridir.

 
Dalgaları oluşturan nedenler;
1.      Dünya’nın dönmesi,
2.      Rüzgârlar,
3.      Depremler,
4.      Denizaltı heyelanı,
5.      Volkanizma’dır.
Deniz dibindeki depremlere ve volkanik faaliyetlere bağlı olarak oluşan dalgalara tsunami dalgaları denir.
3. AKINTILAR
Deniz yüzeylerindeki suların, bulundukları yerlerden başka alanlara doğru taşınmasına akıntı denir.



Haritanın büyük hali için üzerine tıklayınız...
Akıntıların oluşmasına neden olan faktörler şunlardır:
a.Yoğunluk farkı
Sıcaklık farkı: Yoğunluğu fazla olan soğuk sular, alttan sıcak su alanlarına doğru, yoğunluğu az olan sıcak sular, üstten soğuk su alanlarına doğru akarlar.

Tuzluluk farkı: Yoğun olan tuzlu sular, alttan tatlı su bölgelerine doğru, yoğunluğu az olan tatlı sular ise üstten tuzlu su bölgelerine doğru akarlar.

b. Seviye farkı:
Beslenme kaynakları fazla olan denizlerin seviyeleri, beslenme kaynakları az olan denizlere göre fazladır. Örneğin, İstanbul ve Çanakkale boğazındaki akıntılar gibi.

c.Sürekli rüzgârlar:
Okyanus ve denizlerdeki akıntıların en önemli nedeni, sürekli rüzgârlardır. Rüzgârların süresi ve şiddeti, akıntıların etkili olma süresi ve alanını etkiler.

d.Gel - git olayı:
Deniz ve okyanuslardaki akıntıların oluşum sebeplerinden birisi de, gel - git olayıdır. Gel - git’in etkili olduğu kıyılarda şiddetli akıntılar, buna bağlı olarak aşınım ve birikim şekilleri oluşur.

4. TÜRKİYEDE DALGA VE AKINTILARIN OLUŞTURDUĞU KIYI ŞEKİLLERİ:
Kıyı kara ve deniz arasında bir sınır çizgisidir. Kıyı kara ve deniz olaylarının çarpıştığı yerdir.galgalrın aşındırması ve diğer coğrafi etmenler nedeni ile kıyılarda pek çok şekil oluşmuştur…
Falezler (Yalıyarlar): Yüksek kıyılarda dalgaların etkisiyle kıyıların alt kısımları aşındırılır ve bazı oyuklar oluşur. Bu oyuklar büyüdüğü zaman tavanları çöker ve denize dik kıyılar meydana gelir. Bu dik kıyılara falez ya da yalıyar adı verilir                                    

 
Ülkemizde, falezler en çok Karadeniz kıyılarında oluşmuştur. Çünkü, en dik kayılarımız Karadeniz kıyılarıdır. Hopa - Sarp kıyıları ile Cide - İnebolu kıyıları arasında ve Şile çevresinde falezli kıyıların en tipik örnekleri görülür. Akdeniz’de Teke ve Taşeli kıyılarında da falezler oluşmuştur.

Kıyı Kumsalları (Plajlar): Dalga ve akıntıların etkileriyle kıyıdan koparılan malzemeler, bir müddet sonra sürtünme sonucu iyice ufalanır, incelir. Dalgalar bu küçülen malzemeleri alçak kıyılarda biriktirirler. Sonuçta kıyı kumsalları yani plajlar oluşmuş olur.

 
Kıyı Okları ve Kordonları: Dalgalar ve kıyı akıntıları, taşıdıkları materyalleri özellikle koyların kenarında biriktirirler. Sonuçta kıyılarda çıkıntılar oluşur.Bunlara kıyı oku denir. Kıyı okları zamanla daha da genişler ve uzar. Bunlara da kıyı kordonu adı verilir.


Kıyı okları ve kordonları, en belirgin olarak Çukurova, Göksu, Çarşamba ve Bafra deltalarında oluşmuştur.

 
Lâgünler: Koyların önünde oluşan kıyı kordonları zamanla koyun önünü tamamen kapatır ve denizle olan bağlantısını keserek deniz kenarında bir göl oluşumuna sebebiyet verir. Böyle oluşan göllere lâgün ya da deniz kulağı denir.


Türkiye’deki bütün delta ovalarında küçük lagünler oluşmuştur. Ayrıca, Büyük ve Küçük Çekmece Gölleri ile Durusu Gölü birer lagündür.

Tombololar:
Kıyı yakınındaki bir adanın bir kordonla kıyıya bağlanması sonucu oluşan yarım adalara tombolo denir.
 
 Türkiye’de Güney Marmara kıyılarındaki Kapıdağ Yarımadası tomboloya örnek olarak verilebilir.

 
5. BAŞLICA KIYI TİPLERİ
a. Fiyort Kıyılar: Buzul vadilerinin sular altında kalması sonucu oluşan kıyılardır.

Bu kıyı tipine ait en güzel örnek, İskandinav Yarımadası’nın Atlas Okyanusu kıyılarıdır.
   
Dünya’nın en büyük fiyordu Norveç’teki Soğne fiyordudur.
b. Skyer Kıyılar: Buzulların aşındırdığı tepeciklerle veya buzulların biriktirdiği moren yığınlarıyla şekillenmiş kıyılar sular altında kalınca yüzlerce adacık ortaya çıkar. Bu tür kıyılara skyer kıyılar denir. Baltık Denizi’nin kuzeydoğusunda bu tür kıyılar görülür.
c. Ria tipi kıyılar: Plâtoları yaran derin vadilerin sular altında kalmasıyla oluşan kıyılardır.
   
Dünya’da en güzel örnekleri, Güneybatı İrlanda ve Kuzeybatı İspanya’da görülür. Ülkemizde’de Güneybatı Ege kıyıları, İstanbul ve Çanakkale boğazları ile Haliç, ria tipi kıyılara örnek olarak verilebilir.
d. Liman tipi kıyılar: Alçak kıyılardaki geniş vadilerin sular altında kalması ve bunların önünün kıyı setleriyle kapatılması sonucunda oluşmuştur.

Dünya’daki en iyi örnekleri, Ukrayna’nın Karadeniz kıyılarında görülür. Ülkemizde de örnek olarak Büyük ve Küçük Çekmece kıyıları gösterilebilir.
e. Dalmaçya tipi kıyılar: Deniz sularının, kıyıya paralel uzanan dağlar arasındaki çukurluklara dolmasıyla oluşan kıyılardır.

Dünya’daki en iyi örneği Adriya Denizi kıyılarında görülür. Ülkemizde de Kaş (Antalya) çevresinde bu tür kıyılara rastlanır.
f. Haliç (Estuar) tipi kıyılar: Gel - git olayı sonucunda akarsu ağızlarının aşındırılmasıyla oluşan ve huniye benzeyen kıyılardır.

Dünya’nın en büyük halici Hamburg halicidir. Bunun yanında Londra, Elbe, Wesser, Thames, Evoş, Bordeaux ve Weischel haliçleri de Dünya’nın önemli haliçlerindendir. Bu haliçlerin hepsi, aynı zamanda gelişmiş birer limandır.
g. Boyuna kıyılar: Dağların kıyıya paralel uzandığı yerlerde görülür. Ör:Karadeniz veAkdeniz Kıyıları. Bu kıyılarda; girinti-çıkıntı azdır.

Doğal limanlar azdır ve hinterlandları dardır. İç kesimlere ulaşım zordur. Dalga aşındırması ile falez oluşumu fazladır. Kıyı ile iç kesim arasında  iklim, bitki örtüsü, ekonomik faaliyetlerde farklılık fazladır.
h. Enine kıyılar: Dağların kıyıya dik uzandığı yerlerde görülür.
   
Ör: Ege Bölgesi Kıyıları  (Edremit-Kuşadası arası). Bu kıyılarda; girinti-çıkıntı fazladır. Kıta
sahanlığı geniştir. İç kesimlere ulaşım kolaydır. Limanların Hinterlandı geniştir. Deniz etkisi iç kesimlere kadar sokulabilir.                    

 

 

Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

16/9/2009 - DIŞ KUVVETLER , RÜZGARLAR,BUZULLAR ,AŞINDIRMA VE BİRİKTİRME ŞEKİ

Kategori: ARSIV

DIŞ KUVVETLER RÜZGAR VE BUZULLAR
RÜZGAR AŞINDIRMA BİRİKTİRME ŞEKİLLERİ

Rüzgârlar, kopardıkları parçacıkları havalandırarak taşımak, bu parçacıkları çarptırarak aşındırmak ve gücü bitince de biriktirmek yoluyla yeryüzünde şekillendirme yaparlar.

Rüzgârlar, en fazla kurak ve yarıkurak bölgelerde etkilidirler. Çünkü, bu bölgelerde bitki örtüsü zayıf, arazi kuru, rüzgâr hızlıdır.

Rüzgâr Aşındırma Şekilleri
Rüzgârlar, güçleri ölçüsünde yeryüzünden kopardıkları parçacıkları veya mevcut materyalleri sürükleyerek, havalandırarak taşırlar ve önüne çıkan engellere çarptırırlar. Bunun sonucunda, kayaların yüzeyinde çizikler ve oyuklar oluşur. Aşınmaya karşı farklı dirençteki tabakalar üst üste oluşmuş ise bu oyuklar büyür ve bazı şekiller meydana gelir.
Bu şekillerin en sık görülenleri şeytan masaları (mantar kayalar) tafoni ve yardang dır.

Şeytan Masası (Mantar Kaya):Rüzgarların taşıdıkları materyallerin kayaların alt bölümlerini çarparak aşındırması ile oluşur.Üst kısmı daha az aşınan kayalar mantar görünümünü alır.

    

Tafoni:
Taşların sular tarafından yumuşak kısımlarının eritilmesi ve aşındırılması sonucu kayaçlar üzerinde küçük oyuklar oluşur bu oyukara tafoni denir.



Yardang:
Kayaçların yumuşak kısımları kolay aşınırken, sert kısımları zor aşınır. Böylece yüzeyde küçük çukur ve tümseklerden oluşan bir görüntü ortaya çıkar böyle arazilere yardang denir.


Rüzgâr Biriktirme Şekilleri

Rüzgâr biriktirme şekillerinden en yaygın olanları kumullardır.
Kumullar, rüzgâr hızının azaldığı alanlarda kum yığınları şeklinde meydana gelirler.

 
Rüzgâr yönünde uzanan kumul tepelerine boyuna kumul, rüzgâra dik yönde olanlara da enine kumul denir. Hilal biçimindeki enine kumullara da barkan adı verilmektedir.

Kumul alanlarına yakın yerlerde oluşan ince toz birikintilerine ise lös toprakları adı verilmektedir.


Rüzgâr erozyonu, tarım alanlarındaki verimli toprakları süpürmektedir. Bu nedenle, rüzgâr erozyonundan topraklarımızı korumamız gerekmektedir.

Rüzgâr erozyonundan korunmak için;
1.      Kurak mevsimlerde toprakların sürülmemesi,
2.      Toprağa otsu bitkiler ekilmesi,
3.      Ağaçlandırma yapılması,
4.      Tarlaların nadasa bırakılmaması,
5.      Meralarda aşırı otlatmanın engellenmesi,
6.      Hasattan sonra anızların yakılmaması, vs gereklidir.

BUZULLAR VE BUZULLARIN OLUŞTURDUĞU ŞEKİLLER

Kutuplarda ve yüksek dağlar üzerinde yağışlar genellikle kar halinde olur. Sıcaklık çok düşük olduğu için yağan karlar erimeden üst üste birikir. Biriken bu karlara toktağan (kalıcı) kar denir. Yaz ve kış karla örtülü olan böyle yerlerin alt kısımlarına ise, toktağan (kalıcı) kar sınırı adı verilir.


Kar örtüsü başlangıçta yumuşak ve gevşektir. Ancak, daha sonra soğuğun etkisi ve yağan karların sıkıştırması ile sertleşir. Buna buzkar denir. Buzkarlar, daha sonra üstüste yağan karların basıncı ile iyice katılaşır ve buzul haline gelir.

Binlerce km2 lik sahaları geniş ve kalın bir örtü gibi kaplayan buzullara örtü buzulu, dağların zirvelerinde oluşan buzullara da dağ buzulu denilmektedir. Ülkemizdeki buzullar dağ buzulu şeklinde oluşmuşlardır.


Türkiye’deki buzul dönemi, dördüncü jeolojik zamanda, Dünya’daki iklim değişmelerine bağlı olarak başlamıştır. Bu devirde özellikle ülkemizin yüksek yerleri buzullaşma olaylarından etkilenmiştir. Bundan dolayı, 2200 m. den daha yüksek olan dağlarımız buzullarla kaplanmıştır.

Buzulların Aşındırma Şekilleri

Buzul Vadisi: Buz örtüleri altında kalmış olan bölgelerde, buzun yatağını aşındırıp derinleştirmesi sonucunda oluşan “U” şeklindeki vadilerdir.



Hörgüç kaya:
Anakayanın buzullar tarafından işlenmesi sonucunda oluşan kaya tepeleridir.


Sirk Çanağı (Buz Yalağı):
Dağ yamaçlarındaki bazı buzulların, bulundukları alanı aşındırmasıyla oluşan çanaklardır. Buzullar bazen eriyince bu çanaklar sularla dolarak sirk göllerini meydana getirirler.


Türkiye’de, buzulların aşındırma şekilleri, en çok aşağıdaki dağlarımızda görülür:
1.      Toroslar’da, Bey Dağları, Sultan Dağları, Bolkar Dağları ve Aladağlar
2.      Göller Yöresi’nde, Davras ve Dedegöl Dağları
3.      Doğu Anadolu Bölgesi’nde, Mescit, Yalnızçam, Bingöl, Buzul, Süphan, Sat ve Ağrı Dağları
4.      İç Anadolu Bölgesi’nde, Erciyes Dağı
5.      Marmara Bölgesi’nde, Uludağ
6.      Karadeniz Bölgesi’nde, Kaçkar ve Giresun Dağları

Buzulların Biriktirme Şekilleri

Moren (Buzultaş): Buzulların aşındırdıkları malzemeleri biriktirmesiyle oluşurlar. Ortalama kalınlıkları 50 - 60 m kadardır.

Drumlin: Buzulların taşıyıp biriktirdiği materyallerin, buzulun alt kısmındaki erimeler sonucu meydana gelen dereler tarafından işlenmesiyle oluşan birikintilerdir.



Sander Ovası:
Eriyerek çekilen buzul sularının oluşturduğu düzlüklerdir.
Ülkemizde, buzul birikim şekillerinden sadece morenler bulunur. Ancak, bunlar da pek yaygın değildir. Çünkü, morenlerin büyük bir kısmı akarsular tarafından taşınmıştır.

 

Yorum (12) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

16/9/2009 - KARSTİK AŞINDIRMA BİRİKTİRME ŞEKİLLERİ

Kategori: ARSIV

KARSTİK AŞINDIRMA BİRİKTİRME ŞEKİLLERİ

Kayatuzu, jips (alçıtaşı), kalker (kireçtaşı) gibi suda kolay eriyebilen kayaçların bulunduğu arazilere karstik araziler adı verilir. Bu arazilerde suların etkisiyle birtakım şekiller oluşur.

Bu şekillere karstik şekiller denir.

1. Aşındırma (Çözünme) Şekilleri

Lapyalar: Karstik arazilerde, yağışlar sonucunda yeryüzüne düşen sular, kireçtaşlarını aşındırarak oyuklar ve yarıklar oluşturur. Bunlara lapya denir.

Lapyalar en küçük karstik çözünme şekilleridir. Toroslar’da, Bolkar Dağları ile Aladağlar’ın yamaçlarında bu tür şekiller yaygın olarak görülür.

Dolinler: Lapyalar zamanla genişleyip birleşerek dolinleri oluştururlar. Derinlikleri birkaç metredir. Çapları ise birkaç yüz metreyi bulabilir. Göller Yöresi’nde, Geyik ve Bolkar Dağları ile Aladağlar üzerinde, İç Anadolu’nun güneyindeki Obruk Plâtosu’nda sayısız örnekleri vardır.

Uvala ve Polyeler: Karstik sahalarda dolinler zamanla genişleyerek uvala denilen şekilleri oluştururlar. Uvalalar da genişleyip birleşirlerse polye adı verilen şekilleri meydana getirirler. Ülkemizdeki bazı ovalar polye ovası özelliğindedir. Bunların en önemlileri Muğla, Elmalı, Kestel, Çeltikçi, Suğla, Bozova, Kızılova, Bademağacı, Kızılkaya, Seki ve Gembos polyeleridir.

 
                        Uvala                                                   P olye

Obruklar:
yer altındaki mağara ve galeri tavanlarının çökmesiyle oluşmuş derin karst kuyularıdır. Obrukların bazılarının tabanlarında sular birikmiştir ve obruk gölleri meydana gelmiştir. 
 
Ülkemizin özellikle Konya Bölümü’nde obruklar yaygın olarak görülür. Bu bölümde Kızılören, Timraş, Kuruobruk ve Çalıdeniz obrukları en çok bilinenlerdir. Ayrıca Akdeniz Bölgesi’nde Akseki’nin doğusunda çok derin obruklar bulunur. Silifke’nin doğusundaki Cennet - Cehennem obrukları turistik açıdan önemlidir.

Mağaralar: Karstik alanlarda yer altı sularının eritmesi sonucu oluşan doğal yer altı boşluklarına mağara denir. Bu mağaralar birer turizm alanıdırlar. En tanınmış olanları Damlataş (Alanya), Karain (Antalya), İnsuyu (Burdur), Dim (Alanya), Zindan (Isparta), Dilek kuyu (Mersin) ve Narlı kuyu (Mersin) mağaralarıdır.

Tüneller ve Doğal Köprüler: Karstik alanlarda yeryüzündeki sular yer altına sızarlar ve tabakaların bu sularla çözünmesi sonucu tüneller oluşur.

Özellikle, Akdeniz Bölgesi’nde bu tüneller sıkça görülür. Buralardaki bazı akarsular, akışlarının bir kısmını yer altındaki bu tünellerle gerçekleştirirler.

Yer altında oluşan bu tüneller yer yer çökerek doğal köprüler oluştururlar. Örneğin, Silifke’nin kuzeydoğusunda Göksu nehri üzerindeki Yerköprü bu şekilde oluşmuştur. Uzunluğu 500 m kadardır.

2. Biriktirme Şekilleri

Travertenler: Karstik alanlardan kaynaklanan suların içerisinde eriyik halde bulunan kireç, buharlaşma ve sudaki karbondioksitin ayrışması sonucu çökelir ve travertenler meydana gelir.


Ülkemizde traverten oluşumu en yaygın olarak, Antalya Ovası’ndadır. Bursa’da, Denizli civarında, Pamukkale’de ve Silifke’de de travertenler oluşmuştur.

Sarkıt, Dikit ve Sütunlar: Mağara tavanından sarkan kalsiyum karbonat çökelti taşlarına sarkıt, mağara tabanından yükselen kalsiyum karbonat çökelti taşlarına ise dikit adı verilir.

 
Sarkıt ve dikitler birleşirse sütun adı verilen şekiller oluşur. Akdeniz Bölgesi’ndeki karstik mağaralarda sarkıt, dikit ve sütunlar fazlaca oluşmuşlardır.

 

 

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

15/9/2009 - DIŞ KUVVETLER ,AKARSULAR ,AKARSU AŞINDIRMA VE BİRİKTİRME ŞEKİLLE

Kategori: ARSIV

AKARSU AŞINDIRMA BİRİKTİRME ŞEKİLLERİ...

Akarsular yeryüzünün şekillenmesinde en etkili olan dış kuvvetlerdir. Çünkü, kutup bölgeleri, çöller ve dağların yüksek kısımları dışında kalan yerlerde akarsular etkilidir. Sahip olduğu konum, iklim ve topoğrafya özelliklerinden dolayı Türkiye de akarsuların etkili olduğu ülkeler arasındadır.


Türkiye’deki akarsu sistemi Üçüncü Jeolojik Zaman’ın sonunda, orojenik hareketlerin
bitmesiyle oluşmaya başlamıştır. Daha sonraki epirojenik hareketler sonucu meydana gelen yükselmeye bağlı olarak akarsular, vadilerine iyice gömülmüşlerdir. iç kuvvetlerin hazırlamış olduğu ana yer şekilleri akarsular tarafından işlenmekte ve değiştirilmektedir. Böylece akarsu sistemi de gelişerek bugünkü şeklini almıştır. Yeryüzünün ve  Türkiye’nin şekillenmesini sağlayan akarsular şekillerini iki yolla oluştururlar.

AŞINDIRMANIN OLUŞUM ŞEKİLLERİ
Akarsuyun, içerisinden geçtiği yatağı kazması ve kopardığı parçacıkları taşıması olayına aşındırma denir. Akarsular kimyasal ve fiziksel (mekanik) yollarla aşındırma yaparlar.

1. Kimyasal aşındırma:
Sıcaklığın yüksek olduğu zamanlarda veya sürekli sıcak bölgelerde, akarsuların geçtikleri yeri eritmesiyle yaptığı aşındırmadır.
 2. Fiziksel (Mekanik) aşındırma: Akarsular, eğime bağlı olarak kazandıkları güçle, yatağındaki kayaları parçalayarak aşındırır. Akarsular genelde fiziksel yolla aşındırma yaparlar.
Akarsuların fiziksel aşındırması üç şekilde olur.
a. Derine aşındırma: Akarsuların yatağını düşey doğrultuda ışındırarak, deniz seviyesine indirmeye çalışmasıdır.


b. Yana aşındırma:
Akarsuların içlerindeki materyallerle birlikte, eğimin azaldığı yerde salınımlar yaparak, yanlara çarpması sonucu meydana gelen aşındırmadır.


c. Geriye aşındırma:
Akarsularda su miktarı en çok ağız kısmında olur. Çünkü, bu kısımda akarsu bütün kollarından aldığı suyu taşır. Bu kesimdeki su fazlalığı nedeniyle, akarsular yataklarını, denize döküldükleri yerden başlayarak geriye doğru aşındırmaya başlarlar. Böylece aşınan nokta, kaynağa doğru kayar ve zamanla akarsu üzerindeki şelaleler ortadan kalkar. Buna geriye doğru aşındırma denir.
Geriye doğru aşındırma ile akarsular, çevredeki küçük akarsuları kollarıyla birlikte kendisine bağlar. Buna akarsu kapması veya kapma denir

DENGE PROFİLİ:
Akarsular vadilerini kazıp derinleştirdikçe, yataklarının eğimi gittikçe azalır. Bu yüzden zamanla akış yavaşlar, aşındırma eski hızını kaybeder ve en sonunda hemen hemen sona erer. Akarsu yatağında artık, başlangıçtaki pürüzler, şelaleler ortadan kaldırılmış olur. Bu duruma erişen bir akarsuyun, ağzından kaynağına doğru uzanan profili iç bükey bir eğri halindedir.

 

Denge Profiline Ulaşmışsa
1.      Yatak eğimi azalmıştır
2.      Akış hızı azalmıştır
3.      Aşındırma gücü azalmıştır.
4.      Su potansiyeli azalmıştır.
5.      Enerji üretimi için elverişsizdirler.
6.      Üzerinde ulaşım ve taşımacılık yapılabilir

Denge Profiline Ulaşmamışsa:
1.      Yatak eğimi fazladır
2.      Akış hızı fazladır
3.      Aşındırma gücü fazladır
4.      Su potansiyeli fazladır
5.      Baraj yapımına uygundur
6.      Üzerinde ulaşım yapılamaz             

AKARSU AŞINIM ŞEKİLLERİ
1. Vadiler


a. Boğaz Vadi (Yarma Vadi): Yüksek dağ sıralarını enine yarıp geçen akarsular bu tür vadiler oluştururlar. Vadilerin yamaçları oldukça diktir ve vadi dardır.

Türkiye'de, Kızılırmak, Yeşilırmak, Fırat, Sakarya, Seyhan ve Göksu nehirleri ile Zap suyu böyle vadilerden akarlar.
b. Kanyon Vadi: Yamaçlardaki farklı aşınma sonucu, basamaklı bir biçimde oluşan vadi tipidir. Yamaçlar oldukça dik ve derindir. Genellikle kolay aşınabilen kalın kalker tabakaları içerisinde oluşur.
 
Kanyon vadiler, Türkiye’de pek yaygın değildir. Akdeniz Bölgesi’ndeki Göksu vadisinde kanyonlar görülür.
c. Çentik (Kertik) Vadi: Akarsu yatağında aşındırma derine doğru sürüyorsa “V” şekilli vadiler oluşur. Bu tür vadilere çentik vadi adı verilir.
 
Çentik vadiler ülkemizde en yaygın olan vadi tipleridir. Dağlık alanlarda bu tür vadilere sıkça rastlanır.
d. Yatık yamaçlı vadi: Farklı aşınma sonucunda farklı yükseklikteki yamaçlara sahip olan vadi tipidir. Akarsu yatağının eğiminin azaldığı yerlerde görülür.
e. Tabanlı vadi: Akarsu aşındırmasının ileri safhalarında oluşan vadi şeklidir. Vadi tabanı ova özelliği kazanır.
 
Vadi yamaçları iyice yatıklaşır ve belirginliğini kaybeder.Türkiye’de özellikle Batı Anadolu’da bu tür vadiler yaygındır.

2. Menderesler
Akarsular, eğimlerinin azaldığı yerlerde kıvrılarak akarlar. Hem aşındırma, hem de biriktirme sonucunda, bu kıvrımlar daha da genişleyerek menderesleri oluştururlar.

Hem aşındırma hem biriktirme şeklidir.
Mendereslerde yana aşındırma fazla olduğu için sık sık yatak değiştirirler. Ülkemizde, ovaların tabanlarında ve olgun vadilerdeki akarsular menderesler çizerek akarlar.
Menderesler oluşturan bir akarsuyun;
1.      Yatak eğimi azalmıştır.   
2.      Akarsu hızı azalmıştır.
3.      Uzunluğu artmıştır.                  
4.      Aşındırma gücü azalmıştır.
5.      Biriktirme faaliyetleri yaygındır.
3. Kırgıbayır (Badlands)
Şiddetli yağmurların oluşturduğu selinti suları, bitki örtüsünün bulunmadığı ve kolay aşınabilen arazileri aşındırır.Bunun sonucunda, arazi yüzeyi girintili çıkıntılı bir görüntü alır.

Bu tür arazilere kırgıbayır adı verilir.Kırgıbayır, özellikle sağanak yağışların görüldüğü, yarıkurak bölgelerde daha sık meydana gelir. Türkiye’de, İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde yaygındır.

4. Çağlayan ve Çavlanlar (Şelaleler-Dev Kazanı)
Akarsu yataklarında, bazen bazı tabakalar aşınmaya karşı farklı direnç gösterirler. Bunun sonucunda da basamaklar oluşur. İşte, akarsuların bu basamaklardan akan kısımlarına çağlayan adı verilmektedir. Eğer basamaklar yüksekçe ve düşen su miktarı fazla ise, böyle kısımlar da çavlan veya şelale olarak isimlendirilir.
 
Ülkemizdeki en tanınmışları, Manavgat Çağlayanı ile Düden, Muradiye ve Gürlevik şelaleleridir.
Çağlayan ve çavlanlarda suların yüksekten düştüğü kısım aşınırsa, derin oyuklar oluşur. Bu oyuklara dev kazanı adı verilir

5. Peribacaları
Volkanik arazilerde, selinti sularının, aşınmaya karşı farklı dirençteki tabakaları aşındırması sonucunda oluşan şekillerdir.

Oluşumunda volkanik tüflü arazi,sel ve yağmur suları,bitki örtüsünün az olması ve rüzgar etkilidir.Türkiye’de Nevşehir, Ürgüp, Göreme, Avanos çevresinde yaygındır.

6. Peneplen (Yontukdüz)
Akarsuların ve akarsularla birlikte diğer dış kuvvetlerin, yeryüzünü aşındırması sonucunda deniz seviyesinde hafif dalgalı düzlükler oluşur. Bunlara peneplen (yontukdüz) adı verilir.

Ülkemiz yeryüzü şekilleri IV. jeolojik zamanın başlarında toptan yükseldiği için, iç kısımlarda peneplen izlerini görmek mümkündür.

AKARSULARDA BİRİKTİRME  ŞEKİLLERİ
Akarsuların biriktirme yapabilmesi için;
1.      Eğimin azalması ,
2.      Suyun azalması
3.      Akarsu hızının azalması,
4.      Akarsu yükünün artmasıgereklidir.
Bu faktörler bir arada olunca, akarsuyun gücü azalır ve biriktirme başlar.
AKARSU BİRİKİM ŞEKİLLERİ
1. Birikinti Konileri ve Yelpazeleri
Dağ yamaçlarından düzlüğe inen akarsular, taşıdıkları materyalleri eğimin azaldığı yerlerde yarım koni şeklinde biriktirirler. Bunlara birikinti konisi denir.
 
Akarsuların taşıdıkları maddeler ince ise, geniş bir alana yelpaze gibi yayılırlar. Bunlara da birikinti yelpazesi denir. Ülkemizde dağ eteklerinde, bu tip şekillere sıkça rastlanır.
2. Dağ Eteği Ovaları
Dağ eteğinde, eğimin azaldığı yerlerde meydana gelen birikinti konileri ve yelpazelerinin zamanla yanlara doğru büyüyerek birleşmeleri sonucu oluşan ovalardır.

Bursa ovası, Uludağ’ın eteğinde oluşmuş bir dağ eteği ovasıdır.
3.Dağ İçi Ovaları
Dağ içlerinde, eğimin azaldığı yerlerde, akarsuyun taşıdığı malzemeleri biriktirmesi sonucu oluşan düzlüklerdir. Engebeli ülkelerde daha fazla oluşur. Malatya, Muş, Elazığ ovaları bu şekilde oluşmuşlardır.
4.Taban Seviyesi Ovaları
Akarsuların denize yaklaştıkları yerlerde taşıma gücü azdır. Böyle yerlerde akarsular, taşıdıkları malzemeleri biriktirirler ve ova yüzeyini alüvyal dolgu alanı haline getirirler.

Böyle oluşan düzlüklere taban seviyesi ovası veya alüvyal taşkın ovası denir.
5.Delta Ovaları
Akarsuların taşıdıkları malzemeleri, deniz içerisinde biriktirmesi sonucu, üçgene benzeyen düzlükler meydana gelir. Bunlara delta ovası adı verilir.

Delta ovalarının oluşabilmesi için,
1.      Akıntıların olmaması,
2.      Akarsu yükünün fazla olması
3.      Gel - git genliğinin az olması ,
4.      Kıyının sığ olması gerekir
Türkiye’de birçok delta ovası vardır. Başlıcaları Çukurova, Bafra ve Çarşamba ovalarıdır.

6. Taraçalar (Sekiler)
Aüvyal tabanlı vadi üzerindeki akarsuların, yeniden canlanarak, yatağını kazması sonucunda oluşan yüksekte kalmış eski vadi tabanlarıdır.

Türkiye’de, çeşitli zamanlarda epirojenik hareketler görüldüğü için, vadiler boyunca taraçalar görülür.

7. Kum Adacıkları
Akarsu eğiminin azaldığı ve yatağın genişlediği yerlerde, taşınan alüvyonlar ve kumlar küçük adacıklar şeklinde biriktirilir.

Bunlara kum adacıkları denir.

                                                        

 

 

Yorum (11) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

14/9/2009 - TÜRKİYENİN AKARSULARI ,AKARSULARIN ÖZELLİKLERİ

Kategori: ARSIV

AKARSULARIN GENEL  ÖZELLİKLERİ
TÜRKİYENİN AKARSULARI 
Akarsularla İlgili Terimler 

1.      Akarsu kaynağı: Akarsuyun doğduğu yerdir.
2.      Akarsu ağzı: Akarsuyun herhangi bir denize veya göle döküldüğü yerdir.
3.      Akarsu yatağı: Kaynakla ağız arasında uzanan, akarsuyun içinden aktığı çukurluktur.
4.      Akarsu vadisi: Akarsuların, içinde aktıkları yatağı aşındırmalarıyla ortaya çıkan çukurluktur.
        
5.      Akarsu havzası: Akarsuyun koları ile birlikte sularını topladığı alana denir Sularını denize ulaştırabilen akarsulara açık havza denir.Ancak, akarsular topladıkları suyu denize ulaştıramıyorsa, kara içinde bir göle dökülüyorsa veya yer altına sızıyorsa, bu tür akarsuların havzası kapalı havza dır.
     
6.      Su bölümü çizgisi: İki akarsu havzasını birbirinden ayıran sınırdır. Genellikle dağların doruk noktalarından geçerler.
7.      Akarsu ağı (Akarsu drenajı): Akarsu havzası, içindeki kollarıyla birlikte bir ağ oluşturur. Buna akarsu ağı (drenajı) denir. Havzanın eğimi, yapıyı oluşturan taşların cinsi ve tabakaların özelliklerine göre, değişik tipte akarsu drenajları oluşur.
8.       Akarsu debisi (akımı): Akarsu yatağının, herhangi bir kesitinden geçen su miktarının m3/sn cinsinden değeridir.
Debiye etki eden faktörler:
§         İklim (yağış sıcaklığı)
§         Bitki örtüsü
§         Havzadaki büyük kaynaklar ve yer altı suları
§         Yatağın geçirimliliği
§         Dağlardaki kar kalınlığı
§         Göller
§         İnsan
9.      Akarsu rejimi: Akarsuyun yıl içerisindeki debi değişiklikleridir. Akım düzeni olarak da adlandırılır. Su seviyesinde fazla değişiklik olmayan akarsuların rejimleri düzenlidir. Aylara ve mevsimlere göre, seviye değişikliği fazla olan akarsuların rejimleri düzensizdir.

        
Rejime etki eden faktörler
§         Yağış rejimi
§         Yağış biçimi
§         Akarsu kaynağı
§         Sıcaklık ve buharlaşma
§         Havzanın genişliği
§         Arazinin şekli ve eğimi
10.  Akarsu hızı: Akarsuyun birim zamanda aldığı yoldur (m/sn). Akarsu hızı muline denilen bir araçla ölçülür.
11.  Hız çizgisi: Akarsu hızının en fazla olduğu noktaları birleştiren çizgidir.
12.  Sürekli akarsu: Yatağında her zaman su bulunduran akarsudur.
13.  Geçici akarsu: Yatağında her zaman su bulundurmayan, bazen kuruyan akarsudur.
14.  Taban seviyesi: Akarsular aşındırmalarını derine, yana ve geriye doğru yaparlar. Hiçbir akarsu yatağını deniz seviyesinin daha altına kadar ışındıramaz. Bu seviyeye taban seviyesi denir.
15.  Yamaç gerilemesi: Özellikle nemli iklim bölgelerinde yamaçlar hem alttan, hem de sel sularıyla üstten aşınırlar. Bunun sonucunda yamaç gerilemesi olayı meydana gelir ve yamaç profili oluşur.
TÜRKİYENİN AKARSULARI

Türkiye akarsular bakımından şanslı bir ülkedir. Özellikle doğu ve güney komşularına göre zengin bir ülke sayılır. Akarsularımız uzunluk akıttıkları su miktarı (Debi), beslenme şekilleri ve su miktarının yıl içindeki değişimi (Rejim) bakımından farklı özellikler gösterir. Ancak Türkiye akarsuları bütünüyle düşünüldüğü zaman bazı ortak yönleri ortaya çıkar.
Akarsularımızdan şu şekilde yararlanılır.
Þ    İçme suyu
Þ    Sulama
Þ    Turizm
Þ    Balıkçılık
Þ    Enerji üretimi

AKARSULARIMIZIN GENEL ÖZELLİKLERİ
Türkiye akarsularının ortak özelliklerinin başında genellikle kısa boylu olmaları gelir. Kızılırmak, Yeşilırmak Fırat ve Dicle dışındaki akarsularımız kısa boyludur. Sınırlarımız içinde doğup ve kendi kıyılarımızdan denize dökülen en uzun akarsuyumuz olan Kızılırmak’ın boyu 1355 km’dir. Akarsularımızın boylarının kısa olmasının  başlıca nedeni; ülkemizin bir yarımada olması ile Kuzey Anadolu dağları ve Toros dağlarının uzanış biçimidir. Bu dağlardan kaynaklanan ve denize dökülen akarsuların boyu çok kısadır. Çünkü bu dağlar, kıyıya çok yakın ve paralel olarak uzanmaktadır. Akarsularımızın bir başka ortak özelliği de hızlı akmalarıdır. Bunun başlıca nedeni, ülkemizde dağların fazla olması ve genellikle sıradağlar şeklinde uzanmasıdır. Bu akarsuların hızı da fazla olmaktadır.

Türkiye akarsularının pek çoğunun akıttığı su miktarı, mevsimlere göre önemli farklılıklar göstermektedir. Bu da ülkemizdeki farklı ilkim özelliklerinden kaynaklanmaktadır.Genellikle yaz mevsiminde akarsularımızın akıttığı su azalır. Küçük akarsuların pek çoğu kurur.

İç Anadolu, Ege, Akdeniz, Güneydoğu Anadolu ve Doğu Anadolu bölgelerinin büyük kısmında durum böyledir. Buna karşılık ilkbahar ve kış mevsimlerinde akarsular birden canlanır ve bol su taşırlar. Çünkü bu mevsimlerde artan yağışlar ve eriyen kar suları akarsuları besler. Ancak Karadeniz Bölgesi’nin akarsularında durum farklıdır. Çünkü bu bölge ikliminin özelliği olarak, her mevsim yağış düşmekte ve akarsuları beslemektedir.

Akarsularımızın pek çoğu ülke sınırları içinden doğmakta ve kendi topraklarımızdan denize dökülmektedir. Fırat, Dicle, Aras, Kura ve Çoruh ırmakları ise topraklarımızdan doğdukları halde ülke dışından denizlere veya göle ulaşmaktadır. Meriç ve Asi ırmakları da ülkemiz dışından kaynaklarını alarak kıyılarımızdan denize dökülmektedir.

Akarsularımız genellikle açık havzaya sahiptir. Van gölü, Tuz gölü ve göller yöresi kapalı havzalarındaki küçük akarsular dışında kalanlar denizlere ulaşırlar. Yani açık havzaya sahiptirler.
Akıttıkları su miktarının yıl içinde değişmesi, sel olaylarının sıkça görülmesi, yatak eğimlerinin ve hızlarının fazla olması nedenleriyle, akarsularımızda ulaşım imkanları çok sınırlıdır.

2.BAŞLICA AKARSULARIMIZ


Haritanın büyük hali için üzerine tıklayınız.

Türkiyenin deltaları haritası için TIKLAYINIZ
a. Karadeniz’e Dökülen Akarsular
Çoruh:  Mescit dağlarından doğar. En önemli kolları Doğu Anadolu’dan gelen Oltu ve  Tortum çaylarıdır. Bu ırmağın vadisi çok dar ve derindir. Çevresindeki dağlık alana göre 1000 metreden daha fazla gömülmüştür. Gürcistan topraklarında Batum’dan Karadenize dökülür.
Yeşilırmak: Bu ırmağın en uzun kolu olan Kelkit, Doğu Karadeniz’de Gümüşhane dağlarından doğar. Batıya doğru Kelkit oluğu boyunca akar. Erbaa Ovası’nı geçtikten sonra batıdan gelen Yeşilırmak kolu ile birleşir ve kuzeye yönelerek oluşturduğu Çarşamba Deltasından Karadeniz’e ulaşır.
Kızılırmak: Sınırlarımız içinde doğarak kendi topraklarımızdan denize dökülen en uzun akarsuyumuzdur. En uzun kolu, Sivas doğusundan ( Kızıldağ) kaynağını alır. İç Anadolu’da büyük bir yer çizer. Kırmızı renkli tortullar arasından geçerken suları kırmızımsı bir renk alır. Tuz gölünün kuzeyinde, kuzeye doğru yönelir. Delice, Devrez ve Gökırmak kollarını aldıktan sonra oluşturduğu Bafra Ovasından denize ulaşır. Üzerinde Hirfanlı ve Altunkaya baraj gölleri bulunur.
Sakarya: Bu ırmak, Afyon kuzeyindeki Emir Dağından doğar. Batıdan Porsuk, doğudan da Ankara Çayı’nı alır. Batıya doğru büyük bir kavis çizdikten sonra kuzeye yönelir. Adapazarı Ovası2nı geçtikten sonra Karadeniz’e ulaşır. Üzerinde Hasan Polatkan ve Gökçekaya barajları kurulmuştur.

b. Marmara Denizine Dökülen Akarsular:
Bu akarsular Marmara denizine güneyden dökülürler. Güney Marmara bölümüyle İç Batı Anadolu’dan kaynaklanırlar. Kısa boylu olan bu akarsuların en önemlisi Susurluk Çayı’dır. Susurluk: Simav Çayı adıyla, Simav yakınlarından doğar. Karacabey Ovasını geçtikten sonra Uludağ’dan kaynağını alan Nilüfer Çayı ile birleşir ve Susurluk olarak Marmara denizine ulaşır. Susurluk Çayı’ndan başka güney Marmara bölümünden doğan bazı küçük çaylar da vardır.Bunların bazıları denize ulaşırken bazıları da göllerde son bulmaktadırlar.

c. Ege Denizine Dökülen Akarsular:

Ege denizine dökülen akarsular, Marmara ve Ege bölgesi toprakları üzerindedir. Bunların başlıcaları kuzeyden güneye doğru Meriç, Gediz, Küçük Menderes ve Büyük Menderes ırmaklarıdır.

Meriç:
Kaynağını Bulgaristan topraklarından alır. Edirne’de Tunca ile birleşir. Genel olarak kuzey – güney yönünde akarak Türkiye – Yunanistan sınırını oluşturur. Doğudan gelen Ergene Çayı’nı da aldıktan sonra  Ege denizine ulaşır.

Gediz:  İç Batı Anadolu Eşiğindeki Murat Dağından doğar. Çeşitli kolları aldıktan sonra Gediz grabenini takiben batı yönünde akar. Yakın bir zamana kadar İzmir Körfezinin iç kesimine dökülürken, yatağının değiştirilmesi sonucu, Menemen Ovası’nı  geçtikten sonra Foça güneyinde denize ulaşmaktadır. Gediz ırmağı üzerinde Demirköprü  Barajı bulunmaktadır.

Küçük Menderes: Bozdağlardan kaynağını alır. Birçok küçük kolla birleşerek Küçük Menderes Grabeni içinde büklümler yaparak akar. Kuşadası Körfezi’nin kuzeyinde Selçuk yakınlarında denize ulaşır.

Büyük Menderes: Önemli kaynaklarını İç Batı Anadolu, Göller yöresi ve Menteşe yöresinden alır. Ana akarsu aynı adı taşıyan graben içinde batı yönünde, menderesler yaparak akar ve denize dökülür. Bu akarsuyun üzerinde Adıgüzel ve Kemer barajları kurulmuştur.

d. Akdeniz’e Dökülen Akarsular:
Asi dışındaki Akdeniz’e dökülen akarsular, Toros dağlarından gelen sulardır. Bunların başlıcaları batıdan doğuya doğru şöyle sıralanır:

Aksu: Kaynağını Isparta yakınlarından alır. Karstik alanlarda genellikle kuzey – güney yönünde akarak Antalya Körfezi’ne dökülür.

Göksu: Taşeli Plâtosu’nun kuzeyinden kaynaklarını alır. İki büyük kolunu Mut yakınlarında aldıktan sonra oluşturduğu Silifke Ovası’ndan denize ulaşır. Göksu’nun vadisi kalker araziye çok yerde yüzlerce metre gömülmüştür. Yer yer kanyon vadiler oluşturmuştur. Akarsu bazen de karstik tünellerden geçer.

Seyhan: Zamantı Çayı adıyla Uzunyayla’dan doğar. Göksu kolu ile birleşerek Seyhan adını alır. Adana yakınlarında oluşturduğu Adana Ovası’na ulaşır. Burada büklümler yaparak Mersin Körfezi’ne dökülür. Bu ırmak üzerinde Seyhan barajı kurulmuştur.

Ceyhan: Elbistan havzasını kuşatan dağlardan kaynaklarını alır. Büyük bir yarma vadi ile Kahramanmaraş düzlüğüne ulaşır. Osmaniye  yakınlarında Çukurova’ya girer. İskenderun Körfezi’nin batısında, Yumurtalık yakınlarında denize dökülür. Bu ırmak üzerinde Aslantaş ve Menzelet barajları vardır.

Asi: Lübnan’dan doğar. Kızıldeniz’den Kahramanmaraş’a kadar uzanan büyük bir grabeni kuzey kesimini takip ederek  Antakya’nın doğusundan topraklarımıza girer. Amik Ovası’nın güneyinde bir yay çizerek tekrar güneye yönelir. Samanda yakınlarında Akdeniz’e ulaşır.

e. Basra Körfezi’ne Dökülen Akarsular:

Fırat: Kaynağını  topraklarımızdan alan ve sınırlarımız dışında denize dökülen en uzun akarsuyumuzdur. En önemli iki konu Karasu ve Murat’tır. Doğu Anadolu’daki dağlık yörelerden, çeşitli boğazlardan geçerek akan bu iki büyük kol Keban Barajı’nda birleşir. Daha sonra Malatya Havzası’ndan geçer. Güneydoğu tarafları Torosları boğazlarla geçtikten sonra Gaziantep – Şanlıurfa platolarını derin bir biçimde yararak sınırımızı terk eder ve Suriye’ye girer. Irak’ın güneyinde Basra Körfezi yakınlarında Dicle ile Şat-ül Arab’da birleşerek Basra Körfezi’ne dökülür. Üzerinde Atatürk, Karakaya ve Keban Barajları vardır.

Dicle: Güneydoğu Toroslardan geçen çok sayıdaki küçük kollarla beslenir. Cizre güneyinde Türkiye – Suriye sınırını oluşturduktan sonra Habur ( Hezil) Çayı ile birleşir ve Irak topraklarına girer. Daha sonra, Hakkari Bölümü’nden beslenen Zap suyu ile birleşir ve güneye doğru akar. Şat-ül Arab’da Fırat ile birleşerek Basra Körfezi’ne dökülür. Üzerinde başta Devegecidi barajı olmak üzere çok sayıda küçük baraj vardır.

f. Hazar Denizi’ne Dökülen Akarsular:
Bunlar topraklarımızdan çıkarak Azerbaycan’da birleşip Hazar gölüne dökülen Kura ve Aras ırmaklarıdır.

Kura:
Kars yakınlarından kaynaklarını alır. Ardahan plâtosunu  geçtikten  sonra Gürcistan topraklarına girer. Daha sonra Azerbaycan topraklarına giren Kura, Aras ile birleşerek Hazar gölüne dökülür.

Aras: Erzurum’un güneyinde Bingöl dağlarından sonra büyük bir yay çizerek Ağrı Dağı’nın  doğusundan Dilucu mevkiinde Türkiye – Ermenistan – Nahcivan – İran sınır kavşağından geçer. İran’ın kuzey sınırını oluşturduktan sonra Azerbaycan topraklarında Kura ile birleşerek Hazar gölüne dökülür.

3. AKARSU HAVZALARIMIZ


Haritanın büyük hali için üzerine tıklayınız.
Akarsularımızın çoğunun havzası açıktır. Yani bu akarsular, açık denizlere dökülmektedir. Bazı akarsularımız ise sularını açık denizlere ulaştıramamaktadırlar. İşte bunların havzaları kapalı havzalardır. Kura ile Aras ırmakları Türkiye dışında  bulunan Hazar gölü kapalı havzasına akarlar.    
Türkiye’deki Kapalı Havzalar

a.İç Anadolu kapalı havzası

Konya Kapalı Havzası:
Kuzeyden Obruk plâtosu, güneyden ise Toros dağlarının etekleriyle sınırlandırılmıştır. Doğu – batı yönünde uzanan büyük bir kapalı havzadır. Beyşehir Gölü ile Toroslardan  ve Obruk Plâtosundan gelen sular, bu kapalı havzada toplanır. Ancak bu sular fazla değildir. Konya, Karapınar, Karaman ve Ereğli yakınlarında tuzlu bataklıklar ve geçici göller oluşmuştur. Onun için verimsiz düzlükler geniş alanlar kaplar.
Tuz Gölü Kapalı Havzası: Haymana Cihanbeyli ve Obruk plâtoları arasında yer alan tektonik bir çukurluktur. Gölün çevresinde tuzlu topraklar vardır. İçerisinde tuz gölünün de bulunduğu bu kapalı havzaya, çevreden çok küçük ve geçici akarsular su taşımaktadır. Bu sular çevre arazilerden çözdükleri tuzları, bünyelerine alarak göle taşırlar. Onun için göl suları çok tuzludur. Çözelti halinde bulunan tuzlar, şiddetli buharlaşma sonucu göl dibinde kristalleşerek tuz oluşturur. Afyon Akarçay Kapalı Havzası: Sultan Dağlarının kuzeyinde yer alır. Çökme sonucu oluşan bu kapalı havzada Akşehir, Eber ve Karamut gölleri bulunur. Sultan dağlarında ve çevreden gelen küçük derelerin suları bu göllerde toplanır. Akşehir Gölü’nün suları, tuzlu olduğu için içme ve kullanmaya uygun değildir. Eber gölü sularını, daha çukurda olan  Akşehir Gölü’ne boşaltır. Bunun için bu gölün suları tatlıdır. Afyon Akarçay Havzası, tuz gölü ve Konya Havzası kadar kurak bir havza değildir. Kırşehir’in doğusunda çok küçük bir kapalı havza olan Seyfe Gölü havzası bulunur.

b. Göller Yöresi Kapalı Havzaları:
Burdur Kapalı Havzası: Burdur Gölü’nün de içinde yer aldığı havzadır. Bu havza, kuzeydoğu –güneybatı yönünde uzanan tektonik bir çukurluktur. Havza, en çok güneyden beslenir. Ayrıca çevreden gelen bir çok küçük derelerde vardır.

Acıgöl Kapalı Havzası: Merkezinde acı göl bulunur. Çevreden gelen küçük geçici sular hep bu göle dökülür. Beslenmesi zayıf, buna karşılık buharlaşma fazla olduğu için gölün suları acıdır. Ayrıca bu iki kapalı havzanın güneyinde Salda, Çorak ve Kestel gölleri de çevrelerine göre küçük birer kapalı havza oluştururlar.

c.Van Gölü Kapalı Havzası:
Yurdumuzun doğusunda bulunan büyük bir kapalı havzadır. Bu kapalı havzanın oluşumunu tektonik hareketler ve Nemrut Volkanı sağlamıştır. Havzanın en çukur yerini Van Gölü doldurmuştur. Bu havzanın etrafı, yüksek dağlarla çevrili durumdadır. Buralardan gelen sular Van Gölü’ne toplanır. Göl, en çok doğudan ve kuzeyden gelen derelerle beslenir.
Van Gölü’nün suları sodalıdır. Bu durum gölün kuzeyinde bulunan ve soda içeren volkanik kökenli kayalardan, sodanın sular tarafından çözülerek göle taşınmasının sonucudur.

4-AKARSULARIMIZIN REJİMLERİ
Akarsu rejimi, akarsuların akıttığı su miktarının yıl içindeki değişmelerine ve beslenme şekillerini ifade eder. Bazı akarsuların yatağındaki su miktarı, yıl içinde belirgin bir azalma ve çoğalma göstermez. Sürekli yağışlarla beslenen Doğu Karadeniz Bölümü akarsuları böyledir. Bir kısım akarsularda ise akım yılın belirli aylarında düzenli olarak azalır ve çoğalır. Kurak dönemde sular iyice çekilir, hatta tamamen kururken, yağışlı dönemde yatak tamamen sularla dolar.

Yurdumuzda bu tür akarsuların tipik örnekleri, Akdeniz ikliminin etkili olduğu yerlerde görülür. Bu özellikleri gösteren akarsuların rejimlerine düzenli rejim denir. Düzenli rejimli akarsularda her yılın akım grafiği bir birine çok benzer. Ancak bu rejimde de zaman zaman düzensizlikler görülür. Sağanak yağışlara ve hava sıcaklığındaki beklenmedik artışlara bağlı olarak ortaya çıkan kar erimeleri sonucu seller oluşmaktadır.

Bazı akarsuların yataklarındaki su miktarı ise yıl içinde belirsiz zamanlarda artar. Kurak bölgelerdeki akarsular böyledir. Çünkü buralardaki yağışlar çok düzensizdir. Bu bölgelerdeki akarsuların rejimlerine düzensiz rejim denir.

Akarsular genellikle yağmur, kar, buz ve kaynak sularıyla, bazı akarsularda göl sularıyla beslenir. Bunlardan sadece bir tanesi ile beslenen akarsulara sade rejimli akarsular denir. Ancak sade rejimli akarsular çok azdır. Ülkemizdeki akarsular genellikle hem yağmur hem kaynak hem de kar ve buz suları ile beslenir. Bu akarsuların rejimine de karma rejim denir.

Türkiye’deki  Sade Ve Karma Rejimli Akarsular:
a.Yağmur Suları ile Beslenen Akarsular:
Ülkemizdeki akarsuların bir kısmı yağmur suları ile beslenir. Genellikle Akdeniz iklimi özelliklerinin etkili olduğu yörelerimizde, yaz kuraklarının etkisi akarsulara doğrudan yansımaktadır. Bu nedenle yaz aylarında bu akarsularımızın yataklarındaki sular ya çok azalmakta ya da tamamen kurumaktadır. Kasım ayından sonra su miktarında hızlı bir artış görür. Ocak, şubat ve mart aylarında akarsuların debisi en yüksek değerine ulaşır.

Ege Bölgesi’ndeki akarsular ve Akdeniz Bölgesi’nde karstik kaynaklarla beslenmeyen akarsular bu rejime sahiptir. İç Anadolu Bölgesi’ndeki akarsularımız da yağmur sularıyla beslenen akarsulardır. Buralar da az da olsa, kar suları akarsuların beslenmesine katkıda bulunmaktadır. 

b. Kar ve Buz Suları ile Beslenen Akarsular:
Bu akarsular, yüksek dağlardan beslenirler. Buralarda bulunan kar ve buzlar, sıcak aylarda eriyerek akarsulara karışır. Bunun sonucu olarak Türkiye’de ilkbahar aylarında ve yaz başlarında akarsuların debisi en yüksek değerine ulaşır.

Türkiye’de kar ve buz sularıyla beslenen akarsular, Doğu Karadeniz bölümünden, Hakkari bölümünden ve Doğu Anadolu’nun yüksek dağlarından beslenen akarsular.

c.Kaynak Sularıyla Beslenen Akarsular:
Türkiye’de kaynak sularıyla beslenen akarsular, genellikle küçük akarsulardır. Manavgat Çayı buna güzel bir örnektir. Bu çay, Toros dağlarından  doğan karstik kaynaklarla beslenir. Bir kısım akarsularımızın bazı kolları da kaynak suları ile beslenmektedir. Bu kaynaklar genellikle karstik kökenlidir. Fırat’ın bir kolu olan Sultan suyu, bir karstik kaynaktan beslenmektedir.

d.Çölden Çıkan Akarsular:
Bazı akarsularımız kaynaklarını göllerden alırlar. Göl sularını boşalttıkları için bu akarsulara göl ayağı (gideğen) da denilmektedir. Bunlar küçük akarsulardır. Yağışlı dönemde gölün suları yükseldiği zaman bu akarsular canlanır. Göl suyu seviyesi düştüğü zaman ise akarsular kurumaktadır. Onun için bunların çoğu geçici akarsulardır. Bu akarsuların başında Çarşamba suyu gelir. Beyşehir Gölü’nün sularını Konya Ovası’na akıtır.
Eğridir Gölü’nden çıkan Kovada suyu, güneye doğru akarak Kovada gölüne dökülür. Göllerden kaynaklanan akarsulardan başka, bataklıklardan çıkan akarsular da vardır.  

e. Karma Rejimli Akarsular:
Ülkemizde kısa mesafelerde iklim özellikleri değişmektedir. Bu nedenle uzun boylu akarsularımızın yukarı ve aşağı çığırları farklı iklim bölgelerinde bulunmaktadır. Ayrıca aynı akarsuyun değişik kolları değişik şekillerde beslenebilmektedir. Fırat ırmağının kollarından Sultan suyu, bir karstik kaynaktan beslenirken diğer büyük kolları yüksek dağlardan eriyen kar ve buz sularıyla beslenmektedir. Aynı zamanda yağmurlar da bu ırmağı önemli ölçüde güçlendirmektedir. Bunlardan anlaşılacağı gibi, ülkemizde büyük akarsular karma rejimlidir. Karma rejimli akarsular, bir yandan yağmur sularıyla beslenirken diğer yandan da eriyen kar, buz suları ve kaynak sularıyla güçlenen akarsulardır. Kızılırmak, Yeşilırmak ve Fırat bunların başında gelir.

Yorum (21) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

13/9/2009 - DIŞ KUVVETLER,KAYALARIN ÇÖZÜLMESİ,TOPRAK OLUŞUMU,TOPRAK ÇEŞİTLER

DIŞ KUVVETLER

A. KAYALARIN ÇÖZÜLMESİ, TOPRAK OLUŞUMU VE TOPRAK ÇEŞİTLERİ
1. Kayaların Çözülmesi
Kayalar ve taşlar, dış olayların etkisi altında zamanla değişikliğe uğrayarak paslanmış, çürümüş gibi bir görünüm alır. Zamanla taşı oluşturan mineraller arasındaki bağ gevşer ve taş parçalara ayrılır, ufalanır. İşte, kayaların ve taşların uğradıkları bu değişikliklere çözülme denir. Kayaların yapısal değişikliğe uğraması iki şekilde gerçekleşir.
• Fiziksel (Mekanik) Çözülme
Kayaların, kimyasal yapıları değişmeden, yalnızca fiziki yapılarında görülen parçalanma, ufalanma ve ayrışma olayıdır.


                                                     ÇÖLLER
Fiziksel çözülme, daha çok aşırı sıcaklık farkı görülen yerlerde, kayaların gündüzleri aşırı sıcaktan genişlemesi, geceleri de aşırı soğuktan dolayı büzülmesi sonucu gerçekleşir.
Fiziksel çözülme, çöl, karasal, step, tundra gibi, aşırı sıcaklık farkı görülen iklimlerin etkili olduğu yerlerde daha kolay meydana gelir.
• Kimyasal çözülme
Kayaları oluşturan unsurların eriyerek, kimyasal bileşimlerinin değişmesi sonucundaki parçalanma, ufalanma ve ayrışma olayıdır.

                                         YAĞMUR ORMANLARI
Kimyasal çözülme, daha çok, sıcaklık farkının az olduğu sıcak ve nemli iklim bölgelerinde görülür. Ekvatoral, Muson, Okyanus ve Akdeniz iklimlerinin etkili olduğu yerlerde daha kolay meydana gelir.
2. Toprak Oluşumu
Çözülmeye uğrayan kayaların yüzeyi zamanla, ayrışmış mineraller, organik maddeler ve mikroorganizmalardan oluşan bir örtüyle kaplanır. Bu örtüye toprak denir. Toprak tabakası, yerkabuğu üzerinde bulunur. Kalınlığı birkaç cm den, 2 - 3 m ye kadar olabilir. Oluşumunu tamamlayan bir toprak kesitinde;
·         Ana kaya,
·        
Ayrışmış kaya,
Ham toprak,
Olgun toprak, katları bulunmaktadır. Bu katlara horizon adı da verilir. Horizonlar harflerle isimlendirilir.

Toprağın en üst katı olan
A Horizonu, bitkisel artıkların ayrışması ile oluşmuştur ve organik madde bakımından zengindir. Genellikle koyu renklidir. Bitkiler bu tabakada tutunur ve yetişip gelişir. B horizonu, toprağın üst katından taşınan, kireçler, killer ve minerallerin biriktiği ham toprak tabakasıdır. C horizonu ana kayanın özelliğini taşıyan ayrışma katıdır.
D horizonu ise, toprağın ana özelliğini belirleyen ana kayanın bulunduğu kattır.

 Büyük hali için resmin üzerine tıklayınız.
·        
·        


Bitki artıklarının toprakta birikmesiyle oluşan, koyu renkli organik maddeye humus denir. Humus, kayaların ufalanması veya ayrışmasında etkili değildir. Toprağa verimlilik kazandıran bir maddedir.

3. Toprak Çeşitleri
Taşınmış Topraklar (Azonal Topraklar): Akarsular, rüzgârlar ve buzullar gibi dış kuvvetlerin, çeşitli sahalardan aşındırarak taşıdıkları materyalleri biriktirmeleriyle oluşan topraklardır.
Bunlardan;
·        
Akarsu biriktirmesiyle oluşanlara alüvyal topraklar,
·         Buzul biriktirmesiyle oluşan topraklara moren topraklar,
·         Rüzgâr biriktirmesiyle oluşan topraklara da lös topraklar denilmektedir.

Yerli Topraklar (Zonal Topraklar):
Kayaların, bulundukları yerlerde çözülmeleriyle oluşan topraklardır.
a. Nemli Bölge Toprakları
• Tundra Toprakları


Kutuplara yakın, soğuk tundra bölgelerinin topraklarıdır. Toprak genelde ya donmuş haldedir ya da bataklık halinde bulunur. Bu nedenle tarım yapmaya elverişli değildir. Türkiye’de bu tür topraklar görülmez.
• Podzol Topraklar

© Alain Ruellan
İğne yapraklı ormanlarla kaplı, soğuk ve nemli iklim bölgelerinin topraklarıdır. Çok yıkanmış olduklarından üst kısımlarının rengi soluklaşmıştır. Yine aynı sebepten dolayı, topraktaki besin maddeleri de azdır. Bunun sonucunda verimsizleşmiştir. Türkiye’de, Batı Karadeniz Bölümü’nde kahverengi ve kırmızımsı sarı podzolik topraklar yaygındır.
• Kahverengi Orman Toprakları



Nemli orta kuşağın, geniş (yayvan) yapraklı ormanlarla kaplı bölgelerinde görülür. Humus bakımından zengin oldukları için verimlidirler.
Türkiye’de, bu tür topraklar, Karadeniz Bölgesi’nde yaygın olmakla birlikte, İç Anadolu’nun 1000 - 1200 m’den yüksek alanlarında da yer yer görülür. İç Anadolu’da, daha çok Kuzey Anadolu Dağları’nın güneye bakan yamaçlarında yaygındır.

Yine, Trakya’nın kuzeyinde Yıldız Dağları’nda, İçbatı Anadolu’da, Güneydoğu Toroslar üzerinde de kahverengi orman topraklarına rastlanır.
• Kırmızı Topraklar (Terra - rossa)


Nemli subtropikal iklim bölgesi ile Akdeniz iklim bölgelerinde, genellikle kalkerler üzerinde görülen topraklardır. Toprağa kırmızı rengini veren bileşimindeki demiroksittir.
Türkiye’de, Akdeniz Bölgesi ile Kıyı Ege ve Güney Marmara’da yaygın olarak görülür.
• Laterit Topraklar


Dönenceler arasında yer alan, sıcak ve nemli iklim bölgelerinin karakteristik toprak tipidir. Şiddetli bir kimyasal çözülme sonucu oluşur. Rengi kiremit kırmızısıdır. Humus oranı azdır. Buna bağlı olarak verimli değildir. Türkiye’de tam olarak laterit özelliği taşıyan toprak görülmez. Ancak, Doğu Karadeniz Bölümü’nde, laterit türü (lateritleşmiş) topraklara rastlanabilmektedir.
b. Kurak Bölge Toprakları
• Çernezyomlar


Çernezyomlar, Orta Kuşağın yarı nemli step bölgelerinde görülür. Kara topraklar adı da verilir. Fazla yıkanmadıkları için mineral ve kireç bakımından zengindir. Toprağın üst kısmında, steplerden oluşan bitki artıklarının oluşturduğu, kalın bir humus tabakası vardır. Bu nedenle Dünya’nın en verimli toprakları arasındadır.

Çernezyomlar, ülkemizde en yaygın olarak, Erzurum - Kars Plâtosu’nda oluşmuştur. Ayrıca, İç Anadolu Bölgesi’nin kuzey kesiminde de yer yer bu tür topraklar görülmektedir.

• Kestane veya Kahve Renkli Step Toprakları
Az yağış alan step iklimlerinde görülen topraklardır. Üzerindeki bitki örtüsü seyrek olduğu için, humus oranı azdır. Bu yüzden verimleri düşüktür. Türkiye’de, Doğu Anadolu, İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu plâtoları ile İçbatı Anadolu’da yaygındır.
• Çöl Toprakları


Çöl iklim bölgelerinde görülür. Çok az yağış alıp, fazla yıkanmadıkları için, kireç ve tuz oranı oldukça fazladır. Humus, hemen hemen hiç yoktur. Bu topraklarda tarım yapılamaz.
Türkiye’de, bu tür topraklar görülmemekle birlikte, Tuz Gölü çevresinde çölleşmiş topraklara rastlanır.
TOPRAK OLUŞUMUNU ETKİLEYEN FAKTÖRLER

1.İklim: Sıcaklık ve yağış toprak oluşumunu etkiler. Sıcaklık taşların ufalanma ve humus oluşum sürecini belirler. Nem, toprak yıkanmasını ve kimyasal çözülme sürecini etkiler. Topraktaki tuz ve kireç miktarını etkiler.

2.Bitki örtüsü: Kökleri ve organik asitler sayesinde ayrışma sürecini hızlandırır, toprakta organik madde oluşumunu sağlar, humus bakımından zenginleşme imkânı verir, toprakların zemine tutunmasını sağlayarak erozyona uğramasını engeller.

3.Yer şekilleri: Eğim, yükselti ve bakı toprak oluşumunu etkiler. Eğimli arazilerde toprak oluşumu daha yavaştır. Yamaçlarda topraklar erozyon gibi sebeplerden dolayı daha incedir. Yükselti iklim elemanlarının özelliklerini belirleyerek toprak oluşumunda etkili olur. Bakı, güneşlenme süresini ve sıcaklığı etkileyerek toprağın nemliliğini ve dolayısıyla oluşumunu etkiler.

4.Taşların özelliği(Ana kaya): Toprağı meydana getiren ana kaya, parçalanma sürecini, toprağın rengini, organik bakımdan zenginliğini ve su geçirimlilik oranını etkiler.Başkalaşım taşlardan oluşan topraklar daha su geçirimliliği fazla olan kumlu toprakları oluşturur. Kil ve kireç oranı yüksek olan ana kayalar, koyu renkli geçirimli toprakları meydana getirir.

5.Zaman: Toprak çok uzun sürelerde oluşumunu tamamlamaktadır. Tam bir toprak oluşumu binlerce yılda gerçekleşmektedir. Oluşum süresi kalınlığı etkiler.

B. YER GÖÇMELERİ VE KAYMALAR
İklim olaylarına bağlı olarak, kar erimeleri ve yağmur şeklindeki yağışlardan dolayı, en fazla heyelan ilkbaharda, en az heyelan yaz ve sonbahar mevsimlerinde görülmektedir.

Yer göçmeleri yeryüzü şekillerinde değişiklik yapar. Örneğin, Tortum Gölü, eski bir tarihte yer göçmesi sonucu, Tortum Çayı vadisinin tıkanmasıyla oluşmuştur. Trabzon’un batısındaki Sera Gölü de 1950 yılındaki bir yer göçmesi sonucu meydana gelmiştir.
Herhangi bir yamacın, bir kısmının kayarak aşağıya doğru yer değiştirmesine yer göçmesi ya da heyelan denir. Eğer, ana kaya üzerinden yalnızca toprak örtüsü kayıyorsa, buna da yer kayması adı verilir.

Yer Göçmeleri ve Yer kaymalarını oluşturan etkenler

a. Fazla eğim:
Yer göçmeleri ve kaymalarına etki eden en önemli faktör eğimdir. Düz bir arazide diğer şartlar olsa bile heyelan olayı gerçekleşmez. Vadilerle çok yarılmış dik yamaçlı yerlerde, göçmeler daha çok ve daha sık görülür.
b. Şiddetli yağış: Yağışlarla yeryüzüne düşen sular, toprak arasına sızar. Bu durum sürtünmeyi azaltır. Bünyesine su alan topraklar kayganlaşır. Göçmelerin ve kaymaların, çoğunlukla sürekli bol yağışların düştüğü ve karların eridiği dönemlerde meydana gelmesinin sebebi budur.
c. Yerçekimi: Yer kaymaları ve göçmelerini harekete geçiren kuvvet yerçekimidir. Kuvvetli yerçekimi, toprak tabakalarının aşağılara doğru kaymasında etkilidir.


d. Tabakaların durumu: Tabakaların eğiminin yamaç eğimine paralel olduğu yerlerde heyelan daha kolay olur. Tabakalar eğime dik ise, bu durumda heyelan olma ihtimali azalır. Daha çok toprak kayması görülür.
e. Kayanın ve toprağın cinsi: Kayalar ve topraklar farklı dirençtedir. Bazıları kolay, bazıları da zor aşınıp koparlar. Bazıları ise, bünyesine suyun hepsini alarak kayma için elverişli bir ortam hazırlar.

Türkiye’de yer göçmeleri ve kaymalar
Türkiye’de yer göçmeleri ve kaymalar en çok Karadeniz Bölgesi’nde özellikle Doğu Karadeniz Bölümü’nde görülür. Sürmene, Of, Geyve, Sera, Çatak ve Senirkent heyelanları ülkemizde son elli yılda meydana gelen birçok yer göçmesinin başlıcalarıdır.
C. TOPRAK EROZYONU
Toprak tabakasının üst kısmının, akarsular, sel suları ve rüzgârlar gibi dış kuvvetlerin etkisiyle taşınıp sürüklenmesi olayına erozyon denir.
Kurak bölgelerde ve bitki örtüsünden yoksun arazilerde hem rüzgâr, hem de akarsu erozyonu çok fazla görülür.
Erozyonu artıran faktörler
·         Bitki örtüsünden yoksunluk
·        
Toprağın aşırı işlenmesi
Meraların aşırı otlatılması
·        
Toprağın eğime paralel sürülmesi
·        
Yangınlar
·        
Ani su taşkınları 
·     Yağışların düzensiz olması
 
 


Erozyon derecesi hafif aşınım, orta aşınım, şiddetli aşınım ve çok şiddetli aşınım olmak üzere dört kategoriye ayrılmıştır. Türkiye yüzölçümünün yaklaşık % 36 sı şiddetli aşınıma uğrarken, % 22 si de çok şiddetli aşınıma uğramaktadır. O halde topraklarımızın önemli bir kısmı şiddetli ve çok şiddetli erozyon etkisindedir.
Erozyonu önlemek ve zararlarından korunmak için;
·         Ağaçlandırma çalışmaları yapmak,
·        
Eğimli arazilere sekiler (taraçalar) yapmak,
·        
Mevcut bitki örtüsünü korumak,
·        
Tarlaları eğim doğrultusunda sürmemek,
Anız örtüsünü yakmamak,
·         Ürünleri nöbetleşe ekmek,
·        
Meraları korumak ve iyileştirmek,
Baraj gölü yamaçlarını ağaçlandırmak,
·        
Usulsüz tarla açmanın önüne geçmek,
·         Erozyonun zararları hususunda halkı bilinçlendirmek, gereklidir.



Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

13/9/2009 - İÇ KUVVETLER VOLKANİZMA VE DEPREMLER

Kategori: ARSIV

İÇ KUVVETLER VOLKANİZMA VE DEPREMLER

VOLKANİZMA 
Yerin derinliklerindeki magmanın yeryüzünde (dış volkanizma) veya yeryüzüne yakın derinliklerdeki(Derinlik-İç volkanizma) faaliyetlerine Volkanizma denir.

Volkanizma denilince daha çok yer yüzünde meydana gelen mağmatik faaliyetler akla gelmektedir. Çünkü volkanik şekiller yer yüzünde oluşmaktadır.

 
Volkanizma sırasında mağma katı, sıvı ve gaz halinde yer yüzüne çıkar. Çıkan sıvı maddelere lav, katı maddelere kül ve tüf denir. Gazlar ise; karbon,kükürt,azot,su buharı

Volkanizma ile çıkan malzemeler çıktığı yerde birikerek volkan konilerini oluşturur.
Lavların akıcılığı az ise yükseltisi fazla olan volkan dağları oluşur. Bunlara  kalkan volkanları denir. ör: Ağrı dağı


Volkan konilerinin tepesinde bulunan çukurluğa krater denir.
 

Bazı yanardağlarda ana koni üzerinde oluşmuş yan koniler de olabilir. Bunlara parazit koni denir. Ör: Erciyes dağı Volkanik patlamalarla bazı volkanların tepe kısmı uçarak çok büyük çanak oluşur. Bu çanaklara kaldera denir. Ör: Nemrut dağı (1441 yılında ikinci kez patlamıştır.)

Gaz patlaması sonucunda Maar çukurları oluşur.(Meke tuzlası ve Acıgöl birer Maar’dır.)Volkanizmanın Etkileri
1.      Tek dağlar oluşur.
2.      Volkanik alanlar maden bakımından zengin olur.
3.      Topraklar verimli olduğundan nüfus bu alanlarda fazladır.
4.      Volkanların çevreleri verimli tarım arazileridir.
Yeryüzündeki Başlıca Volkanik Bölgeler


1.
     
Atlas Okyanusunun orta kesimi,
2.      Akdeniz ve çevresi
3.      Doğu Afrika
4.      Büyük Okyanus çevresi (en fazla bu bölgede görülmektedir. Bu sebeple buraya Pasifik Ateş Çemberi denir.)
Türkiye’deki Başlıca Volkanik Dağlar


Haritanın büyük hali için üzerine tıklayınız

1.
     
Doğu Anadolu Bölgesindekiler: Ağrı , Tendürek, Süphan, Nemrut.
2.      İç Anadolu Bölgesi: Erciyes, Hasan dağı Melendiz dağı, Karadağ , Karacadağ.
3.      Akdeniz Bölgesi: Hassa ve çevresi (Hatay)
4.      G.D Anadolu Bölgesi: Karacadağ
5.      Ege Bölgesi: Kula volkanları (En genç volkanik şekiller)

DEPREM
Deprem, Yerkabuğunda meydana gelen salınım ve titreşim hareketlerine denir. İnceleyen bilim sismoloji, ölçen alet sismoğraftır. Depremin Aletsel Büyüklüğü (Magnitüdü) Richter Ölçeğine göre belirlenir.

Depremin Şiddeti Nedir?
Depremin yer yüzeyindeki etkileri, depremin şiddeti olarak tanımlanır. Şiddetin ölçüsü, depremin yapılar ve insanlar üzerindeki etkileri ve toplam hasar gibi çeşitli kıstaslar göz önüne alınarak yapılır. Şiddeti tanımlamak için birden çok ölçek geliştirilmiştir. Bunlardan en yaygın kullanılanı 'Değiştirilmiş Mercalli Şiddet Ölçeği'dir. Bu ölçek, Romen rakamları ile belirlenen 12 düzeyden oluşur. Hiçbir matematiksel temeli olmayıp bütünü ile gözlemsel bilgilere dayanır.

Depremin kaynağını aldığı yere İç merkez (Hiposantr),yer yüzünde buna en yakın noktaya da dış merkez (Episantr) denir.Episantr depremin en şiddetli hissedildiği yerlerdir.
ODAK DERİNLİĞİ:
Depremde enerjinin açığa çıktığı noktanın yeryüzünden en kısa uzaklığı, depremin odak derinliği olarak adlandırılır. Depremler odak derinliklerine göre sınıflandırılabilir.Bu sınıflandırma tektonik depremler için geçerlidir.

Yerin 0-60 km.derinliğinde olan depremler sığ deprem olarak nitelenir.Yerin 70-300 km.derinliklerinde olan depremler orta derinlikte olan depremlerdir.Derin depremler ise yerin 300 km.den fazla derinliğinde olan depremlerdir.Türkiye'de olan depremler genellikle sığ depremlerdir ve derinlikleri 0-60 km.arasındadır.Orta ve derin depremler daha çok bir levhanın bir diğer levhanın altına girdiği bölgelerde olur.Derin depremler çok genis alanlarda hissedilir , buna karşılık yaptıkları hasar azdır.Sığ depremler ise dar bir alanda hissedilirken bu alan içinde çok büyük hasar yapabilirler. 
Okyanus veya deniz diplerinde olan depremin etkisiyle dev dalgalar oluşur. Bunlara Tsunami denir.

Oluşumlarına Göre Depremler:
A)Çökme Depremler: Karstik alanlarda yeraltında kayaların erimesiyle oluşan boşlukların, mağaraların tavanlarının çökmesiyle meydana gelen depremlerdir. Etki alanları dardır. Akdeniz Bölgesi’nde yaygındır.
B)Volkanik Depremler: Volkanizma faaliyetleri sırasında oluşan depremlerdir. Etkin volkanların çevresinde görülen depremlerdir. Etki alanları dardır. (Yeryüzünde görülen depremlerin %17’si bu tür depremlerdendir)
C)Tektonik Depremler: Yerkabuğunun iyice oturmamış kırık alanlarında görülen en yaygın, en şiddetli depremlerdir. (Yeryüzünde görülen depremlerin %81’i bu tür depremlerdendir)

Not:
Dünya üzerindeki volkanik alanlarla; deprem bölgeleri, fay hatları, genç kıvrım dağları ve sıcak su kaynakları arasında bir paralellik vardır. Sebebi bu alanlarda yer kabuğunun  hareket halinde olmasıdır.  
Türkiye’deki Deprem Bölgeleri 


1)Kuzey Anadolu Deprem Kuşağı:
Saroz körfezinden başlar, Marmara denizinden geçtikten sonra Kuzey Anadolu Dağlarının güneyini takip ederek Van Gölünün kuzeyine doğru uzanır.
2)Batı Anadolu Deprem Kuşağı: Güney Marmara’dan başlar Ege Bölgesindeki çöküntü ovalarını takip eder.
3)Güney Anadolu Deprem Kuşağı: Hatay’dan başlar, Güney Anadolu Toroslarını takip ederek Van gölünün güneyine doğru devam eder.

 
Deprem Tehlikesinin En Az Olduğu Alanlar:
1)Konya, Karaman, Taşeli Platosu ve İçel çevresi.
2)Mardin Eşiği-Şırnak çevresi.  

Dünya Üzerindeki Deprem Bölgeleri


1)
Atlas Okyanusunun orta kesimi,
2)Akdeniz ve çevresi
3)Büyük Okyanus çevresi (En fazla bu bölgede görülmektedir. Sebebi katı haldeki yerkabuğunun (Sial) ince ve zayıf olmasıdır.)

 
Haritanın büyük hali için üzerine tıklayınız

Deprem Tehlikesinin Az Olduğu Yerler
1. K.Batı Avrupa-Grönland adası
2. Asya'nın kuzeyi (Sibirya)
3. Kanada'nın K.Doğusu
4.Güney Afrika
5.Avustralya

Depremlerden Korunma Yolları
1)Fay hatları üzerinde büyük yerleşim merkezleri kurulmamalı ve yüksek katlı binalar yapılmamalı. 2)Binalardaki yapı malzemesi ve yapı tekniği sarsıntılara dayanıklı olmalıdır.
3)Deprem konusunda halk eğitilmelidir.
4)Binaların yapıldığı zemin sağlam olmalı. Yer altı suyu bakımında zengin olan alüvyal alanlara çok katlı bina yapılmamalıdır.
5)Deprem sırasında merdiven ve tavan boşluklarında durulmamalı. Bina içinde üzerimize düşüp altında kalabileceğimiz mobilya ve eşyalardan uzak durulmalıdır.
6)Bina dışında ise ağaç, duvar ve elektrik telleri gibi devrilebilecek şeylerden uzak durmalıyız.
7)Deprem sırasında mümkünse, yanan sobalar söndürülmeli,elektrik ve su kapatılmalıdır.

 
Ayrıntılı notlar için TIKLAYINIZ
Link 2 tıklayınız

Yorum (16) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

13/9/2009 - İÇ KUVVETLER OROJENEZ,EPİROJENEZ

Kategori: GENEL COGRAFYA

YERŞEKİLLERİNİN OLUŞUMU
Yer şekilleri iç ve dış kuvvetlerin ortak etkisiyle meydana gelmişlerdir. İç kuvvetler yeryüzü şekillerini oluştururken yapıcıdırlar, dış kuvvetler ise  bu şekilleri ortadan kaldırmaya çalışan yıkıcı kuvvetlerdir.
İÇ KUVVETLER
Enerjisini yerin derinliklerinden alan (magmadan) ve yeryüzünün şekillenmesine olumlu yönde etkiye sahip olan kuvvetlerdir.
İç kuvvetlerin oluşturduğu hareketlerin bütününe tektonik hareketler denir.
1.      Orojenez
2.      Epirojenez
3.      Seizma(Depremler)
4.      Volkanizma

DAĞ OLUŞUMU (OROJENEZ) HAREKETLERİ:

a) Kıvrım Dağlar (Genç Dağlar)
Dış kuvvetler yeryüzünü aşındırır. Aşındırılan parçalar denizlerde ve deniz kıyılarında birikir. Bu birikim alanlarına jeosenklinal alan denir. Binlerce metre kalınlıktaki bu tortul tabakalar yerkabuğu hareketleri ile yan basınca uğrar ve kıvrılarak su yüzeyine çıkar. Bu kıvrımların yüksek kısımlarına yani sıradağlara “Antiklinal”, çanak şeklindeki çukur yerlere ise “Senklinal” denir.

I. Jeolojik Zamanda oluşanlara Eski Kıvrımlar, III. Jeolojik Zamanda oluşanlara ise Genç Kıvrımlar denir.

 
Ülkemizde Yıldız Dağları, K. Anadolu Dağları, Karasu–Aras Dağları ve Toroslar ile Ergene Havzası, İç Anadolu Düzlükleri kıvrılma sonucunda meydana gelmiştir.

Dünya'mız oluşumundan beri üç büyük orojenez, yani dağ oluşumuna sahne olmuştur.

 
I. Jeolojik Zamanda Kaledoniyen dağ oluşumu sırasında İskoçya ve Norveç'teki dağlar, 1. Jeolojik Zamanın sonlarına doğru gerçekleşen dağ oluşum sürecinde Appalaşlar, Urallar ve Orta Ren Dağları, III. Jeolojik Zamandaki son dağ oluşumunda ise Alpler, Andlar, Kayalık Dağları ve Himalayalar ortaya çıkmıştır.
 b)Kırılma İle Dağ Oluşumu
Eski kara parçaları ve eski kıtalar yan basınçlar etkisiyle kırılmayacak şekilde sertse bunlar kırılır. Bu kırık hattına fay denir. İki fay arasında oluşan yükseltilere Horst, çukurlara ise Graben denir.


Ülkemizde
Biga, Kaz, Mandra, Yunt, Menteşe, Aydın, Bozdağlar, birer Horst, Menderes
Ovaları, Gediz Ovası, Bakırçay ve Hatay çukurluğu birer Grabendir.

 
Kırık hatları yeryüzünün zayıf yerleri olduğu için deprem, volkanizma ve kaplıcalar bu fay hatları boyunca uzanırlar.
Dünyanın en uzun grabeni Hatay’dan başlayarak güneye doğru Suriye, Lut Gölü, Kızıldeniz’den geçen D. Afrika’ya kadar uzanan çöküntü alanıdır.Dünya üzerindeki başlıca kıvrım dağları III. Zamanda oluşmuş Alp-Himalaya kıvrımları ile Amerika kıtasının batısındaki Kayalık ve And dağlarıdır.

 

                                       Dünyada kıvrım dağ sıraları
Türkiye’deki dağların büyük bir kısmı III. zamanda Alp-Himalaya kıvrımları ile oluşmuştur. Bunlar kuzeyde Kuzey Anadolu Dağları ve güneyde Toros Dağlarıdır.
Kısacası Orojenez sonucunda; Kıvrım dağları, Horst-Grabenler ve fay hatları  oluşmuştur.

KITA OLUŞUMU (EPİROJENEZ) HAREKETLERİ
Geniş yerkabuğu parçalarının yükselmesi ya da çökmesi şeklindeki yer hareketine epirojenez denir.


Bu hareketler sonucunda kara ve deniz dağılışında büyük ölçüde değişebilir.Alçak alanları deniz basar.
Deniz ilerlemesi :Transgresyon veya deniz dipleri yükselerek kara haline geçer.



Deniz gerilemesi:
Regrasyon

 
Epirojenez de tabakaların durumu bozulmaz.Uzak sahalarda yükselmeler,alçalmalar olur.Epirojenez yerkabuğunun yaylanması olarak ta adlandırılır.Epirojenik hareketler yerkabuğunun izostatik dengesinin bozulması ile meydana gelir.

İzostatik denge:
Katı haldeki yer kabuğunun sıvı haldeki Manto üzerinde batmadan kalabilmesine denir.
İzostatik Dengeyi Bozan Faktörler:
1.      Karalarda aşınmanın, denizlerde birikmenin fazla olması,
2.      İklim değişmeleri,
3.      Dağ oluşumu hareketleri
4.      Volkanizma ve Yan basınçlar

Epirojenez yer yüzünü en uzun sürede şekillendiren iç kuvvettir.
Epirojenez sonucunda; Epirojenez yeryüzünü en uzun zaman içinde şekillendiren kuvvettir.

Ülkemizde Karadeniz ve Akdeniz Havzalarının çökmesi, Toroslar,K.Anadolu ve Batı Anadolu dağlarının yükselmesi, Ergene ve Adana havzalarının(Çukurova) tortulanma alanı haline gelerek çökmesi epirojenez sonucudur.

Türkiye 3.zaman sonu 4. zaman başında epirojenik olarak toptan yükselmiştir.
Dünya üzerinde ise İskandinavya  yarımadası yükselirken , Almanya ve Hollanda çökmektedir.   Deniz ilerlemesinin görüldüğü yerde akarsuyun ağız kısmı deniz suları altında kalır. Akarsuyun enerji potansiyeli azalır ve biriktirme yapar. Deniz gerilesi var ise akarsuyun yatak eğimi artar ve aşındırma gücü artar.Eğer bir yerde akarsu vadisi deniz içinde de devam ediyorsa; deniz ilerlemesinden bahsedilebilir. Kıyı şekilleri yüksekte  veya kara içlerinde kalmış ise deniz gerilemesi olmuştur.

Ayrıntılı notlar için   TIKLAYINIZ 
Link 2


Deprem ve Volkanizma için TIKLAYINIZ

Yorum (53) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

12/9/2009 - TAŞLAR (KAYAÇLAR) VE ÖZELLİKLERİ

TAŞLAR VE ÖZELLİKLERİ

Çeşitli minerallerden ve organik maddelerden oluşan katı, doğal maddelere TAŞ ya da KAYAÇ denir.
Kayaçlar genelde iki veya daha fazla mineralin bir araya gelmesiyle oluşur.Yer üstünde ve içinde bulunan tüm taşların kökeni mağmadır.

Bir nehir kenarında gezerken kumlar arasındaki çakılların renk ve  şekil bakımından çok farklı  olduğunu görürüz. Bu durum bize kayaların farklı  ortamlarda oluştuğunu gösterir. Örneğin bazı kayalar göl ve deniz  içerisinde çökelip oluşurken, bazıları  da magmanın hızlı bir şekilde soğuması ile oluşmaktadır.

İnsanlar ilkçağlardan beri bu kayaları, kesici av aletleri, süs eşyaları, kap kacak ya da mesken yapımı  gibi çok farklı  alanlarda kullanmışlardır. Bugünde kayaçlar  hayatımızda çok farklı alanlarda kullanılmaktadır.
Kayaların Yer Şekillerine Etkileri
Kaya ne kadar sert olursa aşınmaya karşı o kadar dirençli olur. Örneğin bazalt ya da granit gibi dirençli kayalar üzerinde daha dik yer şekilleri gelişirken, kum taşı ve marngibi yumuşak kayaçların bulunduğu sahalarda daha düz ya da basık şekiller oluşmaktadır. 
Vadi kenarlarında dirençli kayaların bulundukları  yerlerde daha  dik  yamaçlar bulunurken, yumuşak kayaçların bulundukları yerlerde daha eğimli yamaçlar yer alır.

Geçirimli kayaçlar içinden suyun geçmesine olanak sağlar. Geçirimsiz kayaçlar ise suyun sızmasını  engelledikleri için buralarda yüzeysel akış oldukça  fazladır. Kireç  taşı, dolomit, jips ve anhidrit gibi eriyebilen kayaçların  bulundukları  saha da  yeraltı  sularının etkisiyle karstik şekiller gelişmektedir.
Kayalar ve Mineraller

Yer kabuğu içerisinde yer  alan elementler bir araya gelerek  mineralleri oluşturmaktadır. Minerallerin katı  halde bir araya gelmesiyle kayaçlar oluşmaktadır.Kayaçlar genellikle iki  ya da daha fazla mineralin  bir araya gelmesinden oluşur.

Örneğin: granit; kuvars, mika ve feldspattan oluşan bir kayaçtır. Bununla  birlikte  yalnız  bir mineralden oluşan kayaçlar da vardır. Kalker sadece kalsiyum karbonat  (CaCO3) mineralinden oluşmaktadır. Yer kabuğundaki kayaçlardan birçoğu milyonlarca yıl  süren bir süreçle oluşmuştur. Ancak volkanik sahalarda püskürerek yeryüzüne çıkan lavlar atmosfer ile temas ederek kısa bir zamanda katılaşıp volkanik kayaçları oluşturur.

TAŞLAR ÜÇ GURUPTA İNCELENİR

KAYAÇLAR
1-Katılaşım (Magmatik) Kayaçları

a. İç Püskürükler
b. Dış Püskürükler

2-Tortul (Sedimenter) Kayaçlar
a. Kimyasal Tortul Kayaçlar
b. Kırıntılı Tortul Kayaçlar
c. Organik Tortul Kayaçlar

3-Başkalaşım (Metamorfik) Kayaçlar

1. KATILAŞIM KAYAÇLARI (Magmatik – Püskürük Kayaçlar)

Katılaşım kayaçlar mantodan gelen yüksek sıcaklıkta, eriyik haldeki magmanın, yerkabuğu içerisinde ya da yeryüzüne çıkarak soğuması ile oluşur. Magma soğurken genellikle çeşitli kristaller meydana getirir. Katılaşım kayaçları oluştuğu yere göre İç Püskürükler ve Dış Püskürükler diye ikiye ayrılır

 a. İç Püskürük Kayaçlar (Plütonik Kayaçlar):

İç püskürük kayaçlar magmanın  yer  kabuğunun derinliklerinde soğumasıyla oluşmaktadır. Granit, diyorit ve  gabro başlıcalarıdır. Granit, bunlar içinde en yaygın olanıdır. 

Yerkabuğu içinde yavaş yavaş soğuyan magma iri kristaller geliştirir. Elinize bir granit aldığınızda kendisini oluşturan kuvars, feldspat ve mikaları  çıplak  gözle ayırt edebilirsini

        
                    GRANİT                                                                      SİYANİT                      
İç püskürükler yer kabuğunun 2  km den daha derinde oluşmaktadır. Bugün üzerindeki kalın örtülerin aşınarak ortadan kalkması  ile iç püskürükler yeryüzünde görülmektedir.Asit bileşimli bir iç püskürük kaya olan granitler üzerinde de ilginç yer şekillerigelişmektedir. Nemli iklim bölgelerinde dirençli bir kaya olan granitler, nemli iklimbölgelerinde ise zayıf bir kayaca dönüşür. Bu kayaçlar içerisinde yer alan feldspatlar su ile temas edince kolayca çözünmeye uğrar. Bu kayalar üzerinde nemli iklimbölgelerinde   tor topografyası  adı  verilen yer şekilleri gelişir. Tor topografyasına İskoçya’nın  kuzeyinde yaygın olarak rastlanılır. Türkiye’de Uludağ üzerinde de tor topografyasına rastlanmaktadır.

b. Dış Püskürük Kayaçlar:
Dış püskürükler, yüzeye kadar ulaşan magmanın yeryüzünde soğuması ile oluşmaktadır. Bazalt,  andezit ve  riyolit başlıca dış  püskürük  kayaçlarıdır. Ayrıca volkan camı (obsidiyen), sünger taşı ve tüfler de yeryüzünde magmanın soğuması ile oluşur. 

Dış püskürük kayaçlar yeryüzünde hızlı bir şekilde soğuduğu için ince kristallidir. Örneğin: bir bazaltı  elinize aldığınızda onu oluşturan kristalleri gözle ayırt etmeniz zordur. Ya da obsidiyen çok hızlı soğuduğu için kristal yapısı geliştiremez ve camsı doku kazanır.
       
            ANDEZİT                                        BAZALT
En yaygın rastlanan örneği bazalttır.Hindistan’daki Dekan Platosu ve Doğu
Anadolu’da ki platolar genellikle bazalt lavları üzerinde oluşmuş platolardır.
Andezit veya riyolit gibi içerisinde  silisyum oranı  yüksek olan  asit magma yapışkan özellikte olduğu için daha eğimli ve yalçın topografyalar oluşturur. Örneğin dik  yamaçlı volkan konileri genellikle asit magmadan oluşur.

Volkanik faaliyetler sırasında çıkan tüfler aşınmaya karşı dirençli değildir. Bu kayaçlar

içerinde volkanik faaliyet sırasında gelip düşen bazalt ya da ignimbirit gibi kayaçlar aşınmaya karşı  dirençlidir.   Bu malzemelerin kalın tabakalar oluşturduğu sahalarda karasular ve sel sularının aşındırması  sonucunda peribacaları  oluşmaktadır.

   
Peribacalarının en gelişmiş örneklerine Türkiye’de İç Anadolu’da Ürgüp, Göreme,
Avanos ve Uçhisar çevresinde yaygın  olarak bulunur. Burada yer alan Erciyes veHasandağı’ndan çıkan kül ve tüfler üzerinde peribacaları oluşmuştur.
PÜSKÜRÜK KAYAÇLARIN ÖZELLİKLERİ
Þ    Yapıları kristallidir.
Þ    Tabakalaşma yoktur.
Þ    İçlerinde fosil bulundurmazlar.
Þ    Kütleler halindedir.
Þ    Asitten etkilenmezler.
Katılaşım Kayaçlarının Kullanımı
Birçok katılaşım kayacı sert, yoğun ve dayanıklı olduğu için tarihi devirlerde insanlar tarafından yaygın  olarak kullanılmıştır. Önceleri volkan camı  parçaları  ok ve mızrak ucu olarak  kullanılmış, daha sonra ise heykel yapımında ve konut yapımında katılaşım kayaçları kullanılmıştır. Bugün de özellikle iç püskürük kayaçları işlendikten sonra zemin kaplaması olarak tercih edilmektedir. Ayrıca sünger taşı hafif olduğu için, perlit ise ısı yalıtımına uygun olduğu için inşaatlarda yaygın olarak kullanılmaktadır.

 
                     Perlit

2. TORTUL KAYALAR (Sedimanter Kayaçlar)
Yeryüzünde bulunan kayaçların tümü  dış  kuvvetler tarafından ayrıştırılarak tahrip  edilmektedir. Erozyon, akarsular ve rüzgârlar yardımıyla parçalanarak ayrışmış olan bu kaya parçalarının taşınmasıdır.
Kaya parçacıklarını taşıyan akarsu ya da rüzgâr gücünün tükendiği yerde bu tortulları
biriktirmeye başlamaktadır. Şayet taşıyıcı güç su ise tortulları ve kaya parçalarını göl ya da denizlere ulaştırmaktadır. Tortular taşınıp biriktirildikten sonra çimentolaşma süreçleri ile tortul kayaçlar meydana gelmektedir.

Tortulanmada kaya parçalarının yanında canlı kabukları, bitki artıkları ve diğer canlı artıktan da birikmektedir. Zamanla bu canlı artıkları  tortul kayalar içindeki fosilleri oluşturmaktadır.
Gevşek olan tortul tabakalar, milyonlarca yıllık dönemde üzerlerine gelen diğer tabakaların ağırlığı  altında kalarak sıkışmaktadır. Üst üste biriken tortullar yeni tabakalar oluşturmakta ve bu tabakalar, alttakileri  sıkıştırarak yoğunluğunu artırmaktadır.
Tortulanma alanlarında yoğunlaşma ile birlikte su içerisinde eriyik halde bulunan mineraller  tortulların arasına sızmaktadır. Çimentolaşma suda çözünmüş olan minerallerin tortulların arasında kristalleşerek onları birbirine bağlaması işlemidir. 
 Tortul kayaçlar, kayacı  oluşturan tortul tipine göre sınıflandırmaktadır.
 Kırıntılı (mekanik), organik ve kimyasal olmak üzere üç büyük grup tortul  kayaç  vardır. Bu tortul kayaç gruplarının her biri farklı süreçlerden geçerek oluşmuştur.
TORTUL KAYAÇLARIN  ÖZELLİKLERİ
Þ    Kristalli bir yapıya sahip değildirler.
Þ    Tabakalıdırlar.
Þ    Fosil bulundururlar.
a. Kırıntılı Tortul Kayaçlar
Dış kuvvetlerin etkisiyle parçalanan diğer  kayaçların oluşan kırıntıların  bir araya
gelerek çimentolaşması  sonucunda kırıntılı tortul kayaçlar oluşmaktadır. Tortullar arasına giren çimento ise kil ya da kalker dir.Kil parçacıklarının taşlaşmasıyla kil taşı, kum taneciklerinin taşlaşmasıyla kumtaşı,çakılların taşlaşması ile de konglomera oluşmaktadır. 

  
            KİL TAŞI                                      KUM TAŞI
b. Organik Tortul Kayaçlar

Organik tortul kayaçlar, bitki ve hayvan kalıntılarının tabakalar halinde birikmesiyle oluşmaktadır. Bunların en bilinen örnekleri taş kömürü, linyit, tebeşir ve mercanlar dır.   Bitki artıkları  bir araya gelerek  kömürleri oluşturmaktadır. Kömürlerden antrasit en eski olanıdır. Paleozoyik sonlarında taş kömürü, Tersiyerde linyit, Kuvaternerde ise turba oluşmuştur.

             
   Kömür                    mercan             tebeşir    

Mercanlar su sıcaklığının 20°C nin üzerinde olan sığ ve berrak denizlerde yaşayan canlıların  iskeletlerinin birikmesiyle oluşmaktadır. Tebeşir ise  mikroskobik deniz  hayvanlarının  kalker kabuk ve iskeletlerinden meydana gelmiş dayanıksız, bir kayaçtır. Gerek kimyasal gerekse mekanik aşınım  sonucu kolaylıkla parçalanır.  Üzerinde karstik yer şekilleri gelişebilir. 
c. Kimyasal Tortul Kayaçlar
Suyun içinde erimiş halde bulunan maddelerin çökelmesiyle oluşmaktadır. Kireç taşı,
göllerde, denizlerde ve  yeraltı  sularında yaygın olarak  bulunan  kirecin  çökelmesiyle
oluşmaktadır. Kimyasal kayaçlar  Kireçtaşı (kalker), traverten, kayatuzu, jips (alçı taşı) ve dolomit örnek verilebilir.

    
          
KALKER                      TRAVERTEN            JİPS(Alçı Taşı)
Kimyasal tortul kayaçlar su ile temasa geçince kolayca çözünmektedir. Bundan dolayı  nemli ve sıcak iklim koşulları  altında kimyasal tortul kayaçların bulunduğu sahalarda lapya, dolin, uvala, obruk ve polye gibi karstik şekiller oluşmaktadır. Karstik şekiller özellikle saf ve kalın kireç taşları  üzerinde daha iyi  gelişme göstermektedir. Jips, anhidrit ve kaya tuzları  üzerinde oluşan karstik şekiller  ise kolayca  tahrip olmaktadır.
Tortul Kayaçların Kullanımı

Kumtaşı  ve kireç taşını  yüzyıllardır  inşaat malzemesi olarak  kullanılmaktadır.Gerçekten de birçok  tarihi yapıda yaygın olarak bu kayaçlara rastlanılmaktadır.Ayrıca kireç taşı ve kil taşı çimento, jips ise alçı yapımı için sanayide kullanılmaktadır. Kömür ise ısınma amaçlı kullanılmaktadır.
3. BAŞKALAŞIM KAYAÇLARI
Yerin derinliklerindeki yüksek sıcaklık ve basınç koşulları altında kayaların değişime  uğramasına         metamorfizma denir. Meta "değişim" morfo "şekil" anlamına gelir. Bir kaya metamorfizmaya uğrayınca görünümü, bileşimi, kristal yapısı ve mineral içeriği değişir. 

Başkalaşım kayaları  tortul ya da volkanik kayaların metamorfizma geçirmesi sonucunda oluşur. Yer kabuğundaki hareketler sonucunda bir kaya  derinlere doğru iner. Burada mantodan gelen sıcaklık ve üzerindeki büyük  basınç  kayaların başkalaşmasına neden olur.
Yüksek sıcaklık  ve basınç altında kalan kayaların mineralleri ince tabakalar  halinde

dizilerek yapraklı bir yapı kazanır. Kırıldıklarında ince katmanlara ayrılır. Şist, gnays

ve arduaz yapraklı bir yapı kazanmıştır. 

Metamorfizma sonucunda kireçtaşı  (kalker) mermere, kil taşı  şiste, granit gnaysa, kumtaşı kuvarsite ve taş kömürü ise elmasa dönüşmektedir. 

  
                    Granit                                          Gnays'a dönüşür.
 
                Kömür                                         Elmas'a dönüşür.

BAŞKALAŞMIŞ KAYAÇLARIN ÖZELLİKLERİ

Þ    Tabakalar halindedir.

Þ    Sert bir yapıya sahiptirler.

Þ    Fosil bulundurmazlar.

 

Başkalaşım Kayaçlarının Kullanımı

Mermer ve arduaz en çok kullanılan iki başkalaşım kayacıdır. Mermer birçok mimar ve heykeltıraşın eserlerinde yaygın  olarak kullanmaktadır. Hindistan'ın  Agra kentindeki sanat şaheserlerinden biri olan Taç Mahal bunlardan biridir. 

Yapraklı bir yapıda olması sebebiyle arduaz zemin, çatı ve kaldırım kaplaması olarak

kullanılmaktadır. Ayrıca gri, siyah, kırmızı ve mor gibi renklere sahip olan arduaz

binalarda dekor malzemesi olarak da kullanılmaktadır.

KAYA DÖNGÜSÜ

Jeolojik zamanlarda milyonlarca yıl içerisinde bu üç sınıf  kayaç birbirlerine

dönüşmektedir.

Kayaç döngüsü de denilen bu olayda mevcut kayaçlar derinlere

doğru inerek eriyip magma haline gelir. Sonra bu magma yerkabuğu içinde veya

yeryüzüne çıkıp  soğuyarak katılaşım kayaçlarını oluşturur. Çözülme ve erozyonla

Sonraki Sayfa ->

LİSE COĞRAFYA DERSLERİ

LİSE-1- COĞRAFYA
LİSE-2- COĞRAFYA
LİSE-3- COĞRAFYA
LİSE-4-COĞRAFYA

ANA SAYFA
ARŞİV
Online Kişi Sayacı

COĞRAFYA ETKİNLİK

LİSE-1- ETKİNLİK
LİSE-2- ETKİNLİK
LİSE-3- ETKİNLİK
LİSE-4- ETKİNLİK


ÖZEL KATEGORİLER

1-OSS HAZIRLIK
2-COĞRAFYA OYUN ANİMASYON
3-KITALAR VE ÜLKELER
4-GÜNEŞ SİSTEMİ
5-TÜRKİYENİN BÖLGELERİ
6-COĞRAFYA VİDEO DERSLER
7-YILLIK PLANLAR
8-ATATÜRK LİSESİ
9-HARİTA ARŞİVİ
10-TARİH DERSİ KONU ÖZETLERİ

COĞRAFYA SUNULARI

LİSE-1- SUNUMLAR
LİSE-2- SUNUMLAR
LİSE-3- SUNUMLAR
LİSE-4-SUNUMLAR


KÜLTÜREL COĞRAFYA


Günlüğüme link vermek için aşağıdaki kodu sitenize ekleyiniz...Banner Değişimi için MSN : aakkbbuulluutt@gmail.com ' a mail gönderebilirsiniz...


cografyalise

LİSE 3. ve 4.SINIF COĞRAFYA ETKİNLİKLERİ İÇİN www.cografyalise.blogcu.com ADRESİNE BEKLİYORUZ.Yukurıdaki Banere tıklamanız yeterli.Sevgiyle kalın(*GÜVEN AKBULUT*)

DOST BLOGLAR



YASAL UYARI


Yasal Uyarı: Bu sitede bulunan konular ve etkinlikler kişisel görüşlerimizdir yüzde yüz doğruluk garantisi verilmez.Yorum farklılıkları olabilir.Bu noktada çıkabilecek sorunlarda sitemiz sorumlu değildir.Sitemizde etkinlik dışı alıntı resim ve konu bölümleri mevcuttur kaynak gösterimi ile ilgili gözden kaçan yada yazılmayan sayfalar için uyarı yapmanızı rica ederiz gerekli düzeltmeler hemen yapılacaktır. Sitemizdeki etkinlik konularının HER HAKKI SAKLIDIR kaynak gösterilerek kullanılması serbest kaynak gösterilmeden ve direk site sayfasının kopyalanarak yayınlanması yasaktır.

Seher AYDIN Yağlıboya Resim Galerisi


COGRAFYAMİZ
Açelya